Yukarı Çık




4846   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4848 

           
Bölüm 4847: Apophasis! I


Apophasis.


Noah, Mutlaklar için gücün bu Kadim İfadesi’ni biliyordu.


Tezler veya Somutlaşmalar’dan farklı işliyor; İddia yerine Reddetme, Varoluş yerine Varolmama Alan’ında var oluyordu!


Ancak bunu daha önce, onu gerçekten anlayan biri tarafından sergilendiğini hiç görmemişti.


Bu yüzden şimdilik, BU İlkel Paradoks’un Apophasis’i nasıl ifade ettiğini görmek isteyerek, hafifçe başını salladı!


BU İlkel Paradoks Obsidyen kadehini kenara bıraktı ve ölçülü bir bakışla Noah’a döndü.


Ardından Taht’ına yaslandı, Obsidyen Tac’ı başının üzerinde yavaşça dönüyordu.


“Gücün çoğu İfade’si Olumlu Tez Yol’uyla işler. Varoluş ne olduğunu, ne yapabileceğini, hangi Otorite’yi elinde tuttuğunu belirtir. Bu etkileyicidir, kuşkusuz. Ama aynı zamanda Sınırlayıcıdır.“


Parmaklar’ı Varoluş’ta Paradoksal ışık izleri bırakan desenler çizdi.


“‘Ben Ölümsüz’üm’ diye Tez yapmak, seni bir Ölümsüzlük Kavram’ına bağlar. Kendini Tanımlamışsındır ve kendini tanımlarken, Parametreler Yaratmışsındır. Parametreler istismar edilebilir. Karşı konulabilir. Aşılabilir.“


Bu sözlerin yerleşmesi için duraksadı.


“Apophasis ise tam tersi İlke’yle işler. Olumsuzlama. Varoluş bir şeyin ne olduğunu, ne olmadığını Bildirerek, Tanımlar.“


Obsidyen gözleri Varoluş’a baskı yapan bir Ağırlık barındırıyordu.


“Aradaki farkı düşün. ‘Ben Ölümsüz’üm’ Saldırılabilecek bir Tanım Yaratır. Ama ‘Ölüm’e Tabi Değilim’ dediğinde Kavram’ı yani Terim’i bizzat tamamen ortadan kaldırırsın. Kendini bir şey olarak Bildirmedin. Sadece Kısıtlamayı Kaldırdın.“


Noah, bunu özümserken, gözleri anlayışla parladı.


“Her bir Olumsuzlama, Varoluş tamamen Normal Parametreler’in dışında kalana kadar Temel bir Sınırlama’yı kaldırır. Kendilerini Özgür İlan Etmemişlerdir. Sadece Zincirler’i söküp, atmışlardır.“


BU İlkel Paradoks gülümsedi.


“En Yüksek İfadesi’nde Apophasis, bir Varoluş’u Saldırılamaz Kılar. Saldıracak hiçbir şey yoktur çünkü hiçbir şey Bildirilmemiştir. Tek karşı Hamle Olumsuzlama’nın kendisini Olumsuzlamaktır, ama bu... Ah, bu yerel Varoluş’u istikrarsızlaştırabilecek Paradokslar yaratır. Ve ben Paradokslar’ı severim, ben... Paradokslar’la beslenirim.“


Gülümsemesi genişledi!


Noah, yemeğine devam ederken, sakin bir ışıkla dinliyordu. Bu, gücün görkemli bir ifadesiydi ve açıklayan Varoluş’un doğasıyla mükemmel bir uyum içindeydi. Olumsuzlama’yı, bizzat Hak’kı Çelişki üzerine inşa edilmiş birinden daha iyi kim kullanabilirdi ki? 


Bunu iş başında görmekten çekinmezdi!


Sanki Varoluş’un kendisi bu düşünceyi duymuş gibi, üzerlerindeki Varoluş gürledi.


İki Mutlağ’ın Âura’sı inişe geçti.


Ve onlar muazzamdı!


Noah’ın gördüğü şeyler Varoluş’un tuhaflıklarıydı; Zaten İmkansız olan Mutlak Sınıflandırma’sı içinde bile kolay bir Kategori’ye sığmayan Varoluşlar’dı. BU Sonsuz Açılım’ın Erken Aşamalar’ından beri var oldukları belliydi; Formlar’ı, Varoluş’un gücün hangi şekilleri alabileceğine henüz karar verdiği bir Çağ tarafından şekillendirilmişti.


İlki gölge ve kanattan bir yaratıktı.


Formu devasa, yarasa benzeri bir Varoluş’tu ama gözlerin algılamakta zorlandığı şekillerde yanlıştı. İki tane olması gereken yerde yüzüne tek bir devasa göz hakimdi; Varoluş’un birden fazla Katman’ını aynı anda gören kızıl bir ışıkla yanıyordu.


Kanatları Naglfar’ın güvertesine gölge düşürecek kadar genişti; Işığı yansıtmak yerine emen Karanlık Zarlar’ı vardı. Vücudu kaslı ve çarpıktı; Hareketi desteklememesi gereken ama açıkça destekleyen açılarla bükülen Uzuvlar’ı vardı. 


>>Varoluş Analiz’i.>>


>>Tanım: Popobawa, BU Tekil Göz.>>


>>Sınıflandırma: Mutlak.>>


>>Medeniyet: Algı Paradoks’u.>>


>>Algı Yolu: Bir açıdan görülen şey, diğerinde mevcut değildir.>>


>>Temel: Gözlem ve Varoluş arasındaki Çelişki üzerine inşa edilmiştir.>>


>>Tarihsel bağlam: BU Sonsuz Açılım mevcut Parametreler’ini belirlemeden önce Paradoks üzerinde Hak İddia Etmeye çalışıp, başarısız olanlardan biri.>>


>>Tehdit değerlendirmesi: Önemli, ancak şu anki grup tarafından gölgede bırakılmış olabilir mi?>>


İkincisi ise Yıldırım ve Açlık’tan bir kuştu.


Formu Kuşsal’dı ama dehşet vericiydi; Hapsedilmiş fırtınalarla çatırdayan tüyler, bizzat yaşamla beslenen bir şeyin içi boş boşluğunu barındıran Gözler. Her hareketiyle kanatları arasında Elektrik Arklar’ı oluşuyordu; Gagası kavisli ve gaddardı, gagalamak yerine parçalamak için tasarlanmıştı. Pençeleri Varoluş’tan başka bir şeyi Kavramıyor’du ama nedense o Varoluş’un üzerinde sanki Katı bir zeminmiş gibi tünemişti.


>>Varoluş Analiz’i.>>


>>Tanım: Impundulu, BU Aç Kalan Fırtına.>>


>>Sınıflandırma: Mutlak.>>


>>Medeniyet: Tüketim Paradoks’u.>>


>>Tüketim Yol’u: Beslenen şey Güçlenir, ancak güçlenen şey daha fazla beslenmelidir.>>


>>Temel: Beslenme ve Açlık arasındaki Çelişki üzerine inşa edilmiştir.>>


>>Tarihsel bağlam: Paradoks Üzerinde Hak İddia Etmeye çalışan bir başka başarısız isim, Popobawa ile sürekli girişimlerinde ittifak halindeler.>>


>>Tehdit değerlendirmesi: Önemli, şu anda düşmanca niyet yayıyor.>>


>>Not: Bu Varoluşlar’ın her ikisi de, sen doğmadan öncesinden beri BU Kadim Paradoks’un Hak’kının peşindeler, Efendim.>>


>>Her seferinde başarısız oldular.>>


...!


Bedenler’i Arkaik bir kudret, bu tür birikimin olduğundan daha basit olduğu bir çağda Eonlar’ca Varoluş boyunca Biriktirilmiş bir Güç yayıyordu. Sonunda avlarını köşeye kıstırmış yırtıcıların güveniyle Naglfar’a doğru indiler.


Vardıkları anda, Impundulu çatırdayan gagasını açtı.


“Paradoks! Çok uzun zamandır sen-“


“Şşşt.“


BU İlkel Paradoks Taht’ından kalkmadı.


Duruşunu bile değiştirmedi.


Sadece bir parmağını kaldırdı ve bir Ân sonra, konuşan Impundulu’nun ağzı kapandı. Mutlağ’ın gagası, sanki bir Gök Gürültüsü boğuluyormuş gibi bir sesle küt diye kapandı ve imkansız bir şeyi fark edince, gözleri şokla büyüdü.


Konuşamıyordu.


Kendini ifade edemiyordu.


Hazırladığı Kelimeler, tasarladığı Tehditler, yapmayı planladığı Somutlaşmalar...


Hepsi gitmişti.


“İfade Kabiliyet’ine Sahip Değilsin.“


BU Paradoks’un sesi sakindi, neredeyse sıkılmış gibiydi.


“Kelimeler’in Duyulmuyor. Niyetin İletilmiyor. Ses’in bu Alan’da Mevcut Değil.“


GÜM!


Apophasis, Impundulu’nun üzerine Yokluk’tan yapılmış zincirler gibi çöktü; Her bir Olumsuzlama onun Varoluş’undan temel bir şeyi söküp, atıyordu. Susturulmamış’tı. Sessizlik, Ses Potansiyel’ini İma Ederdi. O ise sadece, Kendi’ni Anlaşılır Kılabilen Varoluşlar Kategorisinden Çıkarılmış’tı!


BU Paradoks, Noah’a sanki bir ağabey, ailenin en genç üyesine eşsiz bir şeyi açıklıyormuş gibi baktı.


“Bazen, başkalarının yaşamasına izin verdiğinde, sana güzel anılar sunarlar ve bunu zayıflıkla karıştırırlar.“


Obsidyen gözleri kadim bir eğlence barındırıyordu.


“Bu yüzden, en başta neden kaybettiklerini onlara hatırlatmak için bir örnek teşkil etmek gerekir.“


...!




Not: Apophasis’i Asla Hafife almayın. BU İlkel Paradoks’un dediği gibi Apophasis’i Atlamanın tek yolu Onu Olumsuzlamak. Unutmayın Apophasis Zaten Felsefe’de Zirveyi temsil ediyor. Mutlak Sonsuz Matematik’te nasıl Zirveyi temsil ediyorsa Apophasis’de öyle. Mutlak Sonsuzluğ’u İlk Ortaya Atan Çıkaran Cantor bile buna onay verdi. Peki Diyeceksiniz Başka Yolu yok mu? Ben de Apophasis’inin tam nasıl çalıştığını ve Güc’ünü bilmiyorum ama diğer yolu onu Aşmak. Yani Mutlak Sonsuzluğ’un Ötesine geçmek gibi bir şey. Hiçbir Canon Ayetinde Mutlak Sonsuzluğ’un Ötesine geçilmedi diye biliyorum. Wod, Self Refiner Enginece, Scp... Dahi. Fan Kurgularda var onu biliyorum ama Canon da yok. Peki biz diyeceksiniz? Zaten önceki bölüm de bahsettim Çoktan O Düzeyler’e geliyoruz diye. Ölçek 2’de sanırım emsalsiz olacağız. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4846   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4848