8. BÖLÜM Emilia Charlotte’nin önünde bir şey yok gibi konuşmuştu ama ertesi gün Cavendish konağına ulaşır ulaşmaz bir sorun çıkmıştı. Sorun, sıradan biri olan Emilia Bern’in araba ile gelmeye cüret etmesiydi. Sıradan olanların arabaya binmesini engelleyen bir kural yoktu. Problem arabanın Ernfort’ta bulunması zor olan çok lüks bir araç olmasıydı. Girişte arbede çıktı. Hizmetçi kapıyı kilitledi ve Beppy homurdandı. Parlayan gözleriyle cehennemden gelmiş bir aslana benziyordu. Korkan hizmetçi doğruca uşak Haspel’e gitti. Beklendiği gibi Haspel koca adamın önünde terledi. “Emilia buradan inip içeri girmeye ne dersin? Bunu efendi ile tertışacağım ve ne yapman gerektiğini sana söyleyeceğim.” Emilia bir şekilde Beppy’i geri göndermeye çalıştı. Ama Beppy bir boğa kadar inatçıydı. O ana girişin önünde beklerken Haspel’in teslim olmaktan başka çaresi yoktu. Efendisi Bernen Cavendish’e gitti. İşin tuhafı Baron Cavendish Emilia veya Beppy’den daha çok araba ile ilgileniyordu. “Bu tuhaf... Sen nasıl yaptın...” Küçük arabanın etrafına bakınırken kulpta bir işaret görünce şaşırdı. Meyer ailesinin sembolü olan bir kalkan ve üç ok işlenmişti. Bunu geç fark eden Emilia da şaşırdı. Bernen Cavendish kaşlarını çattı ve çenesini tutarak bir süre düşündü sonra elinden bir şey gelmezmiş gibi başını salladı. “Pekala. İçeri girmene izin vereceğim. Bundan böyle depodaki arka kapıyı kullan. Sana kötü muamele edildiğini düşünmemelisin. Kontes Odelia Lüen’in burada kaldığını biliyorsun değil mi?” Bunu soran Cavendish gururluydu. Onun çocuksu olduğunu düşünmesine rağmen Emilia tek kelime etmeden başını salladı. “Ülkenin dört bir yanından onu görmeye gelen konuklar olduğunu bilmenizi isterim. Gerçek şu ki arabalar için yeterli alanımız yok ve onlardan depoyu kullanmalarını isteyemeyiz. Ve bu yasal olarak kaçınılmaz. Yasalarda “sıradanların sahip olduğu arabalar” hakkında kesinlikle bir madde yok.” Yasalarda bu sadece “araba” olarak yazılmıştı. Emilia “soyluların sahip olduğu arabalar” hakkında da bir madde olmadığına dikkat çekmek istedi. Ama her zamanki gibi Emilia buna katlandı. ÇN: Beppy oğlum kır şunun ağzını burnunu “Teşekkür ederim.” Saygılı cevabı sayesinde araba hakkındakı kargaşa çabucak kayboldu. Hizmetçiler kapıyı açtılar ve etraftakiler yavaş yavaş gittiler. Sakinleşmeyen tek bir kişi vardı o da homurdanan Beppy idi. “Cavendish kötü! Kötü!” Emilia nefes nefese yeri tekmeleyen Beppy’i sakinleştirmekte zorlandı. “Sorun değil. Gerçekten umursamıyorum. Burada kaybettiğiniz kadar kazanırsınız. Şöyle bir söz vardır. Kazanmak için nasıl kaybedeceğini bilmen gerekir.” Beppy sanki başka bir dünyaya ait bir dil duymuş gibi yerinden kıpırdamadı. Emilia içini çekti. “Böyle ısrar etmeye devam edersen sonunda Küçük bey Meyer’e gidebilirim. Bunu yaparsam kız kardeşini kurtaramayız.” Ateş gibi yanan Beppy bir anda sakinleşti. Ama emilia rahatsız hissetti. Diğer kişinin çaresizliğini kullanmakla Hadius Meyer’den ne farkı kalmıştı? Birine istediği gibi davranmak asla Emilia’nın kişiliği ile örtüşmüyordu. “Tabiki bu asla olmayacak. Sadece seni geri göndermeye çalışıyordum. Artık lütfen git. Charlotte salıncakta oynamak için seni beklyor.” Başka bir şey düşünüyormuş gibi görünen Beppy sustu ve hemen başını salladı. Onun gittiğini gördükten sonra her zamanki gibi Emilia kartını gösterdi ve kapıda bekledi. Bugün de kapı uzun bir bekleyişin ardından açılmıştı. -- “Şu çocuk.” “Kim?” “Shayla’nın bahsettiği sıçan. Bugün araba ile gelmiş.” “Araba mı? Ucuz iki tekerlilerden olmalı.” “Hayor dört tekerli olduğunu duydum. Artı üzerinde Meyerlerin sembolü işliymiş.” “Aman Tanrım bu tuhaf..” Emilia kalabalığın yanından geçti. Sabit uzaklık daha fazla kurcalamaya neden olabilir ve ağzı seyiren kadın dedikodu yapacak yeni birini bulmak için göz gezdirdi. Ve buldu. Sayısız ziyeretçi içinde kesinlikle öne çıkan genç bir adam batı bölgesinde büyük bir çiftliğe sahip olan Malvin ailesinin en büyük oğlu Nathan Malvin. “Bilirsin, az önce geçen çocuk...” Koyu kahve saçların altındaki canlı yeşil gözler kadına döndü. Son derece aristokrat ve zarif yüzünü gören kadın nefesini tuttu. Adam kadını görmezden geldi ve ilk o konuştu. “Biliyorum. Buraya girep çıkan bir sıçan. Meyer’in naşanlısı Emilia Bern.” Böyle mırıldanan adamın gözlerinde bir eğlence belirtisi vardı. Nathan Malvin’in gözlerine ilk kez takılalı bir hafta olmuştu. İlk defa bu kadar gizemli saç rengine sahip bir kadın görüyordu. Güneşli pencere tarafından bakınca bal kadar yumuşaktı ama gölgeli kitaplığın altında fındık gibi koyuydu. Ne renk olursa olsun usulca kıvrılan hacimli saçlara bakarken kırgınlığı bir an için unutuldu. “Şuna bak. Bu eldivenler, güneşlik ve şemsiye bile.” “Tanrım hepsi modası geçmiş paçavralar.” “Shayla o senin hizmetçin Mia’dan daha yaşlı.” Her yerde kahkahalar patladı. “Bu arada Bay Cavendis ne zamana kadar girmesine izin verecek?” “Artık gelmesini istemiyorum. Dürüst olmak gerekirse Meyer ailesi tarafından terk edilmek gibi değil mi?” “Bu yüzden ziyaretçilerin daha kapsamlı bir şekilde kontrol edilmesini istemeyi düşünüyorum. Böylece kendisi farkına varabilir.” Onun tanıdığı soylular bunu asla yapmazlardı. Onlar için ikiyüzlülük bir erdemdi. Gerçek bir aristokrat yüzüne gülmeli sırtından bıçaklamalıydı. Ama Sahayla ve grubunun bunu yapmasının nedeni Emilia Bern’in onlardan tamamen farklı ‘sıradan’ biri olmasıydı. Tabiki sadece sıradan bir olsaydı bu sorun olmazdı. Çünkü soyluların çoğu kendilerinden düşük olanların önünde kibar ve cömertmiş gibi görünmeye bayılırdı. Ama o kız bir kara kuğuydu. Yerini bilmiyor ve bir grup beyaz kuğunun yanına uçmaya cüret ediyordu. Bir süre sonra kapı açıldı ve orta yaşlı, tarlatan giymiş bir kadın göründü. Aniden ziyarete gelen özel bir öğretmendi, Odelia Lüen. Bay Cavendish kızının ilk çıkışını başarılı kılmak için damadının anne babasıını ve hatta üçüncü kuzenini harekete geçirerek onu kanağına davet etti. Sosyeteden birinin aylardır burada kaldığı haberi hızla yayıldı ve yerel soylular kartvizitler gönderdi. Sonuç olarak birçok genç erkek ve kadın ser almak için tek bir yerde toplandı. “Herkes otursun. Bugün bir baloya davet edildiğinizde balo salonundan yemek odasına nasıl geçildiğini öğreneceğiz.” ÇN: yürüyerek lol Odelia’nın bahsettiği her şey piyasada bulabileceğiniz ucuz görgü kuralları kitaplarında vardı. Yine de bütün gençlerin buraya gelmesinin tek nedeni onun sosyal dünyadaki etkisiydi. “Eğer bir adam yemek odasına bir kadınla girerse kesinlikle aynı kadınla çıkmalıdır. Asla partnerinizi değiştirmemelisiniz..” Bu donuk sesi dinlerken adamın göz kapakları ağırlaşmaya devam ediyordu. Sadece uyumalı mıydı? Nathan kaba ve asi tavırlarıyla Kontes Lüen’in sinirlerini daha önce birkaç kez bozmuştu. Şimdi bile diğer insanların aksine koltukta sırt üstü yatmıyor muydu? Ama sınırını aşmayan orta karar bir kibir Malvin ailesinin sembolüydü. Nathan en azından başkalarının önünde uyumamaya karar verdi. Zaman çok yavaş geçti. Kraliyet ailesi sponsorluğunda yat yarışması gelecek ay Fisher Bay’da düzenlenecek. Bu kış hangi kulübede tilki avının tadını çıkaracağız? Tilson’a bir mesaj gönder ve ona şu andan itibaren köpeği eğitmesini söyle... Düşünceleri bir nehre düşen yapraklar gibi uzaklaştı. Aniden gözlerinin önüne Emilia Bern geldi. Güneş omuzlarında bir hale gibi parlıyordu. Alnından burnuna ve çenesine kadar uzanan güzel çizgilere bakarak bir an için onun koyu mavi gözleriyle karşılaştı. Bu kadar kalpsiz görünen başka bir göz var mı? Emilia Bern tereddütsüz onun dikkatini çekti. Belki de Nathan’ın merakını uyandıran şey aslında o korkunç kayıtsızlıktı. “Bugünlük bu kadar. Ne yazık ki önemli bir görüşmem var o yüzden çay saatine katılamayacağım. Lütfen keyfinize bakın.” Hizmetçiler kontes Lüen salonu terk eder etmez çayı getirdiler ve genç erkekler ve kadınlar halka halinde oturdu. Yalnızca Nathan ve Emilia kalabalıktan uzaktı. “Nathan, hadi.” “...” “Ne yapıyorsun?” Harriet tekrar sordu. Nathan cevap vermeden tavana bakmaya devam etti elindeki cep saatinin kapağını açıp kapadı. Kibirli adam. Harriet böyle söylemiş olmalı. Nathan bundan zevk aldı. Ne kadar kötü. Beklendiği gibi piramitin tepesinde olmak ve kendinizi altınızdakileri ezerken görmek ve onlarında kendi altlarındakini ezmelerinş görmek iğrenç ve rahatsız edici. Kendi yüzünü görmek gibi hissettirdiği için miydi? Yoksa siyah kuğuya acıdığı için mi? O anda kara kuğu sessizce ayağa kalktı. Bir şekilde varlığını gizlemek istedi o yüzden çok sessizce hareket etti. Kapı açıldı ve tekrar kapandı. Nathan oturduğu yerden fırladı. “Nathan nereye gidiyorsun?” Dinlemiyormuş gibi davrandı salonu terk etti ve çalışma odasına gitti. Kara kuğu muhtemelen orada olacaktı. Daha önce de çay saatinden kaçmıştı ve zamanının geri kalanını orada geçirmişti. Beklendiği gibi. Kapıyı açar açmaz onu buldu. Alay edilen bir çift eldiven ve şemsiye geniş masanın bir yanına düzgünce yerleştirilmişti. Bilerek görülmesi zor bir koltuk seçti. Herhangi bir kitap aldı, elinde tuttu ve gözleriyle küçük figürü takip etti. Sonunda kitaplıkların arasından kadın göründü. Emilia bir elinde kitap bir elinde ziyaretçi kartı ile çalışma odasından sorumlu hizmetçiye yaklaştı. Hizmetçi görür görmez yüzünde sıkıntılı bir ifade belirdi. Emilia ona tekrar kartı gösterdiğinde içini çekti ve elinden bir şey gelmezmiş gibi başını salladı. Yani bir kitap ödünç almaya çalışıyordu. Nathan düşündü. Eğer başkası olsaydı hizmetçi bunu onaylamakta tereddüt etmezdi. Çalışma odasının boyutu bir kütüphaneye yakındı ve bay Cavendish cömert bir insandı. Çalışma odasını evini ziyaret edenler için her zaman açık bıraktı ve istedikleri kitabı ödünç alabileceklerini söyledi. Fakat görünen o ki kara kuğu kitap almak için meyer ailesinden bir kartvizite ihtiyaç duyuyordu. Tıplı içeri girip çıkarken olduğu gibi. Komik. Orjinal diyebilir miyiz? Bir ziyaret kartıyla falan oynamak. Nathan sırıtarak onu ciddi bir şekilde izledi. Emilia başka bir kitap aldı ve otırdu. Sonra çabucak kitaba yoğunlaştı. Bambaşka ifadelerle kitabı okudu. Kaşlarını çattı, şaşırarak ağzını açtı ve aniden güldü de. Saçlarını savurdu ya da aniden kitaba sarıldı sanki derinden etkilenmiş gibi boşluğa baktı. Sadece yüzüne bakarak içeriği tahmin edebiliyordu. Nemli, mavi gözlere baktığında etrafındaki hava ferahlatıcı hissettirdi. Şimdi bir şey söylemeli miyiz? Oturduğu yerden kalkmak üzereyken beklenmedik bir şey oldu.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.