Toprağ’ı işlemeye devam ederken, Noah’ın gözleri kasvetli ve düşünceli bir hâl aldı; Parmakları, içine beslediği Sonsuzluklar’la gümbürdeyen toprağın derinliklerine Altın Filizler’i bastırıyordu. Zihni çıkarımlar arasında hızla gezinirken bile tırnaklarının altındaki toprağın serinliği onu ayakları yere basar hâlde tutuyordu.
Durum gerçekten de bu muydu?
BU İlkel Kaos ile bir şeyleri tartışmakta olduğu uzak İlkel Diyar Alfheimr’da, Bilinc’inin yanılsamalı tezahürüne sahipti. Bu güçlü Varoluş’tan aldığı tek his, söz konusu BU Varoluş olduğunda ne kadar temkinli ve dikkatli olduğuydu.
BU İlkel Kaos Varoluşta’ki değişiklikleri sezmiş ve nasıl ortaya çıktıklarını Ânaliz ettikten sonra kendini uzak tutmuş ve İlkel Diyâr’ını büyük Ölçü’de izole etmişti.
BU Yaşayan Zamansal, BU Yaşayan Boyutsal ve BU Yaşayan Quantum’un silüetleri tesadüfen aynı sıralarda Jotunheim’da bulunmalarına ve üçünün de Enfekte olmasına rağmen; Noah, BU Yaşayan Zamansal’ın bu Enfeksiyon’dan kaçmasına ancak şimdi, şu son birkaç saniyede yardım edebilmişti.
Tüm bunların Dokumalar’ı içinde, hiçbirinin hayal etmediği bir şey olmuş olabilir miydi?
Kaos gerçekten de tehlikeye düşmüş olabilir miydi?
Ve o bunu basitçe bilmiyor muydu?
Bu Olasılığ’ın kendisi bile Akıl Almaz Derece’de ağırdı.
Ayrıca BU Mnemonik Leviathan’ın söylediği başka bir dizi kelimeye daha takıldı. Varoluş’taki En Eski Paradoks’un yönlerinden Medeniyet’in Anahtarlar’ı olarak bahsetmişti.
Bu yüzden basitçe sormak zorundaydı.
“Kaos’a, Varoluş’a, Paradoks’a ve BU İlk Dil’e neden Medeniyet’in Anahtarlar’ı diyorsun?“
Zaten bir fikri vardı ama yine de sorması gerekiyordu. Gözlemlenebilir Varoluş’taki tüm bilgiye sahip olan bu yaşlı, Kâdim Varoluş, sürekli olarak sadece uyumak istediğini söylese de konuşmayı seviyordu.
Pembe Yunus cevap vermeden önce bir Ân duraksadı.
Bakışları, gökyüzünün denizle kusursuz, bozulmamış bir alacakaranlık çizgisinde buluştuğu Erken Örtülü Kıyı’nın ufkuna doğru kaydı.
“Onlar Anahtarlar’dır, Medeniyet Ölçeği’nin Temel, en basit Temel Tanımlar’ıdır. Onlar Daha Yüksek Ölçeğ’e giden Kapılar’ı açan Anahtarlar’dır, yani, Daha Yüksek Ölçeğ’e giden Kapılar’ı açarlardı.“
Gür sesi hem Su’da hem de Varoluş’ta titreşti.
“Vakochev’in 2. Ölçeğ’ine şimdiye kadar tırmanmış pek çok Medeniyet, bunu kendini bu dört merkez noktaya bağlayarak, yapmıştır. Onlar, sadece pek çok Yol arasındaki Yollar değillerdir. Diğer pek çok Yol’un üzerlerine inşa edildiği Çapalar’dır.“
Yavaş bir daire çizerek, süzüldü; Pembe Formu, Noah’ın ilgilendiği bitki örtüsünün üzerine yumuşak bir ışık düşürüyordu.
“Kaos, Hâm, Farklılaşmamış Potansiyel’i sağlar. Değişime olanak tanıyan Entropi’yi. Kaos olmadan Medeniyetler Statik olur, Evrimleşemez veya Adapte Olamazlardı. Asla ilk Konfigürasyonlar’ının Ötesi’ne büyüyemeyecek Formlar’a kristalleşirlerdi. Kaos, Medeniyet’i hayatta tutan Nefes’tir; Kendini Tanımlama’ya cüret eden her şeyi durgunluğun ele geçirmesini engelleyen sürekli çalkantıdır.“
Noah’ın elleri işine devam etti, ancak dikkati tamamen Leviathan’ın sözlerine odaklanmıştı.
“Varoluş istikrarı sağlar. Bir Medeniyet’in ayakta kalmasını sağlayan Temel’i. Eğer Kaos Nefes’se, o zaman Varoluş Beden’dir. Diğer tüm Yönler’in Otoriteler’ini üzerine astıkları çerçevedir. Varoluş olmadan, Medeniyetler içinden güç aldıkları potansiyele doğru çözülür, Ölçekler’in tek bir Basamağ’ını bile tırmanacak kadar uzun süre Bütünlükler’ini koruyamazlardı. Varoluş, bir şeyin VAR OLDUĞUNU İlan Eder ve bu Beyan, diğer her şeyin üzerine inşa edildiği Temel’dir.“
Yunus’un gözleri, oyuncu yuvalarına rağmen Kâdim ve derindi, Noah’ın bakışlarıyla buluşmak üzere döndü.
“Paradoks İmkansız’a olanak tanır. Evrim’i Doğrusal Büyüme’nin Ötesi’ne taşıyan Çelişkiler’dir. Bir Medeniyet Mantığ’ın izin verdiği Sınırlar’a ulaştığında, Paradoks Var Olmama’sı gereken Kapılar’ı açar. Varoluşlar’ın parçalarının toplamından daha fazlası olmasına, yalnızca Temeller’inin asla destekleyemeyeceği yüksekliklere ulaşmasına olanak tanır. Paradoks, her Kural’ı kanıtlayan istisnadır ve bu Kurallar’ı kanıtlarken, Onlar’ı Aşar.“
Durakladı, parıltısı hafifçe yoğunlaştı.
“Ve BU İlk Dil. Bir Medeniyet’in kendi Varoluş’unu Tanımlaması’na ve Yasalar’ını Varoluş’un Dokusu’na Yazması’na olanak tanıyan Mimar’dır. Kaos’un potansiyel sağladığı, Varoluş’un istikrar sağladığı ve Paradoks’un Aşkınlık sağladığı yerde, BU İlk Dil İfade sağlar. Medeniyetler’in kendilerini Varoluş’a dökerek, konuştukları sestir. Kurallar’ı yazan Kâlem’dir. Bir Medeniyet’in Alan’ının Sınırlar’ı içinde neye izin verildiğini ve neyin yasaklandığını İlan Eden Dil’dir.“
Noah, bu sözlerin gerçeğinin kendi Medeniyet’inde, BU İlk Dil aracılığıyla yankılandığını hissetti!
“Şimdi....“
Leviathan’ın sesi daha ciddi bir şeye dönüştü.
“Bu dört Anahtar sadece Güc’e giden yolları temsil etmez. Medeniyet Ölçeği’nin Temel Mimarisi’ni bizzat temsil ederler. Çoğu Varoluş’un mücadele ettiği, başarısız olduğu ve ara sıra başarılı olduğu Varoluş’un Birinci Ölçeğ’i, bu dört Anahtar’ın etkileşimi üzerine İnşa Edilmiştir. Birinci Ölçek içinde var olan her Medeniyet, bilseler de bilmeseler de Kaos, Varoluş, Paradoks ve BU İlk Dil’in bir Kombinasyon’undan Güç Almakta’dır.“
Noah’a doğru süzüldü; Kâdim gözleri, onun Yükseltilmiş Algısı’nın bile tam olarak algılamakta zorlandığı Derinlikler barındırıyordu.
“Ama BU İkinci Ölçek farklıdır.“
...!
Bu sözler Bilinc’ine yerleşirken, Noah’ın elleri Sonsuz Toprak’ta hareketsiz kaldı.
“BU İkinci Ölçek, sadece Birinci’nin bir devamı değildir. Basitçe daha fazla Güç, daha fazla Otorite, daha fazla Temel değildir. İkinci Ölçek... Ah, o farklıdır. Ben bile onun hakkında pek bir şey bilemem.“[Not: Demiştim ben. İkinci Ölçek’te Temeller ortadan kalkacak önemsiz olacak diye. Ortadan kalkmazsa bile o kadar çok şey olacak ki artık önemsiz hâle gelecek.]
...!
Yunus, Gözlemlenebilir Varoluş’ta çok az Varoluş’un şimdiye kadar Kavradığ’ı şeylerden bahsederken, Formu daha Somut, daha gerçek Büyüyor gibiydi!
“Ama konudan sapıyorum. Eğer bu Anahtarlar’dan biri dışarıdan bir el tarafından çevrilirse, temel doğası onu Değiştirme’ye Otorite’si olmaması gereken bir şey tarafından değiştirilirse, Medeniyet denen şeyin bizzat Doğa’sı değişir. Eğer Kaos gerçekten de Düzen’in Dil’iyle konuşuyorsa, eğer Hâm Potansiyel Anahtar’ı, her şeye Birliğ’i dayatmayı amaçlayan bir şey tarafından Talep Edildi’yse...“
Cümleyi bitirmedi.
Bitiremedi!
...!
Not: Demiştim ben. İkinci Ölçek gerçekten... Ne oluyoruz diyeceksin. İkinci Ölçek Çok Farklı olacak. Çok.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.