Okuldan sonra. Ona okuldan sonra bana eşlik etmesini sordum ama beklenmedik bir şekilde evet dedi.
Chinatsu-chan’ın, “Okuldan birlikte yalnız çıkmamız utanç verici... Okulda insanların gözü üzerimizde,“ demesini bekliyordum.
Bu da randevuya çıktığımız gün yüzünden miydi? İnsan üzerine düşünmese bile, bence izin gününde randevuya çıkmak daha büyük bir engeldi. Buna kıyasla, okuldan sonra onunla yalnız yürümek gayet normaldi.
Böylece, Chinatsu-chan ile okul sonrası randevusu kararlaştırılmıştı. O fark etmeyebilir ama bu kendi çapında bir randevuydu. Şey, eğer öyle demek isterseniz, geçen gün okuldan sonra sadece ikimiz karaokeye gitmiştik. Yani sorun yok o zaman.
“Fufufu~!“
“Sano-kun? N-Neyin var?“
“Okuldan sonra seninle olduğum için çok mutluyum, Chinatsu-chan.“ Seni iğrendirmemek için gülmemi tutmaya çalışıyordum.
“A-Anlıyorum... Sanki dayanamıyormuşsun gibi görünüyordu.“
“Ciddi misin?! Özür dilerim! Lütfen seni iğrendirdiğimi düşünme. Eğer Chinatsu-chan böyle düşünürse, hayatım sıfıra iner.“
“T-Tamam, o yüzden burada böyle tepkiler verme.“
“Peki.“
Aşırı tepki verdiğim için azarlandım. Chinatsu-chan tarafından bir “cık cık“ ile azarlanmak ne kadar da hoştu.
Böylece, Chinatsu-chan ile okuldan birlikte ayrıldım. Kalbim küt küt atarak onun yanında yürüdüm.
Dün randevuya çıktığımızda da aynı şeyi düşünmüştüm ama benden daha ufak tefekti.
Yani, bir kızın bir erkekten daha ufak olması doğaldı. Sadece ona bakarak bile bunu anlayabiliyordum.
Yine de, böyle yan yana yürürken, varlığını bana daha yakın hissedebiliyor gibiydim. Chinatsu-chan’ı daha net görebiliyordum.
Bu yüzden kendi kendime, “Omuzları ne kadar küçük,“ diye düşünmekten alamadım. Chinatsu-chan bu yönüyle de sevimliydi. Gerçekten elimde değildi.
Acaba Osako uzun zamandır bu özel koltuğun tadını mı çıkarıyordu.
Ama kıskanmıyordum. Geçmişte ne olmuş olursa olsun, şu andan itibaren bu özel koltuğu asla bırakmayacağım. Chinatsu-chan’ın yanındaki koltuk artık bana ait.
“Ah.“
Chinatsu’nun gözleri büyüdü. Ve sonra, nefesinin kesildiğini fark ettim.
Bakışlarının ilerisinde. Aynı okuldan, okul üniformaları giymiş bir erkek ve bir kızdan oluşan iki kişi trafik ışığını bekliyordu.
Chinatsu-chan’ın tepkisinden kim olduklarını tahmin ettim. Ve içlerinden birinin uzun siyah saçları vardı.
Arkadan görünüştü ama hiç şüphe yoktu. Osako ve Matsuyuki okuldan yan yana ayrılıyorlardı.
.
Chinatsu-chan aniden durdu.
O ve Osako aynı sınıftaydı, bu yüzden istemeseler bile birbirlerini görüyorlardı. Yine de, muhtemelen Matsuyuki’nin ona eşlik ettiğini görmeye hâlâ dayanamıyordu.
Uzun bir süre boyunca beslenen, çocukluk arkadaşına duyulan aşk. Ona tavsiyelerde bulunduğum için bu aşkın ne kadar büyüdüğüne dair bir fikrim olduğunu sanıyorum.
“Chinatsu-chan, Chinatsu-chan. Bak, şurada bir krep dükkanı var. Yeni mi? Hiç haberim yoktu. Hazır buradayken, neden gidip yemiyoruz?“
Chinatsu-chan kendi davranışındaki doğallıktan uzaklığı fark edemeden, ben diğer yönü işaret ettim.
“N-Ne?“
“Sadece kokusundan bile lezzetli görünüyor. Hadi gidelim oraya.“
Onu biraz fazla zorlayarak götürdüm.
Biz yoldan çekilirken, önümüzdeki sinyal değişmiş gibiydi. Osako ve Matsuyuki bizi fark etmeden uzaklaştılar.
Yine de, Osako’yu bir kenara bırakırsak, Matsuyuki ne düşünüyordu?
Sabahki konuşma sırasında Osako’nun ona kız arkadaşı gibi davrandığını fark etmiş olmalıydı. Eğer çıkmıyorlarsa, ondan uzaklaşmayı düşünmez miydi?
Bunu düşünmeye çalıştım ama şu anda Chinatsu-chan benim en büyük önceliğimdi.
Belki krep dükkanına çok yakın olduğumuz için tatlı kokuyu net bir şekilde alabildiğimizdendi, belki de Osako’dan çok uzaklaştığımız içindi. Chinatsu-chan’ın gergin ifadesi yumuşadı.
“Vay canına, lezzetli görünüyor. Ne istersin, Chinatsu-chan?“
“Sano-kun, tatlı alıp hemen yememen gerektiğini biliyorsun, değil mi?“
İlkokul öğrencisi mi? Ama ciddi Chinatsu-chan çok sevimli.
“Önemli değil. Bu mevsim tam krep aşerecek türden. Eğer zamanlamayı kaçırırsan, o enfes krepleri tadamazsın, tamam mı?“
“O da ne demek? Çok şey söylüyorsun ama aslında sadece krep yemek istiyorsun, değil mi?“
“Aynen öyle. Chinatsu-chan ile baş başa krep yemek istiyorum. Seninle okuldan sonra sakin bir zamanın tadını çıkarmak istiyorum!“
.
Chinatsu-chan’ın yüzü anında kıpkırmızı oldu. Tek kelime etmese de, tepkisini benimle krep yemeyi kabul ettiği şeklinde yorumladım.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.