7.2   Önceki Bölüm 

Bölüm 8: Bu Saygıdeğer Kişi Cezalandırıldı

Mo Ran tam üç gün boyunca yatakta ölü balık gibi seriliydi. Yaraları daha yeni azıcık iyileşmişti ki Kırmızı Nilüfer Pavilyonu'na gidip iş yapmasını söyleyen emirler aldı.
*ÇN: Burada "get the hell to the Red Lotus Pavillion" yazıyordu ama Türkçeye nasıl çevircem wtf dedim ve sadece "get to the Red Lotus Pavillion" olarak düşünüp çevirdim. Çok bir şey kaybetmiyorsunuz zaten. Sadece burada emirlerin Mo Ran'a sertçe verildiğini hatta biraz acele etmesini vurguladığını söyleyebilirim.

Bu da cezanın bir parçasıydı; Mo Ran kapatılma süresince dağdan aşağı inemezdi fakat etrafta boş boş da oturamazdı, onun yerine sektteki ufak tefek işlere yardım etmeliydi.

Bu ufak tefek işler genellikle; MengPo Salonu'ndaki yemekhaneci teyzenin bulaşıkları yıkamasına yardım etmek, NaiHe Köprüsü'ndeki sütunlarda bulunan üç yüz altmış beş taş aslanı ovmak, eskimiş kuru belgelerin ve yazıtların kopyasını çıkarmak ve benzeri şeylerdi.

Kırmızı Nilüfer Pavilyonu tam olarak nasıl bir yer miydi? O p*ç Chu WanNing'in kaldığı ve herkesin Kırmızı Nilüfer Cehennemi diye bahsettiği lanetli yerdi.

SiSheng Zirvesi'nde çok az sayıda kişi oraya gitmişti. Gidenlerden her biri ise ya kırık kollarla ya da kırık bacaklarla geri dönmüştü.

Bu yüzden, Kırmızı Nilüfer Cehennemi'ne ek olarak, Chu WanNing'in kaldığı yerin daha gerçekçi olan bir başka takma adı vardı: Kırık Bacakların Pavilyonu.

Sadece sekt öğrencilerinin bildiği bir espri vardı:"Pavilyon'un saklanır içinde bir güzellik; güzelliğin elinde tutulur TianWen. Bacak kırmak için gir kapımdan; Bacak kırmanın acısını anla. İstiyorsan ölmek, yardımcı olur Kıdemli Yuheng, eşsiz servisi ile, garantidir memnuniyet."

Bir zamanlar, ölümle alay eden, çapkınlığı göğe uzanan ve gerçekten Kıdemli YuHeng'ın güzelliğine sulanmaya cüret eden bir kız öğrenci vardı. Aysız bir gecede Güney Zirvesi'ne gizlice girdi ve çatıya tırmandı, Kıdemli YuHeng banyo yaparken ona gizlice bakabilmek umuduyla.

Sonuç belliydi. O kadın savaşçı, TianWen tarafından ölüm ile yaşam arasındaki çizgiye uğurlandı ve yüz, acınası günden daha az olmayan bir süre boyunca yatakta serili kaldı.

Dahası, Chu WanNing, ona daha fazla sırnaşmaya çalışırsa direkt gözlerini oyacağını bildirdi.

Görüyor musunuz? Ne anlayışsız bir hödüklük! Ne duyarsız hareketler! Ne iğrenç bir adam!

Sektte, kız olduklarından Kıdemli YuHeng'ın onlara acıyacağını ve merhamet göstereceğini düşünen birtakım saf ve ahmak kız vardı.

Kıkırdar ve ona takılırladı, küstahça dikkatini çekmek umuduyla. Fakat kıdemli o suçlu kızı kestiğinden beri kimse ona asılmaya cesaret edemedi.

Kıdemli YuHeng kamçılama konusunda ayrımcı değildi, düzgün bir lordun kişiliğine de sahip değildi ve yüzünün güzel olmasından başka hiçbir şeyi yoktu--- bu sekt öğrencilerinin onun hakkındaki eleştirisiydi.

Haberci Shi-Di Mo Ran'a gözlerinde sempatiyle baktı, kendini tutmaya çalıştı ama en sonunda başaramadı: "Mo-Shixiong..."

"Hm?"

"...Kıdemli YuHeng çok huysuz, Kırmızı Nilüfer Pavilyonu'na giren kimse oradan ayakta çıkamıyor. Gidip Kıdemli YuHeng'e yaralarının tamamen iyileşmediğini söyleyip onun yerine bulaşık yıkamak için yalvarmaya ne dersin?"

Mo Ran bu Shi-Di'nin şefkatli, Buda kalbine, çok minnettardı fakat sonra fikrini reddetti.

Chu WanNing'e yalvarmak mı? 
Lütfen. Bir kez daha TianWen tarafından dövülmek istemiyordu.
 
Bu yüzden büyük bir gayretle giyindi, ve büyük bir isteksizlikle ağır ayaklarını sürükleyerek SiSheng Zirvesi'nin güney tarafına doğru yürümeye başladı.

Kırmızı Nilüfer Pavilyonu'nun -Kırmızı Nilüfer Cehennemi'nin- yani Chu WanNing'in kaldığı yerin yaklaşık yüz altmış bir kilometresi boyunca görünürde kimsecikler yoktu.

Onun yaşadığı yere kimse gitmek istemezdi; Chu WanNing'in berbat zevki ve ne yapacağı belli olmayan yapısı, sektteki herkesin ondan uzak durmasını ve sadece onu uzaktan saygıyla izlemesini sağlıyordu.

Mo Ran birazcık gergindi, Chu WanNing'in ona ceza olarak ne yaptıracağını bilmeyerek ve tüm yol boyunca düşünceleri çıldırırken Güney Zirvesi'ne vardı. Sık bir bambu korusundan geçtikten sonra görüş alanına, geniş bir alan kaplayan parlak kırmızı nilüferler girdi.

Daha, erken sabah saatleriydi, güneş doğudan yeni yükselmişti, ufuk göz kamaştırıcı bir parıltı yansıtıyordu. Göldeki semavi nilüfer yapraklarının arasından, alev rengi kırmızı gökyüzünü kırmızı çiçekler ile bağlayan saplar uzanıyordu, her biri birbirinin ışıltısını emiyor ve yansıtıyor, parlaklığı büyütüyordu, etkileyici bir görüntüydü. Gölün üstünde oldukça zarafet içinde duran Pavilyon'a giden dolambaçlı bir zik zak köprüsü vardı. Bir çift şelale perdesi akan çok büyük bir arka plan ile, boncuk boncuk su damlaları birer kristal parçası gibi çınlayarak aşağıdaki taşlara vuruyordu. Islak sis buharlaşıyor ve ışık sisin arasından parıldıyor, sükunetin içinde semavi bir atmosfer oluşturuyordu.

Tüm bunlar hakkında Mo Ran'ın düşüncesi ise:
Öö idi.
*ÇN:iğrenme anlamındaki öö.
 
Ne kadar güzel olursa olsun Chu WanNing'in yaşadığı her yer ona göre "öö"ydü.

Ne kadar gereksiz ve savurganca. Öğrencilerin uyuduğu yurt çok sıkışıktı, her oda çok küçük bir alan kaplıyordu. Bir de Chu WanNing'e bakın; bir tek kendisi bütün bir dağ başını kaplıyor. Üstelik üç devasa göl kazıp içine sayısız nilüfer çiçeği dikmiş. Tamam, iyi. O nilüfer çiçeklerinin özel bir tür olup onlardan kaliteli ilaç üretilebileceği söyleniyor, ama----

Her neyse, yine de göze batıyordu. Bu pavilyonu direkt yakıp kül etmek için ateşe verememesi çok kötüydü!

Her şeye karşın söylenme sadece söylenmeydi. Bu sene daha on altı yaşındaydı ve Shizun ile kapışmak için güçsüzdü. Mo Ran Chu WanNing'in kaldığı yerin önüne ulaştı ve kapının önünde dikildi. Gözlerini bir tebessümle kıstı ve aşağılık biri gibi davranarak, insanı iğrendirecek derecede tatlı bir sesle seslendi.

"Bu öğrenci Mo Ran, Shizun'u selamlıyor."

"Mn. Gir."
*ÇN: mn tamam anlamı veriyor.
 
Evin içi karmakarışıktı. O acımasız Chu WanNing bembeyaz giyinmişti, kıyafetin katmanları yakasında yüksek ve sıkı bir şekilde çapraz birleşiyor, saf ve iffetli bir hava veriyordu. Bugün yüksek bir at kuyruğu yapmıştı, bir çift siyah zırh eldiven giymiş, yerde mekanik parçaların içinde dudaklarının arasında bir fırça ile oturuyordu.

Duygusuzca Mo Ran'a kısa bir bakış attı ve ağzındaki fırçayla belli belirsiz konuştu,
"Buraya gel."

Mo Ran yanına gitti.

Gitmek gerçekten de biraz zordu çünkü evde yürümek için alan kalmamıştı; Her yerde ozalitler, kırık odun parçaları ve metal kısımlar vardı.
*ÇN:Ozalit=yüzeyi ışığa duyarlı bir maddeyle kaplı olan bir kâğıt üzerine, kalıptan çekilmiş resim, yazı kopyası. Gözünde canlandıramayan google'da aratsın ve görsellere baksın.
 
Mo Ran'ın kaşları seğiriyordu. Önceki yaşamında Chu WanNing'in odasına girmemişti ve onun gibi düzgün ve yakışıklı bir adamın böyle bir karışıklık içinde yaşadığını da bilmiyordu. Anlatması zor bir duyguydu.

"Shizun, ne yapıyorsun?"

"Kutsal Gece Gardiyanı"

"Ha?"

Chu WanNing birazcık huysuzdu, büyük ihtimalle ağzında bir fırça olmasından ve konuşmasının kolay olmamasındandı,"Kutsal Gece Gardiyanı"

Mo Ran sessizce zeminin her yerine dağılmış parçalara baktı.

Bu Shizun'una ayrıca Chu Usta lakabı da verilmişti, sadece boş olmayan bir lakap. Doğruyu söylemek gerekirse Chu WanNing takdire değer bir adamdı, üç kutsal silahı, bariyer onarma güçleri veya mekanik mühendisliği olsun hepsi "zirvenin en üstü" adını hak ediyordu. Ne kadar huysuz da olsa ve onu memnun etmek ne kadar zor da olsa, tüm büyük kültivasyon sektlerinin, onu kimin almaya layık olduğunu görmek için mücadele etmesinin nedeni de buydu.

Bu "Kutsal Gece Gardiyanı"na gelince Mo Ran bunun ne olduğunu çok iyi biliyordu.

Bu Chu WanNing'in yarattığı bir mekanik zırhtı; fiyat olarak ucuzdu fakat savaşta güçlü ve etkiliydi, ayrıca alt kültivasyon dünyasında yaşayan halkı, geceleri evlerine girmeye çalışan iblislerden koruyabiliyordu.

Önceki yaşamda tamamlanmış Kutsal Gece Gardiyanı hemen hemen her evde bulunan yaygın bir zırh haline dönmüştü. Her zırh saplı bir süpürge ile neredeyse aynı fiyattaydı ve dişlerini gösteren bir kapı gardiyanı resminden daha etkiliydi.

Chu WanNing vefat ettikten sonra bile Kutsal Gece Gardiyanları kültivatör tutmaya parası yetmeyen yoksul aileleri korumaya devam etti. Böyle gönülden bir merhamet, öğrencilerine olan ilgisiz tavrına nazaran... Heh, bu, Mo Ran'ı aşağılama duygusu ile dolduruyordu.

Mo Ran oturup şu anda sadece birkaç parçadan ibaret olan Kutsal Gece Gardiyanı'nı izledi, birinin parmak eklemini eline alıp onu yakından incelerken geçmişte yaşanan olaylar yavaşça ve istemeden de olsa yanından kayıp geçti.

Chu WanNing elindeki parçaları tıkırdatarak birleştirdi ve sonunda dudaklarının arasında duran fırçayı alabilmek için bir elini boşalttı, sonra sertçe Mo Ran'a baktı, "O yeni yağlandı, dokunma."

"Ah..." Mo Ran parmak eklemini bıraktı ve düşüncelerini düzeltti. Sevimli ve zararsız rolünü oynamaya devam ederek mutlu bir gülümseme ile sordu,"Shizun beni buraya yardım için mi çağırdı?"

"Mn."dedi Chu WanNing.

"Ne yapmamı istiyorsun?"

"Evi temizlemeni."

Mo Ran'ın tebessümü dondu ve sanki depreme yeni maruz kalmış gibi görünen odaya baktı,"..."

Chu WanNing büyü sanatına gelince bir deha fakat günlük hayatta tam bir ahmaktı.

Çatlamış fakat hâlâ atılmamış beşinci çay fincanını da temizledikten sonra Mo Ran artık daha fazla dayanamadı,"Shizun en son temizlik yapalı ne kadar oldu? Tanrım, çok dağınık!"

Chu WanNing bir ozalite bakıyordu ve soruyu duyduğunda kafasını bile kaldırmadı,"Yaklaşık bir yıl."

Mo Ran:"..."

"Genelde nerede uyuyorsun?"

"Ne?" Büyük ihtimalle o ozalitin birkaç sorunu vardı ve buna başkası tarafından rahatsız edilmek de eklenince Chu WanNing normalden daha aksiydi. Kendi saçını karıştırdı ve cevapladı,"Tabii ki yatakta."

Mo Ran, o yatağa göz attı ve yatağın üstü neredeyse tamamlanmış çeşitli aletlerle ve ıvır zıvırla kaplıydı. Ayrıca üstünde testereler, baltalar, oraklar ve oldukça keskin, korkutucu derecede parıldayan benzeri aletler vardı.

Şaşırtıcı. Bu şahıs kafasını kesmeden uyumayı nasıl başarabilmişti?

Yarım günlük bir çalışmanın sonucunda zemindeki tüm talaş ve pislik üç faraşı doldurdu. Rafları silerken kullandığı ondan fazla beyaz paçavra şimdi siyahtı. Öğlen olduğunda evin sadece yarısı düzenlenmişti.

Siktiğimin Chu WanNing'i, gerçekten bir harpiadan daha şeytani biri.
*ÇN: Harpialar, eski Yunan mitolojisinde Thaumas ile Elektra'nın üç kızını topluca belirten isimdir. Siren'lere benzeyen bu kanatlı ifritler, fırtınaların ve ölümün sembolü sayılırlardı.

Bir odayı temizlemek görünüşte çok ağır bir ceza gibi görünmüyordu ve bunu duyan birinin kulağına yorucu bir iş gibi de gelmezdi. Fakat, üç yüz altmış beş gündür temizlenmemiş korkunç bir yer olduğunu kim bilebilirdi? Vücudunun kamçı yaralarıyla kaplı olmasını boş ver, sağlığı tamı tamına yerinde olsa bile bunun gibi yorucu bir işkence onu yarı ölü hale getirirdi!

"Shizun..."

"Hm?"

"Senin bu kıyafet yığının..." Büyük bir ihtimalle üç aydır orada duruyordu.

Chu WanNing sonunda Kutsal Gece Gardiyanının bir kolunu takmayı başardı. Tutulan omuzlarını sıvazladı, kafasını kaldırıp kıyafetleriyle dağ kadar biriken çamaşır sepetine baktı ve soğukça konuştu,"Onları kendim yıkayacağım."

Mo Ran rahat bir nefes aldı. Cennetlere şükür. Sonra birden meraklandı,"Eh? Shizun çamaşır yıkamayı biliyor mu?"

Chu WanNing ona bir bakış attı, bir süre sonra soğukça cevapladı,"Ne kadar zor olabilir ki? Suya at, biraz suda beklet, sonra alıp kuruması için bekle ve tamam."

"..."Cidden. Chu WanNing'e gizlice hayranlık duyan ve tutulan hanımlar bunu bilse ne düşünürdü? Mo Ran yürekten, bu adamın görünüşünden başka hiçbir şeyi olmayıp, itici ve iğrenç biri olduğuna inanıyordu. Eğer bu yayılsa kaç hassas kalp kırılırdı?

"Geç oluyor. Beni yemekhaneye takip et ve geri kalanını gelince yap."

MengPo Salonu çok canlıydı, insanlar gelip gidiyordu. SiSheng Zirvesi öğrencileri, birlikte yemek için üçer ve beşer kişilik gruplarla toplanmıştı. Chu WanNing tahta tepsisine birkaç yemek koydu ve sessizce oturmak için bir kenara geçti.

Çevresindeki altı metrelik alan gittikçe ve tamamen boşaldı. Kimse, Kıdemli YuHeng'ın yanına, bir şey olur da onu sinirlendirir ve TianWen tarafından kırbaçlanırlar diye oturmaya cesaret edemezdi. Chu WanNing bundan haberdardı ama zerre kadar umursamaz, soğuk bir güzellik gibi oturup görgülü bir şekilde yemeğine devam ederdi.

Fakat bugün biraz farklıydı.
Mo Ran buraya onunla birlikte gelmişti ve doğal olarak onunla kalması gerekirdi.

Herkes ondan korkuyordu, Mo Ran da dahil. Fakat en azından o bir kere ölmüştü, bu yüzden Chu WanNing'den o kadar da korkmuyordu.

Özellikle ilk karşılaşmalarındaki korku ve endişe kaybolduğunda, önceki hayatında Chu WanNing'e karşı hissettiği nefret tekrar ortaya çıkmıştı. Acımasızsa ne olmuş? Önceki hayatında ne de olsa kendi elleriyle ölmüştü.

Mo Ran karşısına oturdu, sakince kasesindeki tatlı ekşi kaburgaları kıtır kıtır çiğneyerek, hızlıca küçük bir kemik dağı oluşturdu.

Aniden Chu WanNing çubuklarını masaya vurdu.

Mo Ran gözlerini kırpıştırdı.

"...Yemek yerken dudaklarını şapırdatmaz mısın?"

"Kaburga çiğniyorum, dudaklarımı şapırdatmadan nasıl çiğneyeyim?"

"O zaman kaburga yeme."

"Ama kaburgayı seviyorum."

"O zaman kaybol ve başka bir yerde ye."

Tartışmanın sesi gittikçe daha da yükseldi ve bazı öğrenciler o tarafa bakmaya başlamıştı bile.

Mo Ran yemek kasesini Chu WanNing'in kafasına doğru atma dürtüsünü bastırdı, yağ ile parlayan dudakları bir çizgi haline geldi. Bir süre sonra gözlerini kıstı ve dudaklarının kenarları tatlı bir gülümsemeyle kıvrıldı.

"Shizun çok sesli bağırma; eğer birileri duysa bizimle dalga geçmezler mi?"

Chu WanNing her zaman ince yüzlü birisi olmuştu ve beklenildiği gibi sesini alçaltıp sessizce konuştu,"Kaybol."
*ÇN: İnce yüzlü yani hızlı falan utanıyor alıngan, hassas vb.

Mo Ran o kadar çok güldü ki neredeyse yere düşecekti.

Chu WanNing,"..."

 "Ah, bana öyle kötü bakma Shizun, lütfen ye, ye. Sessizce yemeye çalışacağım."

Mo Ran yeterince eğlenmişti, uslu ve uysal rolüne geri dönerek kaburgaları cidden daha sessiz bir şekilde yedi.

 
Chu WanNing bir şeyi nazikçe söylemeye yatkındı fakat zorlamaya değildi. Mo Ran'ın söyleneni yaptığını görünce yüz ifadesi yumuşadı ve artık sert ve kızgın görünmüyordu. Başını öne eğip kibarca tofu ve sebzelerden oluşan yemeğini yemeye devam etti.

 
Mo Ran tekrar yaramazlık yapmaya başladığından bu sükunet uzun sürmedi.
Neden böyle bir şey yaptığını kendisi de bilmiyordu; bildiği tek şey, bu yaşamda Chu WanNing'i her gördüğünde öyle ya da böyle onu gıcık etmek istediğiydi.

Böylece Chu WanNing bir şeyi fark etti, Mo Ran artık sesli çiğnemiyordu fakat bu sefer de elleriyle yiyordu, parmakları yağla kaplı, sos parlak ve damlayarak.

Chu WanNing sabır göstermeye çalışırken alnındaki damarlar kızgınca ortaya çıktı.
Bakışlarını alçalttı, kirpiklerinin sarkmasına izin verdi ve Mo Ran'a bakmayarak kendi yemeğini yemeye devam etti.

Mo Ran belki de yemek yerken aşırı eğlendiğinden görgü kurallarını unutmuştu ve kemiğin birini çiğnemeyi bitirip dikkatsizce Chu WanNing'in kasesine fırlattı.

Chu WanNing gelişigüzel kemirilmiş kaburgaya dik dik baktı, etrafındaki hava gözle görülür bir şekilde ve korkutucu bir hızla buz tuttu.

"Mo Ran...!!!"

"Shizun..." Mo Ran hafifçe korkmuştu, fakat ne kadarı gerçek ne kadarı yalan, kim bilir.

"Şey... ıh, bunu yapmak istememiştim."

Tabii tabii.

"..."

"Kızma, hemen oradan çıkaracağım."

Bunu dedikten sonra, çubuklarını uzatıp hiç de hoş olmayan kaburgayı almak için hızla Chu WanNing'in kasesine soktu.

Chu WanNing'in yüzü masmaviydi ve tiksintiden bayılacak gibiydi.

Mo Ran'ın kirpikleri titredi, narin yüz hatları haksızlığa uğramış gibi acınası görünüyordu:"Shizun beni o kadar iğrenç mi buluyor?"

"..."

"Shizun, gerçekten özür dilerim."

 
Boş ver.
Diye düşündü Chu WanNing.
Küçüklerle tartışmaya gerek yoktu.

TianWen'i çağırıp Mo Ran'ı dövme dürtüsünü bastırdı fakat iştahı kaçmıştı. Ayağa kalktı:"Ben doydum."

"Eh? O kadarcık mı yiyeceksin? Shizun yemeğine hemen hemen hiç dokunmadın."

Chu WanNing soğukça söyledi:"Aç değildim."

Mo Ran içten içe sevinçliydi fakat ağzı tatlı sözler söylemeye devam etti:"O zaman ben de daha fazla yemeyeceğim. Biz Kırmızı Nilüfer Ce---- öhöm, Kırmızı Nilüfer Pavilyonu'na gidelim."

Chu WanNing'in gözleri kısıldı:"Biz mi?" Bakışları küçümseyiciydi," 'biz' diye bir şey yok. Kıdemliler ve küçükler arasında bir düzen ve ayrım var. Sözlerine dikkat et."

Mo Ran dıştan kabul ederek cevap verdi, gözleri bir tebessümle kıvrıldı; akıllı, uysal ve sevimli.

Fakat içten içe düşündü, kıdemliler ve küçükler mi? Sözlerime dikkat mi edeyim? 
Heh, Chu WanNing önceki hayatta ne olduğunu bilseydi fark ederdi--- eninde sonunda bu dünyada bir tek onun, Mo WeiYu'nün üstün olduğunu.

Chu WanNing ne kadar asil ve gururlu olursa olsun en sonunda Mo Ran'ın çizmelerinin altındaki bir çamur parçasına dönmüş, ve sadece Mo Ran istediğinden amaçsızca yaşamaya devam etmişti.

Mo Ran Chu WanNing'in hızına yetişmek için daha hızlı yürümeye başladı.
Shi Mei kalbindeki saf beyaz ay ışığı ise Chu WanNing boğazına takılan balık kılçığıydı, çıkarıp parçalar ya da yutup mide asidinde çözünmesine izin verirdi.

Yeniden doğduğu bu hayatta herkesi affedebilirdi.
Fakat asla Chu WanNing'i affetmeyecekti.

Ancak görünüşe göre Chu WanNing de onu kolay kolay salıvermeyecekti.

Mo Ran Kırmızı Nilüfer Cehennemi'nin önünde dikilmiş, her biri on metre yüksekliğinde elli kitaplığa bakıyordu, ve yanlış duyduğuna emindi.

"Shizun, ne...dedin?"

Chu WanNing umursamazca:"Buradaki tüm kitapları sil."

"..."

"Ve listele."

"..."

"Sabah bakıyor olacağım."

"!!!"

Ne!!! Tüm gece boyunca Kırmızı Nilüfer Cehennemi'nde mahsur mu kalacaktı??
Ama çoktan Shi Mei ile bu gece bandajlarını değiştirmesi için anlaşmışlardı!!!

Pazarlık etmek için ağzını açmıştı fakat Chu WanNing onu görmezden geldi, kıyafet kollarının dalgalanışı ile arkasını dönüp makine odasına doğru gitti, hatta arkasındaki kapıyı da kapattı.

Randevu gecesi kısacası alt üst oldu, Mo Ran Chu WanNing'e karşı olan küçümseme duygusunun içine battı----Chu WanNing'in tüm kitaplarını yakmak istiyordu!!
Bir dakika!
Beynindeki dişliler daha mahvedici bir fikir düşünerek dönmeye başladı.



Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


7.2   Önceki Bölüm 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.