Bölüm 2
Ark 1: Hepinizi Duyuyorum
Bölüm 2: Yalancı
༶•┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈•༶
Kadının çığlığı dindiğinde, herkesin zihni durma noktasına geldi. Birkaç dakika önce birbirlerine hakaretler savuranlar bile sessizliğe gömüldü. Artık mesele yalnızca bir {yasal sınırı} aşmak değildi; karşılarındaki figür, cinayet işleme konusunda gerçekten de en ufak bir tereddüt göstermiyordu.
Bir dakikadan uzun süren sessizliğin ardından keçi başı maskeli adam hafifçe başını salladı.
“Çok güzel,“ dedi. “Dokuzunuzun da sakinleştiğini görmekten memnuniyet duyuyorum.“
Herkesin yüzü değişti, ancak hiç kimse konuşmaya cesaret edemedi. Söylediği gibi, artık gerçekten dokuz kişilerdi.
Qi Xia titreyen elini uzatıp yüzündeki pembe-sarı maddeyi temizledi. Beyin dokusu hâlâ hafifçe kasılıyor ve dokunulduğunda sıcak hissediliyordu. Ancak birkaç dakika içinde canlılığını yitirdi ve havası kaçmış bir top gibi söndü.
“Kendimi tanıtmama izin verin...“ Keçi başlı figür kanlı parmağını uzatarak maskesini işaret etti. “Ben {Ölümlü Keçi}’yim ve sizler de {Katılımcılar}sınız.“
Bu açıklama herkesi şaşkına çevirdi, ardından odada bir şaşkınlık dalgası yayıldı. {Ölümlü Keçi} mi? {Katılımcılar} mı?
“Sizleri buraya getirmenin tek amacı bir oyuna katılmanızı ve sonunda bir {Tanrı} yaratmanızı sağlamak.“ Keçi başı maskeli adam bunu düz bir ses tonuyla söyledi.
Arka arkaya gelen bu iki cümle, oradaki herkesin kaşlarını çatmasına neden oldu. Kısa süreli etkileşimleri sırasında çoğu, karşılarındaki kişinin bir deli olduğu sonucuna varmıştı. Ancak bu deli, bir {Tanrı} yaratmaktan mı bahsediyordu?
“Ne tür bir tanrı... yaratmak?“ diye sordu yapılı adam gergin bir şekilde.
“Tıpkı {Nüwa¹} gibi bir tanrı!“ Keçi başlı figür sevinçle ellerini hareket ettirdi; vücudundan yayılan belirgin keçi kokusu sözlerine kötü niyetli bir hava katıyordu. “Harika değil mi?! Hepiniz tarihin yazılışına tanıklık edeceksiniz! Nüwa insanlığı yarattıktan sonra Cenneti² onarırken gökkuşağına dönüştü... Nüwa’yı kaybedemeyiz, bu yüzden bir tane daha yaratmalıyız! {Tanrı}’nın yerine getirmesi gereken büyük bir görev var!“
Heyecanı giderek arttı, sesi yükseldi; sanki kendisine tavuk kanı enjekte edilmişti³.
“Nüwa...“ Yapılı adam kaşlarını çattı; durum onun için giderek daha anlaşılmaz hâle geliyordu. Bir süre duraksadıktan sonra sordu:
“Sen bir dinî örgütün parçası mısın?“
“Dinî örgüt mü?“ Keçi başlı figür kısa bir süre duraksadı, ardından yapılı adama dönerek cevap verdi: “Biz basit bir {dinî örgüt}’ün çok ötesindeyiz; bizim koca bir {dünyamız} var!“
Keçi başlı figürün cevabının ardından oda bir kez daha ağır bir sessizliğe büründü. Yapılı adamın sorusu yerindeydi. Bu keçi başlı figürün davranışları ve yaptıkları kötü bir tarikatin üyelerine fazlasıyla benziyordu, ancak kötü tarikatların çoğu Nüwa gibi kahraman bir figüre tapmak yerine yeni bir tanrı uydurma eğilimindeydi.
“Öyleyse...“ Yapılı adam devam etti. “Tam olarak neye {katılmak} için buradayız?“
“Sana zaten söyledim, yalnızca bir oyun.“ Keçi başlı figür hemen cevap verdi. “Kazanırsanız, içinizden biri {Tanrı} olmak üzere yükselecek.“
“Hahm-ga-caan...“ Kolları dövmeli adam biraz kendine gelmiş gibiydi. Küfredip ardından sordu:
“Yani {Tanrıların Atanması⁴} gibi bir şey, öyle mi? Peki kazanamazsak ne olacak?“
“Kazanamazsanız mı?“ Keçi başlı figür ellerindeki kan lekelerine baktı; sesinde hafif bir hayal kırıklığı vardı. “Kazanamamanız talihsizlik olur...“
Açıkça söylememiş olsa da ne demek istediği ortadaydı—kazanamazsanız ölürsünüz.
Sunduğu seçeneklerin hiçbirinde {hayatta kalmanın} bir yolu yoktu. Ya onun {Tanrı} dediği varlığa dönüşeceklerdi ya da kafası ezilen genç adamla aynı kaderi paylaşacaklardı.
“Herkes anladıysa... bu {oyunu} başlatalım. Bu oyunun adı {Yalancı}.“ Keçi başlı figür ilan ederek ceketinin cebinden bir deste kâğıt çıkardı ve her birine kayıtsızca birer tane uzattı.
Ardından birkaç kalem çıkarıp herkese dağıttı.
Masanın üzerinde çok sayıda kan lekesi vardı ve her beyaz kâğıt yüzeye değdiğinde anında kırmızıya bulanıyordu. Lekeleri silmeye yönelik her girişim, yalnızca kan kırmızısı rengin boya gibi yayılmasına ve bir zamanlar bembeyaz olan kâğıdın daha da kızarmasına neden oluyordu.
“Kurallar şöyle: Her biriniz buraya gelmenize kadar yaşanan olayları anlatacaksınız.“ Keçi başlı figür talimat verdi. “Ancak şunu bilmelisiniz ki, hikâyelerini anlatanların arasından bir kişi doğruyu söylemeyecek. Her biriniz hikâyesini anlattıktan sonra oylamaya geçeceğiz. Eğer sekiziniz de {Yalancı}’yı doğru bir şekilde tespit ederse, yalancı elenecek ve geri kalanlar hayatta kalacak. Fakat tek bir kişi bile yanlış seçim yaparsa, yalancı hayatta kalacak ve geri kalanlar elenecek.“
“Yalancı mı...?“
Herkesin zihni şaşkınlıkla doldu. Böylesine kritik bir yaşam ve ölüm anında biri gerçekten diğerlerini kandırır mıydı?
“Bir dakika, {taktik} belirlememize izin var mı?“ diye aniden araya girdi yapılı adam.
“Evet.“ Keçi başlı figür başını salladı. “Oyun başlamadan önce taktiklerinizi tartışmanız için bir dakikanız var. Bunu şimdi mi... yoksa daha sonra mı kullanmak istersiniz?“
“Şimdi.“ Yapılı adam fazla düşünmeden cevap verdi.
“Dilediğiniz gibi devam edin.“ Keçi başlı figür masadan bir adım uzaklaştı.
Yapılı adam dudaklarını büzerek etrafındaki herkese baktı; masanın üzerinde duran cansız bedene bakmamaya özellikle dikkat ediyordu.
“Daha sonra hanginizin yalan söyleyeceğini bilmiyorum,“ diye başladı, “ama bu {kural} fazlasıyla keyfî görünüyor. Oylamada yapacağımız tek bir hata hepimizin ölümüyle sonuçlanıyor. Yalancıyı doğru tespit etsek bile bu, onun öleceği anlamına geliyor. Görünüşe göre en az birimizin ölümü kaçınılmaz. Ancak herkesin hayatta kalmasını sağlayacak bir plan düşündüm...“
Bunu duyan herkes gözlerini yapılı adama çevirdi.
Gerçekten herkesin hayatta kalmasını sağlamak mümkün müydü?
“Tek yapmamız gereken doğruyu söylemek.“ Yapılı adam hiç tereddüt etmeden konuştu ve daha fazla düşünmelerine fırsat vermedi. “Dokuzumuz da doğruyu söyler ve ardından kâğıtlarımıza {kimse yalan söylemedi} yazarsak hiçbir kuralı çiğnemiş olmayız. Böylece hepimiz hayatta kalabiliriz.“
Beyaz önlüklü adam parmağıyla masaya hafifçe vurduktan sonra konuştu:
“Planın mantıklı, ancak önemli bir varsayıma dayanıyor: {senin kendin yalan söylemiyor olman}. Bunu nasıl kanıtlamayı düşünüyorsun? Eğer yalancı sen isen, hepimizin {kimse yalan söylemedi} yazmasını önermek senin hayatta kalmanı, geri kalanımızın ise ölmesini garantilemiş olur.“
“Ne saçmalıyorsun?“ diye karşılık verdi yapılı adam; sesine öfke sızmıştı. “Yalancı ben olsaydım neden böyle bir plan önereyim? Kendimi korumam yeterli olurdu.“
Keçi başlı figür elini hafifçe salladı.
“Bir dakikalık tartışma süresi sona erdi. Lütfen daha fazla iletişim kurmayın.“
İki adam birbirlerine soğuk bakışlar atıp homurdandı ve sessizliğe gömüldü.
“Şimdi lütfen kartlarınızı çekin.“ Keçi başlı figür pantolonunun cebinden küçük bir kart destesi çıkararak talimat verdi.
Kartların boyutu sıradan oyun kâğıtlarına benziyordu ve arkalarında {Nüwa’nın Oyunu} yazıyordu.
Yapılı adam şaşkınlıkla sordu:
“Bu da ne?“
“Bunlar {Kimlik Kartları}.“ Keçi başlı figür gülerek açıkladı. “Kim {Yalancı} kartını çekerse yalan söylemek zorunda.“
Yapılı adam hayal kırıklığıyla dişlerini sıktı.
“Benimle dalga mı geçiyorsun?! Böyle bir kural olduğunu neden önceden söylemedin?!“
“Size bir ders vermek için.“ Keçi başlı figür alaycı bir şekilde sırıttı. “Kuralları açıklamayı bitirmeden önce taktikleri tartışıp tartışamayacağınızı sordun. Değerli bir dakikayı boşa harcayan sizdiniz; bunu önceden söylemediğim için ben değil.“
Yapılı adamın yüzü öfkeyle buruştu, ancak keçi başlı figürün insan öldürme yöntemlerini hatırlayınca öfkesini içine atmaktan başka çaresi kalmadı.
Bir dakika içinde dokuz kişinin tamamı keçi başlı figürün elinden birer kart çekti, ancak hiçbiri aldığı kimliğe bakmaya cesaret edemedi. Eğer kartlarının üzerinde {Yalancı} yazıyorsa, kendilerini kurtarmak mı yoksa feda etmek mi arasında korkunç bir seçim yapmak zorunda kalacaklardı.
Dört kadının da elleri hafifçe titrerken erkeklerin ifadeleri gözle görülür biçimde karardı.
Burada çekilen şey {Kimlik Kartları} değil, {Yaşam ya da Ölüm Kartları}ydı.
Qi Xia derin bir nefes aldı ve yüzünde hiçbir ifade olmadan elini kartının üzerine koyduktan sonra kartı önüne doğru çekti.
Tereddütlü bir hareketle kartın kenarını kaldırdı ve altında yazanlara baktı.
{Yalancı} kelimesi apaçık bir şekilde ona bakıyordu.
༶•┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈•༶
Peki Qi Xia neyi seçecek? Yalan mı söyleyecek? Bir sonraki bölümde öğrenin! ฅ^._.^ฅ
༶•┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈┈•༶
Dipnotlar
[1] Nüwa (女媧) — Çin mitolojisinde ana tanrıça, kültür kahramanı ve Üç Hükümdar’dan biri olarak saygı gören bir figürdür. Çin halk dini, Budizm, Konfüçyüsçülük ve Taoizm de dâhil olmak üzere çeşitli inanç sistemlerinde önemli bir yere sahiptir. Efsaneye göre insanlığı kendi elleriyle sarı kilden şekillendirerek yaratmıştır; ancak bazı anlatılarda bu yöntemle yalnızca soyluları veya zenginleri yarattığı söylenir. Halk arasında yaygın olan inanışa göre sıradan insanları kahverengi çamurdan yaratmıştır ve bazı anlatılarda yorulduğu için bir ipi çamura sürükleyerek insanları oluşturduğu söylenir. Her hâlükârda, insanlığın yaratıcısı olarak kabul edildiğini bilmeniz yeterli.
[2] Cenneti onarırken gökkuşağına dönüşmesi — Efsanelerde Nüwa, gökyüzündeki bir deliği onararak insanlığı kurtarmıştır. Göksel bir savaş sırasında su tanrısı ile ateş tanrısı arasındaki çatışma nedeniyle Cennetin Sütunları’ndan biri olan Buzhou Dağı yıkılmıştır. Deliği kapatmak için beş farklı renkte taşı eritmiş ve bunları gökyüzüne yapıştırmıştır. Bunun sonucunda gökyüzünün bu kısmı gökkuşağına benzer bir hâle gelmiştir. Nüwa ayrıca kırılmış Göksel Sütunları bir kaplumbağanın bacaklarıyla değiştirerek gökyüzünü sabitlemiş, ancak bu durum Dünya’nın ekseninin eğilmesine neden olmuştur. Düzeni yeniden sağladıktan sonra canavarları yenmiş, yangınları kontrol altına almış ve Cennet’teki yarıktan sonra ortaya çıkan selleri durdurmuştur. Hikâye, gökyüzündeki deliğin tamamen kapanmadığını fark eden Nüwa’nın kendi bedenini feda etmesiyle sona erer.
[3] Tavuk kanı enjekte edilmiş gibi olmak (打鸡血) — Çinli internet kullanıcıları bu ifadeyi bir kişinin bir şeye karşı aşırı heyecanını veya takıntısını belirtmek için kullanır. İfade, 1959’da Şanghay’da insanların vücutlarına tavuk kanı enjekte edilmesi uygulamasından kaynaklanır. Doktor Yu Changshi, bu “tedaviyi“ ilk olarak kendi üzerinde uygulamış ve uygulama Kültür Devrimi sırasında yaygınlaşmıştır. Yu, kendisine tavuk kanı iğnesi yaptıktan sonra “özellikle enerjik hissettiğini“ iddia etmiştir.
[4] Tanrıların Atanması — Fengshen Yanyi (封神演義) veya Fengshen Bang (封神榜) olarak da bilinen, Çin’in Ming Hanedanlığı döneminde 16. yüzyılda yazılmış ünlü bir Çin romanıdır ve tanrılar ile iblisler (shenmo) türüne girer. 100 bölümden oluşan eser, 1567 ile 1619 yılları arasında yayımlanmıştır ve tarihsel, folklorik, mitolojik ve fantastik unsurları bir araya getirir.
Hikâye, Shang Hanedanlığı’nın (MÖ 1600–1046) gerileme ve Zhou Hanedanlığı’nın (MÖ 1046–256) yükseliş döneminde geçer. Çin mitolojisi, Çin halk dini, Çin Budizmi, Konfüçyüsçülük ve Taoizm’den çok sayıda unsuru bir araya getirir; tanrılar, iblisler, ölümsüzler ve ruhlar bunların arasındadır. Roman, çeşitli doğaüstü varlıkların insan dünyasına girerek büyülü güçleriyle ölümlülerin kaderlerini ve tarihin akışını değiştirdiği pek çok hikâyeye yer verir.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.