Bölüm 95
Padme Luna’ya sarılıp ağlarken Luna’nın kırmızı gözlerinden yaşlar aktı. Bir an sonra sesi kesildi ve “Padme... Çalışma odasına gitmeliyim.“ dedi. Padme afalladı ama çok umursamadı kalkıp kendi halinde ağlama rutinine devam ederken Luna sessizce üst kata çıktı.
Çalışma odasının kapısını açtı ve içeriye girdikten sonra yavaşça kapattı.
“Çık!“ Sesi soğuk ve hükmediydi gözleri hala kızarık olsa da vücudundan eşsiz bir mizaç yayılıyordu.
Bir an sonra önünde yaşlı bir adam belirdi. Tek dizinin üstüne çöktü ve “Majesteleri.“ dedi. Sesi saygılıydı başı önde kaldırmaya cesaret edemedi.
Runik Salonunun gölge birliğinin bir üyesiydi, Luna’nın büyükbabasının en sadık astlarındandı ama bu birlik bir süredir Luna tarafından yönetiliyordu.
“Araştırma sonuçları nedir? Kutsal Papa ile Kocam arasında neden soğukluk var?“ Luna hükmedici bir tonda sordu. Yaşlı adam hala başı önde cevap verdi.
“Majesteleri, Kutsal Papa ile Aziz Oğulun tartıştığı bilgisini öğrendim. Aziz Oğul açıkça Kutsal Papa’ya duygularını itiraf etti. Kutsal Papa tarafından reddedildi. Aziz Oğul öfkelendi ve Gregor Utta’ya misilleme yapacağını söyledi. Kutsal Papa ise...“ dedi yutkundu devamını getiremedi. Şuan her yerinde korkunç bir ürperti vardı. Luna’nın soğuk gözlerinde korkunç bir öldürme niyeti derin bir cinayet niyeti vardı ama daha korkutucu olan ayaklarının altından çıkan buzdu.
Yaşlı adam titredi. “Buz niyeti...“ İnanamadı, Luna aslında Buz niyetini zaten anlamıştı üstelik o kadar güçlüydü ki bir Runik Kralı bile soğuğa direnemiyordu.
“Devam et!“ dedi Luna soğuk bir sesle.
“Kutsal Papa... Aziz Oğula tokat attı.“ dedi.
*BOOM*
Çalışma odası anında mavi buz örtüsüyle kaplandı. Yaşlı adam enerjisini kendisini korumak için kullandı fakat odadaki eşyalar o kadar şanslı değildi. Yaşlı adam kendisini korusa bile soğukta istemsizce titriyordu.
Luna’nın bakışları sonsuz öldürme niyetiyle doluydu.
“Bu kadar basit olamaz! Eğer eli boş geldiysen bugün bu odadan canlı çıkamazsın!“ Luna dondurucu tonda söyledi. Yaşlı adam Luna’nın büyük babasının karşısındaymış gibi ürperdi. Bu baskı, mizaç ve güç öylesine inanılmazdı ki Ekaterina bile bu kadar hükmedici değildi. Sanki karşısında doğuştan bir hükümdar varmış gibi baskındı.
“Kutsal Papa İlkel Yin’i kaybettiği için Aziz Oğlu kabul etmemiş olmalı.“ dedi. Yaşlı adam titreyen bir sesle. Dişleri birbirine çarparken güçlükle dizlerinin üstünde durabiliyordu.
Luna’nın ifadesi hiç değişmedi. Yin yönü ağır basan Yin Yang Fiziğine sahipti eğer Ekaterina’nın İlkel Yin’nin gittiğini görmese tarihteki en işe yaramaz dahi olurdu.
“Tahmin etmeni istemiyorum! Gerçeği söylemeni istiyorum!“ dedi Luna emir verdi.
Yaşlı Adam korktu Luna’nın duymak istediklerini söylemedi bu sebeple Luna açıklamasını kabul etmedi. Açıkça Luna misilleme yapmak istiyordu, Ekaterina annesinin uzaktan kuzeni yada büyükbabasının miras çırağı olabilirdi. Aynı zamanda babasının da katiliydi ama bunların hiç birisini önemsemedi. Sözde baba, akraba hiç birisi gözünde yoktu. Ekaterina’ya geçmişte önem veriyordu çünkü kalan tek akrabasıydı. Kai’yi o sırada tanımıyordu Ekatarina’ya özlem çekiyordu fakat Kai hayatının merkezindeydi. Kai’e zarar veren herkese misilleme yapmaktan çekinmezdi.
“Kutsal Papa, Gregor Utta’yı unutamadı. Kalbinde hala önemli bir yeri var.“ dedi. Luna duymak istediklerini duydu sadece bir sebebe ihtiyacı vardı bu sebeple harekete geçebilirdi.
Soğuk bir gülümseme yüzünde belirdi. Odada ki buz katmanı kalınlaştı neredeyse duvarın kalınlığına ulaştı.
“Kocama vuracak cesarete sahipsin Ekaterina Abla! O zaman sevdiğin kişiyi ezeceğim!“ dedi.
Luna elini salladı ve depolama yüzüğünden bir kitap çıktı. Buz niyetini kapattıktan sonra odada ki buz hızla çözüldü ve iz bırakmadan kayboldu.
Yaşlı adam rahat bir nefes aldı ama ayak parmaklarını hissetmiyordu.
Luna kitabı adamın önüne attı.
“Bu benim geliştirdiğim Runik ruhunun gelişim teoremi... Bunu yaymanı istiyorum, ayrıca Gregor Utta’nın teorisinin saçmalık olduğunu ve teorim tarafından ezildiğini herkesin bilmesini sağlamalısın. “ dedi Luna.
“Emredersiniz Majesteleri.“ dedi. Kitabı aldıktan sonra Luna’nın izniyle ayrıldı. Luna derin bir nefes aldı.
“Alice ne zamana kadar saklanacaksın ?“ dedi Luna.
Odanın kenarında beyaz bir elbise giyen güzel bir figür belirdi. Yüzünde hafif bir gülümseme vardı, gözlerinde sanki her şey eğlence gibiydi.
“Bayan kesinlikle korkutucusunuz.“ dedi Alice gülümseyerek. Luna aynı tonda gülümseyerek karşılık verdi.
“Ne zamandır izliyordun?“ dedi Luna.
“Her zaman... Karakterinle harekete geçmemen imkansızdı.“ dedi Alice.
Luna omuz silkti karakterini Alice’nin bilmesi normaldi aralarında iyi bir ilişki vardı bir bakıma sırdaş sayılırlardı. Ortak hedef Kai idi ayrıca Alice her zaman çok aşina hissediyordu.
“Ekaterina aptal, Kai onu seviyor fakat Kai’e bu kadar acı çektiriyor! En çok buna katlanamıyorum!“ dedi Luna. Alice sessiz kaldı ama hala gülümsedi.
“Ekaterina’yı zaten kabul etmiş gibisiniz. Ondan hoşlanmadığınızı düşünüyordum.“ dedi Alice.
“Başlangıçta öyleydi ama Kai’e gerçekten önem veriyor ve Kai de ona önem veriyor. Kai’nin acı çekmesini izlemeye dayanamıyorum.“ dedi. Luna’nın gözlerinde ki şefkat ve ilgi Alice’i sessiz bıraktı. Böyle bir aşkı anlamakta zorlanıyordu, Luna gibi güçlü bir karakterin kocasını paylaşmak için hamle yapmasının sebebini bilmiyordu.
Dürüst olmak gerekirse Luna dan biraz çekiniyordu. Kaos Kuzgunun mirasçısı olsa bile Kaos Kuzgunundan daha kararlı ve ölümcül olabiliyordu.
Henüz on yaşlarında iken Runik Tapınağının yönünü değiştirmişti. Şimdi Runik Tapınağının etkisi bir kaç yıl öncesine göre %20-30 arasında fazlaydı. Bu korkunç bir rakamdı sayısız yıllık mirasın bir kaç yılda böylesine büyük bir atılım yapması akıl alamazdı.
Bunun haricinde acımasızdı, ölmesi gerekeni tereddüt etmeden öldürürdü. Sorunları mükemmel şekilde çözebilirdi empati kurma yeteneği, müzakere kabiliyeti vardı. İnsanları itaat ettire bilirdi bir Runik Kralı bile önünde tanrısına taparmış gibi diz çöküyordu.
Luna’nın yeteneği runik ruhunda değil tamamen beynindeydi. Alice her zaman Runik Kıtasının Luna’nın oyun alanı olduğunu hissetti.
Her zaman her şey kontrol altında gibi görünüyordu ki bu korkunçtu muhtemelen Kai olmasa ve Luna olsaydı o zaman kimse Luna’yı dizginleyemezdi. Luna şüphesiz Runik Kıtası, hayır bütün gezegenin mutlak hakimi olurdu ve bunu zekasıyla yapabilirdi.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.