23   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   25 



 Araziye adım attıktan sonra yerde yatan cesetlerin etrafından dolandım ve bölgedeki oyunculardan sakınmaya uğraştım. Karşıma çıkacak herhangi bir insanla anlaşma yapmaya ya da grup kurmaya ihtiyacım yoktu. Arazinin derinliklerine tek başıma girecektim. Sonuçta sunucuda olmayan can doldurma yeteneklerine sahip, savaşan bir şıfacıydım. 1 e 1 bir mücadelede bu yaban arıları benim için bir sorun teşkil etmiyordu.

  Ormanın etrafından dolaştığım sırada, Zehirli Otlak Arazi’ye henüz tam anlamıyla girmiş değildim. Yol boyunca karşıma sürüyle uçan yaratık çıkmıştı. Yine bu yaratıklardan biri karşıma çıkınca, biraz inceleme yapayım dedim---

 [Yaban Arısı] (Normal Yaratık)
Seviye: 22
Saldırı: 79-114
Defans: 40
Can: 600
Yetenek: [Kombo (Seviye-3)]

Açıklama: Zehirli Otlak Arazi’nin hükümdarlarıdır. Bu arılar arazide bulunan en saldırgan ve en vahşi arı türüdür. Heybetli bir yaratık olan Kaplan bile onlara hiçbir şey yapamaz…
……

 ‘’Yaban arıları demek…’’ gözlerimi birkaç kez kırptım: ‘’Şu Transformerstaki Bumble Bee gibi…’’ (Bumble bee = Bal arısı-Yaban arısı-Arı)

 

Clang!

  Kılıcımı çektim ve kılıcı çeker çekmez [Kılıç Fırtınası] hemen devreye girdi. Saldırı puanım %10 arttığından artık 165 civarlarında bir saldırıya sahiptim. Arının 40 puanlık defansını rahatça aşabileceğimi düşünüyordum ancak, tam plan yapmaya koyulduğum sırada arı beni fark etmişti. Yaratık başını çevirdi ve hemen iğnesini bana doğrultarak üzerime atıldı. İğnenin üstünde herhangi bir ışık hüzmesi yoktu, yani bu saldırı yaratığın sahip olduğu kombo değildi.

 97!

  Ow… Yaratığın iğnesi koluma girdiği anda hemen kılıcımı savurarak, direkt saldırı, kesik ve yumruk kombomu yapmaya koyuldum. Lakin arı ilk darbemi aldıktan sonra hemen kendi yeteneği olan Seviye 3 Kombo’sunu devreye sokmuş ve iğnesi parıldamaya başlamıştı!

110!
+450!
121!
214!
+150!

 

Ödüm kopmuştu. Yine de şansım yerinde olacak ki, hayata gözlerimi yummak yerine yaşama tutunmayı başarmıştım. Tabii bu başarımın arkasındaki asıl sebep, saldırıların arasına sıkıştırdığım can doldurma yeteneklerimdi. 3. Seviye [Tedavi] 450 can dolduruyordu ki bu neredeyse beni full cana geri döndürmüştü. Üstüne bir de [İlk Yardım]’I ekleyince, kombo bittikten sonra %50 civarı bir canım kalmıştı. Hassiktir! O 7 kişilik takımın ormandan canlı çıkamayışını artık anlamlandırabiliyorum…

  Pa!

  Hiddetle arının üstüne atıldım ve 8 kez kılıcımı savurdum. Arı yere yığıldığında bana avuç dolusu TP ve 11 bronz para vermişti.

  Haritayı açtım ve Zehirli Otlak Arazi’nin en uç bölgesinin kızıla boyanmış olduğunu gördüm. Evet, tahmin ettiğiniz gibi bu kızıla boyanmış alan yüksek seviye yaratıkların yer aldığı bölgeydi. Oraya doğru yavaş yavaş ve emin adımlarla ilerlemem yeterliydi. Yaban Arıları’nın Komboları karşısında can dolduran yeteneklerimi iyi bir şekilde kullandığım taktirde, beni kolay kolay öldürmeleri mümkün değildi. Tabii bir şifacı olduğumdan dolayı, ölmediğim sürece canımı tekrar doldurabilirdim…

……

  Bir saatin ardından sayısız Yaban Arısı öldürmüş ve nihayetinde kızıla boyanmış bölgeye ulaşmıştım. Ne yazık ki o kadar Yaban Arısı kesmeme rağmen tek bir tasvir bile çıkarmayı başaramamıştım. Yaban Arısı’nın 4 yıldızlık saldırı puanı olduğundan, eğer bu yaratıkların bir tanesini evcilleştirebilirsem, acayip zengin olacağıma dair bir şüphem yoktu.

  Başımı kaldırıp ileri doğru baktığımda, önümde dikenli çalıların olduğunu gördüm. Hemen kılıcımı kaldırdım ve çalıları keserek kendime bir yol açmaya koyuldum. Çok zaman geçmeden önüme çıkan sol çalı parçalarını da temizlemiş ve önümdeki alanı rahatça görebilmeye başlamıştım. Manzara enteresandı; çalıların hemen ilerisinde, renk renk arılar etrafı turluyordu. Üstelik arıların iğneleri de bir hayli garipti; diğer arı türlerine kıyasla karşımda duran yaratıkların daha metalik ve sağlam görünen iğneleri vardı. Kalbim dört nala koşmaya başlamıştı; karşımda duran yaratıklar aradığım Katil Arıların ta kendileriydi!

  Hemen bana yakın olan devasa arılardan birine yanaştım. Aramızdaki mesafe 20 metreye indiğinde, yaratığın özelliklerini incelemeye koyuldum. Sonuçta neyle karşılaşacağımı önceden öğrenmek bana büyük bir fayda sağlayabilirdi.

 [Katil Arı] (Normal Yaratık)
Seviye: 24
Saldırı: 94-154
Defans: 50
Can: 700
Yetenek: [Kombo (Seviye-3)]

Açıklama: Zehirli Otlak Arazisinin gerçek hükümdarları.

………

  Katil Arı’nın özelliklerini incelediğim sırada kalbim neredeyse yerinden çıkacaktı. Yaratığın 154 saldırı puanı vardı! Eğer kombosuna maruz kalırsam, bir daha gün yüzüne çıkamayacağıma şüphem yoktu. Beni zorlu bir mücadele bekliyordu!

  Yaratığa yavaş yavaş yaklaştım, ilk hamleyi ben yapacaktım!

 Sha!

 Saklandığım çalılardan fırlatım ve Seviye 2 [Cesaret]’I kullanarak saldırı puanımı %2 arttırdım. Sonuçta kıyasıya geçecek bir mücadelede ufak da olsa yaratabileceğim bir fark, hayati öneme sahipti. Kılıcı havaya kaldırdım ve savurdum.

 Bang!

117!

  Katil Arı’nın vücudu hafifçe geriye savruldu ve yaratık hemen toparlanarak bana doğru atıldı. Metalik iğnesinden etrafa saçılan ışık hüzmeleri bana birkaç ipucu veriyordu. Evet, yaratık Kombo’sunu kullanmayı planlıyordu!

 

174! 
180! 
+35​​4! 
172!

 

 Zor da olsa saldırıların arasında canımı doldurmayı başarmıştım. Ekipmanım fena olmasa da, sonuçta bir şifacı olduğundan deri zırh giymek durumunda kalıyordum. Yani üst seviye yaratıklar bana acımadan vuruyordu!

  Tam zamanında canımı doldurmayı başarmış ve hayatımı kurtarmıştım. Yaratığın Kombo’su uzun bir süre boyunca tekrar dolmadığı için mücadelenin geri kalan kısmı daha rahat geçmişti. Katil Arıyı öldürdükten sonra alnımdan akan terleri sildim. ‘’Böyle arı mı olur yahu?’’ diye düşünmeden edememiştim.

  Öldürdüğüm ilk Katil Arı herhangi bir ekipman düşürmediğinden ilerlemeye devam ettim. Gördüğüm Katil Arıların seviyelerine dikkat ediyor ve 1. Seviyede olan bir arıyı bulmayı umuyordum ancak, karşıma 1. Seviyede olan bir Katil Arı henüz çıkmamıştı…

  Sayısız Katil Arı’yı öldürdükten sonra hala daha 1. Seviye olanlarına rastlamamıştım. Saat akşam 3’e kadar arı avlamaya devam ettim. Öldürüyor, dirilmelerini bekliyor ve tekrar öldürüyordum. 1. Seviye olan bir Katil Arı bulana kadar bu şekilde devam edecektim.

………

 Tabii o kadar çabanın sonunda aradığımı bulmuş ve saat neredeyse akşam 4’e gelirken önümde 1. Seviye olan bir Katil Arı belirmişti.

  Heyecandan tir tir titrerken kendime gelmek için yanımdaki ağaca yaslandım. Derin bir nefes çektim ve arıyı izlemeye koyuldum. Yaratığın sakin sakin etrafta gezmesi bana rahat bir ortam yaratıyordu. Hemen envanterimden mühürleri çıkardım. Son zamanlarda para bok olduğundan, 100 tane Yaratık Mührü almıştım!

Sha!

  Mühür havada ıslık çalarak ilerledi ve arının kafasına çarptı. Daha önce de olduğu gibi, arıya çarpar çarpmaz mühür 6 farklı yıldırım parçasına bölünmüş ve yaratığı mühürlemeye çalışmıştı. Ancak Katil Arı direnmeden pes edecek bir yaratık değildi. Yavaş yavaş mührün ışıkları söndü ve yaratık tekrar özgürlüğünü kazandı…

  Dişimi sıkıp, pes etmemeye uğraştım. Hayvanı yakalama yüzdem %24’tü, yani başarılı olana dek pes etmeyecektim!

  Denemeye devam ettim ve 5. Mühürü fırlattıktan sonra nihayet yaratığı yakalamayı başarmıştım. Zengin olacağım bebeğim!

  Hemen evcil hayvan sekmemi açtım ve arının özelliklerini incelemeye koyuldum.

 [Katil Arı] Seviye:1
Saldırı:★★★★☆
Defans:★★★
Can:★★★☆
Çeviklik:★★★★☆
Büyü:★★☆
Saflık Derecesi:74%

……

  74% Saflık Derecesi! Bu üst seviye yaratıklardan biriydi üstelik 4.5 yıldızlık saldırısı da büyük talep göreceğini kanıtlar nitelikteydi!

  Heyecandan bütün tüylerim diken diken olmuşken, bu yaratığı kendime saklamaya karar verdim. İlk evcil hayvanım olacaktı!

  Tam yakaladığım Katil Arı’yı çağıracağım sırada, ormanda siyah bir gölgenin dolaştığını gördüm!

  Ama durum biraz garipti zira, Katil Arı’ların nasıl dirildiğini gördüğümden, bu siyah gölgenin oluşumu beni biraz etkilemişti!

  Gözlerimi ovuşturdum ve izlemeye devam ettim. Gölgenin içinden bir anda fırlayan altın ışık hüzmesi, yanında Katil Arı’lara benzeyen bir arıyı da getirmişti. Lakin arının kanatları normalden farklı olarak hafif altın rengindeydi ve iğnesi de altın sarısıydı. Vücudu sağlam ve güçlü duruyordu. Bodur tüyleri, gün ışığı altında parıldayan garip bir zırh tarafından örtülmüştü. Evet, bu arının vücudu zırhla kaplıydı!

  Hemen yaraığın özelliklerini incelemeye koyuldum ve gördüklerim karşısında nefesim neredeyse kesilme seviyesine ulaşmıştı. Seviye 1’di! Yaratık 1. Seviyedeydi!

 

 [Arı Lordu] (Elit Yaratık)
Seviye: 1

Description: Katil Arı’nın evrim geçirmiş halidir. Efsanelerde bir katil olarak geçen bu arı, akılalmaz bir güce ve çevikliğe sahiptir. Tarihteki birçok heybetli figür bu arı türüne karşı can vermiştir.

……

  Mühür sekmeme baktığımda, Katil Arı Tasviri’nin parladığını gördüm. Sekmeyi incelediğimde karşıma bir pencere çıktı ve pencerenin içinde yalnızca Katil Arı’nın değil, Arı Lordu’nun da resmi vardı. Görünüşe öre Arı Lordu da bir çeşit Katil Arı sayılıyordu! Yani Arı Lordu’nu mühürleyebilirdim!

 Buzz!

  Neredeyse sevinçten havaya uçacaktım! Elit bir yaratık olmanın yanında hem de 1. Seviyedeydi! Üstelik bunun yanında tasvirlerin ne kadar nadir çıktığını da düşünürsem, yakın zamanda bir servet kazanacağımı söyleyebilirdim!

  Elime mühürü aldım ve yaratığa bir bakış savurdum. %11 mühürlenme oranı vardı. Hm, yavaş yavaş ve sakin sakin denemeye koyulacaktım. Üstümde 95 mühür olduğundan endişe etmemi gerektirecek bir durum yoktu.

  İlk mührü attım ancak yaratık kolayca mührü etkisiz hale getirmeyi başardı.

  Cha!

  İkinci mührü savurdum ve 1.5 saniye geçmeden yaratık tekrar özgürlüğüne kavuştu.

  Üçüncü mühür! Başarısız!

  Dördüncü mühür! Başarısız!

  Beşinci mühür! Başarısız!

…….

  Her ne kadar sabırlı bir insan olsam da, 87. Mührün başarısız olduğunu gördüğümde neredeyse çıldıracaktım. Hani %11 şansım vardı, hassiktir oradan!

mührü fırlatır fırlatmaz dizlerimin üstüne çöktüm ve dua etmeye başladım: ‘’Tanrım sana yalvarıyorum, acı bana!’’

  Voosh!

  Arı Lordu önceki seferlerde olduğu gibi mücadele etmeye başladı ancak enteresandır ki gitgide de küçülmeye başlamıştı.

 Sha!

  Sonunda yaratığı mühürlemeyi başarmıştım!

  Hemen evcil hayvan sekmesini açtım ve yaratığın puanlarını incelemeye koyuldum. Açıkçası onca uğraş boşuna gitmemişti. Üstelik harcadığım mühürlerin de karşılığını fazlasıyla almıştım.

 

[Arı Lordu] Seviye:1
Saldırı:★★★★★
Defans:★★★★
Can:★★★☆
Çeviklik:★★★★☆
Büyü:★★☆
Saflık Derecesi:97%

……

  Katil Arılara kıyasla, Arı Lordu’nun üstün noktası 5 yıldızlık saldırısı ve 4 yıldızlık defansıydı. Geri kalan puanlarsa eşitti. Katil Arı gibi Arı Lordu’nun da canı ve büyü puanı bir hayli düşüktü. Bunun yanında arılar genel olarak üstün bir çevikliğe sahipti. Tabii en önemli nokta ve benim de ihtiyacım olan asıl şey düşük saldırı açığımı kapatabilecek olan yüksek saldırı puanlarıydı. [Tedavi] ve [İlk Yardım] yeteneklerimin yanında bir de [Arı Lordu]’na sahip olacağımdan, ileride canavar gibi seviye kasacağıma şüphe yoktu!

  Bütün bunların yanında yaratığın daha önce görmediğim bir saflık derecesi vardı: %97!

  Kalbim çoktan dört nala koşmaya başlamış ve hemen Arı Lordu’nu yanıma çağırıp, yaratıkların üstüne salmıştım. Geriye yapmam gereken tek bir iş kalmıştı: Evcil hayvanıma isim vermek. Eğer onu ‘’Arı Lordu’’ diye çağırırsam, ileride bir hayli dikkat çekebilirdim. Yani tatlı ve ilk bakışta insanları yanıltacak bir isim bulmam gerekiyordu.

 Biraz düşündükten sonra keyifle Arı Lordu’na yeni ismini verdim---- Ufak Bobo

  Ah, etrafa dehşet saçan bir isim, değil mi?

  Ufak Bobo, ismin ‘’Kader’’in tarihine yazılacak! Sarsılamayacak bir güç olup, nesiller boyu saygı görecek bir karakter haline geleceksin!



Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


23   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   25 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.