Yukarı Çık




5009   Önceki Bölüm 

           
Bölüm 5010: Muhteşem Amaç! II


Noah, bir Avcı olduğundan bu yana geçirdiği yolculuk boyunca pek çok büyük Güç Sıçrama’sı yaşamıştı.


Bu sıçramalardan bazıları, tüm vücudunun patlayıp, parçalanıp, Yeniden inşa edildiği, Et, Kemik ve Temel Yapılar’ının Varoluş’un dört bir yanına saçıldıktan sonra yok edilen şeyden daha görkemli bir şeye dönüştüğü, adeta saçma sapan olaylardı.


Diğer sıçramalar ise Varoluş’un kendisini Algılama biçimini kökten değiştiren, Yapı’dan ziyade Bilinc’inde meydana gelen değişiklikler getirmişti.


Sayılabilir’den Sayılamaz’a geçiş benzersiz bir olaydı.


Varoluş’u Patlayıp, Yeniden İnşa Edilmedi, ama yine de Sonsuzluğ’u kullanma potansiyelinde eskisine kıyasla çok önemli bir değişim gücü hissetti. Aradaki fark Kâdemeli değil, kategorik bir Fark’tı; Sadece ne kadarını yönetebileceğinin Genişlemesi değil, yönettiği Sonsuz Okyanus’la olan ilişkisinin doğasındaki bir dönüşümdü.


Bu da başlı başına bir yetersizlik ifadesiydi.


Kendisi’ni Son’lu bir Varoluş ilan ettiğinden beri, Sayılabilir ile Sayılamaz arasındaki temel farkların ne olacağını denemek için o kadar da uzun bir süresi olmamıştı. Geçiş çok hızlı gerçekleşmişti, Kutsal Otlar çok etkiliydi, ilerlemesi çok hızlıydı; Yol boyunca Her Aşama’yı uzun uzun düşünmeye vakit yoktu.


Neredeyse çok hızlı ilerlediğinden şikayet edecekti.


Birden fazla Kök’ü alırken, Orta Derinlik ve Temel Derinlikler’inin hepsinin de Sayılmaz’ın o aynı karşı konulamaz hissini kazandığını hissetti. Sanki Sınır’lı Varoluş’unun çoğu artık Sonsuzluğ’u yönetme konusunda daha sağlam, daha muazzam bir Yeteneğ’e sahipti. Eskiden Sıralı Sonsuz noktalar hissederken, şimdi Sonsuz Noktalar arasında Sonsuz Noktalar hissediyordu; Önceki Algısı’nın boş bıraktığı her boşluğu dolduran bir Yoğunluk.


Eskiden Beş Pound’u zar zor kaldırabilen cılız bir Varoluş olsaydı, şimdi eskisine kıyasla Sonsuz Pound kaldırabilirdi.


Ancak bu Ağırlık Ölçümler’i karşılaştırması bile, eskiden yapabildikleriyle şimdi yapabildikleri arasında adil bir karşılaştırma değildi. Aradaki fark Niceliksel değildi. Niteliksel’di; Sahip olduğu Güc’ün miktarında bir artıştan ziyade, Güc’ün doğasında temel bir kaymaydı.


Sayılabilir Seviye’de kalan tek parçası, Türev Medeniyetler’i olan Sonsuz Açlık ve Sonsuz Ayırt Edilemez Kader’in bulunduğu Mutlak Temel’iydi. Ancak değişiminden sonra, hepsi sanki daha büyük Medeniyet’inin bir parçasıymış gibi hissediyordu; Türevler’in iç içe geçmesi ve ayrımı, Varoluş’u Sonsuzluğ’a dair yeni anlayışı etrafında birleşirken, yavaş yavaş kayboluyordu.


Mana’nın ana Medeniyet’i resmi olarak Mutlak’ta olmazken, artık vücudunun büyük çoğunluğunun tamamen Sayılamaz olduğu hissediliyordu ve geriye sadece bu son parça kalmıştı.


“Adımı at.“


HUUM!


Varoluş’una dönüşümü tamamlaması için emir verirken, gülümsedi.


Bunu yaptığı Ân’da, bunu hissetmek için gözlerini kapattığında, içinde bir parlaklık yayılmaya başladı. Mutlak Temel’i titredi ve değişti, Sayılabilir Sınırlamalar eriyip, giderken, Sayılamaz yoğunluk henüz yükseltilmemiş Varoluş’unun son kalan kısmını doldurdu. Bu his, tamamlanma, Bütünlük’tü; Sınır’lı Varoluş’unun her parçası artık Sonsuzluğ’u daha yoğun hâliyle iletebiliyordu.


Tüm Varoluş’u Mutlak’ta duracaktı ve tüm Varoluş’u Sayılamaz olacaktı!


Ancak kısa süre sonra bir şey hissettiği için kaşlarını çattı.


Aslında, Agora’daki bedenlerinden bir diğeri bir şey hissetmişti. Oldukça büyük üç Âura, Kleos Kıyıları’na giriyor ve hızla onun bulunduğu yere doğru ilerliyordu; Yaklaşımları, bunun bir dostluk ziyareti olmadığını ima eden bir niyet taşıyordu.


Dönüşümünün böylesine kritik bir Ân’ında, olaylar ortaya çıkmak zorunda mıydı? Gelişimini huzur içinde tamamlayamaz mıydı?


Agora’daki bedeni yaklaşan Varoluşlar’a odaklanırken, hafifçe iç geçirdi.


---


Agora’nın İlkel Arşiv’inde.


Noah’ın görünüşte sıradan bedeni, Yıldızlar gibi parıldayan Obsidiyen-Altın ışığıyla ışıldayan bir Kitab’ı kapattı. Kitab’ın kapağında, Sonsuzluğ’un ortaya çıkışından önceki Semboller’le yazılmış başlık parıldıyordu: “Ölçek Geçiş’inin Mimar’i Teoremler’i: İlk İlkel Mimarlar’ın Metodolojiler’i.”


İlk Ölçek ile İkinci Ölçeğ’i ayıran şey hakkında içgörü elde etmek için bu Kitab’ı inceliyordu; Kendi benzersiz Yol’una ışık tutabilecek bir anlayış arayışındaydı.


Ancak araştırmasından başını kaldırıp, delici mavi ışıkla dolan gözleriyle yukarı baktığında, Kitab’ın yanında süzülmesine izin verdi. Kleos Kıyıları’na giren, yörüngeleri hiç şüpheye yer bırakmayan, son derece parlak üç Âura hissetti. Buraya geliyorlardı ve hızla yaklaşıyorlardı.


BU RUINATION’IN hayali figürü yanında beliriverdi; Mavi-Altın rengindeki Holografik Formu, onu karakterize eden trajik güzelliğiyle parıldayarak, ortaya çıktı.


BU Infiniverse’bin ışıltılı figürü diğer tarafında belirdi; Çok Renk’li Mücevher gibi gözleri, yaklaşan Varoluşlar’a dikkatle odaklanmıştı.


“Agora’yı Yutma’yı bitir.“


Noah’ın sesi sakin ama ağır bir ima ile çıktı.


“Görünüşe göre bir Ân bile huzur bulamayacağız.“


Onlar kendi alanına girdikten sonra Âuralar’ını daha net hissedince, ifadesi ciddileşti. İkisi, karşılaştığı herhangi bir Mutlak’tan daha korkunç bir güçle parlıyordu. Ama yine de Ölçek 1’de olduklarını tahmin ediyordu. 


Üçüncüsünün Âura’sı ise tamamen farklıydı.


Ona, BU İlkel Zırh’tan  hissettiği baskıyı hatırlattı; O’nun Ölçeği’nin Algılayamayacağ’ı yüksekliklerde faaliyet gösteren birinin ezici ağırlığı. BU İkinci Ölçeğ’in baskısı


Yanında, BU Infiniverse ve RUINATION, BU Agora’nın kaynaklarını Daha Hız’lı Tüketmek için ortadan kayboldular. Yaklaşan her şeyi Efendisi’nin halledeceğine güveniyorlardı.


“Beowulf’la karşılaştırıldığında nasılsın...“


Gözlerinde soğuk bir ışıkla bu sözleri fısıldadı, bu İlkel Mimar’ın, onu Çoraklar’da neredeyse yakalayan kadar ezici olup, olmayacağını gerçekten merak ediyordu. O çatışmanın anısı hâlâ tazeydi, saldırılarının Platin Zırh’ı etkisiz bir şekilde geçip, gittiği hissi.


Bir sonraki anda, İlkel Arşiv’in kapıları, Kâdim Mekan’a baskı yapan bir parlaklıkla açıldı.


Kapıda üç canlı figür belirdi ve Noah onları tam olarak görebilmeden, keskin ve Otoriter bir ses Arşiv’in her köşesine yankılandı.


“Seni hayal kırıklığına uğratmak zorundayım. Ben Beowulf kadar basit bir Varoluş değilim.“


WAA!


Bu sözler, Raflar’daki Grimoireler’i titretecek kadar ağırdı!


Bu sözlerle Noah onları net bir şekilde gördü.


İnsan’sı Formda’ki Birleşik Varoluş önde duruyordu; Berrak Mavi cüppesinin altından Obsidiyen gibi parlayan Ten’i, bu duruma yakışmayacak kadar heyecanla dolu ışıltılı gözleri vardı. Yanında, tüm vücudu insansı bir şekle dizilmiş kıpkırmızı Dokunaçlar’dan oluşan Biçimi Olmayan Dehşet, sanki onunla tanışmak uzun zamandır beklenen bir şeyin doruk noktasıymışçasına benzer bir coşkuyla Noah’a baktı.


Ama Noah’ın bakışları hızla arkalarında süzülen figüre odaklandı.


Aynı Mavi cüppelerle süslenmiş bir Kadın’dı ama onu çevreleyen hava tamamen farklı bir Büyüklük’te bir ağırlık taşıyordu.


Gözler’i Saf Beyaz’dı ve o Beyazlığ’ın içinde Tekilliğ’in Mavi noktaları yörüngede dönüyordu; Parlak Beyaz Saçlar’ı ise kendi soluk ışığıyla sırtına dökülüyordu. Güzelliği ise eh bir şey demeye gerek var mı ve vücudu ise gerçekten Kıvrımlı’ydı!


Onun etrafında, Noah’ın gözleri, Gözlemlenebilir Varoluş’a dağıttığı Sonsuz Mutlak Mühürler’inin parıltılarını gördüğünde, fal taşı gibi açıldı.


Ama bundan da Öte, sessiz ve sakin Sonsuzluk Nehirler’i ara sıra onun etrafında dönüp, dağılıyordu.


İlk bakışta önemsiz gibi görünüyordu  ama Sonsuzluk onun etrafında dönüyor ve ona güç veriyordu.


Yüzen Kitab’ı avuçlarına alırken, gözleri keskinleşti; Dramatik girişlerine rağmen hemen saldırmayan yeni gelenlere baktı. Bu tereddüt, onların Ânlık bir çatışmadan başka bir şey istediklerini gösteriyordu.


“Peki bu ne olabilir?“


Sesi ölçülü ve merak dolu bir tonda çıktı; Her ne kadar İlkel Arşiv’e baskı yapan gerginlik olsa da.


“Bölünmemiş Olan, Biçimi Olmayan Dehşet ve İlkel Mimar, Sonsuzluğ’u kovalamak için birlikte mi hareket ediyorlar? Ne tuhaf bir manzara.“


Varoluş Engin ve harikalarla doluydu, ama bu Kombinasyon bile onun beklemediği bir şeydi.


Biçimi Olmayan Dehşet ve Bölünmemiş Olan, parlayan gözlerle ona bakıyorlardı. Coşkuları, yoğunluğu nedeniyle neredeyse rahatsız ediciydi.


Bir sonraki Ân’da, arkalarındaki İlkel Mimar, gücü çevreye Otoriter bir şekilde baskı uygulayarak, ilerledi; Bu baskı, İlkel Arşiv’in kendisini hafifçe büzülüyormuş gibi gösterdi. Sesi, tartışmaya yer bırakmayacak bir özgüvenle yankılandı.


“Anlamadığı Güçler’le oynayan Yaşam Formu’nu görmeye geldik. Ben Naldine Manthon ve senin, Osmont, Gözlemlenebilir Varoluş’un Parçalanmasına neden olmamanı sağlamak için geldim.“


...!


BOOM!


Noah’ın gözleri, sözler kafasına dank edince keskinleşti.


Bu çılgın şey ne haltlardan bahsediyordu?


Naldine sakin ve heybetli bir şekilde öne çıktı; Bembeyaz bakışları İlkel Arşiv’i taradıktan sonra, sanki Varoluş’unun her Yön’ünü aynı anda değerlendirmeye çalışıyormuş gibi yoğun bir bakışla tekrar ona odaklandı.


Sesi, bu Ân için Eonlar’ca hazırlık yapmış birinin kesinliğiyle devam etti.


“Gözlemlenebilir Varoluş o kadar Engin ve istikrarlıdır ki, İkinci Ölçek’teki bir Varoluş bile onu asırlarca Saldırsa bile Çökmez. Sen İkinci Ölçek’teki bir Varoluş’tan daha zayıfsın, ama tesadüfen zar zor anladığın bir Güc’e ulaşmışsın.“


Tekillikler’le noktalı gözleri kısıldı.


“Eğer yeterince aptalsan, Gözlemlenebilir Varoluş’u Tanımsızlığ’a Parçalamak sadece Ân meselesi olabilir. Eonlar boyunca İlk Neden’in ve Yapay Nedenler’in Yankılar’ını dinledim. Sonsuzluğ’u, onun harikalarını ve onu istila eden İmparatorluğ’u inceledim.“


Bir adım daha öne çıktı, Sonsuzluk Noah’ın etrafında toplanmaya başlarken, Varoluş’u Noah’a baskı uyguladı.


“Ben... Sen’in bile anlayamayacağın bir yük ve amaç taşıyorum.“


...!




Not: Başta Adui Dün Yorumlarımızı cevapladı ve ben de Kozmoloji şeysini dedim. O da şunu yan hikayeler yani bölümler yazarsam mümkün dedi. Sonundaaaa. Sonra Eğer Noah herhangi bir Kurgusal Kitap Yazsa içindeki karakterler canlanabilir mı dedim? O da gülerek, O, Griome’ye sahip dedi. Yani evet. Hahahahah. Noah’ın bilmediğimiz başka bir yeteneğini daha ekleyin. Gerçek olmayan Sonsuz Sayı’da hikaye yazabilir ve bunlar Noah isterse gerçek olabilir. Achilles de buna benzer bir şey görmüştüm. Ama Orada Yaşayanlara gerçek olanlara bu Tarifi uyguluyorlardı. Hikâye Yazıyorlardı onlar da oynuyorlardı. İnfinite Mana’da bu Yetenek artık her iki türlü de var. Hem Yaşayanlar’a hem de Kurgusal olanlara bu tarifi uygulayabilirsin. Neyse sonra bu Cilt hakkında Noah’ın Sonsuzluğ’u daha yeni keşfetmeye başladığını 7000 Bölüm’den önce de Cild’in bitmeyeceğini dedi. Ben her zaman Bir Sonraki Cild’r gidiyoruz sandım ama anlaşılan o ki iki Cild’i birleştirdi Adui. Anlayacağınız hem Vakochev’e hem de Ölçekler’in dışına çıkmaya çok ama çok uzağız. Bu yol nereye çıkıyor biliyorum. Bu cilt sonrasında Sonsuzluk şu olacak: Noah çevresine baktı ve akla Gelecek ve Gelmeyecek her türlü Sonsuzluğ’un Öte’sinde olan Alan’a baktı. Kozmoloji ve Güc’ü buraya doğru gidiyor. 7000 den sonra göreceğimiz Güç Seviye’si bu olacak ve  bu bile son olmayacak. Daha 3000+ Bölüm daha olacak çünkü. Muhtemelen 2 Cilt daha olur Adui Uzatmaz ise Final olur. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

5009   Önceki Bölüm