2   Önceki Bölüm 

Kütüğün arkasına saklandım, eşya çantasını yanıma koydum. Elimdeki yayla onları öldürecektim. Eğer bilincim yerinde değilken diğer insanları öldüren ben isem bu yayın ok gibi bir şeye ihtiyaç duymadan ateşlenebileceği anlamına geliyor, yani umarım. Sağımdan ayak sesleri gelmeye başladı. Bir, hayır iki kişi! Yayın ipini gevşettim ama okçuluk konusunda ölmeden önce hiç iyi değildim. Okul kulübünde bile en kötü bendim. Şimdi ne yapacağım? Bunu kullanabilir miydim? O sırada diğer iki kişi hala bana yaklaşıyordu. Galiba şuan kütüğün tam önündelerdi. Birden vücudumu bir güç sarmış gibi hissettim, kendimi ortaya çıkardım ve o karşımda bir insan hayal edip onun başını hedefledim.
“Bam”
Ok konusundaki teorim doğruydu ama, attığım ok daha o ikisine bile ulaşamadan yere düşmüştü. Biri kılıç ve öbürü de yay tutuyordu. Benim ise elimde şuan sadece yay olduğu için teslim olmak zorunda kaldım. Dış görünüş olarak sağdaki bir kadındı. Biraz kısa boyluydu ve kötü bakışları vardı. Üstünde bir ceketi vardı ve kot pantolon giyiyordu.Soldakinde ise iş adamı kıyafeti vardı.Sanki büyük bir şirkette patrondu.Uzun boyluydu ve sanki öldüğü için çok mutlu gibiydi. İkiside duruş aldı. Bana yayı atmamı ve ellerimi kaldırmamı söylüyorlardı.
Kadın sinirli bir şekilde dedi:
-Hey, çocuk! Elindeki silahı at ve teslim ol! Yoksa seni doğrarım, anladın mı?
Adam sözünü kesti ve ona bakarak konuşmaya başladı:
-Lisa, sakin ol. Birileri bizi duyabilir. Hem, akşam yemeğimizi korkutmayı bırakır mısın? Tadı bozulacak. Hahaha.
-Kes sesini, Jin. İstediğimi yapmakta özgürüm.
Beğenmiyorsan bir karşılaşma daha isteyebilirsin.

Adam da sinirlenmeye başlamıştı:
-Lanet kadın, beni sadece şanslı olduğun için yenmiştin!
Birbirlerine sinirli bir şekilde bakıyorlardı, ben ise orda misafir gibi dikilmiş ellerim havada konuşmanın sonunu bekliyordum. Yayım parlamayı kestiği için normal bir yay gibi görünüyordu ve değişik bir tepki vermeden yayım ve çantamı almışlardı. Ama anlayamadığım bir şey duymuştum. Bir karşılaşma daha derken neyi kastetti? Yoksa test odasında önceden savaştılar mı?
Adam güneşin battığı yere bakarak somurtgan bir ifadeyle konuştu:
-Lanet olsun, şimdiden akşam mı oluyor? Lisa, odunları topla ve ateşi yak. Ben bunu bağlayacağım.
Kadın dilini çıkarttı ve adama doğru uzattı. Adam sinirle elindeki kılıcı ona doğru savurdu ve kadın gülerek oradan gitti.Adam çantasından aldığı kalın iple bana doğru yaklaştı. Ağaca doğru yaslanmamı istedi. İstediğini yapınca ip ile beni sıkıca ağaca bağladı. Bir meşale yaktı ve karşıma oturdu.
Bana sevimsiz bir ifadeyle seslendi:

-Hey, bana adını söyleyebilir misin?
Ben şaşırmıştım. Adımı neden merak ediyordu ki?
-Adım Atsuo, efendim.
-Bak Atsuo, burada hayatta kalmak çok zor. Hatta imkansız denebilecek kadar. Bu ülkede beş bine yaklaşık patron adayı var. Her ay birini öldürmen gerekiyor yoksa sen ölüyorsun. Ben de güçsüz bir pisliğim. Üzgünüm ama senin gibi kolay hedefleri kaçıramam. O kadından önce seni öldürmek zorundayım.
Ben korkmaya başlamıştım. Adam elindeki kılıcı bana doğrultmuştu. Kılıcı kaldırdı ve duruş aldı. Tam beni öldürecekti ki adamın ayağının yanındaki çim olan yere bir ok saplandı. Adam hızlıca arkasına döndü. Bende bakmak için kafamı sağa eğriltmiştim. Oku atan kişi Lisa denen o kadındı!
Adam bağırarak umutsuzca konuşmaya başladı:
-Lisa! Ne yapıyorsun sen!
Kadın sağ elini yüzüne koydu ve dedi:
-Bunun olacağını tahmin etmeliydim, Jin. O çocuğu bana ver.
Adam hızlıca arkasına döndü ve ipleri kılıcıyla tek bir hamlede kesti. Arkasında kalmamı ve beni koruyacağını söyledi. Ama yalan attığını biliyordum. O kadını öldürdükten sonra beni de öldürecekti. İpleri kesme sebebi ise kadınla savaşırken kadının beni yakalama ihtimaliydi. Söylediği gibi arkasında durdum, ama o kadına doğru kılıcıyla koşmaya başlayınca çantama doğru yöneldim ve çantamı kapıp kaçtım. Yayı çantanın içine koymuşlardı zaten, bu yüzden onu aramama gerek kalmamıştı. Ben ağaçların arkasında kaybolurken onlar savaşını sürdürüyordu. Adam büyük ihtimalle kaçtığımı farketmişti. Biraz gittikten sonra gürültülü bir çığlık duydum. Bu mücadelenin sonlanma sesiydi sanırım. Bir ağacın altına kendimi atıp derin bir nefes aldım. Kurtulmuştum. O sırada yukarı, yıldızlara bakıp kendimi rahat ettirmeye çalışıyordum. Ama sonra birden arkamdaki ağacın birinden bir ses geldi. Arkama baktığımda hiç birşey görmediğim için hayal gücüm deyip kafamı önüme çevirdim ama o sırada o kadın önüme çıktı:
-Selam, ben Lisa. Nasıl gidiyor tatlı çocuk?
Korkudan kendimi geri atmayı denedim ama kafamı yaslandığım ağaca çok sert bir şekilde çarptım. Ondan sonra gözlerim kapandı. Bilincimi kaybetmeden önce son düşünebildiğim şey ise, aptallığım ile kendimi bile bile ateşe atmış olmamdı. Şimdi o kadının eline kalmıştım.


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


2   Önceki Bölüm 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.