Bölüm...
Drama, Fantasy, Historical, Isekai, Josei, Novel, Romance

Bölüm 6

Yazar: Hanagasumi Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 8 dk Kelime: 1.996


Herdin kapıyı çalıp Blair’in yatak odasına girdi.
Beklediğinin aksine—ya ziyaretinden irkileceğini ya da çoktan uyumuş olacağını düşünmüştü—Blair masanın başında oturmuş, tüm dikkatini bir şeye vermişti. O kadar dalmıştı ki onun içeri girdiğini bile fark etmemişti.
“Ne yapıyor?“
Kısa bir bakış, bir şeyler yazmakta olduğunu anlamasına yetti.
“…Ne kadar da küçük.“
Bunu onu her görüşünde fark etmişti ama uzaktan izleyince daha da belirginleşiyordu. Ne kadar küçük ve narin olduğu insanın gözüne çarpıyordu.
Arada sırada yükselen kuru öksürüğü ise onu olduğundan bile daha kırılgan gösteriyordu.
“Oda da epey soğuk.“
Kışın en sert günleri yaşanırken şöminedeki ateş neredeyse tamamen sönmüş durumdaydı.
Pencerenin dışında beyaz kar yığınları, içeride buz gibi bir oda ve o manzaranın içinde oturan bembeyaz bir kadın...
Herdin, ona yakıştığını düşündüğü kar perisi lakabını aklından geçirerek Blair’e doğru yürüdü.
Yine de Blair, yazdığı şeye öylesine dalmıştı ki yaklaşan adımları fark etmedi.
Herdin küçük sırtının arkasına geldi. Bir elini masaya dayayıp öne eğildi ve yazdığı satırlara göz attı.
Ancak o zaman Blair arkasındaki varlığı hissetti. İrkilerek başını kaldırdı ve doğrulduğu sırada başını doğrudan Herdin’in sert göğsüne çarptı.
“Ah.“
Tam o anda, yukarıdan bakan soğuk mavi gözlerle aşağıdan ona bakan menekşe renkli gözler buluştu.
“Neden bu kadar şaşırmış görünüyorsun? Bu bizim düğün gecemiz. Bir karı kocanın bu geceyi birlikte geçirmesi kadar doğal ne olabilir?“
“…Geleceğinizi düşünmemiştim.“
“Beklediğin hâlde mi?“
Sözleri tam isabet etmişti.
Blair dudaklarını sıkıca kapattı.
“Sadece ihtimale karşı bekledim. Siz... yani sen gelir de beni uyurken bulursan kabalık olur diye düşündüm.“
Blair’in dudaklarından dökülen o sen hitabı üzerine Herdin’in bakışları hafifçe karardı.
“Bu da ne?“
Bakışları masadaki kâğıda kaydı.
Blair hemen açıklamaya girişti.
“Bir sözleşme. Sonuçta bir sözleşme olduğu için yazılı olmasının daha iyi olacağını düşündüm.“
Herdin kâğıdı eline aldı, yanındaki sandalyeye oturdu ve okumaya başladı.
“Birinci madde. İmzacı Blair Sonnet von Ardel, İmparatoriçe Sarayı yangınının ardındaki gerçeğin ortaya çıkarılması konusunda elinden gelen tüm yardımı sağlayacaktır. Sözleşmenin süresi bir yıldır. Ancak süre dolmadan gerçek ortaya çıkarsa evlilik sözleşmesi derhâl sona erecektir. Gerçeğin tespiti ve sorumluluklar imparatorluk yasalarına göre değerlendirilecektir.“
Düşük ve ağırbaşlı sesi sessiz odada yankılandı.
“İkinci madde. Sözleşme süresince taraflar birbirlerine karı koca olarak saygı gösterecektir. Buradaki saygı, karşı tarafın toplumsal konumunu gözeterek eşlik görevlerini yerine getirmeyi ifade eder. Haftada en az bir kez birlikte yemek yenmesi, önemli davet ve şölenlere beraber katılım sağlanması ve benzeri hususlar...“
Maddelerin yüksek sesle okunmasını dinleyen Blair’in aklına aniden sözleşmeyi baştan yazma isteği düştü.
Bir önceki yaşamında uğradığı ihmalin ve görmezden gelinmenin bıraktığı kırgınlığın, farkında olmadan bu satırlara sızdığını yeni fark etmişti.
Elbette şu an karşısında oturan Herdin’in bunu bilmesine imkân yoktu...
Bu düşünceyle Blair buruk bir gülümseme takındı.
“Eğer değiştirilmesi gereken bir şey varsa lütfen söyle. Hepsini tek başıma yazdım. İstediğin şekilde düzenlerim.“
Bunun üzerine okumayı sürdüren Herdin bir soru sordu.
“Peki şartlara uyulmazsa ne olacak?“
Blair bu soruyu beklemiyordu.
Şartların nasıl değiştirilebileceğini düşünmüştü ama taraflardan biri sözleşmeyi ihlal ederse ne yapılacağını hiç hesaba katmamıştı.
“Haklı. Bir yaptırım olmazsa hiçbirimiz bunu ciddiye almayız.“
Bir süre düşündükten sonra ciddi bir ifadeyle konuştu.
“Eğer sözleşmenin şartlarına uymazsan...“
“Sonra?“
“Seninle boşanmam.“
İmparatorluk emriyle zorla yaptığı bu evlilikte ömür boyu kalmak Herdin için bir kâbus olurdu.
Üstelik Blair’e karşı beslediği hoşnutsuzluk da ortadaydı.
“Öyle mi?“
Fakat Blair’in kendi gözünde korkutucu olan bu tehdit karşısında Herdin’in yüzünde en ufak bir tedirginlik belirmedi.
Hatta...
Bu ona mı öyle geliyordu, yoksa gerçekten eğlenmiş gibi mi görünüyordu?
Tam bunu düşünürken Herdin bir sonraki maddeyi okumaya başladı.
“Yukarıdaki sebepler doğrultusunda taraflardan biri aynı yatağı paylaşmak isterse, diğer taraf ayda iki defaya kadar bu talebi kabul edecek ve eşlik görevlerini yerine getirecektir...“
Herdin’in gözleri satırlardan ayrılıp Blair’e yöneldi.
Kâğıdı masaya bıraktı.
“Karım aynı yatağı paylaşmaktan söz ederken, iki yetişkin insanın el ele tutuşup uyumasını kastetmiyor olmalı.“
Sesindeki alaycı tını Blair’in yüzünü hafifçe kızarttı ama itiraz etmedi.
Bu da Herdin’in tahmininin doğru olduğunu gösteriyordu.
“Yatağımı ısıtan bir metres rolünü mü üstleneceksin?“
...Bunu söylemek zorunda mıydı gerçekten?
Bu noktada Herdin’in merakı giderek artıyordu.
Bu kadın, nasıl bir amaç uğruna böyle bir evliliği sürdürmeye çalışıyordu?Kendi bedenini bile pazarlık unsuru hâline getirecek kadar ileri gitmesinin nedeni neydi?
Bu yüzden onu bilerek kışkırtmıştı.
Ve beklediği gibi Blair hemen tepki verdi.
“Öyle söyleme. Ben sadece—“
“Sadece?“
Karşı çıkmaya hazırlanan Blair duraksadı ve cümlesini tamamlayamadı.
Çünkü bu madde onun için en önemli olanıydı.
Asiel’i dünyaya getireceği günü düşünerek özellikle bu maddeyi yazmıştı.
Ama gerçeği söyleyemezdi.
Zamanda geriye döndüğünü açıklaması mümkün değildi. Her şeyden önemlisi Herdin’in Asiel’in varlığını öğrenmesine izin veremezdi.
Eğer öğrenirse çocuğa ne yapardı?
Miela’dan doğacak çocuğunu düklüğün varisi yapmak adına Asiel’i bir engel olarak görebilirdi.
Bunun olmasına asla izin veremezdi.
Blair’in planı, Herdin’le ilgili tüm meseleleri sonuçlandırdıktan sonra Asiel’e hamile kalmak, ardından boşanıp imparatorluğu terk etmekti. Böylece Herdin onun hamile olduğunu asla öğrenemeyecekti.
Sonunda Blair kulağa makul gelecek bir yalan buldu.
“Sadece... bu süre boyunca en azından iyi geçinmemizi istedim.“
Herdin, Blair’in gerçek duygularını saklamaya devam edişini izlerken alçak bir kahkaha bıraktı.
“İyi geçinmek.“
Biz nasıl iyi geçinebiliriz ki?
Annenin tek sözü, senin tek ifaden yüzünden ölen halam kendini savunma fırsatı bile bulamadan utanç içinde toprağa verildi.
Ben ise gerçeği öğrenemeden her şeyi kabullenmek zorunda kaldım.
Blair’in amacı her neyse, uğruna bedenini bile ortaya koyması onun ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyordu.
Acınasıydı.
Sen benim çaresizliğime sırt çevirmiştin.
Şimdi ise birdenbire...
Madem sahip olduğu şeyi ortaya koyuyordu, Herdin de bunu karşılıksız kabul etmeye niyetli değildi.
Eğer onun en değerli şeyi saflığıysa, en azından onu alacaktı.
Bu ancak adil bir alışveriş olurdu.
Herdin ayağa kalktı ve Blair’e doğru bir adım attı.
Aralarındaki mesafe bir anda kapandı.
Blair nefesini tuttu.
Adam tam karşısındaydı.
Öyle yakındı ki nefes verse soluğu ona değecekti.
“O hâlde bu madde gereğince ben de bir kocanın görevlerini yerine getirmeliyim.“
Yanağına dokunan el ve kulağının dibinde yankılanan alçak ses Blair’in ürpermesine neden oldu.
Ama onu asıl şaşırtan söylediği sözlerdi.
Bu maddeyi ilk gündeme getirenin Herdin olacağını hiç düşünmemişti.
Maddeyi yazan kendisiydi ama artık Herdin’in ona sevgi gösteriyormuş gibi davranmasına gerek yoktu.
“Bunun ancak Asiel’e hamile kalmak istediğim zaman gerekli olacağını düşünmüştüm.“
Yatak odasına geleceğini bile beklemeyen Blair için bu gelişme tamamen beklenmedikti.
“Evliliği fiilen tamamlamak zorunda değilsin—“
“İstiyorum.“
Alçak fısıltısı dudaklarına döküldü.
Bakışları çoktan kızarmış dudaklarına kilitlenmişti.
Yanağını okşayan eli başparmağıyla dudaklarının üzerinden geçti.
Parmak uçlarından yayılan sıcaklık kalbinin hızlanmasına neden oldu.
Daha sonra Herdin gözlerini yeniden kaldırdı ve bakışları buluştu.
“Şimdi.“
Mavi gözlerinin içinde dizginlenmemiş bir arzu yanıyordu.
Blair o vahşi bakışlardan uzaklaşamadan Herdin eğildi ve dudaklarını onun dudaklarına bastırdı.
O anda aklından tek bir düşünce geçti.
O da bir erkekti.
“Erkeklerin, sevmedikleri biriyle bile aynı yatağı paylaşabildiğini söylerler.“
Evet.
Bu aşk değildi.
Başka bir amaç uğruna sergilenen sevgi gösterisi de değildi.
Sadece geçici bir arzu anıydı.
Böyle düşünmek her şeyi daha kolay hâle getiriyordu.
Eğer bedenini vermek Asiel’e yeniden kavuşmasını sağlayacaksa, Herdin ne isterse verebilirdi.
Blair karmaşık düşüncelerini toparladı ve kabullenmiş bir şekilde gözlerini kapattı.
Herdin onu kucağına aldı.
Sıcak nefesi boynuna değiyordu.
Kolları Blair’i bırakmaya hiç niyetli değilmiş gibi sıkıca sarmıştı.
Blair, kendisini taşıyan adamın yüzüne baktığında gözlerinin bir an olsun üzerinden ayrılmadığını fark etti.
Herdin onu yatağa götürüp dikkatlice bıraktı.
Sonra yatağın kenarında durarak yarı çözülmüş geceliğine uzandı.
Bakışları hâlâ Blair’in üzerindeydi.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi