49   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   51 



"Değerleri hâlâ oldukça düşük."
"Hayati risk taşımıyor, öyleyse ne bekliyoruz?"
"Size söyledim,efendim. Bedeninin biraz daha toparlanmasına ihtiyacımız var."
Gri saçları düzgünce taranmış adam iç çekti.
"Pekala, Bay Scarlet'ın durumu nasıl, protezler hakkındaki fikrini değiştirdi mi?"
"Uyanalı daha bir hafta olmasına karşın durumu oldukça umut verici. Bacaklarındaki sinirleri iyileştirme sürecindeyiz. Protez konusuna gelince...Ona bu konuyu açtığımda kendisini bir savaş gazisi gibi hissettiğini söylemişti. Yaraları ailesinin hatıraları olduğu için protez bacak taktırmamak konusunda inatçı. Ancak kızı için ne gerekiyorsa yapmamızı söyledi. Bilim adamlarımızın üreteceği son teknoloji sentetik dokular için gerekli hazırlıkları başlattık. Elbetteki Bay Scarlet'ın desteğiyle üretim için gerekli ortam da oluşturuldu."
Genç asistan iç çekti ve bakışlarını elinde tuttuğu tablete çevirdi. Tabletteki ekranda kızın fotoğrafı vardı. Berbat bir halde olan yanık vücudu ve kafasının yarısını örtmeye yeten karışmış beyaz saçları... Bu görüntüyü muhtemelen uzun bir süre aklından çıkaramayacaktı.
"Efendim,kızın saçları..."
Gri saçlı profesör düşünceli bir ifadeyle çenesini ovuşturdu.
"Geçirdiği travma nedeniyle baş gösteren sendrom yüzünden saçları beyazlamış. "
"Ne yapmayı planlıyorsunuz,efendim?"
"Kafatasındaki sargılar, yüzündeki sargılardan daha erken çıkarılacak. Bu süre zarfında ürettiğimiz sentetik dokunun prototipini kızın yanmış kafa derisini düzeltmek için kullanacağız. Melanin pigmenti yok edilmiş saçlarla da kızın yanmış kafa derisi üzerine yerleştireceğimiz özel sentetik dokuya ekim yapacağız. Böylece hem sentetik dokuyu deneriz hem de kızın saçlarını düzeltiriz. Kızın tüm saçı beyaz olacak ama yarısının olmamasından iyidir."
Asistan güçlükle yutkundu. Bu stajı boyunca karşılaştığı en ağır vak'alardan biriydi. Ah, babası bu kadar zengin olmasa kızın durumunu düşünmek bile istemiyordu.
"Şimdilik kızın operasyonları üzerinde yoğunlaşacağız. Doku üretimi biter bitmez de nakil işlemlerine başlayabiliriz. Bugün tek görevin kızın değerlerini takip etmek ve en ufak bir değişiklik fark edersen bana bildirmek olacak. Ayrıca Scarlet ailesi dışında arabada bulunan yabancının kimliğine dair bir şey bulundu mu?"
"Ne yazık ki hayır, efendim. Polis araştırmalara devam ediyor, iş birliği yapıyoruz.Veri tabanında henüz bir bilgiye ulaşamadılar. Çalışmaları gizli tutulduğu için süreci tam olarak takip edemiyoruz. Ancak... Bay Scarlet ile konuşma fırsatı bulabildiğimde bunu onlara kimin yapmış olabileceğini sordum.Ve...Tahmin ediyorsunuzdur. Bay Scarlet muhtemelen polise de onun ismini vermiştir. "
"Daniel Rose. Ah, hadi ama polisler o adamı araştırmaktan vazgeçse iyi olur. Herkes için. Biliyorsun..." Profesör sesini alçalttı." Neredeyse bütün emniyet,hukuk,sağlık birimleri onun emrinde. Uzun süre geçtiği halde İlk karısının ölümü arkasındaki sır perdesi bile daha aralanamadı. Bu olayda onun suçlu bulunması tamamen saçmalık."
Profesör geri çekildi. "Değerleri kontrol et. Ben sentetik dokunun moleküler yapısı hakkındaki görüşlerimi diğer profesörlerle paylaşmalıyım. Raporunu bekliyorum.Görüşürüz, Will."
Profesör hızlı adımlarla odayı terk ederken Will odada bir düzine ekranın bulunduğu tarafa yöneldi.
Will Quinet. 
Bay Rose'un özel doktorunun oğluydu ve o da babası gibi başarılı bir doktor olmak istiyordu ama şimdi...Burada bir görev için bulunuyordu.
Casusluk için.
Basit bir görevdi. Günbegün Bay Scarlet ve kızı hakkında bilgi sızdıracak, onları gözetim altında tutacaktı. 
Derin bir nefes aldı. Bay Rose, Ian ve kızının yaşadığını öğrenince onları öldürmekten vazgeçmiş gibi gözüküyordu ama hayır. Bu iyi bir şey değildi.
Will biliyordu. Şimdi babasının onu bu işe bulaştırmaması için Bay Rose'a neden bu kadar çok dil döktüğünü anlıyordu.
Bay Rose'un vahşi yanını yeni yeni anlıyordu.
Bay Rose pekala Will'den de bir katil yapmak isteyebilirdi ve bu durumda Will karşı çıkmak için hiç şansının olmadığına adı gibi emindi.
Ama...Hayır. Bay Rose'u hafife almıştı. Onun sadece bir deli olduğunu düşünmüştü ama o oldukça zeki birisiydi. Satranç oynarken beş hamle ilerisini planlamak gibi her zaman yapacaklarını önceden planlardı. O zeki bir katildi. Onları öldürtmeyecekti. Bu durumda Will'in tek hissedebildiği ise katil olmayacağı için duyduğu sevinç...Ve bu sevinçle beraber içinde yükselen utançtı.
Masum insanlar acı çekecekti. Sadece kendisi kurtulduğu için sevinmemeliydi ama başka ne yapabileceğini bilmiyordu.
Lanet olsun.
Bay Rose onları delirtecekti. 
Ve bunu elini bile sürmeden yapacaktı,yaptıracaktı.
O Daniel Rose'du. 
Soylu bir katil.
Kısa bir an düşünceleri kaza gecesine kaydı. O gece Bay Rose'un malikanesinde büyük bir ziyafet verilmişti. Ian Scarlet ve ailesi de davetliydi tabii.Hatta davete cevap vermediklerinde-veremediklerinde-Bay Rose üzüntülerini dile getirmişti. Herkes kazadan bihaber ziyafetin keyfini çıkarmış,bazıları Ian Scarlet'ı kabalığından ötürü kınamıştı bile. Gecenin ilerleyen saatlerinde kaza basına duyurulduğunda ilk taziye mesajı yayınlayan da yine Bay Rose olmuştu. Zaten şu sıralar yeni karısının malikaneye taşınmasıyla odak noktası olmuştu. Bir de yeni varis meselesi vardı tabii. Will çocuğu birkaç kez malikanede görmüştü. Adı...Jest olmalıydı.
Tüm bunlardan öte Will, Bay Rose'un asla yakalanmayacağını biliyordu. Bunu bizzat babası söylemişti. O bir şeytan demişti. Will'in nedenini sormasına fırsat bile vermeden ona Bayan Rose'un otopsisini kendisinin yaptığını söylemişti ve ardından şu sözleri eklemişti: "Olmayan bir cesedin otopsisini yaptım."
Bu da babasının Will'i Bay Rose'un ağından neden kurtarmak istediğini açıklıyordu tabii ama Will biliyordu ki bu ağa bir kez takılmıştı. Bir daha kurtulamazdı.Derin bir nefes aldı ve düşüncelerini bir sineye çekip önündeki ekranlara odaklanmaya çalıştı.
Sentetik dokuyla kızın cildini ne oranda düzeltebilirlerdi bilmiyordu ama yüzünün şimdiki halinden çok daha iyi olacağı kesindi.
Ayrıca saçları da en azından düzelecekti. 
Tüm ekranları tek tek kontrol edip değerleri tabletine not etti.
Bakışları kısa bir an kızın yataktaki sargılı bedenine kaydı.
Bu kızın hayatını biraz daha yaşanabilir kılmak istiyordu. Gerçi Bay Rose'a hizmet ederken bunu istemesi saçmaydı.
Sonuçta bu kızın delirmesinde o da suçlu olacaktı.
Güçlükle bakışlarını kızdan çekti. 
"En azından biraz daha yaşanabilir..." diye geçirdi içinden.
Ona yardım edemezdi ama vicdanını rahatlatabilirdi.
Düşününce bu da Bay Rose'un birini katil yapmadan acı çektirme yöntemlerinden biri olmalıydı.
Birinin hayatı ellerindeydi ve yapabileceği tek şey kendini doğru olanı yaptığına inandırmaktı.
Bir yalana inanmaktı.
***
"Danee!"
Kalp şeklindeki yüzünü çevreleyen bukleleri omuzlarına dökülen kadın neşeyle Daniel'a sarıldı.
Daniel beyaz dişleriyle o kusursuz gülümsemesini gözler önüne sererken kadının sarılışına karşılık verdi.
"Izzy,her zamanki gibi mükemmel görünüyorsun." Kadının elini tuttu ve onu kendi etrafında döndürerek göz ucuyla süzdü.
"Sen de öyle."
Daniel kolunu kadının omzuna attı ve bahçedeki çardağa doğru yürümeye başladılar.
"Görüşmeyeli epey oldu,ha?"
Kadın yavaşça Daniel'ın koluna vurdu.
"Üç yıl epey uzun bir süre Danee. Biliyorsun, seni bir dakika görmesem bile özlerim."
"Ben evli bir adamım madam."
Kadın güldü ve birkaç dakika sonra gülümsemesi üzüntülü bir ifadeyle yüzünden silindi.
"Şey, ben...Senin adına üzgünüm.Karın için..."
"Isabella, sorun değil..." Daniel yüzüne acılı eş maskesini taktı ve devam etti.
"Uzun zaman oldu ve ben yeniden evlendim."
"Ne..."
Isabella bunu bir fısıltı şeklinde söylemişti.
"Söylentiler doğruydu demek." Kadının yüzü asıldı ve çardağa oturduklarında gümüş gözleri acıyla parladı.
"Bak,Izzy... Sen yoktun ve-"
"Sorun değil..."
Hayır,bu büyük bir sorundu. Isabella Carpentio,Charles'ın biricik kız kardeşi ve Daniel'ın çocukluk arkadaşıydı.Küçüklüklerinden beri Daniel'a aşıktı, öyle ki bir gün Daniel'ın karısını bırakıp kendisiyle birlikte olacağı fikriyle hiç evlenmemişti. Bayan Rose'un ölümünü duyduğunda ise sevinçten ne yapacağını bilememiş,işini bitir bitirmez Daniel'ın yanına gitme hayalleri kurmuştu. Sonunda Daniel'a kavuşabilirdi. Yıllardır içinde büyüttüğü aşkı onun zarif kollarına bırakabilir,ona herkesten daha iyi bir eş olabilirdi.
Ama bu artık mümkün değildi. 
"Seni seviyorum Danee ve her zaman seveceğim."
Daniel'ın dudakları zevkle kıvrıldı. Isabella'yı bunca yıl sonra çağırmasının bir sebebi vardı elbette. Zavallı kadın kendisine öylesine aşıktı ki Daniel ne derse yapacaktı. Tek tek,sorgulamadan.
Ancak şimdi kadının üzgün suratına bakınca belki de onu biraz cesaretlendirmeliydi. Hem böylesi daha zevkli olurdu. Birine umut verirdiniz ve bu umut o kişinin içinde filizlenir, bütün bedenini sarıp sarmalardı. Umudunu ondan geri aldığınızda,umudunu çürüttüğünüzde o bütün bedeni saran umut kişinin içinde yitip gider ve kişiyi de kendisiyle beraber götürürdü.
İşte Daniel'ın yapmak istediği tam da böyle bir şeydi.
Ona umut verecekti,bedenini sarıp onu içten içe tüketecek türden bir şey.
Bir yalan.
"Isabella..." Kadının ellerini tuttu. "Benim sevgili Izzy'm. Eğer benim için bir iyilik yaparsan her şeye yeniden başlayabiliriz.Tüm bu yaşananları unutup seninle yeni bir hayat kurabiliriz." 
Kadının gümüş gözleri özlemle parladı. Tüm bu zaman boyunca duymak istediği sözler zihninde yankılanıyordu. Sevinçten gözleri sıcak yaşlarla süslendi. Hiçbir zaman ulaşamayacağını düşündüğü hayalleri gerçek oluyordu.
"Daniel..."
"Benim için sadece bir şey yapacaksın ve birbirimize kavuşacağız Izzy. Söz veriyorum."
"Senin için her şeyi yaparım Danee,her şeyi..."
"Güzel."
Daniel uzandı ve kadını kollarıyla sardı. Nazikçe saçlarını okşadı ve yavaşça fısıldadı.
"Ian Scarlet...Isabella, benim için onunla evlenir misin?"
Isabella'nın gözyaşları hafifçe yanaklarından süzülüp Daniel'ın omzunu ıslattı.
Kadın Daniel'a daha sıkı sarıldı ve onun kokusunu içine çekmek ister gibi derin bir nefes aldı.
Onun için her şeyi yapardı. Her şeyi...
"Evet,Danee. Senin için onunla evlenirim."
Daniel nazikçe kadını kendinden uzaklaştırdı.
"Mükemmelsin, Izzy." Kadının iki yanağına yumuşak birer öpücük kondurdu. 
Biliyordu,karısı onları izliyordu. Göz ucuyla yavaşça onlara yaklaştığını gördü. Sırıttı.
Ayağa kalktı ve yanlarında beliren karısına döndü.
"Ah,sevgilim."
Isabella ise biraz önceki konuşmalarının etkisinden hala çıkamamış, neşeyle gülümsüyordu. Birden Bayan Thorn'un yanlarına geldiğini fark etti ve aceleyle gözyaşlarını silip ayağa kalktı.
"Seni sevgili Izzy ile tanıştırayım, hayatım .Isabella Carpentio, eski bir dostum."
Bayan Thorn huzursuzca gülümsedi.
Isabella ise 'eski bir dost' ifadesine takılmamaya çalıştı. Daniel'a yardım edecekti ve en sonunda ona kavuşacaktı. Sadece biraz sabretmeliydi o kadar.
Isabella kendini toparlamayı başarınca kadının yapmacık gülümsemesine içtenlikle gülümseyerek karşılık verdi.
"Bu akşam yemekte bize katılmaya ne dersin Izzy?"
Daniel, Isabella'nın cevabını beklemeden kolunu uzatıp karısının koluna girmesini sağladı. Malikaneye doğru ilerlemeye başlamadan hemen önce de arkasında dikilen kadına bakıp göz kırptı.
Evet,evet...Bu bir oyundu.Böyle düşünmeliydi.
Kol kola girmiş çiftin peşinden malikaneye doğru ilerlemeye başladı.
Ancak her şeyden öte her oyunda olduğu gibi bu oyunun da kuralları vardı.
Ve bu kuralları belirleyen Daniel Rose'dan başkası değildi.
***
"Bunu bana yapamazsın,bunu kendine yapamazsın Izzy!"
"Neyi yapamam Charles? Ayrıca bana şöyle seslenmeyi kes! Sen o değilsin." Aslında kendisine Izzy diye seslenilmesine bayılırdı. Tabii böyle seslenen kişi Daniel olduğu sürece.
Charles uzun koyu kahve saçlarına ellerini geçirdi. Gri gözleri endişeyle parlıyordu. Birkaç saniye duraksadı.
"Onun seni kullanmasına izin verme. Onu gerçekten tanımıyorsun."
"Asıl onu tanımayan sensin. Onu çocukluğumdan beri tanıyorum ve ona güveniyorum abi."
"Isabella lütfen..."
"Onu seviyorum. Beni hiçbir zaman sevmeyecek olsa bile,beni kullanıp bir kenara atacak olsa bile onu seveceğim. Bunu sen de biliyorsun. O benim kurtarıcım."
"O,senin kurtarıcın falan değil!"
"Öyle!"
"Onun yüzünden..." Charles omuzlarını düşürdü ve sesini alçalttı. Söyleyeceği kelimelerin gerçekliği yüreğini yakıyordu.
"Babamız öldürüldü."
Ve kelimelerin etkisi tüm bedenini sararken sert bir tokat yanağına indi. Şaşkınlıkla birkaç adım gerilerken nefes nefese karşısında dikilen kadına baktı. Koyu kahve bukleleri kollarını sarmış, gümüş gözleri yaşlarla dolmuştu. 
"Bu doğru değil! Daniel hiçbir şey yapmadı...O beni seviyor. Bana zarar vermez."
Lanet olsun.
Charles ne kadar denese de o günü asla unutamayacaktı.
Ona zorla babasının ölümünü seyrettirmişlerdi. Üstelik daha bir çocuktu. Daniel de yanındaydı. Zaten tüm bunlar onun yüzünden olmamış mıydı? Onun asi davranışları yüzünden cezalandırılmamışlar mıydı? En kötüsü de Izzy'nin buna hiçbir zaman inanmamış olmasıydı...
"Izzy...Isabella o evli."
"Biliyorum ama ona yardım edersem...Bana söz verdi."
Charles öfkesi yüzünden içinde yükselen kahkahayı bastırdı.
O pislik verdiği sözleri tutmazdı ki.
"Bir gün onun yüzünden ölecek olsam bile sorun değil abi. Zaten beni hayatta tutan tek şey o,biliyorsun. Beni içinde kaybolmak üzere olduğum sonsuz ızdıraptan kurtardı.Bana yaşamam için bir neden verdi,onu sevmem için bir şans. Bunu anlayamazsın,kimse anlayamaz. Onun için herkesi feda edebilirim." Hafifçe gülümsedi."Seni bile abi. Seni bile..."
Charles bunu biliyordu ve bunu bilmek içten içe onu deli ediyordu. Sorun Izzy'nin onu seçmeyecek olması da değildi. Asıl sorun bunu o adam için yapacak olmasıydı.
"Senden... ne yapmanı istedi?"
"Bu önemli değil-"
"Senden ne yapmanı istedi!"
Isabella iç çekti ve parmağını kahverengi buklelerinden birine doladı. Daniel ile aynı yaştaydı ve onun gibi yaşını belli etmeyen genç bir yüze sahipti.
"Ian Scarlet, onunla evleneceğim."
"Isabella bunu yapma! Onun için hayatını feda etmek zorunda değilsin,lütfen."
"Bunu istediğim için yapıyorum abi. Sorun değil...Gerçekten."
Isabella buna inanmak istiyordu. 
"Bir kez daha düşün Izzy..."
"Yeterince düşündüm ve kararımı verdim abi." İçtenlikle gülümsedi. Az önceki öfkeli hali sıcak bakışlarında eridi.
"Aşk bir savaştır."
Charles bunu biliyordu. Isabella her zaman böyle derdi ama Charles onun bilmediği bir şeyi de biliyordu.
Aşk bir savaştı belki ama bu, uğruna ölmeye değecek bir şey olduğunda geçerliydi.
Söz konusu kalpsiz bir adam olduğunda değil.


Yazar Notu: Kurban bayramınız mübarek olsun!


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


49   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   51 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.