Bölüm...
Psychological

Bölüm 1

Boş Hudutlar Bölüm 1-Panorama 1
Yazar: Yigitingucu Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 6 dk Kelime: 1.559

O gün, anlık bir merak dışında bir sebep olmaksızın, eve gitmek için ana caddeyi kullandığım gündü. Bu bir kestirme değildi, ve oradan geçerken bir yere uğramayı düşünmüyordum. Bu yolu kullanmak sadece birden yapmaya karar verdiğim bir şeydi.

Caddenin bu kısmı gökdelenler ve bazı uzun apartmanlarla, bir kısmı eski, çoğu yeni, doluydu; diğerleri terkedilmiş gecekondular olsa da, hepsi tek bir kalabalık gökyüzünü kuşatıyorlardı. Bu şehirdeki herkesin, ben dahil, gece gündüz onları görmekten bıktığına iddaya girerdim. Binaların yanında yürürken, birden bir çatıdan bir şeyin birkaç adım ötemdeki beton kaldırıma düştüğünü gördüm.

Bu bir insandı.

Bu kişinin düştüğü anda, rahatsız edici bir ses duydum. Yakınındaki herhangi bir şeyle ilişkilendirmek istemeyeceğin o ıslak, ham ses. Asla sürekli duyamadığın türden bir ses. Düştüğü yükseklik göze alınırsa o insan, erkek veya kadın, betona çakıldığı an ölmüştü.
Çakıldığı noktaya yaklaştığım sırada, ne olduğunu daha iyi çıkarabilmiştim. Tek kalan şeyler, aklımın idrak edebileceği kadarıyla, asfalt boyunca yavaşça ilerleyen kızıl iz; narin kemiksi uzuvlar ve uzun siyah bir saç, ki hala canlı güzelliğinin birazını koruyordu, idi.

Ve o ölü yüz.

Karşımdaki manzara; bir çiçeğin eski, küflü bir mezartaşı arasında ezildiği bir görüntüyü zihnimde canlandırdı.

Belkide bu, boynu dönmüş cesetin bana kopuk bir lale gibi geldiğinden ötürüydü.

1
Ağustosun başlarındaki bir gece; Mikiya, huyu olduğu üzere, önceden herhangi bir haber vermeden ziyarete geldi. Kapıyı pat diye açtığımda onu koridorda dikilirken gördüm, sanki efendisini bekleyen bir hizmetkar gibi.
“İyi akşamlar, Shiki. Her zamanki gibi tembel görünüyorsun“ dedi, yüzünde bir gülümsemeyle. Böyle garip bir karşılama tam da ondan beklediğim şey.
“Duydun mu?“ diye devam etti. “Bugün başka bir atlayan daha oldu aslında. Bu sefer aslında ben de olay yerindeydim. Yakın zamanda bu olaylardan bayağı oluyor, ama hiç birine denk geleceğimi düşünmemiştim.“
Bana bir poşet uzattı.“Al, bunlar buzdolabına“ Bir yandan ayakkabısını çözerken ve benimle konuşurken kolu tamamen açık elinde poşeti tutuyordu. Mikiya her şeyi aynı anda yapmaya çalışan insanların başında. Poşetin içinde iki adet Haagen-Dazs çilek dondurması vardı. Sanırım benden onları erimeden buzdolabıma koymamı istiyordu. Ben poşetin içindekilere bakarken, Mikiya çoktan bağcıklarını çözmüş ve içeri girmişti.
   Benim evim sadece az katlı bir apartmanın dairesi. Ayakkabılarını çıkarıp ön kapıyı açtığında gördüğün ilk şey bir metre bile olmayan ufak giriş. O saçmalıktan geçtikten sonra, tek duraklık yatak / oturma odama varıyorsun, Mikiyanın şimdiden kendini rahatça yaydığı yere. Bir yandan bakışlarım sırtında, onu içeri takip ediyorum.
 “Shiki; yine dersleri ekiyorsun, değil mi? Notlarının çok bir önemi yok, ama hadi, en azından derslerine katılmalısın. Bana birlikte üniversiteye gitme sözümüzü şimdiden unuttuğunu söyleme.“ 
   “Daha bilgece kelimeler daha önce hiç söylenmemişti“ diye cevapladım, kendimi özellikle iğneleyici hissederek.
“Özellikle üniversiteyi benden daha önce bırakan birinden gelen. Ve üzgünüm ama, bizim verdiğimiz bu sözde söz bana bir şey çağrıştırmadı.“
     “Tekrar başlama, Shiki.“
      Mikiya onu köşeye sıkıştırınca biraz daha lafını esirgemiyor; bu ancak yakın zamanda tekrar karşıma çıkan faydalı tatlı bir bilgi. Yatağın üstüne çıkıyorum ve yatakta uzanıyorum;Mikiya ise yatağa yaslanarak zemine oturuyor, sırtı bana dönük. Bu Mikiya Kokutō isimli genç adam liseden beri bana bir arkadaş oldu. En azından bu zihnimin bana dediği şey. Son zamanlarda belleğim biraz bulanık. Moda trendlerinin ve insanların onlar gibi gözükmek istediği beraberindeki modellerin, gün boyunca gözlerini kırptığın kadar sık değişme eğiliminde olduğu bir çağda yaşıyoruz. Mikiya gibi ısrarla öğrenci tipi görünüşünden gıdım taviz vermeyen birini bulmak bundan ötürü oldukça nadir. Saçını boyamaz ve kontrol edemeyeceği bir dağınıklık haline geleceği kadar uzatmaz, tenini bronzlaştırmaz, aksesuar takmaz, üstünde telefon taşımaz ve hatta kadınlarla flörtleşmek gibi ufak zevkler için kendine izin vermez. Onun tavırları bana sıradan İngiliz tren istasyonlarında büyük ihtimal görebileceğiniz türden bir insanı çağrıştırıyor. Onun 170cm boyu, sıradan yapısı ve büyük siyah çerçeveli gözlükleri bu görüntüyü tamamlıyor tabi. Sokakta yanından geçerken tekrar bakacağınız biri pekala değil, sebebi kendi olmasına rağmen: aslında her gün kara siyah kıyafetler yerine iyi giyinmeye zaman ayırsa dikkat dahi çekebilir.
   “Shiki, dinliyor musun? Bugün annenle de karşılaştım. Aylar önce hastaneden çıktığından beri  ailenle temasa geçmediğini söyledi. En azından Ryōgi aile evinde biraz gözükmelisin, sence de öyle değil mi?
    “Mmm?“ Kokutō’nun olduğumu söylediği kadar umursamaz cevaplıyorum. “Orada bulunmak gibi bir niyetim yok ama“ 
    “Hadi ama, seninkilerle aranı düzeltme vaktin gelmedi mi? Herşeyden öte iki yıl oldu, ve sen onlarla hala daha ne konuştun ne de buluştun“
      “Onlarla anlamsız bir telefon görüşmesi veya anlamsız bir konuşma yapmamın bu bizi daha da ayıracak olduğundan bir anlamı yok. Bunlar bana hala daha gerçek gelmiyor. Özellikle hastaneden çıktıktan bu kadar kısa süre geçtikten sonra. Demek istediğim, seninle konuşmak hala daha garip geliyor; o yabancılarla konuştuğumda nasıl olacak?“ Konuyla ilgili sabrım her saniye giderek azalıyor. Keşke sürekli bahsetmeyi bıraksa. 
    “İşler böyle gittiği sürece durum düzelmeyecek, biliyorsun. Sen ve ailenin birbirinize bu kadar yakında yaşamanıza rağmen konuşmuyor dahi olmanız doğru değil.“
    Anlık gelen eleştri kaşlarımı çattırıyor. Bunun nesi yanlışmış ki? Ailemle benim aramda yasadışı herhangi bir şey olmuyor. Sadece hatıralarımın bazılarını bir trafik kazasında kaybettim. Yasaların karşısında ve kan bağı olarak aile sayılıyoruz, gerçekten bundan öte konuşulacak bir şey olmaması lazım. 
    Mikiya her zaman her lanet insan ve onların hayat problemleri için kafasını yoruyor, her ne kadar bu bana boş bir eylem gibi gelse de.

Panorama - 1 
Shiki Ryōgi benim liseden arkadaşım. Biz öğrencilerini akranlar arası eğitime hızlandırılmış bir şekilde hazırlayan bir özel okulda eğitim gördük. Giriş sınavını geçenlerin listesinde kendi ismimi aradığım gün, gözüme çarpan bir isim gördüm: “Shiki Ryōgi.“ İsimler göz önününe alındığında, bu oldukça özgün bir isimdi ve sınıf arkadaşı olmamız kafama takılmasını sağlamıştı. O zamandan beri, Shiki’nin hayatında muhtemelen sahip olduğu tek arkadaş haline geldim. 
    Okulumuzun üniforması olmayışı ve bir giyinme kuralı olmadığından ötürü pek çok insan kendilerini ifade etmek için çeşitli şekillerde giyinirlerdi. Böyle bir ortamda bile, Shiki kalabalık içerisinde belli olurdu.
    Büyük oranda kimono’su yüzünden.
    İlk başta o spesifik kıyafet seçimi sanki başbakan sınıfa girmiş gibi gözükmesini sağladı, herkesi sessizliğe zorladı. Ama Shiki’nin öğretmenlerin sorularını cevapladığı anlar dışında, ki oldukça nadirdi, kimseye edecek bir lafı olmadığı anlaşıldıktan sonra insanlar ilgilenmeyi bıraktı. Shiki’nin pek de umurunda olduğundan değil ya.
    Etrafında toplanan ulaşılamazlık hissi, bilerek ya da bilmeyerek, kesinlike mesafeyi kıyafetlerden daha fazla açıyordu, ama Shiki’nin görünüşünün ona bu konuda yardım ettiği de su götürmezdi
    Siyah saç Shiki’nin yüzünü betimliyordu, şuan da olduğu gibi; kulakları saklayacak kadar uzun kesilmiş. Ama bakımının Shiki’ye boşa geçen zaman gibi geldiği belliydi, dikkatsiz bir vurdumduymazlıkla kesilmiş gibi durması bunun ispatıydı. Fakat kesimin boyu tam da insanlara ilk bakışta Shiki’nin cinsiyetini tekrardan düşündürecek bir uzunluktaydı. Fakat her şeyden ziyade, Shiki’nin gözleri seni olduğun yere çivilerdi. Bu gözler yırtıcı bir bakış taşırdı, görünmez bir şeye tanıklık edermiş gibi dururlardı, bir “diğer’e“. Benim için bu gözler bir tanımdı, kişi için bir tür mecaz-ı mürsel.
    Ama sonra, o kaza yaşandı...

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi