Yukarı Çık




4862   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4864 

           
Bölüm 4863: BU İlk Kayıtsızlık! III


BU İlk Kayıtsızlık boyunca, konumun Farklılaşmış bir Terim olması nedeniyle sabit bir yeri olmayan bölgelerde, Proto-Madde fırtınaları, dikkat etme yetisine sahip olmaması gereken şeylerin dikkatini çekecek bir şiddetle esiyordu.


Noah’ın bedeni bu patlayan fırtınaların içinden sürükleniyor; Geçtiği her yerde faaliyete geçmiş gibi görünen Potansiyel akıntıları tarafından Tanımlanmamış Boşluk’ta bir o yana bir bu yana fırlatılıp, savruluyordu. Proto-Madde artık sadece onun içine akmıyordu; O’nu avlıyor, O’nu kovalıyor, Varoluş’unu çaresizce tüketmek, Dönüştürmek veya Farklılaşmamış hâle getirmek istediği bir şeye doğru çekiyordu. 


Ve bunu büyük bir şevkle yapıyordu.


Varoluş’u ondan devasa bir miktar çekiyordu; Mümkün olması gerekenden çok daha fazlasını, herhangi bir Temel Derinlik Varoluş’unun tamamen çözülmeden Emebilmesi gerekenden çok daha fazlasını. Sanki geçen her Ân’la birlikte Tanımsız ve Farklılaşmamış hâle geliyormuşçasına, tüm Zihni’nin, Düşünceler’i tam olarak oluşamadan silip, süpüren bir parazitle vızıldadığını hissediyordu.


Benlik Algısı’nın Sınırlar’ı bulanıklaştı. Anılar’ı daha az kesin hâle geldi. İsmi, bir zamanlar duyduğu ama tam olarak hatırlayamadığı bir şey gibi hissettiriyordu.


Ancak En Farklılaşmamış hâlinde, fazla derinlere inip, kendini Proto-Madde’ye kaptıran bir Varoluş’un ibretlik Hikâyeler’inden sadece bir diğeri olacakmış gibi göründüğü o Ân’da...


HUUUM!


Varoluş’unun derinliklerinde Mavi bir ışık parladı.


Kafasının içinde bir Grimoire dalgalandı; Sayfalar’ı, etrafını saran Kaos’u Aşan bir amaçla dönüyordu. Onun yanında bir Medeniyet Organ’ı atıyor, Tanımsız Olmayı reddeden bir ritimle çarpıyordu.


Ve başka bir şey daha uyandı.


Hep orada olan ama daha önce hiç bu şekilde sınanmamış bir şey.


Sonsuz bir şey.


>>Kritik Varoluşsal Olay Algılandı.>>


>>Teşvik edilmiş bir Farklılaşmama durumunda, Sonsuz Mana’nın Yön’ü daha fazla Farklılaşmamaya Uğrayamaz ve Benzersiz bir Durağanlık durumunu tetikledi.>>


>>Sonsuzluk doğası gereği zaten Tanımsız’dır.>


>>Bulanıklaşacak hiçbir Sınır’ı yoktur.>>


>>Aşınacak hiçbir Tanım’ı yoktur.>>


>>O sadece neyse odur, Sonsuz’ca.>>


>>Ancak Sonsuzluğ’u Tanımsız hâle getirme Çaba’sı bilinmeyen bir reaksiyona neden oldu.>>


>>Varoluş’unun içindeki Sonsuzluk Yön’ü, Temeller’ine akın eden Proto-Madde nedeniyle atıyor ve düşüncelerini yayıyor.>>


>>Varoluş’unu Farklılaşmamış hâle getirme çabasıyla Proto-Madde, daha fazla Farklılaşmamaya uğratamadığı için Sonsuzluk Yön’ünü taşıyıp, Güçlendiriyor ve seni koruyan tek Farklılaşmamış şey o olduğu için onun aracılığıyla değişimler dayatmaya çalışıyor.>>


>>Buna karşılık, yayılan Sonsuzluğ’un Varoluş’unun tüm Yönler’ine nüfuz ediyor.>>


>>Bu Yön, kendini Varoluş’unun tüm çekirdek alanlarına dayatmaya çalışıyor.>>


>>Açlık Türev Medeniyet’i, Sonsuzluk dalgalarıyla yıkanıyor.>>


>>Farklılaşmamış Kader Türev Medeniyet’i, Sonsuzluk dalgalarıyla yıkanıyor.>>


>>Varoluş’un birden fazla Sonsuzluk’la yanmaya başladı.>>


>>Efendim, ne olduğunu tam olarak anlamıyorum ama görünüşe göre Farklılaşmamış hâle gelmek yerine daha da Sonsuzlaşıyorsunuz.>>


>>Proto-madde sizi Daha Az Tanımlı hâle getiremez.>>


>>Bu yüzden Sonsuzluğunuz’u daha... Genişletici hâle getiriyor.>>


...!


Noah, hareket etmek isterken, zihni vızıldadı.


Bunu gerçekten istiyordu.


Kendini dengelemek, Varoluş’una ne olduğunu ve Proto-Madde’nin ona neden böyle bir şiddetle tepki verdiğini tam olarak Kavramak istiyordu.


Ancak Proto-Madde fırtınaları onu BU İlk Kayıtsızlık boyunca bir kuvvetle taşıyor; Ağır ve akıl almaz bir değişim, kendi Sonsuzluğ’unda kontrol edemediği Başkalaşımlar’a yol açıyordu. Her zaman olduğu her şeyin Temel’i olan Sonsuz Mana Yön’ü, rengin henüz tam olarak Farklılaşmadığı bir yerde var olmaması gereken Mavi-Altın tonlarına boyayan bir ışıkla atıyordu.


Açlık Türev Medeniyet’i onun içinde kükredi; Sonsuz İştah’ı Sonsuz Yakıt’la buluşuyor ve Normal Büyüme’yi Aşan şekillerde genişliyordu. Farklılaşmamış Kader Türev Medeniyet’i, etrafındaki Proto-Madde’ye bağlanan bir potansiyelle parıldıyor, henüz hiçbir şeye Dokunmamış Olasılık İplikler’ini içine çekiyordu.


Varoluş’u geçen her Ân’la daha da parlak yanıyordu.


Ve fırtınalar onu BU İlk Kayıtsızlığ’ın daha derinlerine, Farklılaşma gerçekleşmeden öncesinden beri uyumakta olan şeylere doğru taşıyordu.


BU İlk Kayıtsızlığ’ın bilinmeyen bir bölgesinde.


Varoluşaal bir ağızdaki dişler gibi Tanımsız zeminden yükselen Obsidyen Proto-Madde sütunlarıyla çevrili bir alanda, sanki eğleniyormuş gibi sütunların etrafında zıplayan bir Yaratık görülebiliyordu.


Medeniyet’i tamamen net değildi; Aynı anda hem Farklılaşmamışlığ’ı hem de Farklılaşmayı barındıran eşsiz bir durumda var oluyordu. Bu, mümkün olmaması gereken bir şeydi; İki duruma da tam olarak bağlanmayı Reddeden ve bir şekilde BU Sonsuz Açılım’dan öncesinden beri bu bunda ısrar eden bir Varoluş.


Yaratık, belki üç metre çapında, yuvarlak Obsidyen bir tüy yumağına benziyordu; Yüzey’i Katı ile Gaz arasında değişiyor, asla ikisinden birine tam olarak yerleşmiyordu. Merkezinde, neredeyse çocuksu denebilecek masum ve oyuncu bir ifade barındıran iki parıldayan Obsidyen göz yer alıyordu; Sütun’dan Sütun’a sekmeye devam ediyor, dokunduğu her yerde Proto-Madde’de dalgalanmalar bırakıyordu.


Eonlar’dır zıplıyordu.


Eonlar’ca daha zıplayacaktı.


Zaman’ın burada hiçbir Anlam’ı yoktu ve bu Yaratık, aciliyetin nasıl bir his olduğunu çoktan unutmuştu.


Başka bir Sütun’a doğru zıplarken, onu bir sonraki adımda eğlendirecek yöne doğru sekmeye hazırlanırken...


HUUUM!


Burada hiçbir Anlam’ı olmayan Zaman, yine de yavaşladı.


Bir Ân sonra Yaratık, yanan Sayfalar’dan bir Tac’ı olan İnsan’sı kanatlı bir Varoluş’un silüetinin bu bölgeden bir kasırga gibi geçip, gittiğini görünce gözlerini kırpıştırdı. Varoluş, Tanımsız Boşluğ’u burada var olmaması gereken Mavi-Altın tonlarına boyayan öylesine yoğun ve şiddetli bir Proto-Madde fırtınasıyla çevriliydi ki, Varoluş’u tüy yumağının daha önce hiç karşılaşmadığı bir şeyle alev alev yanıyordu!


Tüy benzeri Varoluş’un gözleri ilgiyle parladı ve içlerindeki masum oyunculuk tamamen başka bir şeye dönüştü.


Açlık!


GÜM!


Dönüşüm Ân’ında ve dehşet vericiydi.


Obsidyen tüy yumağının tüm bedeni, her yöne doğru Genişleyen; Bir kalp atışı süresinde üç metreden üç yüze, oradan da üç bine çıkan, dehşet uyandıran bir et ve tüy kütlesine dönüştü. Yüzeyinde Bir Milyon Kızıl Göz çiçek açtı; Her biri, beklentiyle açılıp, kapanan testere dişli Çeneler barındırıyordu. Formundan, ucu daha fazla Ağız’la biten Dokunaçlar fışkırdı. Aynı zamanda diş olan kanatlar ardına kadar açıldı. Bu Varoluş’un her bir zerresi Tüketim için tasarlanmış bir silaha dönüştü.


BU Yaşayan Elemental gibi Daha Düşük ve daha zayıf Mutlaklar’ı Aşan Hızlar’da fırladı; Avı ile arasındaki Mesafe’yi, ışığın burada var olup, olmadığına karar vermesi için gereken süreden daha kısa bir sürede kat etti.


“KAAA!“


Sanki Eonlar boyunca Proto-Madde’de ve arada sırada fazla derinlere inen aptal bir Mutlak dışında hiçbir şey yemedikten sonra özellikle iyi bir yemek bulmuş gibi büyük bir şevk ve heyecanla çığlık attı.


Bedeni anında Proto-Madde fırtınasının önüne vardı ve ardından açıldı.


Bir ağzın açıldığı gibi değil.


Varoluş’un, gerçek olmayı bırakmaya karar verdiğinde, açıldığı gibi!


Formunda, Saf Farklılaşmamışlığın dipsiz bir Âlem’ine açılan bir yarık belirdi; Sindirilemez olması gereken şeyleri sindirmiş bir mide, kendini Sonsuz Sanan Varoluşlar’ı yok etmiş bir Hiçlik.


Hem Proto-Madde fırtınasını hem de içindeki figürü tek bir lokmada Yut’tu.


...!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4862   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4864