Noah, içine Sonsuzluklar doldurduğu bitki örtüsü arasında devam ederken, tüm bunlar hakkında düşünerek, sözleri sakince Özümse’di.
Gerçek neydi ve yanlış olan neydi?
Varoluş’ta, Varoluş bir şeyle yüzleşene kadar o şeyden asla tamamen emin olamazdı.
Spekülasyon ve Teori yararlı araçlardı, ancak doğrudan deneyim yoluyla kanıtlanana veya çürütülene kadar sadece birer araç olarak kalırlardı. BU Mnemonik Leviathan’ın sözleri çıkarımları açısından dehşet verici bir Tablo çiziyordu, ancak Tablolar hatalı olabilirdi.
Bakış açıları kusurlu olabilirdi.
Şu anki Noah’a gelince, BU Agora’daki ayrılmış bedenleri, görünüşe göre oradaki her şeyi ele geçirmiş olan BU İlkel Miselyum ile yüzleşirken, odağını Mutlak hissini anlamaya vermişti. Ve yine de gülümsüyorlardı çünkü gerçekten de doğaları gereği, saldırgan bir şekilde çatışma aramıyorlardı.
Şu an her şey Despotik görünüyordu, ancak bunların sadece Varoluş’un mücadeleleri olduğunu biliyordu.
O Zorluk.
Tüm bunlar olurken bile, BU İlkel Miselyum ile savaşmanın ve onun icabına bakmanın yollarını buluyordu. Şimdi, yanındaki bu Pembe Yunus’u dinledikten sonra, başka bir sorunun BU İlkel Kaos olabileceği anlaşılıyordu.
Buna nasıl yaklaşacaktı ki?
BU İlkel Kaos etkilenmediğinden emindi ve şu an itibariyle tamamen kendi İradesi’ne sahipmiş gibi hareket ediyordu. Eğer BU Yaşayan Zamansal gibi biri bile Enfekte olduğunu fark edebiliyorsa, BU İlkel Kaos gibi Daha da Kâdim ve güçlü biri de aynı durumda olmalıydı.
Ancak Varoluş’ta her zaman istisnalar olurdu.
Noah artık başkalarını hafife almayı bırakmıştı. Düşmanlar’ı için neyin mümkün olup, neyin olmadığına, Potansiyel söz konusu olduğunda Genişletilmiş bir yol haritası ve hareket alanı bırakıyordu. BU Yaşayan Paradoks’un olmak istediği kadar şaşırtıcı olabileceği zihniyetine sahip olacaktı ve şimdi BU İlkel Miselyum, Akıl Almaz bir Potansiyel’e sahip, Varoluş’un şaşırtıcı bir eseri olabilirdi.
Belki de BU İlkel Kaos kadar görkemli birini bile, onların haberi olmadan Enfekte edecek kadar şaşırtıcıydı. Belki de onların uzun vadeli oyunu, en büyük zaferleri buydu!
Bu düşünce, korku ya da umutsuzluğa neden olmadan Bilinc’ine yerleşti. Sadece göz önünde bulundurulması gereken başka bir Faktör, geçen her Ân daha da Karmaşıklaşan bir Denklemde’ki başka bir Değişken’di. Eğer BU İlkel Kaos tehlikeye düşmüşse, o zaman Noah o Varoluş’la başa çıkardı. Eğer değilse, o zaman Noah onun yerine bu Varoluş’la başa çıkardı.
Öyle ya da böyle, durup endişelenmek hiçbir işe yaramazdı.
“Konuşmayı deneyelim, ne dersin?“
Noah, tüm bedeni az önce tartışılan konuların ağırlığını yalanlayan bir huzur hissi yayarak, Arazi’yi Sonsuzluklar’la dolu tohumlarla doldurmaya devam etti.
Parmaklarının altındaki Toprağ’ın fiziksel hissini duyumsadı; Serin, karanlık ve içine döktüğü potansiyelle Zenginliğ’i.
BU Aralıklar’ın boşluğu ya da Erken Örtülü Kıyı’nın Yemyeşil Tarlalar’ı fark etmezdi.
Her bir konum kendi amacına hizmet ediyordu. Koruduğu her bir Beden, Tekil Varoluş’unun tek başına üstesinden gelemeyeceği görevleri başarıyordu.
O, BU Genesis Hükümdar’ı idi.
Alfheimr’ın İlkel Âlem’inde.
Alacakaranlığın her şeyi Yeşil, Beyaz, Mor ve Altın Tonlar’ına boyadığı, canlı yaşam ve harikalarıyla dolu bu Âlem’de Noah, BU Agora’dan buraya transfer ettiği eşsiz bir bedenle cisimleşti.
Bu, bir Mutlağ’ın Enginliğ’ine dönüşmekte olan Sonsuz Farklılaşmamış Kader’ini barındıran bedeniydi!
BU İlkel Kaos ile olan sorunu düşünürken, konuşma zamanının geldiğini söylemişti, ancak aslında konuşmaya başlayacağı Varoluş BU İlkel Kaos değildi. Tamamen başka biriydi. Bizzat Kaos’un bile sağlayamayacağı cevaplara sahip olabilecek biri. Genç Varoluşlar’ın algılayamayacağı Desenler’i gözlemleyecek kadar uzun süredir var olan biri.
Bu anda Noah, alacakaranlık atmosferine karşı dışa doğru baskı yapan Farklılaşmamış Kader’le yanan Altın Formu’yla Alfheimr’ın Gökler’ine varmıştı. Uzaktaki belirli bir Dağ’a baktı.
BU İlk Açlığ’ın BU Yaşayan Köken ile birlikte tırmandığı bir Dağ. BU Yaşayan Elemental’in BU Yaşayan Duygusal ile birlikte tırmandığı bir Dağ. En zirvesinde, Çok Renkli Alevler’le örtülü bir tapınağa sahip olan; Varoluş’u şu anda kendine canlı diyen şeylerin çoğundan öncesine dayanan Tekil bir Varoluş’u barındıran bir dağ.
BU Yaratık.
Ve vardığı Ân, ah, bir harika gördü.
Dağ’ın kendisi Devasaydı; Yüzler’ce Gigapersek öteden görünmesi gereken Zirveler’iyle alacakaranlık Gökyüzü’ne doğru uzanıyordu. Ancak burada bir Dağ olmasına rağmen, aslında tüm Yapı Salt Fiziksel Mevcudiyet’i Aşan bir şeyle örtülüydü.
Saf Otorite’den yapılmış ikinci bir deri gibi dağın etrafını saran Çok Renkli Alev’li bir Tezahür’dü. Çevredeki manzarayı, kıyaslandığında alacakaranlığı soluk gösteren, var olmaması gereken Renkler’e boyayan buyurgan bir ışıkla yanıyordu. Tezahür, belli belirsiz İnsan’sı bir Form almıştı; Tüm Karmaşıklığ’ını ortaya koymadan BU Yaratığ’ın gerçek doğasının izlerini taşıyan bir şeydi.
Ve onun gözleri.
Gözbebekleri Sonsuz Çok Renk’li Alevler’le Girdap gibi dönüyordu; Kâdim, sabırlı ve çoğu Varoluş’un Kavrayabileceğ’inin Ötesi’nde bir Ağırlık’la doluydu. O gözler bu bölgedeki her şeye bakıyor, alanları içinde meydana gelen her şeyi algılıyor gibiydi.
Noah onu gördüğü Ân, bunun ne olduğunu anladı.
Bu anda, kendi bedeninin etrafında da...
Alacakaranlık atmosferini dalgalandıran bir güçle Varoluş’undan Altın Alevler patlak verdi!
Bedeninin etrafında, her yöne doğru dışa baskı yapan Sonsuz Farklılaşmamış Kader’in dalgalanan Altın Alevler’iyle parlayan devasa bir kendi Tezahür’ü oluşmaya başladı. Tezahür büyüdü de büyüdü; Formu, sadece İradesi’nin bir yansımasından ziyade Medeniyet’inin bir uzantısı olarak Şekilleniyor’du.
Şaşırtıcı bir şekilde, ilerideki dağı çevreleyen Tezahür’le aynı Boyut ve Yapı’da oluştu!
Onun Altın Tezahür’ü, BU Yaratık’ınkiyle eşleşen bir Mevcudiyet’le Alfheimr Semalar’ında dikiliyordu; Gözleri aynı yoğunlukla yanıyor, Formu, Varoluş’u bir kabullenişle titreten bir Otorite yayıyordu!
Bunun hissi eziciydi. Tezahür’ü kendi derisiymiş gibi hissedebiliyor, sanki Sinirler’i her yöne Gigapersekler boyunca uzanıyormuş gibi Dokunduğ’u her şeyi sezebiliyordu.
Ve o oluşurken, Noah bir şeyi algılayabildi.
Yakındaki Gigapersekler boyunca, bir Ân içinde dilediği her yerde Somutlaştırmalar’ı veya Apophasis’i yürürlüğe koymak için Otoritesi’ni kusursuz bir şekilde Uygulayabiliyordu. Her zaman seyahat gerektiren, Aşmak için her zaman Bilinç’li bir Çaba talep eden o Mesafe, artık sadece elini uzatmaktan başka bir şey gibi hissettirmiyordu.
Bu, Mutlağ’n vizyonuydu.
Bu, onlara bahşedilen Enginlik’ti.
Gözlerinin önünde İstemler çiçek açtı.
>>Mutlak Derinlik Tezahür’ü Tespit Edildi.>>
>>Varoluşunuz’un bu kısmı, Mutlak Sınıflandırması’yla birlikte gelen Görkem’i Kavrama’ya başlıyor. Formunuz’u çevreleyen Tezahür, BU Mutlak Tezahür olarak Adlandırılmıştır. Bu, bir Mutlağ’ın Medeniyet’inin yalnızca diğer Mutlaklar ve Eşdeğer veya Daha Büyük Derinliğ’e sahip Varoluşlar tarafından görülebilen Dışsal İfadesi’dir.>>
>>BU Mutlak Tezahür, Varoluş’un Medeniyet’inin ve Temel’inin inceliklerini ve Karmaşıklıklar’ını akranlarından gizlenemeyecek şekillerde sergiler. Boyut’u, Gözlemlenebilir Varoluş’taki diğerlerine kıyasla Varoluş’un Medeniyet’inin ne kadar görkemli olduğunun bir göstergesidir. Daha büyük bir Tezahür; Daha büyük bir Temel Ağırlığ’ı, daha fazla Birikmiş Otorite’yi ve Medeniyet’in Anahtarlar’ına daha derin bir bağlantıyı temsil eder.>>
...!
>>Mutlak Varoluş Vizyon’unun Kilidi Açıldı.>>
>>BU Mutlak Tezahür ile birlikte Mutlak Varoluş Vizyon’u gelir. Bu, Enginliğ’inizi Uzak Mesafeler’de Ân’ında Algılamanız’a ve Uygulamanız’a olanak tanır. Tezahür’ünüzün Alan’ı içinde, Mutlağ’ın altındaki hiçbir şeyin Eşleşemeyeceğ’i Hızlar’da Somutlaştırmalar’ı yürürlüğe koyabilir, Apoohasisler’i konuşabilir ve Yazıtlar’ınızı Tezahür Ettirebilirsiniz.>>
>>Tezahür’ünüzü gözlemleyen diğer Mutlaklar tarafından ilk Algılanan şey Medeniyet’inizin bir Parıltısıdır, inşa ettiğiniz şeyin Yüzeysel İfadesi’dir. Daha Karmaşık herhangi bir şey, gerçek Doğanız’ın ve Yetenekler’inizin daha derin herhangi bir ifşası, kendinizi ifşa etmeyi seçtiğiniz şeydir. Tezahür hem bir Zırh hem de bir Beyan’dır; Gizli kalmasını istediğinizi gizlerken, bilinmesini istediğinizi İlan Eder.>>
>>Mevcut Değerlendirme: Mutlak Tezahür’ünüz, BU Yaratığ’ın kendi Tezahür’üne eşdeğer Boyut’ta oluşmuştur. Mutlağ’ın altındaki Temel’iniz çok daha görkemli olduğu için, açıkçası Yükseklik olarak çok daha fazla olmalıydı. Şu ân Hesaba katılmamış diğer faktörleri belirlemek için bir Değerlendirme yapılıyor.>>
BOOM!
Gözleri Altın bir ihtişamla yandı!
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.