07   Önceki Bölüm 

Çevirmen: AzurveAziz


"Yüce Yuan Tekniği"ni kullanarak kendini geliştirmiş olabilirdi ama koskoca 3 yıl geçmesine rağmen  hala Vakıf İskele Binasına girebilmiş değildi. Geçen 3 yılın çoğu vücudunu iyileştirmek ile geçirmişti.

Ama bu üç yılda,  deneyimlerinden biliyordu ki bu geliştirme tekniği normal değildi. Geliştirme tekniği çok belirgin bir şekilde diğerlerine göre zor olmasa da, kendisiyle aynı seviyede biriyle savaştığında yerle birlikte adamı da silip süpürecek güçte bir teknikti.

Ve sonraki iki günde, her şey hazırlanmış ve zaman gelip çatmıştı. Su Yi sonunda Vakıf İskele Binasına girmeyi denemeye karar vermişti.

Su arazisi bu işe girişmek için pek uygun bir yer değildi. Bu yüzden Su Yi, gizli yerine gitti. Su Yi bu gizli yere her geldiğinde bu mağaraya gizlice girerdi.

Bu gizemli yerde, Su Yi hala yerde oturuyordu.  Vakıf İskele Binasına girebilmek için her türlü koşula kendini hazırlıyordu.

Ve Su Yi, gardını indirmeyi aklından bile geçirmiyordu.  Eğer İskeleye giremezse, en iyi ihtimalle bütün çalışmaları boşa gidecek ve daha fazla kendini geliştiremeyecekti. En kötü senaryo ise Qi deviasyonunu deneyimleyip bu uğurda ölecekti.

Yuan Qi ve vücudu içindeki meridyenler hareket etmeye devam ediyordu, vücundaki suyun çekilme sesleri etrafa yayılıyordu.

Eğer sonunda başka bir şey olsaydı, şaşırıp kalırdı. Yuan Qİ ne kadar sıkışmış ve berbat haldeydi ki, bu  kadar komik sesler çıkarıyordu?

Yuan Qi Su Yi'nin vücudunda Su Yi ile aynı gelişim seviyesinde olanlardan daha çok sıkışmıştı. Daha da önemlisi; son üç yılda  gerçekleşen vücundaki meridyenlerin içindeki arınmalar  ve genleşmeler ve vücudundaki meridyenlerin kendisi onu kendisiyle aynı  gelişme seviyesindeki adamlardan daha ince gösteriyordu. Bunun sonucu olarak,  Yuan Qi vücudunu hareket ettirdiğinde,  normalden daha hızlı uzuvları hareket ediyordu ve çok gürültü çıkarıyordu.

Qi vücudu yönetiyordu. Qi, vücudun özünden vücudun dış yüzüne kadar gidip duruyordu. Bunu 72 defa yaptıktan sonra duruyordu. Bir gün, tüm Qi'ler geri dönecekti. Özden dış yüze bütün Qi'ler yenilecekti. Bunu 72 defa daha yaptıktan sonra.

Tanrıyı yönetime getirip, hakimiyeti yeniden kazanıp ve sonra da izlenecek yolu yeniledikten sonra Vakıf İskele Binasına girebilirdi.

Vakıf İskele Binası, fiziksel vücuttan düşünsel ruhlara kadar gözle görülemeyen her şeyi görebilirdi. Fiziksel bedeni ruhsa bedenin gerçek kapasitesine yetiştirmek için izlenmesi gereken birkaç belirli adım vardı.

Gelişimciler için, Vakıf İskele Binası bir şeylere başlayabilmek için her şeyin temeliydiç

Bütün gökyüzünü delen şeylerin zemin katı vardır.  Vakıf İskele Binasının ne kadar önemsiz olduğu düşünülürse, yükselmenin ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Bu da gelecekte ne kadar başarılı olacağını belirler. Bir saniyeliğine bile gardınızı indiremezsiniz.

Büyük ailelerde, genç kuşakların Vakıf İskele Binasına girebilmesi önemli bir olaydır.


Zaman geçtikçe, ne zaman başladığı belirli olmamakla beraber Su Yi, kör edici bir ışık yaymaya başladı. Qi dalgaları, dalga dalga bütün vücuduna yayıldı ve ortalığı ateşe verdi. Havada muhteşem bir hakimiyet sağladı ve müthiş güç elde etti.

Su Yi'nin vücundaki ışık zaman geçtikçe daha da kör edici olmaya başlıyordu. Vücuttaki vibrasyonların sesleri yavaş yavaş patlama sesleriyle yer değiştirmişti. Fırtına ve gök gürültüsü sesi gibi.

Vücudundan bir şeyler atarmışçasına vücudu kasılıyordu.  Uludukça uluyordu.

Su Yi'nin merkezinde olduğu Qi dalgaları hiddetlenmeye başladı. Su Yi daha da gözleri kör etmeye başladı. Etrafa dolu ışık yağıyor gibiydi ve en ufak yeri bile yakıyordu.

Kargaşa oldukça büyüktü. Şans ki, bu küçük yer dünyadan ayrıydı ve dışarıyı hiçbir şekilde etkilemiyordu. 

Su Yi'nin elindeki mühürler belirli aralıklarla değişti. Vücudunun yaydığı atmosfer daha da haşin oldu.  Vücudundan fırtına ve gök gürültüsü hırlamaları geliyor gibiydi ve o kadar korkutucu ve  gürültülüydü ki, diğer insanları korkutuyırdu. Gökyüzünün kendisi bile korkudan titriyor gibiydi!

Eğer burada başka bir insan olsaydı, büyük ihtimalle korkudan altına sıçardı. Nasıl olur da Vakıf İskele Binasına girmek böyle korkutucu sahneye yol açardı?

Rahmetler olsun!

Göz korkutucu atmosfer altında Su Yi'nin parçaladığı kıyafetler parçalanınca, vücudundaki izler ortaya çıktı. 

Işık hüzmeleri onu sarpa sardı ve bilinmeyen bir güç etrafta dalgalandı!

Bamm!

Aniden, bütün yüzey sanki bir sinyal almış gibi sallanmaya başladı. Işık daha çok Su Yi'nin üstünde toplanmış ve etrafını daha çok kaplamıştı.

Mevsimler değiştikçe yer değiştiren takımyıldızları gibi devamlı hareket ediyordu ışık. Etrafa tanrı gibi hakim olan ışık anı canlandırıyordu. Sanki bilinmeyen bir güç uzayı ele geçirmiş ve atalara meydan okuyormuş gibiydi.

Işık hüzmeleri altında, Su Yi'nin bedeninin içinden siyah bir sis dışarı çıkan bir sis vardı ve neredeyse gözle görülmez haldeydi. Saflığın vücut bulmuş hali gibiydi.

Siyah sis etrafa yayıldığında, Su Yi'nin vücudu daha da parlamaya başladı. Gizemli güç sayesinde, vücudundaki izler kaybolmaya başlamıştı. Bütün vücudu ışık hüzmeleriyle kaplanmış hale gelmişti. Arındırma ritüeli gibiydi sanki.

Gökyüzü daha bir ışıl ışıl olmuş, yavaş yavaş gürültü kopartıyordu. Bilinmeyen bir güç sürekli Su Yi'nin peşindeydi.

Su Yi hala yerde oturuyor ve kılını kıpırdatmıyordu. Bütün vücudu parıl parıl parlıyordu. Derisindeki gözenekler rahatlamaya ve açılmaya başlamış, gizemli gücü vücuduna emiyor, onu güce dönüştürüyor ve dışarı ilahi bir ışık saçıyordu.

Su Yi bunun özel bir trans olduğunu biliyordu.  Dış dünyadan tamamen izole edilmiş gibiydi.

Olan her şey o kadar gizemliydi ki. Eğer burada olanları başka birisi görseydi kesinlikle donup kalırdı. Bu dünyada başka kim Vaskıf İskele Binasına girerken böyle bir kargaşaya neden olurdu ki?

Bir gün bir gece çoktan geçmişti. Su Yinin eve dönme haberi birden şehirdeki en çok konuşulan konu haline gelmişti.

Mo Bu Fan, He San, Song Wu Qiu üçlüsü ve onlarla birlikte nice şehrin genç efendileri Su Arazisinin ana kapısının etrafını sarmışlardı ama Su Yi'yi göremeyince yapabildikleri tek şey oradan ayrılmak olmuştu.

Mo Bu Fan ve diğerleri bunun ardından eğer Su Yi kapıdan geçmeye cüret ederse ona cehennemi tattıracaklarını söylemişlerdi.

Su Arazisinin içinde, Su Yi ile iletişime geçmek isteyen hiç kimse yoktu.

Bu yüzden Su Yi, araziyi kimsenin ruhu duymadan terketti. Herkes Su Yi'nin bilerek saklandığını düşündü.

Koca 2 gün ve 2 gece sonra , siyah dalgalar Su Yi'nin bedenine hücum etmeyi bıraktılar. Fiziksel vücudu tamamen her şeyden arınmış gibiydi.

Bam!

Tam o anada, Su Yi'nin edeni ard arda acayip gürültü yapmaya başladı. Sanki iç organları dışarı çıkıyormuş gibiydi. Çıkan ses cennet orkestrası gibiydi.

Su Yi'nin bedeni tam o anda ışık patlaması yaşadı. Tüm vücudun arınması sekiz buçuk saat civarı sürdü. Sonunda, her şey mükemmeldi. Su Yi'nin sımsıkı kapalı gözleri açılmaya ve kirpikleri hareket etmeye başlamıştı.

Buuv!

Gözlerinden ışık hızıyla kör edici bir ışık patlamıştı. Sonra gözleri keskinleşmiş ve dikkatli bakmaya başlamıştı.

"Hepsi bu mu?! O kadar da zor gözükmüyor."

Her şeyi içinde hissedince, Su Yi'nin başına ağrılar girdi. İnsanlar her zaman Vakıf İskele Binasının çok ama çok zor ve riskli olduğunu söylerdi. Zorluk karşılaştırılamazdı ama o çok fazla bir şey hissetmemişti. Bu zamana kadar boşuna uğraşmıştı.

Su yi, kendisi sahte bir Vakıf İskele Binası inşa etmiş gibi hissetti.  Ama kısa bir kontrolden sonra, Vakıf İskele Binasına girmede başarılı olduğunu anladı.

"Hayır. Bir şeyler doğru değil. Bu sadece Vakıf İskele Binası değil."

Birdenbire Su Yi, inanılmaz bir şey keşfetti. Yüzü şok ile kasıldı. Bulunduğu bölgedeki Qi okyanusunda bir girdap oluşmuştu ve etrafta Yuan Qi!ler uçuşuyordu. 

"Yuan Ruhlar Alemine felan mı düştüm?!"

Su Yi serseme dönmüştü. Qi Yenileme Periyodu, gelişimin başlangıcıydı. Bunların hepsi sadece bir başlangıçtı. Yuan Ruhlar Alemine girebildiği anda gerçek bir gelişimci sayılabilirdi.

Dantian içindeki Qi okyanusu Yuan Ruhlar Aleminin bir işaretiydi.

Ve işte o anda aslında Qi Okyanusu onun içindeydi. Su Yi'nin dikkatli ve doğru bir incelemesinden sonra, sadece Vakıf İskele Binasına girmek istemişken Yuan Ruhlar Alemine girmenin okuyla kasıldı. 

"Şans patlaması yaşıyorum."

Şokun etkisinden sonra Su Yi'nin yüzü sevinçten parladı.

Bu güzel bir şeydi. Şansı yaver gitmiş olmalıydı. Böyle güzel bir şey onun başına gelmişti. Şimdi ise görünen o ki, güzellerle evlendiği ve insanlığın zirvesine ulaştığı günlere bir adım daha yaklaşmıştı. 

Ama, Vakıf İskele Binası tamamen kolayca tamamlanmış ve Yuan Ruhlar Alemine girmiş olsa bile Su Yi'nin aklı hala karışıktı.

Vakıf iskele Binasına girerken neler tecrübe ettiğini sadece Su Yi biliyordu. Sadece binada yan gelip yatmış ama o sırada o bölgede ne olduğuna dair hiçbir şeyi anlayamamıştı. Gizemli bir güç birden bire içine hücum etmiş ve vücudunu arıtıp yenilemişti.

Bu bilenmeyen güç çok gaddardı. Eğer koskoca 3 yıllık antremanlar vücudundaki meridyenlerin ve fiziksel bedenin daha fazla güçlenmesine sebep olmadıysa, ortalama bir gelişme tekniği nasıl olurda vücudundaki meridyenleri bu şekilde etkilediini ve saflaştırdığını düşününce vücudunun parçalanmasından korktu.
 
Su Yi'nin tahminine göre binada uzanırken Yuan Ruhlar Alemine girmesine izin veren bu bilinmeyen güçtü.


"Birazcık güçlenmiş gibi gözüküyor!"

Vücudunu kontrol edince, Vakıf İskele Binasına girdiğinden mi yoksa o gizemli güç yüzünden mi olduğunu anlayamadığı bir şekilde öncekinden daha güçlü hale gelmişti. 

"Ha?"

Sonradan, Su Yi aynı zamanda bütün vücudundaki izlerin kaybolduğunu keşfetti sanki daha önce hiç var olmamışlar gibiydi. O kadar parlaktı ki vücudu, adeta bir yeşim parçası gibiydi.

Su Yi'nin bunun nası olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu ama bunun şu atmosfer yüzünden olduğunu tahmin edebiliyordu. En azından yüzeysel olarak güzel bir şey gibi görünüyordu.

Şey, ne olursa olsun Vakıf İskelele binasına girmekle kalmamış Yuan Ruhlar Alemine de girmişti.

Su Yi gani gani ruhsal enerjinin yok olduğunu farkettiğinde korkudan tir tir titredi.

Ama alan çok geniş değil gibiydi. 2-3 adım atmalık yer vardı.

Su Yi bunun tuhaf olduğunu düşünmedi. Vakıf İskele Binasını tamamlayıp Yuan Ruhlar alemine girdiğinden biliyordu ki, bu yerden bir sürü enerji toplamıştı. Ona göre bu yerdeki kaybolan enerji en kısa zamanda geri getirilmeliydi.

Bilahere,  Su Yi utanç içinde orayı terketmeye karar vermişti.  Şu anda, üzerinde tek bir giysi parçası bile yoktu.  Enerji patlaması nedeniyle üstündeki kıyafetlerparamparça olmuştu.

Umutsuzca, barbarların giydikleri gibi basit kıyafetler yapmaya çalıştı. Ve sonra gizemli yeri terketti.

Mağaranın dışında, gökyüzü çoktan aydınlanmış durumdaydı.

Dap şelalesi sakindi. Soluk mavi su yukarıdan kristal berraklığıyla aşağı akıyor ve etrafta kabarık bir sis oluşturuyordu.

Dağın tepesi yeşilliklerle kaplıydı. kahverengi bir falezin üstünde, Su Yi gerindi.

"Cennet  kesinlikle bunları rezillleri görünce harekete geçmeliydi. En sonunda, gerçek gelişimci oldum. Şeytanlar Ormanında 3 yıl sürünmem boşuna değildi."

Yüzünde kocaman bir sırıtış vardı. Su Yi falezden aşağı atladı.  Vücudu bir kırlangıççasına tüy gibi hissettiriyordu. Vücudunda sınırsız güç var gibiydi.

Bu his, Qi Yenilenme Periyodunun verdiği hisle kesinlikle karşılaştırılamazdı.

Su Arazisi. Sabahın körü olduğu düşünülünce, tuhaf bir şekilde capacanlıydı.

Bugün, Kutsal Dağa güçlü gelişimcilerin geldiği sıradan bir gün değildi.  Su Ailesinden seçilmiş birkaç öğrencinin,  Kutsal Dağa mürit seçimi için gideceği gündü.


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


07   Önceki Bölüm 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.