Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5139

Superbia! II
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 11 dk Kelime: 2.843

Sözler ağzından çıkar çıkmaz, İç Okyanuslar’ının derinliklerinde her şey kaynıyordu.


Gözlemlenebilir Güç yoğunlukları, etraflarını saran Rengarenk Infiniforce’nin içinden Çılgınca dalgalanıyordu; Yoğunluklar, dışarıdan beslenme olmadan onun içinde ulaşılması imkânsız olan Seviyeler’e ulaşıyordu.


Üzerinde oturduğu dalgalar, yeni bir şeyin etrafında kendilerini düzenlemeye çalışan akıntıların yoğunluğuyla titriyordu. Sanki Ubergulden Adelheid kelimenin tam anlamıyla Fiziksel bir Aydınlanma yaşıyormuş gibi, İç Varoluş’unun tamamı az önce söylediği sözlere tepki olarak değişiyordu; Varoluş’u, az önce yüksek sesle söylemeye karar verdiği sözlerin etrafında kendini yeniden düzenliyordu.


Noah ona yakından odaklandı.


Gözlerini kapattı ve açtı. Bir kez, derin bir nefes aldı ve etraflarındaki Okyanuslar daha sakin bir ritme geri döndü.


“Dürüstçe konuşabilir miyiz?“


Noah başını salladı.


“En çok dürüstçe konuşmayı severim.“


Kız, Kafasını bir kez, neredeyse minnetle eğdi ve sonra konuşmaya başladı.


“BU Sınır’lı Yaşam Formlar’ı, BU Yaldızlı Formlar’ının gebe kaldıkları Ân’dan itibaren sahip oldukları avantajı kavrayamazlar.“


“Ve evet, Osmont, Varoluş adil değil. Neden BU Yaldızlı Yaşam Formlar’ı, Varoluş’un İlk Ölçeğ’inin Zirvesi’nde Sonsuz Potansiyel’le doğarken, Sınır’lı Yaşam Formlar’ı, BU Yaldızlılar’ın başladığı Tavanlar’a dokunmak için bile Eonlar’ca Tırmanmak üzere tasarlanmış? Neden Yaldızlı Çocuklar, Sınırlılar’ın yaklaşması için Eonlar süren bir Otorite’yi sergiliyor? Neden bizim Medeniyetler’imiz kendiliğinden istikrar kazanırken, Sınır’lı Medeniyetler’in yerleşmesi için Yorucu bir Geliştirme süreci gerekiyor? Bunlar, halklarımızdan herhangi biri İlk Nefes’ini almadan önce yapılan Tasarım Seçimler’inin sonuçlarıdır. Varoluş şu Ân’ki Hâl’iyle Şekillendirildi ve bize, Hâlkım’a avantaj sağlayacak şekilde Şekillendirildi. Hiçbir zaman Adil olmadı. Hiçbir zaman Adil olmayacaktı. Ve Sınır’lı ile Yaldızlı arasındaki Uçurum, benim tüm Çağlar, Eonlar boyunca bildiğim kadarıyla, Kelimenin Tam Anlamıyla Aşılamaz. Buna inanıyordum. Her iki topluluk arasında dolaşmış ve Mesafe’yi bizzat Ölçmüş Bir’inin kesinliğiyle bunu biliyordum.“


Konuşurken, elleri hareket etti, Infiniforce’nin parçalarını yavaşça aralarında asılı duran Hâyal’i şekillere dönüştürdü.


“Ve sonra, bir gün, BU Yaratığ’ı gördüm.“


BOOM!


BU Yaratık mı?


Noah’ın gözleri hafifçe büyüdü. BU Yaratık, onun Yol’unu nasıl etkilemişti? Eski bir BU İlkel Mimar, bir BU Yaldızlı Olan’ın seçimlerinin gidişatını nasıl değiştirmişti ki, kendi halkını terk edip, Eonlar’ca Sınırlı olarak yaşamaya başlamıştı?


Ellerini salladı.


Aralarında BU Yaratığ’ın Çok Renk’li, hayali bir silueti belirdi; Noah’a zaten tanıdık gelen, kendi Sınıflandırması’nı yakıp, yok eden BU İlkel Mimar’ın silueti.


“Bu küçük BU İlkel Mimar, Minicik ama aynı zamanda muazzam bir Varoluş’tur,“ dedi yumuşak bir sesle. “Çünkü onun Hikâye’si trajik bir Hikâye. Ve gülünç bir şekilde, Köken’ine kadar geriye gittiğimizde, bu bir Aşk Hikâye’si.“


BI Yaratığ’ın Hâyal’i silueti değişti ve yanında başka bir figürün silueti belirdi. Daha küçüktü. Daha yumuşak çizgilerle tasvir edilmişti. Derin bir bağın sabit ve sessiz parıltısıyla, ikisinin arasında uzanan bir ışık ipiyle BU Yaratığ’a bağlıydı.


“Bir zamanlar, BU Yaratık olmadan önce, o sadece pek çok BU İlkel Mimar’dan biriydi. Ve Ruh vardı, çoğu Varoluş’un hiç deneyimlemediği kadar derin bir bağla birbirine bağlı oldukları bir Varoluş. Birlikte BU Wyld’in bir bölgesinde yaşıyorlardı. Kendi tarzlarında sessizdiler. Kimseyi rahatsız etmeyen, büyük tasarımlara uzanmayan, BU İlkel Mimarlar’ın sahip olduğu uzun ve yavaş zaman boyunca sadece birbirlerinin yanında var olmaktan memnun olan küçük bir hayat kurdular.“


İllüzyonda üçüncü bir figür belirdi. Uzun boylu ve görkemliydi. Diğer iki figürün sahip olmadığı bir ışıkla taçlandırılmıştı.


“Ve sonra bir BU Yaldızlı, BU Wyld’dan geçti.“


Yeni figürün ortaya çıkmasıyla sesi biraz gerginleşti.


“Onları buldu. BU Ruh’u gördü. Ve ondan hoşlandı. BU Yaldızlılar’ın bir şeylere ısınma şekliyle. Bir şeyi sevmenin, ona sahip olmak için yeterli bir gerekçe olduğu varsayımıyla. Onlara yaklaştı ve BU Ruh’a, kendisini takip etmesi karşılığında Güç vermeyi teklif etti. BU Wyld’daki herhangi bir Varoluş’un, elde etmek için kendi cesedinin üzerinden sürünerek geçeceği türden bir Yükseliş. Teklif etti ve teklifin kabul edileceğini varsaydı, çünkü o bir BU Yaldızlı idi ve onlar değildi.“


Altın rengi gözleri karardı.


“BU Ruh reddetti. BU Yaratık da onun Redd’ini destekledi. Küçük hayatlarını inşa ettikleri gibi, sessizce, birlikte onu reddettiler ve konunun orada biteceğini varsaydılar, çünkü tartışacak başka ne vardı ki?“


Hayali Taç’lı figürün duruşu, aralarındaki Varoluş’ta değişti.


“Ve sonra BU Yaldızlı Olan gücenmişti.“


Sözleri yavaşladı.


“O gururlu bir Varoluş’tu. Kelimenin tam anlamıyla. Gururu o kadar derindi ki, Reddedilmek onun için basit bir Ret değil, Kendisi’ne yönelik bir saldırıydı. Zorla başvurdu. BU Yaratığ’ı bulunduğu yerde bağladı, BU Yaratığ’ın karşı koyamayacağı bir Güç’le onu hareketsiz hale getirdi. Ve sonra, BU Yaratığ’ın gözü önünde, BU Ruh’u Tasarladı. O’nun Varoluş’unu değiştirdi. Temeller’ini Yeniden Yazdı. Yaldızlı değişiklikler’i, bir damga ete basılır gibi onun Bağ’lı Dokumalar’ına bastırdı ve değişiklikleri o kadar derin yaptı ki, bundan sonra ona karşı çıkması imkansız hâle geldi. Onu yeni bir Şey’e dönüştürdü. Tasarlanmış bir Şey’e. Zorlanmış bir Şey’e.“


Noah, aralarında oynanan illüzyonu izlerken, kaşlarını çattı. Her ayrıntıyla yüz ifadesi keskinleşti.


“Değişiklikten sonra, BU Yaldızlı Olan Ruh’a tekrar onun olup, olmayacağını sordu.“


Sesinde, bundan sonra gelecek olana karşı sessiz ve korkunç bir saygı vardı.


“Ve elbette, ona kazıdığı Mühendislik ve Kontrol sayesinde, o artık farklı birisi olmalıydı. Kabul etmek zorunda kalmalıydı. Onun söylemesini istediği her şeyi söylemeliydi. İtaat otomatik olmalıydı. Ona az önce yaptığının tüm amacı buydu.“


Bir Ân durakladı.


“Ve yine de... O hâlâ onu reddetti.“


...!


Noah’ın gözleri, gözünü kırpmadan o Hâyal’i Tablo’yu izliyordu.


“BU Yaldızlı Olan bu durumdan daha da öfkelendi. Mühendislik başarısız olduğu için değil, gerçi bu da bir etkeniydi. Ama Mühendislik altında gelen Reddedilme, ona göre, ilk Reddedilmeden bile daha büyük bir hakaretti. Onu Yeniden Şekillendirmişti ama o yine de onu en son seçmişti. Böylece iğrenç bir şey yapmaya koyuldu. BU Ruh’u zorla ele geçirdi. BU Yaratığ’ı, hiçbir şeyden gözlerini ayıramayacağı, gözlerini kapatamayacağı, algısını başka yöne çeviremeyeceği şekilde bağladı. BU Yaratığ’a ilk Ân’dan son ana kadar her anı izlettirdi.“


İllüzyon bu kısmı göstermedi. Ubergulden Adelheid, silüetlerin pozisyonlarını korumasına izin verirken, geri kalanını sesiyle anlattı.


“Ve işini bitirdikten sonra, onun Dokumalar’ını parçaladı ve küllerini Varoluş’a dağıttı. Bunu BU Yaratığ’ın önünde  yaptı. Bundan bir ders çıkardı.“


Noah’a doğrudan baktı.


“BU Yaratığ’a söylediği son sözler şunlardı. ’Sen ve senin gibiler bizim altımızda var oluyorsunuz çünkü işlerin düzeni böyle. Senin Reddetmen ona bunu mal oldu. Senin başkaldırman onun Ölüm’ünün sebebiydi. Kalan Sonsuzluk boyunca her süründüğünde bunu hatırla. Sana bir seçim hakkı verildi. Kötü bir seçim yaptın. Bir dahaki sefere bir BU Yaldızlı sana bir şey teklif ettiğinde, kabul edeceksin, çünkü o zamana kadar bizim tekliflerimizin gerçekte ne olduğunu anlayacaksın.’ Ve sonra BU Yaratığ’ı hayatta bıraktı. En acımasız kısmı da buydu. Onu hayatta bıraktı.“


...!


Adelheid yavaşça başını salladı.


“Saçma bir Hikâye’ydi. Olması gerekmeyen bir şeydi. Sınırlı ve Yaldızlı o kadar uzaktaydılar ki, o tür bir gösteriye gerek olmamalıydı. BU Yaratık sonrasında muazzam bir Öfke ve muazzam bir Keder duydu ama ikisiyle de hiçbir şey yapamazdı. Sadece İkinci Kademe BU İlkel Mimar idi. Sınıflandırması’nın Zirvesinde’yken bile, BU Yaldızlı Olan’a kıyasla bir hiçti.“


Sesi, neredeyse saygı duyulan bir şeyle yumuşadı.


“Yine de o gün, o belirli BU Yaldızlı Olan’ı bulmaya yemin etti. Onu bulup, Yaldızlılar’ın güçlerini meşrulaştırmak için kullandıkları Varoluş’la birlikte yakmaya Yemin Etti. Kendi Temeller’ini paramparça etti. Sıfır’dan başladı. O günden beri yoluna devam ediyor, bir Basamak’yan diğerine Tırmanıyor, Sınıflandırmalar’ı bir kenara bırakıyor, kendisini Sınırlayan her şeyi yakıp, yok ediyor; Hepsi tek bir hedefe doğru. O tek BU Yaldızlı’ya ulaşmak. Kapatılması imkansız olduğu düşünülen Uçurum’u kapatmak.“


Ellerini kucağına indirdi.


“Onun imkansızlığa karşı gösterdiği başkaldırı, benim de Sınır’lı Yaşam Formlar’ı gibi yaşamaya çalışmamı sağladı. Ondan çok önce, halkımın davranışlarından, sıradan zulümlerinden ve Sınırlılar’ın Yaldızlılar’ın eğlencesi için bir arka plan olarak var olduklarını varsaymalarından hayal kırıklığına uğramıştım. BU Yaratığ’ın başkaldırısı içimde bir şeyi somutlaştırdı. Uzun zamandır oluşmakta olan bir şey. Ben de Mührüm’ü aldım. Aşağı indim. Asırlarca Sınırlılar arasında yaşadım. Ve Sınırlı Yaşam Formu olarak geçirdiğim zamanın tadını çıkardım. Bayıldım. Basitliğ’ine. Mucizesi’ne. Daha geniş mekanizmanın nasıl işlediğini bilmemenin getirdiği Saflığ’a. Hiçbiriniz tasarımı anlamanın yükünü taşımıyorsunuz ve o cehalette, daha önce hiç tatmama izin verilmeyen bir huzur vardı.“


Altın Reng’i gözleri tekrar ona doğru yöneldi.


“Bu da bizi sana getiriyor.“


Yavaşça nefes aldı.


“Dürüstçe konuşacak olursak, ikimizin bu ilişkiyi ne kadar ileri götürebileceğimizi düşünüyordum. Sadece bir BU Yaldızlı Olan’a bağlı olmak mı istiyorsun? Yakınlığın sağladığı erişime sahip olmak mı? Onlarla aynı Güc’e sahip olmak mı istiyorsun? Sen de onlardan biri mi olmak istiyorsun? Bunun tam olarak nereye varacağını düşünüyorsun, Osmont? Ne düşündüğünü bilmem gerekiyor, çünkü cevabın benim bundan sonra ne yapacağımı değiştirecek.“


...!


Noah’ın cevabı sakin, görkemli ve Tirân bir şekilde geldi!


“Varoluş... Adaletsizdir.“


Sözleri aralarında asılı bıraktı.


“Ve ben sadece kendimi Adil Hâle getirmek istiyorum. BU Yaldızlı Olan olmak istemiyorum. Sınıflandırma ilgimi çekmiyor. Ödünç alınmış prestij ilgimi çekmiyor. Sevmediğim, hiç sevmediğim şey, Varoluş’un beni Tanımladığ’ı ve bir Kademe’de yerleştirdiği İddiası’dır. Sınırlı Bir Yaşam Formu. Bu kategorinin bana uygun olup, olmadığını soracak Yaş’a gelmeden önce etrafıma çizilen bir Kategori. Buna kim karar verdi? O çizgiyi çizip, beni onun Alt Taraf’ına Yerleştirme Yetki’si kimdeydi? Varoluş tam olarak nedir ki, ben kendim karar verme şansı bulamadan kim olduğuma karar verebiliyor?“


Bakışları kararlı bir şekilde onun gözlerindeydi.


“İşte bu yüzden kendi seçimlerimi yapmak istiyorum. Sınırlı Olanlar’ın ya da Yaldızlı Olmanın hiçbir önemi olmadığını söylemek istiyorum. Kendim olarak –’Kendim’ her ne demekse– İleriye doğru yürümek ve bu yürüyüşün beni bugüne dek başkaları tarafından Çizilmiş Her Çerçeve’nin, Her Sınıflandırma’nın ve Her Kademe’nin içinden geçirip, taşımasını istiyorum. Sanki aralarındaki fark yalnızca bir Dipnot’tan ibaretmiş gibi, BU Sınırlı Yaşam Formlar’ının da BU Yaldızlı Yaşam Formlar’ının da karşısında dimdik durmak istiyorum. Tek bir Tanım’ın içine sığdırılmak istemiyorum. Tanımlar onları kim çizdiyse ona aittir ve ben hiçbirini çizmedim; Sırf bir başkasının Kâlem’i belli bir Çizgi’de mürekkebini tüketti diye, kendi potansiyelimden daha küçük kalmayı reddediyorum.“[Not: Oğlumuz neler neler diyor Böyle?]


Başını hafifçe eğdi.


“İşte bu işin gidişatını böyle görüyorum. Sana doğru değil. Sınırlı ile Yaldızlı arasındaki sorunun artık geçerliliğini yitirmiş bir Kelime Dağarcığ’ı hâline geldiği bir şeye doğru.“


BOOM!


Ubergulden Adelheid birkaç saniye boyunca sessizce ona baktı.


Sessizliğin uzamasına izin verdi. Bu sırada gözlerini ondan ayırmadı. Etraflarındaki Quintessence Infiniforce Okyanuslar’ı hareketsiz kaldı, onun beklediği sabırla onun yanıtını bekliyordu.


Konuştuğunda sesi sakin, sessiz ve ciddiydi.


“Sen... Beni zor durumda bıraktın.“


Ellerini kucağına katladı.


“Yaptığın şey yüzünden, entegrasyonun yerleşmesi için Quintessence Infiniforce’ini içimde yeterince uzun süre bırakarak, kendini BU Yaldızlı Olan’ın Muhafızlar’ının bir parçası olarak bana bağladın. Bir Muhafız. Tüm Varoluş boyunca BU Yaldızlılar’ın yolunu çizen ve yönlendiren Kraliyet Yaldızlı Yaşam Formlar’ını koruyan ve onlara eşlik edenlerden biri. Muhafızlar sıradan Unvanlar değildir. Yemin’le bağlı, tasarlanmış, Kalıcı Roller’dir. Ve bu Bağ iki yönlüdür. Bir Muhafız, koruduğu Varoluş’a bağlıdır, evet. Ama korunan Varoluş’da Muhafız’a bağlıdır.“


Altın Reng’i gözleri, daha önce hiç görmediği bir ağırlıkla onun gözlerine bakıyordu.


“Ben Superbius Yaldızlı Varoluşlar’ın bir parçasıyım. Bu Gözlemlenebilir Varoluş’un Gözlemlenebilir Yön’ünü ve birkaç diğer Gözlemlenebilir Varoluş’u yönetiyoruz. Buradaki Yaldızlı Varoluşlar’ın tamamı biz değiliz. Biz onların içindeki bir Fraksiyon’uz, aslında Tek Fraksiyon. Ve şu anda, benimle olan bağınızın bir sonucu olarak, sorgulanıyorum. Şu anda senden Sayısız Kat Daha Güç’lü Varoluşlar tarafından.“


Soruyu aralarındaki durgun Varoluş’ta asılı bıraktı.


“Sence... Onlar’a ne demeliyim?“





Not: Hahahahah. Başta kendi kendime dedim bunu Neden Eon Quintessence Infiniforce’yi çekemiyor dedim. Meğerse bunu yapmak istemiyormuş. Bunu hep kendime sormuştum. Eğer Çekemeseydi Yaldızlılar gözümde zayıf gözükürdü. Neyse ki... Neyse sonra Uçurum evet Eon’un dediği gibi Adui’nin dediği gibi Aşkınlık, Niteliksel değil. Bu bambaşka daha da Öte de olan bir şey. Normalde Anomaliler dahi aşamaz. Neysen O’sun. Ama bizzat Kendi Yol’unu Çizersen o başka. Kendi Yaşam Formlar’ını Yaratırsan O Başka. Ve Noah’ın O dediği şey... Resmen beni Ürpetti. Adam diyor ki... Beni Yazamazsınız. Ha Yazsanız dahi istediğinizi getirin Hepsini Bir Dipnotmuş gibi Aşacağ’ım diyor. Yazıldığım takdirde Mürekkep biterse Potansiyel’imin bitmesini reddediyorum diyor. Ben’i Mürekkep ile Ölçemezsiniz diyor. Potansiyel’imi bitiremezsiniz diyor. Bunları Reddediyorum diyor. Diyor işte diyor. Bunun dışında BU Yaldızlı Olanlar sadece İlk Ölçeğ’in Zirvesi’nde Doğmak’la kalmaz Sonsuz Potansiyel ile de Doğarlar. Şu Saçmalığ’a gelin. Bunun Üstünde de İlkeliler var. Hepsinin Üstünde İlkel Kaynak Var. Artık her neyse ben bile bilmiyorum. Okuyup, Öğreneceğiz.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi