Yukarı Çık




4157   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4159 

           
Bölüm 4153: Kimi Temsil Ediyorsunuz? II


Miras!


Bu kelime, basit hecelerin ötesinde bir anlam taşıyordu ve Varoluşlar’ın, Varoluş’un Hesaplamalar’ına dahil etmeyi unuttuğu zaman geride bırakmak istedikleri her şeyi kapsıyordu.


Bazı miraslar görkemliydi... Yaratıcılar’ı çoktan yok olduktan sonra bile başarılarının kanıtı olarak ayakta kalan Anıtlar gibiydi.


Bazıları ise mütevazıydı... Nesilden nesile aktarılan bir tarif, hatırlanan bir Hikaye, kaynağını hiç bilmeyen nesiller boyunca yayılan bir İyilik gibi.


On yıllarını servet biriktirerek, Altın ve Nüfuz’dan oluşan bir İmparatorluk kurarak, geçiren, ancak Milyon Dolarlık Miras’ını, asıl Yeteneğ’i Varoluşlar’j pişmanlığa dönüştürmek olan Oğlu’na bırakan bir babayı düşünün.


Yaşlı adam mezarında döndü... Mecazi olarak, çünkü mezarlar belirli Varoluşlar düzeylerinde bir gereklilikten çok bir öneriydi, hayatının eserinin, değerleri öğretmenin ve kasa şifrelerini öğretmenin önemi hakkında başkalarına ibretlik bir Hikaye hâline gelmesini izledi.


Ya da tekniklerini gerçeğin içine kazıyarak, dövüş stilinin kemiklerinden sonra da yaşayacağından emin olan Dövüş Usta’sı.


O, Mirasçı’sı olarak, yeteneği bu sanatın yeni zirvelere ulaşacağını vaat eden Genç bir Usta seçti.


Ancak Genç Usta, mirası devraldığı üçüncü gününde, Gezgin bir Kahraman’ı gücendirmeyi başardı ve Teknikler’i, Hazineler’i, hatta Anıt Tablet’i bile, tek nitelikleri doğru zamanda doğru yerde olmak olan birinin eline geçmesini izledi!


Dövüş Sanat’ı Aziz sadece mezarında dönmedi; Küçük Omniverseler’i çalıştırabilecek bir dönme Hız’ına ulaştı!


Çağları ilham veren Sanat Miraslar’ı, kaybolanları yönlendiren Bilgelik Miraslar’ı, sayısız çağlar boyunca Olasılık Kuyular:ını Zehirleyen Zulüm Miraslar’ı vardı.


Her Bir’i geleceğe bir bahisti, Yaratıcı’nın bir Parçası’nın O’nu koruma Kapasiteler’inin Ötesi’nde Varoluş’unu sürdüreceğine dair bir umuttu.


Kat Sakinler’inin Miras’ı, etki yoluyla Öllümsüzlük sağlayan tüm bu Varyasyonlar arasında benzersizdi.


Tarihten önceki Tarih boyunca, bir Kat Sakin’i, Erken Yaratıklar’ın bile adını dikkatli bir saygıyla anacakları yüksekliklere yükselmişti... Tabii adını anmaya cesaret edebildiklerinde.


İlk Çiftçi.


Sadece Güc’ü değil, Güc’ün temelini oluşturan Kavramlar’ı da geliştiren Yaratık.


Diğerler’i Tohum eker gibi İlkeler ekti, Çarklar’ın çiçek açıp, solmasını izleyen çağlar boyunca onlara baktı, Varoluş’un Kendisi“nin onların Temel Yapılar değil, mahsul olduğunu unuttuğu Zaman Onlar’ı Hasat etti.


Bazılar’ı tarafından biliniyordu... Ancak bu doğrulanmamış, fısıltıların kendisinin teorik olduğu yerlerde fısıldanan bir Şey’di. 


Bu Unvan çoğu Varoluş için kabul edilemeyecek kadar büyüktü, imkansızlığın bile tam olarak kucaklayamayacağı kadar imkansızdı.


Hikayeler, O’nun bu Unvan’ı hak edip, etmediğine ya da isimlendirmenin Ötesi’nde bir Şey’e isim vermek isteyenler tarafından dayatılıp, dayatılmadığına dair hemfikir değildi.


O’nun gerçek mirası sadece Güç değil, sığınaktı.


Gerçekten Güç’lü Yaşayan Varoluşlar, İlk Çiftçi’yi ve O’nun Gezgin Topraklar’dan kazdığı anlaşılmaz sığınağı biliyorlardı... Kat Sakinler’inin Erken Yaratıklar ve Yaşayan Varoluşlar tarafından zulüm görmeden yaşayabilecekleri, “Sadece“ kendin olmak yeterli olan, Güc’ün çalınmak yerine yetiştirildiği bir Yer.


Ancak aynı zamanda, Paradoksal olarak, bu mirastan habersiz, her Kat’a dağılmış sayısız Kat Sakin’i vardı!


Varoluş Hiyerarşi’sinin en altında olduklarına inanarak Yaşadılar ve Öldüler, kendi içlerinden birinin bir zamanlar Hiyerarşiler’in Yapısı’nı Yeniden Gözden Geçirmesi’ne neden olduğunu asla bilmeden.


Yokluğunda benzersiz, gizli doğasında güçlü, bilinmemesi sayesinde korunan bir mirastı.


O Ân’da, çiftçi kıyafetleri giymiş Dokuz Varoluş, Varoluşlar’ın kendi kendini ilan eden elitleriyle dolu bir Amfitiyatro’da dururken, bu miras önemli ölçüde daha az gizli hâle gelmek üzereydi.


“İşte bunlar yarı yarıya düzgün Varoluşlar...“


Khor’un sesi Noah ve Sigrid’in yanında yankılandı, ses tonu, standartları nihayet kısmen de olsa karşılanmış birinin memnuniyetini yansıtıyordu.


Kat Sakinler’ine, her zamanki küçümseyici bakışından çok daha fazla ilgiyle baktı.


Tüm gözler bu imkansız gelişlere sabitlenmişti, sessizlik kendi gerginliğinden kırılmak üzereyken, uzayıp, gidiyordu.


Sonra, şok edici bir şekilde, Yaşayan Quantumlar arasından, açık gökyüzünden şimşek gibi bir ses çaktı.


“Yaşlı İmparator Yuan... Hayatta mıydın?!“


Bu haykırış, Yaşayan Quantumlar’ın Dükler’inden birinden geldi, vücudu şoktan titriyordu.


Kat Sakinler’in yanında duran Yaşayan Varoluşlar’dan birine bakıyordu... Kendi Katlar’ından, Milyonlar’ca Yıl önce ortadan kaybolmuş, Tezgâh’ı ararken, öldüğü sanılan birine.


Ama o buradaydı? O yerden gelen Kat Sakinler’i ile birlikte mi?


Yaşlı İmparator Yuan, Yaşayan Quantumlar’a doğru baktı ve onlara, hiçbir şeye cevap vermeden ama her şeyi kabul eden sıcak bir gülümseme sundu.


Sonra, tek kelime açıklama yapmadan, dikkatini önündeki Kat Sakinler’ine geri çevirdi. Konumu, kendisinin ve aralarındaki diğer Yaşayan Varoluşlar’ın liderlik etmediklerini, takip ettiklerini açıkça gösteriyordu.


Noah’ın dikkati, bu grubun muazzam Güc’ünün merkezi gibi görünen İkizler’e odaklandı.


Kadın hafifçe öne çıktı ve konuştuğunda, Ses’i Kış’ın bile sıcak görünmesini sağlayacak kadar Soğuk bir Otorite taşıyordu.


“Ben, Mavi Tarlalar’dan Elysia Firmhand,“ Dedi, her kelimesi kaburgalar arasına saplanan bir bıçak kadar keskin. “Biz, Gezgin Topraklar’dan Kat Sakinler’i, Yaşayan Varoluşlar’ın eylemleri bir kez daha diğerlerini tehlikeye attığı için buraya geldik.“


Şafak öncesi gökyüzünün imkansız Beyaz-Mavi’si Renginde’ki Gözler’i, kararını çoktan vermiş bir şekilde Amfitiyatro’yu süzdü.


“Yaşayanlar ve Ölüler arasındaki Perde’yi beklenenden çok daha erken gevşettiniz. Gelecekteki Yıkım ve can kaybı, olması gerekenden çok daha fazla olacak. Yine... Yine.“


HUUM!


Son kelime, bunun ilk kez olmadığı, son kez olmayacağı anlamını taşıyordu. 


Bakışlar’ı, mümkünse daha da soğuklaştı ve sahtecilikleri buğdayı biçen bir Tırpan gibi kesen sözlerine devam etti.


“Varoluş’ta her zaman sorun çıkaranlar vardır. Varoluş, zayıflar için zaten yeterince zor ve adaletsizdir, sizler çatışmalarınızla, sadece sizin için önemli olan ayrımlar yüzünden savaşlarınızla, var olmayan üstünlüğünüzü kanıtlama konusundaki Sonsuz ihtiyacınızla durumu daha da kötüleştirmeden de yeterince zordur.“


Bir süre durdu, her suçlamanın tüm ağırlığıyla etkisini göstermesi için.


“Atalar’ınızın büyük mirasına layık olamıyor musunuz? En azından bir kez? En azından bu konuda, başarısızlık, sizin karmaşık oyunlarınızda hiçbir zaman yan hasar olmak istemeyen sayısız masum Varoluş’un ve Varlığ’ın yok olması anlamına gelirken?“


WAA!


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4157   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4159