Yukarı Çık




297   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   299 


           
Fors, kirpiklerini birkaç kez kırpıştırdıktan sonra gözlerini açtığında kendisini oturma odasının zemininde uzanırken buldu. Pencerenin dışındaki parlak ay ışığını olduğu yerden görebiliyordu. Normalde ince ve bulanık olan ay bugün koyu, kan kırmızısıydı.
Ölmedim, kontrolü de kaybetmedim... Az önce gördüklerim rüya değildi... Gerçekten de gizemli ve güçlü Bay Aptal tarafından kurtarıldım...Doğrulup kendisini incelediğinde, gürleşip uzayan saçları dışında bedeninde herhangi bir tuhaflık olmadığını fark etti.
Ancak artık hayatım tamamen farklı... Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi bilmiyorum... Fors düşünceli bir şekilde doğrulup dizlerine sarıldı. Zaman zaman düşüncelere dalıyor, zaman zaman endişeli, üzgün ya da şaşkın hissediyordu.
….
Hala gri sisin üstündeki dünyada olan Klein, arkasında kapı sembolü olan sandalyeye doğru bakıyordu. Düşüncelere dalmıştı; duyduğu o sesler ne tür bilgiler içeriyor acaba...
Dizi 7 ya da 6’ya ulaştığında negatif etkilere direnip seslerin ne söylediğini duyabilecek duruma gelmeli...
Rol yapma yöntemini bilmiyorsa, Bayan Adalet ve diğerlerinin ona bunu öğretmesini sağlayabilirim. Rol yapma yönteminden, bunu bilmeyen insanlara bahsetmeyeceğime dair tanrıça’ya, Kutsal Eser üzerine yemin ettim.
... Dizi 5’e geçip Çevikyazı Ustası olduğumda,  bu gizemli alanın eşsizliği sayesinde belki de onu uzaktan kontrol ederek neler gördüğünü ve duyduğunu doğrudan öğrenebilirim.
Böylece kaynağın Bay Kapı olup olmadığını da anlayabilirim.
    Dördüncü Dönem tarihine tanıklık etmiş olan bu beyefendi, birden fazla hayat yaşamış olan Bay Azik’ten bile daha yaşlı olabilir.
Acaba gücü hangi seviyede... Dizi 2 olabilir mi? Ya da 1?
Düşüncelere dalmış olan Klein, maneviyatının sarsılmaya başladığını fark ettiğinde hemen buradan ayrılıp gerçek dünyaya dönmeye karar verdi.
Yeni Dizi atlamış biri için bu oldukça normal bir durumdu; bu nedenle Klein, bu gece dışarı çıkmaktan vazgeçip transı kullanarak kendisini toparlamaya karar verdi.
….
Sabahın erken saatlerinde uyanan Fors, ilk metro seferine binip St. George Bölgesi’ne ulaştıktan sonra doğrudan Xio’yla kaldığı iki odalı eve gitti.
Kapıyı açtığında, genellikle geç yatan Xio’nun mutfakta kahvaltı hazırladığını görüp şaşırmıştı.
"Dün gece aniden Kanlı Ay çıkınca uykum kaçtı, bu yüzden çok erken uyandım. Fors, sen iyi misin? O tuhaf sesler daha da mı güçlendi?" Diye sordu Xio endişeli bir şekilde.
O anda aniden Fors’un görüşü bulanıklaştı. Başını yana çevirip zoraki bir şekilde gülümseyerek arkadaşına cevap verdi, "Asıl sen iyi misin? Söylemedim mi zaten? O sesler her Kanlı Ay’da daha da güçleniyor!
Ancak bu beni hiç etkilemiyor. Evet, hem de hiç. Bak bana, bak ne kadar enerjiğim!
Hey, bana da bir dilim ekmek kızartsana!"
"Kızarmış ekmek sevmediğini sanıyordum?" Diye mırıldandı Xio şaşkın bir şekilde.
….
İntikamının ilk aşamasını tamamlamış ve bir sonraki Dizi’ye sonunda ilerlemiş olan Klein, tüm gece mışıl mışıl uyumuştu. Sabah olduğunda da Feynapotter eriştesi, Desi çöreği ve bir bardak tatlı soğuk çay almak için keyifle dışarı çıkmıştı.
Kahvaltısının tadını çıkarıp karnını doyurduktan sonra çatal bıçağı bırakıp günün gazetesini eline aldı. Oldukça rahat bir ruh hali içinde haberlere göz atmaya başladı.
Tussock Times’ın bugünkü manşeti şuydu:
"Kanlı Ay Gecesi, Katil İblis Bir Kez Daha Saldırdı!"
Bir kez daha mı? Klein hemen başını diğer gazetelere çevirdi, hepsinin manşetleri benzerdi:
"11. gerçek cinayet! Polis çaresiz!"
"Soğuk kanlı katil iblis bir kez daha polisle alay etti!"
"Panik havası tüm Backlund’a yayılıyor!"
Bu... Gece Kuşları ve Manda Altındaki Cezalandırıcılar çıldırmış olmalı... Klein derince iç çekti.
Aslında, katili o yakalamak istiyordu.
Dünya’dayken, sık sık adaleti sağlayıp kötüleri cezalandıran biri olmanın hayalini kurmuştu. Ancak o zamanlar güçsüz, sıradan biriydi. Şimdi ise, Dizi 7 seviyesinde bir Beyonder olarak, bir süper kahraman olmayı seçmemesinden dolayı geçmiş hayallerine üzülüyordu.
Ah, ne yazık. Bu dava zaten yüksek düzeyde ilgi gördü. Şimdi bir müdahalede bulunacak olsam kimliğimin açığa çıkması işten bile değil. Mantıklı düşünmek zorundayım... Ayrıca, Güneş’e göre suçlu muhtemelen Dizi 6’dan Dizi 5’e geçme aşamasında. Ondan korkmam elbette ama, edindiğim yeni yeteneklerle bile onu yakalayamayabilirim. Çok riskli... Klein, etraflıca düşündükten sonra en derin inançlarını takip ederek sıradan bir vatandaş olarak kalmayı seçti.
Katil suç işlemeye devam ederse, kiliselerin onu yakalama ihtimalinin yüksek olduğuna inanıyordu!
Bir süre daha gazeteleri karıştırdıktan sonra Backlund Sabah Postası’na göz atıp beşinci sayfada Ernst Firması’ndan bir ilan olduğunu gördü.
Yarın akşam saat sekizde bir toplantı olacak. Elflerin kaynak kristallerini Eczacı’ya satabilirim... 
Yarım saat sonra önündeki gazete yığınıyla işi bitmiş, ciddi bir biçimde gelecek planlarını düşünmeye başlamıştı.
Uzun vadeli planım, Ince Zangwill’den intikam almak için önce Yüksek Dizi bir Beyonder olup yarı tanrı seviyesinde bir uzman haline gelmek.
Orta vadeli planım da nasıl Sihirbaz rolü yapacağımı öğrenmek. Mantraları sakince özetleyerek iksirimi yavaş yavaş sindirmeye başlayacağım. Bu süreçte, insan derili gölge, derin deniz Nagası saçı, bin suratlı avcının kanı ve hipofiz bezi gibi malzemeleri aramaya ve nesnelerdeki şeytani tanrı çürümesini nasıl kaldırabileceğimi araştırmaya başlayacağım.
Ah... Dizi 6’nın Beyonder malzemelerinin her biri yaklaşık 1500 pound. Çok pahalı!
Ayrıca, saldırı ya da kontrole odaklanan bir mistik nesneye de ihtiyacım var. Sihirbaz seviyesi pek çok güçle gelse de, gelen Beyonder güçlerinin çoğu hayatta kalma ve kaçış odaklı. Böyle bir ortamda, en güçlü saldırı biçimi bir tabanca olabilir. Tek faydası karşı tarafı şaşırtması, ayrıca düşmanı kontrol etmek için de bir yöntem sağlamıyor.
Kısa vadeli plan, kısa vadeli plan... Heh, kağıt figürler kesip hazırlık yapacağım. Öğleden sonra biraz rahatlayıp eğlenmek için de sirki görmeye gideceğim. Sıradan sihirbazları gözlemleyerek ’rol yapma’ ilhamı alabilirim. Evet, gazetelerde Backlund’da birkaç yerleşik sirk olduğunu görmüştüm...
Planlarını tamamlamış olan Klein hızla masayı toplayıp bulaşıkları yıkadıktan sonra hazırlıklarına başladı.
Öğle vakti geldiğinde makası bırakıp önündeki kağıt figürlere baktı. İç çekerken sessizce mırıldanıyordu; Muhtemelen ilk kez bu kadar ciddi bir şekilde el işi yaptım.
Neyse ki çiçek falan değil yalnızca kağıt figür kesiyorum. İnsan şeklinde olduğu sürece sorun yok!
Ah, ellerim bu kadar maharetli olmasa bunu da başaramayabilirdim...
Böylece, yeteneklerini test etmek için kağıt figürlerden birini kullanarak her şeyin yolunda olduğundan emin oldu.
Sonra da kağıt figürleri katlayıp banknot destesinin içine sakladı. Bu desteyi de cebine attı.
Şirkten önce güzel bir restoranda bir şeyler yemeyi planlıyordu, bu nedenle dışarı çıkmak üzere hazırlanmaya başlamıştı, ancak tam o anda kapı çaldı.
Yeni bir görev mi? Yayınladığım reklamın listeleme süreci neredeyse bitmek üzere...  Üzerinde gömlek ve ince bir süveter olan Klein hemen kapıya yöneldi.
Kapının koluna dokunduğunda dışarıdaki ziyaretçinin görüntüsü de zihninde belirmişti.
Gelen kırklı yaşlarında bir adamdı. Oldukça tombul olan adam ayakta durmakta bile zorlanıyor gibi görünüyordu.
Yüzündeki et o kadar fazlaydı ki, gözleri ufacık kalmıştı. Derisi pürüzlü ancak oldukça beyazdı. Elinde bir baston, başında da oldukça uzun ve geniş bir şapka vardı.
Backlund Ekim ayında hayli soğuk olsa da, adamın alnından terler damlıyordu.
Yanında ise parlak kırmızı ceketli iki kişi vardı, kollarından tutarak adamı destekliyorlardı.
Bunun kim olduğunu bilmiyorum... Klein şaşkın bir şekilde kapıyı açtı.
"İyi günler. Hava gerçekten de kavurucu." Tombul, orta yaşlı adam bir mendil çıkarıp alnındaki teri sildi.
O konuşmaya devam ederken soğuk bir rüzgar esmiş, iki yanındaki yardımcıları istemsizce ürpermişti.
"İyi günler. Size nasıl yardımcı olabilirim?" Diye sordu Klein kibar bir şekilde.
"Dedektif Sherlock Moriarty siz misiniz? Sizinle çalışmak istiyorum." Orta yaşlı adamın yüzünde zoraki bir gülümseme belirdi, "Kendimi tanıtmayı unuttum. Ben Rogo Colloman, kuyumcu ve işadamıyım."
"Buyurun lütfen." Klein gülümseyerek kapının önünden çekildi.
Rogo Colloman ağır adımlarla içeri girip kanepeye oturdu, o anda eski mobilya acı içindeymiş gibi gıcırdamıştı.
"Konu nedir?" Klein cebinden bir bozukluk çıkarıp parmaklarının arasında yuvarlamaya başladı.
Nefes nefese kalan Rogo derince iç çekip cevap verdi, "Oğlumu yarın öğleden sonraya kadar korumanızı istiyorum. Bazı delilerin damarına basmış."
"Yarın öğleden sonra mı? Bir çözüm mü buldunuz? Neden polisi aramıyorsunuz?" Diye sordu Klein sakin bir şekilde.
Rogo birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra cevap verdi, "Adol’e kötü şeyler yaptırmışlar. Ah, çok ciddi bir şey değil ancak onu hapse attırabilecek şeyler. Çok mecbur kalmadıkça polisi aramak istemiyorum.
    Yakın zamanda o kötü arkadaşlarından uzaklaştı. Bunun sonucunda da ani bir çöküş yaşadı, o insanların kendisini öldürmek istediğini söyleyip duruyor.
Tabii bu beni çok endişelendirdi, bir güvenlik şirketinden altı kıdemli koruma tuttum. Sonra da, vardiyalı olarak, o uyurken bile Adol’ün yanında kalacak dört özel dedektif tuttum.
Ancak dedektiflerden birisi evinde bir kaza geçirmiş ve ancak yarın öğleden sonra geri dönebilecek. Bu nedenle son dakika başka bir dedektif bulmam gerekti.
Üzgünüm, sizi yalnızca bir günlüğüne tutabilirim.
Evet... Size 10 pound ödeyeceğim, herhangi bir tehlikeyle karşılaşırsanız daha fazlasını da öderim. Kesinlikle ödeme konusunda hayal kırıklığı yaşamayacaksınız."
Demek öyle... Bir gün için 10 pound. Karşı komşum Bay Sammer’ın bir haftalık maaşı...Klein, karşısındaki adamın duygu renklerini gözlemlemiş, yalan söylemediği kanaatine varmıştı.
Birkaç saniye sessiz kalıp parmaklarının arasındaki bozukluğu havaya attı.
Saliseler içinde avucuna düşen bozukluğa baktıktan sonra da başını kaldırıp gülümsedi.
"Anlaştık."

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


297   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   299