Yukarı Çık




232   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   234 

           


233.Bölüm: 44.Kısım – Dolandırıcı (1)
_____________________________________________

Yoo Joonghyuk’un ustası, Göğü Yaran Kılıç Azizi son derece sabırlı biriydi. Bu, 100 yıl önce de böyleydi, 200 yıl önce de. Bu sayede bir kılıç teknikleri grubu oluşturabilmişti. Diğer dövüş sanatçıları yeteneklerini satıp Murim’i terk ederken, o burada tek başına kalmış ve aşkın bir seviyeye ulaşmıştı.

   “Peki sen de kimsin?”

Devasa parmağıyla havada asılı duran Yoo Joonghyuk’un yanağını dürttü.

Bu sadece bir parmak olsa da, bir aşkının parmağıydı. Bu yüzden acımaması mümkün değildi. Buna rağmen Yoo Joonghyuk hiçbir tepki vermedi.

   「 “Öğretmen ve öğrenci… İkiniz de aynısınız.” 」

Bunlar Murim’in 10 Büyük Ustasından biri olan Göksel Şeytan’ın söylediği sözlerdi. Belki de Göksel Şeytan onları en doğru şekilde görmüştü.

   “Tek kelime etmiyorsun. Konuşmazsan dayak yiyeceksin.”

Göğü Yaran Kılıç Azizi büyük sigara piposunu kaldırdı. Yoo Joonghyuk’un kalçası bu baskıya dayanamadı ve istemeden acınası bir ses çıkardı.

   ‘Lanet olsun Kim Dokja. Seni mutlaka öldüreceğim.’

Şak! Şak! Şak!

Sesler şaka gibi geliyordu ama piponun içindeki güç kesinlikle şaka değildi. Kısa süre sonra Yoo Joonghyuk’un ağzından kan sızmaya başladı. Bunu gören Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin kaşları garip bir şekilde kıvrıldı.

   “Karakterli bir adamsın.”

Biraz etkilenmişti.

   “Tekrar soracağım. Göğü Yaran Kılıç Okulunun gücünü nereden çalıp öğrendin?”

   “…”

   “Dürüstçe söylersen hayatını bağışlarım.”

Bu sözleri duyunca Yoo Joonghyuk yavaşça başını kaldırdı.

Göğü Yaran Kılıç Okulu aslında insancıl bir organizasyon değildi. Bir yabancının gelip bu teknikleri öğrenmesi mümkün değildi.

Ama şimdi Göğü Yaran Kılıç Azizi onun hayatını bağışlayacağını söylüyordu. Anlamı açıktı. Göğü Yaran Kılıç Azizi, Yoo Joonghyuk’u öğrencisi olarak almak istiyordu.

   ‘Usta.’

Yoo Joonghyuk ustasının zihnini herkesten iyi biliyordu.

Çöküşe geçmiş Murim’de düzgün bir öğrenci bulmak zordu. Sonra birdenbire onun dövüş sanatlarını bilen bir aşkın ortaya çıkmıştı. İlgilenmesi doğaldı.

   ‘Ama...’

Yoo Joonghyuk dudaklarını ısırdı. Belki de Kim Dokja’nın planına göre hareket etmek kötü bir fikir değildi. Göğü Yaran Kılıç Azizini herkesten iyi tanıyordu. Fırsatı değerlendirip ona gerçeği anlatırsa, kesinlikle onun gözünde değer kazanırdı. Ama Yoo Joonghyuk bunu yapmak istemiyordu.

   “Hmmm... Ateşli bir bakış.”

   “…”

   “Beni mi arzuluyorsun?”

Böyle bir durumda bile saçma konuşabilmesi... gerçekten ustasıydı. Yoo Joonghyuk dudaklarını daha da sert ısırdı.

   ‘Benimle burada karşılaşırsan ölürsün.’

Yoo Joonghyuk, ustasının son hâlini hatırladı. Yıllarca süren çabanın ardından ağır yaralanmış bir aşkın... Ama ne olursa olsun inatçılığı kırılmamıştı.

   – Aptal öğrenci. Onlar senin baş edebileceğin varlıklar değil.

Ustası, Murim’in en güçlüleri olan Göksel Şeytan ve Kan Şeytanı tarafından reddedildikten sonra geri dönenler ittifakına karşı tek başına savaşmıştı.

   – Yaşa, Joonghyuk.

O zaman Yoo Joonghyuk onunla birlikte savaşmamıştı. Çünkü zayıftı. Fazlasıyla zayıftı.

   “...Gözlerin hüzünlü.”

Yoo Joonghyuk bu ani sözle titredi. Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin berrak gözleri ona bakıyordu. Göğü Yaran Kılıç Azizi, bir insan ile dev tanrının karışımıydı. Bu yüzden Neandertallerin¹ bazı yeteneklerine sahipti.

   “Yalnızsın... kibirlisin... ve derinden yaralanmışsın.”

Başkalarının duygularını okuyabilen Ayna Gözleri vardı. Şimdi bu gözlerle Yoo Joonghyuk’a bakıyordu.

   “Kimsin sen?”

Yoo Joonghyuk acısını kazıyormuş gibi dudaklarını sertçe ısırdı. Bunu söylememeliydi. Asla, kesinlikle söylememeliydi...

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı sana bakıyor.]

Yoo Joonghyuk mesajı görünce yukarı baktı.

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı her şeyin iyi olacağını söylüyor.]

...İyi mi olacaktı?

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı bu turun farklı olacağını söylüyor.]

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı sana ustana güvenmeni söylüyor.]

Bu tur farklı olacaktı. Bunu başka biri söylese inanmazdı. Ama neden? Neden bu kişinin sözlerine inanmak istiyordu?

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı—]

   “Şu sinek… kapa çeneni.”

Göğü Yaran Kılıç Azizi parmaklarını havaya şıklattı ve etraftaki tüm ses bir anda yok oldu. Manayla dışarıdan gelen bütün sesler kesilmişti. Bu, Göğü Yaran Kılıç Azizi seviyesindeki bir aşkın için mümkündü. Dokkaebiler kanal frekansını ayarlamadığı sürece Kim Dokja’nın sesi bir süre duyulmayacaktı. Bundan sonrası Yoo Joonghyuk’un kendi kararına kalmıştı.

   “...Benim adım Yoo Joonghyuk.”

Yoo Joonghyuk küçük bir nefes aldı ve ardından verdi.

   “Ben senin öğrencindim.”

   “Hrmm... Bu da ne demek oluyor? Seni daha önce hiç görmedim. Doğal olarak seni öğrencim olarak aldığımı da hatırlamıyorum.”

   “Söylediğim gibi. Teknikleri öğrendim kişi...”

Yoo Joonghyuk konuşmak üzereyken vücudunun etrafında kıvılcımlar uçuştu.

   [Hikâye, Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin Öğrencisi etkinleştirildi.]

Yoo Joonghyuk’un dudakları büküldü; cümlesinin sonu zorla saygı ifadesine dönüştürülmüştü.

   “...Sizsiniz, usta.”

Yoo Joonghyuk’un yüzü buruştu.

Son turda Göğü Yaran Kılıç Azizi ile yaptığı konuşmayı hatırladı.

   – Regresör olduğunu söylemiştin. O hâlde bir gün yine karşılaşabiliriz.

   – Bir dahaki sefer senin öğrencin olmayacağım.

   – Şu öfkeli adama bak. Daha tatlı sözler söylemelisin... Hem neden saygı ifadeleri kullanmıyorsun? Bir sonraki hayatında seni pataklamamı mı istiyorsun?

Belki de Göğü Yaran Kılıç Azizi’yle yaptığı önceki konuşma yüzünden bu hikâye hâlâ onunla kalmıştı.

   [Enkarnasyon Göğü Yaran Kılıç Azizi’ne karşı saygı dili kullanmalısın.]

Komikti. O zamanlar Göğü Yaran Kılıç Azizi’ne karşı resmî konuşmamıştı ama yine de bu hikâye ona bağlanmıştı.

   – O zaman yine benim öğrencim ol.

Eski anılar bir şelale gibi akarak kalbine çarparken kalbi zonkluyordu. Dolaylı mesajları duyamıyordu ama Kim Dokja’nın ona baktığını hissedebiliyordu.

   ‘Yoldaş.’

Yoo Joonghyuk, birine güvenmenin nasıl bir his olduğunu çoktan unutmuştu. Yavaşça gözlerini kırpıp konuştu.

   “Kim olduğumu merak etmiyor musunuz?”

   “Elbette. Son derece merak ediyorum.”

   “O zaman zihinsel bariyerimi açacağım. Bir göz atın. Ayna Gözlerinizle görmeniz mümkün olmalı.”

   “...Hrmm. Ayna Gözleri biliyor muydun?”

   “Sadece beş dakika. Bundan fazlasını veremem.”

Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin gözleri şüpheyle daraldı.

   “Garip bir numara yapmayı mı planlıyorsun?”

   “Bir numara yapsam bile beni bastırabilirsiniz.”

Bu kışkırtıcı ton karşısında Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin kaşları kalktı.

   “Peki.”

Hikâyeleri sevenler yalnızca takımyıldızları değildi. Başka bir aşkın varlığın zihnine bakma fırsatı çok nadir bulunurdu. Üstelik bu aşkın aniden Murim’de ortaya çıkmış ve onun tekniklerini kullanmıştı. Merak etmemesi imkânsızdı.

   “Bir göz atayım.”

Kısa süre sonra Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin Ayna Gözleri parladı. Yoo Joonghyuk saçlarının kökünden çekiliyormuş gibi hissetti.

Ayna Gözleri aracılığıyla yapılan anı aktarımı, hem Yoo Joonghyuk hem de Göğü Yaran Kılıç Azizi için tehlikeliydi. Yine de Yoo Joonghyuk kararlıydı. Belki Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin ruhu parçalanabilirdi. Belki gördüklerine inanmazdı. Her şeyi inkâr edip Yoo Joonghyuk’u yok edebilirdi. Ama bu kumar başarılı olursa, Göğü Yaran Kılıç Azizi’ni değiştirebilirdi.

Bölgedeki Ayna Gözlerin berrak enerjisi kaybolana kadar yaklaşık bir düzine dakika geçti. Ayna Gözlerin ışığı sönse de Göğü Yaran Kılıç Azizi konuşmadı. Sadece başını eğmiş şekilde yere bakıyordu. Delirmiş miydi? Yoksa...

Başını kaldırdığında gözlerinde tanımlanamayan bir duygu vardı. Yoo Joonghyuk bu ifadeyi üç turda ilk kez görüyordu. Bir an geçti ve Yoo Joonghyuk ifadenin anlamını fark etti.

   “Bir daha benim öğrencim olmayacağını söylemiştin…”

_____________________________________________

Yoo Joonghyuk ile Göğü Yaran Kılıç Azizi uzun süre konuştular.

   “İyi dayandın.”

   “...Boş tesellileri kesin. Size yakışmıyor.”

   “Peki. Sen kesinlikle benim öğrencimsin.”

İkinci regresyon turundaki Göğü Yaran Kılıç Azizi ölmüştü ve bir daha asla geri dönmeyecekti.

Şu anki Göğü Yaran Kılıç Azizi, ikinci turdaki kişiyle aynı değildi. Buna rağmen ikisi de sanki bu gerçeğin farkında değilmiş gibi konuşuyorlardı.

   “...İntikamınızı aldım. Göksel Şeytan ve Kan Şeytanı... 35. Senaryoda ikisini de yendim.”

   “Evet, gördüm. Ama zor zamanlar geçirmiş olman beni tatmin etmedi.”

   “O zaman ölmeseydiniz.”

Bu, bir öğretmen ile öğrencinin normal konuşmasına pek benzemiyordu ancak Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin yüzünde yumuşak bir gülümseme vardı.

   “Çok değişmişsin, Joonghyuk.”

   “Hiçbir şey değişmedi.”

Bu cevaba karşılık Göğü Yaran Kılıç Azizi parmağını şıklattı. Kulübenin etrafındaki bariyerin bir kısmı dalgalandı ve büyük bir teleskop merceğini andıran bir panel ortaya çıktı. Küçük panelde dışarıdaki manzara görünüyordu.

   “Beni görmeye gelmenin sebebi o çocuk mu?”

Panelde, mantı yerken köpekle konuşan Kim Dokja vardı. Göğü Yaran Kılıç Azizi sahneyi izleyip konuştu.

   “Yeni arkadaşın mu bu?
   “Arkadaşım falan değil. Bu kişi sadece...”

   “Şimdiden nebulalara karşı savaşmayı düşünecek kadar cesur.“

   “…”

   “Sence başarabilir mi?”

Göğü Yaran Kılıç Azizi, kaba saba öğrencisinin ilk arkadaşı olan Kim Dokja’nın yüzüne dikkatle baktı. Tam o sırada bariyer sarsıldı ve yüksek bir ses duyuldu.

   [Göğü Yaran Kılıç Azizi. Tekniklerini teslim et.]

Şaşıran Yoo Joonghyuk ayağa fırladı.

   “...Dokkaebiler.” Göğü Yaran Kılıç Azizi bıkkın bir ifadeyle konuştu. “Tekniğimi satın almak isteyenler yine gelmiş.“

   “...Beklediğimden daha erken gelmişler. Ne kadar zamandır peşinizdeler?”

   “Bir süre oldu. Buralarda kalan tek kişi benim.”

Murim’de dövüş sanatları çok değerliydi. Çünkü hepsi tarihten oluşan hikâyelerdi. Kökenleri ne kadar derinse, değerleri de o kadar büyüktü. Dokkaebiler bunun gayet fakındaydı ve Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin tekniklerini istiyorlardı.

Yoo Joonghyuk Toplaşan Bulutların Göksel Kılıcı’nı çıkardı ve konuştu.

   “Kim Dokja’yla ben hallederiz.”

   “Karşındaki rakipler dokkaebi. Hiçbir şey yapamazsın.”

   “Kim Dokja için mümkün.”

Ustasının sorusuna cevap vermek yerine Yoo Joonghyuk paneldeki dokkaebilere baktı. İçlerinden biri tanıdık görünüyordu.

   ‘Seul Kubbesi’ndeki herif’

Kim Dokja muhtemelen onu öylece bırakmayacaktı. Tam o sırada panelden Kim Dokja’nın sesi geldi.

   – Hâlâ hayatta olduğunu bilmiyordum. Cezalandırılmaya gitmemiş miydin?

Beklendiği gibi, Kim Dokja’nın ‘etraftakilerle dalga geçme huyu’ başlamıştı. Kim Dokja çenesini kaşıdı ve dokkaebilere eğleniyormuş gibi konuştu.

   – Hmm, evet. Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin tekniklerini satın almaya mı geldiniz?

Yoo Joonghyuk omuz silkti. Yoo Joonghyuk ortaya çıkmasa bile Kim Dokja zaten meseleyi hallederdi. Kim Dokja’nın ne planladığını bilmiyordu ama kesinlikle dokkaebilere sağlam bir darbe indirecek garip bir numara yapacaktı.

Tam o anda Kim Dokja beklenmedik bir gülümsemeyle garip bir şey söyledi.

   – Tamam. Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin tekniklerini satacağım.

+

*¹ Neandertal, yaklaşık 400.000–40.000 yıl önce Avrupa ve Batı Asya’da yaşamış, günümüz insanına çok benzeyen fakat soyu tükenmiş bir insan türüdür. 

+

Çeviri: Sansanson

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

232   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   234