Bölüm 102
Öğlen güneşi pencereden odaya süzüldü, masada karşılıklı yemek yiyen iki kişinin yüzünü aydınlattı. Kai elinde ki üzüm tanesini yavaşça ağzına koyarken Yue Quin Kai’nin yemek yemesini izledi.
İzledikçe hayran kaldı ve bugün dışarı çıkmamanın, odada kalmanın doğru karar olduğunu düşündü. Kai’i izlemek bir sanat eserini izlemek gibiydi.
“Yüzümde bir şey mi var?“ Kai beklenmedik bir anda yüzüne dokunup şaşkınlıkla sordu. Yue Quin utançla başını eğdi ve “Hayır...“ diye mırıldandı. Kai gülümsedi zaten Yue Quin’in utangaç haline alışmıştı.
Sonra şehvetli gözlerini Yue Quin’in boynuna indirdi, ardından V yaka olan tişörtüne baktı ve yavaşça beline indi. İster istemez yutkundu, narin teni parlaktı göğüsleri dolgun beli inceydi. Altın sarısı saçları omuzlarına dökülmüş eflatun gözleri büyük sulu ve parlaktı. Ona bakmak, karşısında durmak bile ayrı bir zevkti. Çok güzeldi, ömür boyu izlenilmeyi hak edecek kadar güzeldi. Her erkeğin isteyeceği bir kadındı, dışı sert içi yumuşaktı soğuk yüzü artık kalıplaşmıştı fakat ne zaman Kai’e baksa biraz kızarır ve utanırdı bu da onu çok daha çekici kılıyordu.
Kai her zaman her kadının kendisine özgü tadı olduğunu düşündü ve Yue Quinde bir defa daha bunun doğru olduğuna inandı.
Eşsiz mizacı, güzelliği ve şefkatinin yanı sıra sarsılmaz bir kalbi vardı. Çocuk yaşta sahiplendiği aşka on yıl her türlü işkenceye katlanarak tutunmuş ve korumuştu. Asla vazgeçmemiş asla kararlılığı sarsılmamıştı. Bu bir çocuk şöyle dursun bir yetişkinin bile göstermeyeceği bir kararlılıktı.
Kai hayran kaldı, aşık oldu bu kızı bütün kalbiyle sevdi ona bakmaktan, ona sahip olmaktan kemiklerine kadar zevk aldı.
Yue Quin, Kai’nin tutkulu bakışlarını hissedince ister istemez titredi. Dün geceyi hatırlayınca içinden bir sıcaklık yükseldi, bir kızdan kadına dönüşmek her zaman zihninde biraz korkutucuydu ama ilk defa deneyimledikten ve bu hazzı yaşadıktan sonra vazgeçilmesi imkansız bir şey olduğunu fark etti.
Ne yazık ki yüzü çok inceydi, kolay kolay istediğini söyleyemedi. Kai’nin gelmesini beklemekten başka çaresi yoktu, nihayetinde herkes Padme gibi arsız olamazdı.
Kai Yue Quin’in başı eğikken kızardığını hafif titrediğini görünce zaten anlamıştı. Masada ki peçeteyi alıp elini ve dudaklarının kenarını sildi. Ayağa kalktı, uzun boyu düzgün fiziği ortaya çıktı. Beyaz bir tişört ve siyah bir pijama giyordu. Sıradan görünüyor olmasına rağmen hala çok yakışıklıydı.
Yue Quin Kai’nin ayağa kalkmasıyla irkildi, Kai nazikçe eline uzandı ve kaldırdı. “Gel...“ dedi. Yue Quin başı önde ayağa kalktı bu kısık sesli nazik davetin anlamını biliyordu.
Kai, Yue Quin’in elini tutup yatağa götürürken kapı aniden çaldı.
Kai somurtarak kapıya baktı.
“Genç Efendi Mo... Ye Klanından insanlar sizinle görüşmek istiyor.“ dedi kapıda ki hizmetli. Kai’nin kaşları çatıldı. Yue Quin’e baktı. Yue Quin’in gözlerinde ki isteksizliği görünce.
“Misafir salonuna alıp hizmet edin. Bir saat sonra onlarla buluşacağım.“ dedi Kai.
Hizmetli itiraz etmeye veya akıl vermeye cesaret edemedi. Ye Klanı uzakta bir şehir klanıydı, güçleri iyiydi ama Güzel Işık Salonuna kıyasla çok zayıftı. Mo Fan Yang kimliği ise çok büyük ve güçlüydü haliyle Ye Klanı için acele etmeye gerek yoktu.
“Kai, bu önemli... Görev...Umm...“ Yue Quin cümlesini bitirmeden Kai tarafından öpüldü, beceriksizce Kai’nin öpücüğüne karşılık vermeye çalıştı. O andan sonra ne söylemek istediğini bile hatırlamıyordu.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.