Ve aniden, hızla soluk alarak uyandım. Vücudumu soğuk ter kaplamıştı. Altı yıl geçmiş olmasına rağmen, sanki her şey dün olmuş gibi geliyor. ⠀ Ama birden sağ taraftan gelen bir ses düşüncelerimi böldü. ⠀ — HAHAHAHA! Skor 3:1! Yine ben kazandım! Ben resmen MVD Oyunları [1] dehasıyım! — diye bağırdı kuzenim Hayato... Oyun oynarken çıkan sesini başka bir şeyle karıştırmamın imkânı yoktu. ⠀ — Oo! Günaydın, kanka! Ne o suratın asık, kuzeninin yine sıralamada birinci olmasına sevinmedin mi yani! — dedi Hayato, aniden bana dönerek. Yüzünde masum, adeta çocuksu bir gülümseme vardı. ⠀ — Benim suratım asık falan değil, sana öyle geliyor, çünkü senin ana karakterin hep asık suratlı, — dedim, yataktan kalkmadan. Tam olarak kendime gelmeye çalışıyordum. ⠀ — Yine o rüyayı gördün, değil mi? — diye fısıldadı Hayato, oturduğu yastığın kenarına joystick’ini koyarak. ⠀ Kesinlikle haklıydı. Yine o kâbusu görmüştüm... Ama o, bundan sanki sıradan bir şeymiş gibi bahsediyor. Çocukluğumdan beri onu tanıdığım için, sadece bana moral vermeye çalıştığını anlıyordum. ⠀ Evet, bazen gerçekten kaygısız ve düşüncesiz olabiliyor ama her zaman destek olmaya hazırdır. Ben dalıp gitmişken, Hayato çoktan oyun konsoluna geri dönmüştü bile. Ve aniden haykırdı. ⠀ — Akira, baksana! Efsanevi bir karakter çıkardım! Ejder Kral! Artık o, bizim dedemize benzeyen asık suratlı bir ihtiyar falan değil! Tamam, gidip bir başka ezik oyuncuyu daha pataklayayım! — diye kendinden emin bir şekilde bağırdı Hayato. Ve hemen joystick’ini kaptı. ⠀ — Ah, kanka, kusura bakma, sonra konuşuruz. OPAAA, İŞTE SIRADAKİ RAKİP! — diye ekledi Hayato, ’başlat’a basmadan hemen önce. ⠀ Ne kadar da kaygısız biri. Bazen onunla aynı yaşta olduğumuzdan şüpheye düşüyorum. Ama... haklı. O günü yaşayan herkesin aksine, onun gölgesini taşımaya devam eden tek kişi benim. Diğerleri ya unutmaya ya da o güne dair tüm anıları gizlemeye çalışıyor. Bense... ben hâlâ onların içinde yaşıyorum. Belki de benim de numara yapmayı öğrenme vaktim gelmiştir. ⠀ — GÜM! — Oda kapısı aniden büyük bir hızla açıldı. ⠀ — EEEEY!! Ben size orada BOŞUNA mı yemek hazırladım zannediyorsunuz!? Derhal kalkın ve yemeğe gelin! Bugün hayatınızın en önemli sınavı var ve siz burada saçmalıklarla uğraşıyorsunuz! — diye gürledi Takumi. ⠀ Her zamanki gibi tam zamanında, Takumi, diye düşündüm. ⠀ Takumi, benim küçük kardeşim. Hayato ve benden dört yaş küçük olmasına rağmen, ev işlerini bizden kat kat daha iyi halleder. Mükemmel bir ev reisi ve aşçıdır. Ama bazen biraz sinirlidir, özellikle de emeği görmezden gelinirse. ⠀ Görünüşe göre bizi ilk kez çağırmıyordu. Ben uyuyordum... Ama Hayato büyük ihtimalle oyunla çok meşguldü. ⠀ — Geliyoruz Takumi! — diye cevap verdim, Hayato’yu yakasından tutup kaldırarak. ⠀ — Hey, Kanka! Dur! Neredeyse kazanıyordum! Bırak beni! — diye bağırdı Hayato. Ama artık çok geçti. Onu çoktan, Takumi ve dedemin oturduğu masaya oturtmuştum. ⠀ Dedem her zamanki gibi en sevdiği Magzeta’yı [2] okuyordu. Bildiğim kadarıyla Magzeta’lar, Kuontayo’da olup biten tüm haberleri aktarıyor. ⠀ Özellikle evinden uzağa gitmeyip dünyada neler olduğunu öğrenmek istendiğinde, çok faydalı bir araç. ⠀ Masaya oturduk. Her zamanki gibi Takumi harika bir sofra hazırlamıştı. Bu sefer masa özellikle canlı ve şenlikli görünüyordu. Yemekleri incelerken, Takumi’nin bana gururlu bir gülümsemeyle baktığını fark ettim. ⠀ — Tahmin ettiğim gibi, Akira abi, özel gün için hazırladığım özel yemeğimi fark ettin, değil mi? — dedi Takumi, yüzünde aynı gülümsemeyle, beni bir merak içinde bırakarak... ⠀ Özel bir yemek hazırladığı için sevinmiştim elbette... Fakat bu yemeklerden hangisinin özel olduğunu bir türlü çözemedim. Sonunda Takumi’ye hafifçe gülümseyerek masayı bir kez daha süzmeye karar verdim. ⠀ Şöyle ki, masanın ortasında kocaman ve lezzetli bir sebze salatası duruyor ve sanırım domates ve çeşitli başka sebzelerden yapılmış, ama yanılmıyorsam bu salatayı dün de yemiştik. Demek ki bu seçenek değil. ⠀ Belki komposto? Hayır, o zaten yemekten sayılmaz. O zaman tek bir seçenek kalıyor, salatanın yanında duran ve harika kokan börekler olmalı! Nasıl hemen akıl edemedim ki, resmen ışıldıyorlar, adeta bağırıyorlar: “Ben özel yemeğim!“. ⠀ Büyük ihtimalle Takumi içlerine farklı bir iç harç koymuştur. Ne kadar da marifetli biri. Tam da kendi tahminimimi söylemeye hazırlanıyordum ki... ⠀ — Evet, Takumi, senin börekl... — Tam o sırada Hayato ve dedem elleriyle ağzımı kapattılar. ⠀ — Hey, Takumi, Omuraysu’ya [3] ne kattın? Müthiş lezzetli olmuş! Resmen parmaklarımı yiyeceğim, — dedi Hayato, aynı anda tüm Omuraysu porsiyonunu mideye indirerek. Görünüşe göre o ve dedem beni olası bir aile krizinden kurtardılar. Oh be... ⠀ Takumi gururla başını kaldırarak Hayato’ya Omuraysu’yu nasıl yaptığını anlatmaya başladı. Ama Hayato onu dinlemek yerine, eline ne gelirse yiyordu. Şimdi dedeme ve ona beni kurtardıkları için bir teşekkür borçluyum. ⠀ Bu sırada dedem gazetesini indirdi. ⠀ — Hey, Akira. Bugün başkente gidiyorsunuz, değil mi? Nasıl unutabilirim... — dedi dedem ciddi bir sesle. ⠀ — Evet, Dede, bugün büyücülerin R&K Sınavı [4] var. — diye sakince cevap verdim. ⠀ Birden dedemin sesi titredi. Bir yerden bir paket sigara ve eski bir albüm çıkardı. Sigarayı ağzına aldı ve Hokutsu [5] aleviyle yaktı. ⠀ — Ne çabuk büyüdünüz, yani on altı yaşında mı oldunuz? Ormanda kaybolmayın diye peşinizden koşturduğumu hatırlıyorum, daha on bir yaşındaydınız... — ⠀ — Hey, Dede, bana çırılçıplak banyo yaptığım fotoğrafın olduğu o albümü çıkardığını söyleme sakın! — diye bağırdı Hayato ve hemen dedemize doğru atıldı. ⠀ Sonra o fotoğrafı görünce. — Geri ver o albümü! Onu nasıl buldun sen! — diye bir kez daha haykırdı. ⠀ — Hayato abi, daha üç yaşındasın orada, utanacak bir şey yok ki, — diye güldü Takumi. Ama sonra bir anda bana döndü. ⠀ — Akira abi, peki R&K Sınavı’na sadece on altı yaşını dolduranlar mı katılabiliyor? — diye sordu Takumi, konuyu aniden değiştirerek. Ben tam cevap verecekken, dedem benden önce davrandı. Albümü Hayato’ya geri vererek. ⠀ — Sınav için acele etme, Takumi. Onu geçmek için henüz yeterince hazır değilsin. Dört yıl içinde seni ona hazırlamaya daha vaktim olur. Senin on altı yaşın dört yıl sonra dolacak, değil mi? — diye sordu dedem. ⠀ — Ya dede, bugün sınav günü olduğunu unuttun resmen, ya benim yılımda da unutursan, — diye homurdandı Takumi, dedemize sırtını dönerek. ⠀ Dedem aniden ensesini kaşıdı ve gülümsedi. ⠀ — Sen merak etme, sadece bu yıl sınavın tarihi ertelendi, bense herkesin eylülde sınava gitmesine alışkınım. İşte bu yüzden unuttum. — dedi dedem mahcupça. ⠀ Dedem haklıydı. Sınav genellikle eylül ayının ilk haftasında, Büyü Okulları eğitiminin Ağustos ayında bitmesiyle yapılırdı. Ama bu yıl, sanırım başkentteki bir toplantı yüzünden sınav ertelenmişti. Tarih değişikliğini unutmak gayet normaldi. ⠀ — Evet, dede, zaman alacağını alıyor, — dedi Hayato, arkamızdan yaklaşarak. Yine başladı. Kaç kere söyledim ona böyle şakalar yapmaması gerektiğini... ⠀ — Ne diye geveledin orda, küçük oyuncu! Ben aslında gerçek gücümün şafağındaki bir erkeğim! — diye bağırdı dedem aniden. Ama Hayato çoktan odadan kaçmıştı. ⠀ Şaşırtıcı olan, dedemizin onun peşinden koşmamasıydı. Görünüşe göre şu anki konuşmamız, küçük küstahı terbiye etmekten daha önemliydi. Aferin, Sensei, diye düşündüm gururla. ⠀ — Ama tarih değişmiş olsa bile, Hayato ve Akira’ya bildiğim her şeyi öğrettim, bu yüzden sınavı geçebileceklerinden eminim. Ve emin ol, genç Takumi, seni de dört yıl içinde usta yapmayı başaracağım, — dedi dedem gururlu ve emin bir sesle, hemen önceki konuya dönerek. ⠀ — Peki MVD Oyunları orada olacak mı? — dedi Hayato aniden, hiçbir yerden çıkıp gelerek. Bunu söylediğinde birden herkes sustu. ⠀ — Duyduğuma göre sınavın kendisi sizin şu oynadığınız oyunlara benziyormuş, — diye cevap verdi dedem, omuz silkerek. Takumi ve benden farklı olarak, o şaşkınlık yaşamamıştı. ⠀ Sonra bir süre daha konuşmaya ve yemekleri yemeye devam ettik. Yemeği bitirir bitirmez Takumi hızla kalkıp bir yere koştu ve sonra tamamen kıyafetle dolu iki kocaman bavulla geri geldi. ⠀ Umarım onları başkente götürmemizi istemez. Mütevazı bir umutla düşündüm. Ama dedem bir gariplik olduğunu anlayınca, Takumi bakmıyorken masadan kalktı. Biz de onu takip ederek küçük dağ evimizin avlusuna çıktık. ⠀ Dedemiz bize en önemli şeyi, Kutsal Para’yı [6] verdi. ⠀ — Ya bavullar?! Onları boşuna mı topladım ben! — diye duyuldu aniden Takumi’nin sesi evin içinden. ⠀ — Takmayın kafanıza, zaten o kadar eşyaya ihtiyacınız yok, — dedi dedem, hafif bir gülümsemeyle. ⠀ Kabul ettim, ama yola çıkmadan önce o kılıcı almalıydım. ⠀ Ona uzandığımda, dedem aniden elimi tutarak beni durdurdu. ⠀ — Akira, bu artefaktı yanına almak istediğinden emin misin? Hepimizden çok sen hatırlıyorsun, Katsuhirō’nun o gün bu kılıçla neler yaptığını, — dedi dedem ciddi bir sesle. ⠀ — Evet, Asahiro dede... Hatırlıyorum ve tam da bu yüzden bu kılıcı yanıma almak istiyorum, sanırım sorularımın cevapları tam olarak onda saklı, — diye cevap verdim tereddüt etmeden. ⠀ — O zaman sözlerimi aklına kazı, Akira... Bu benim sana son dersim. İntikam bir çıkış yolu değil, oğlum. Bu yolda kendini tüketirsin. Affetmek, bir genci gerçekten adam eden şeydir, — dedi dedem kısık bir sesle, omzumu tutarak. Kaygısız dedemi o günden sonra ilk defa bu kadar endişeli ve ciddi görüyordum. ⠀ — Tamam dede, her zaman bize öğrettiğin o doğru yoldan yürüyeceğim. Her şey için teşekkürler, dede. Sana minnettarım, — diye cevap verdim. Sonra dedem bize iyi şanslar diledi ve dedem ile Takumi’ye veda ettikten sonra kapı kapandı. ⠀ O günden sonra altı yılı geçirdiğim eve son bir kez bakmaya karar verdim. Ağaçların sanki göklere uzandığı ve her zaman hoş bir rüzgarın estiği, koca ormandaki küçük evimiz. Bana yuva olduğun için teşekkürler... ⠀ — Kanka, sen ormana falan mı teşekkür ediyorsun? Galiba fazla Budist filmi izlemişsin, — dedi Hayato, aniden gülerek. ⠀ — Yok canım, nereden çıkardın şimdi bunu, — diye hafifçe gülümseyerek söyledim, devasa kılıcı sırtımdaki kınına yerleştirirken. ⠀ Sonra nihayet birkaç söz daha edindikten sonra, Hayato ile birlikte memleketimize doğru yola koyulduk.
Akira’nın Bilgileri
[1] - MVD Oyunları: Büyülü Video Diskleri – Mana ile çalışan modern konsol DVD oyunları.
[2] - Kuontayo - Benim ve ailemin yaşadığı ülke. Dede’min anlatılarına göre dünyadaki en önemli ülke.
[3] - Omuraisu - Omlet içine sarılmış, ketçaplı kızarmış pirinçli tavuk. Özel bir aşçının özel yemeği.
[4] - Hokutsu - Büyü’ye benzeyen bir şey. Yani galiba zaten büyü’nün kendisi.
[5] - R&K Sınavı - Rank and Class Sınavı (Rütbe ve Sınıf Sınavı). 16 yaşına ulaşan her Büyücü’nün girmesi gereken yıllık sınav. Genellikle Büyü Okulu’nun bitiminden sonra yapılır. Genç Büyücülerin rütbesini ve sınıfını belirler ve Kutsal Büyücü Birlikleri’nden birine katılmalarına olanak tanır.
[6] - Kutsal Para - Tüm Kuontayo’da geçerli olan yerel para birimi.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.