Yukarı Çık




13   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   15 

           
  14. Bölüm: Bazen Sadece Yolu Uzatman Gerekir


  “Chinatsu-chan, benimle eve yürür müsün?“

  “H-Hı-hı... tamam.“


  Okuldan sonra. Ona okuldan sonra bana eşlik etmesini sordum ama beklenmedik bir şekilde evet dedi.


  Chinatsu-chan’ın, “Okuldan birlikte yalnız çıkmamız utanç verici... Okulda insanların gözü üzerimizde,“ demesini
  bekliyordum.


  Bu da randevuya çıktığımız gün yüzünden miydi? İnsan üzerine düşünmese bile, bence izin gününde randevuya çıkmak daha
  büyük bir engeldi. Buna kıyasla, okuldan sonra onunla yalnız yürümek gayet normaldi.


  Böylece, Chinatsu-chan ile okul sonrası randevusu kararlaştırılmıştı. O fark etmeyebilir ama bu kendi çapında bir
  randevuydu. Şey, eğer öyle demek isterseniz, geçen gün okuldan sonra sadece ikimiz karaokeye gitmiştik. Yani sorun yok
  o zaman.

  “Fufufu~!“

  “Sano-kun? N-Neyin var?“


  “Okuldan sonra seninle olduğum için çok mutluyum, Chinatsu-chan.“ Seni iğrendirmemek için gülmemi tutmaya
  çalışıyordum.

  “A-Anlıyorum... Sanki dayanamıyormuşsun gibi görünüyordu.“


  “Ciddi misin?! Özür dilerim! Lütfen seni iğrendirdiğimi düşünme. Eğer Chinatsu-chan böyle düşünürse, hayatım sıfıra
  iner.“

  “T-Tamam, o yüzden burada böyle tepkiler verme.“

  “Peki.“


  Aşırı tepki verdiğim için azarlandım. Chinatsu-chan tarafından bir “cık cık“ ile azarlanmak ne kadar da hoştu.


  Böylece, Chinatsu-chan ile okuldan birlikte ayrıldım. Kalbim küt küt atarak onun yanında yürüdüm.


  Dün randevuya çıktığımızda da aynı şeyi düşünmüştüm ama benden daha ufak tefekti.

  Yani, bir kızın bir erkekten daha ufak olması doğaldı. Sadece ona bakarak bile bunu anlayabiliyordum.


  Yine de, böyle yan yana yürürken, varlığını bana daha yakın hissedebiliyor gibiydim. Chinatsu-chan’ı daha net
  görebiliyordum.

  Bu yüzden kendi kendime, “Omuzları ne kadar küçük,“ diye düşünmekten alamadım. Chinatsu-chan bu yönüyle de sevimliydi.
  Gerçekten elimde değildi.


  Acaba Osako uzun zamandır bu özel koltuğun tadını mı çıkarıyordu.

  Ama kıskanmıyordum. Geçmişte ne olmuş olursa olsun, şu andan itibaren bu özel koltuğu asla bırakmayacağım.
  Chinatsu-chan’ın yanındaki koltuk artık bana ait.


  “Ah.“


  Chinatsu’nun gözleri büyüdü. Ve sonra, nefesinin kesildiğini fark ettim.

  Bakışlarının ilerisinde. Aynı okuldan, okul üniformaları giymiş bir erkek ve bir kızdan oluşan iki kişi trafik ışığını
  bekliyordu.


  Chinatsu-chan’ın tepkisinden kim olduklarını tahmin ettim. Ve içlerinden birinin uzun siyah saçları vardı.


  Arkadan görünüştü ama hiç şüphe yoktu. Osako ve Matsuyuki okuldan yan yana ayrılıyorlardı.

  .

  Chinatsu-chan aniden durdu.


  O ve Osako aynı sınıftaydı, bu yüzden istemeseler bile birbirlerini görüyorlardı. Yine de, muhtemelen Matsuyuki’nin
  ona eşlik ettiğini görmeye hâlâ dayanamıyordu.

  Uzun bir süre boyunca beslenen, çocukluk arkadaşına duyulan aşk. Ona tavsiyelerde bulunduğum için bu aşkın ne kadar
  büyüdüğüne dair bir fikrim olduğunu sanıyorum.


  “Chinatsu-chan, Chinatsu-chan. Bak, şurada bir krep dükkanı var. Yeni mi? Hiç haberim yoktu. Hazır buradayken, neden
  gidip yemiyoruz?“

  Chinatsu-chan kendi davranışındaki doğallıktan uzaklığı fark edemeden, ben diğer yönü işaret ettim.

  “N-Ne?“


  “Sadece kokusundan bile lezzetli görünüyor. Hadi gidelim oraya.“

  Onu biraz fazla zorlayarak götürdüm.


  Biz yoldan çekilirken, önümüzdeki sinyal değişmiş gibiydi. Osako ve Matsuyuki bizi fark etmeden uzaklaştılar.

  Yine de, Osako’yu bir kenara bırakırsak, Matsuyuki ne düşünüyordu?


  Sabahki konuşma sırasında Osako’nun ona kız arkadaşı gibi davrandığını fark etmiş olmalıydı. Eğer çıkmıyorlarsa, ondan
  uzaklaşmayı düşünmez miydi?

  Bunu düşünmeye çalıştım ama şu anda Chinatsu-chan benim en büyük önceliğimdi.


  Belki krep dükkanına çok yakın olduğumuz için tatlı kokuyu net bir şekilde alabildiğimizdendi, belki de Osako’dan çok
  uzaklaştığımız içindi. Chinatsu-chan’ın gergin ifadesi yumuşadı.

  “Vay canına, lezzetli görünüyor. Ne istersin, Chinatsu-chan?“

  “Sano-kun, tatlı alıp hemen yememen gerektiğini biliyorsun, değil mi?“


  İlkokul öğrencisi mi? Ama ciddi Chinatsu-chan çok sevimli.


  “Önemli değil. Bu mevsim tam krep aşerecek türden. Eğer zamanlamayı kaçırırsan, o enfes krepleri tadamazsın, tamam
  mı?“

  “O da ne demek? Çok şey söylüyorsun ama aslında sadece krep yemek istiyorsun, değil mi?“

  “Aynen öyle. Chinatsu-chan ile baş başa krep yemek istiyorum. Seninle okuldan sonra sakin bir zamanın tadını çıkarmak
  istiyorum!“

  .

  Chinatsu-chan’ın yüzü anında kıpkırmızı oldu. Tek kelime etmese de, tepkisini benimle krep yemeyi kabul ettiği
  şeklinde yorumladım.

  “İki çilekli krep, abla. Lütfen lezzetli olsunlar.“


  “Bana bırak!“ diye geldi enerjik cevap. Bahse girerim bu krep dükkanı iş yapacak.

  Taze yapılmış krepleri aldım ve yakındaki bir banka oturdum.

  “Şey, parasını ben ödeyeceğim.“


  “Sorun değil. Bana borcun olduğunu düşün.“

  “Borç mu... Ne zaman geri ödemeliyim?“

  “Şey, benimle başka bir randevuya çıkıp ödeşebilirsin.“


  Şakayla karışık ona randevu teklif ettim. Kalbimde ciddiydim ama bunu yüzüme yansıtmadım.

  Şakayla karışık söylemiş olsam da, sessiz bir tepki alınca moralim bozuldu. Acaba modunu mu düşürdüm?

  “Krepler lezzetli, değil mi?“

  “Evet...“


  Krepten bir ısırık aldım ve konuyu zorla değiştirdim. Kremanın tatlılığından çok, çileklerin ekşiliği ağzıma yayıldı.

  “Sano-kun’un beni düşünmesini sağladım, değil mi?“

  “Ne demek istiyorsun?“

  Sadece krep yemek istedim. Bunu söylemek istedim ama...

  “Neden bana karşı bu kadar naziksin... Sano-kun?“

  İrkilmiştim. Elimdeki krepi neredeyse düşürüyordum.


  Chinatsu-chan birkaç damla gözyaşı döktü. Ağlayan yüzü sakin kalmamı imkansız kılıyordu.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

13   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   15