Bölüm 9
Beyaz yeşil renkli süslü bir at arabası başlarında uzun bir boynuz olan süt beyazı atlar tarafından çekildi. Bir grup Paladinin eşlik ettiği at arabası geniş sokakta herkesin dikkatini çekti.
Papalık bayrağını taşıyan bu at arabası süslü ve gösterişliydi ayrıca sadece Papanın kendisi yada maiyeti tarafından kullanıla bilirdi. Yol boyunca herkes arabayı görünce eğilerek selam verdi.
Hızla giden at arabası bir süre sonra şehrin doğusunda yüksek surlarla çevrili Runik Tapınağı Akademisinin önüne geldi. Surlar yaklaşık on metre yüksekliğinde beyaz taştan yapılmıştı gösterişli ama sadeydi. Her yüz metrede bir Runik Tapınağının amblemi duvara Runik Kıtasını en iyi taş zanaatkarı tarafından işlenmişti.
Padme arabanın içinde hala Kai Raven’in kolunu tutarken heyecanla ona Akademiyi övüyordu. Kai Raven gülümseyerek onu dinliyor bir yandan da hafif aralık pencereden dışarıya bakıyordu.
At arabası bir süre sonra durduğunda bir Paladin kapının dışından seslendi. “Majesteleri geldik.“ dedi.
Kapıya hafif bir vuruş yapan Pepa kapının açılmasını sağladı. Bir dizi Paladin altın renkli zırhlarıyla etrafa yayılmıştı. Bir grup kalabalık öğrenci merakla bakıyordu.
Padme normal zamanlarda basit bir şekilde Akademiye gelirdi. Bugün ki tantananın sebebi şüphesiz Kai Raven idi.
“Kutsal Papa Hazretleri Akademiye mi geldi ?“ Yaklaşık on yaşlarında bir kız yanında ki arkadaşına merakla sordu.
“Belki.“ dedi yanında ki aynı yaşlarda ki çocuk. Bir süre sonra herkesin gözü Akademiden koşarak çıkan Akademi Müdürüne düştü. Yaklaşık elli yaşlarında bir adamdı, beyaz cübbesi onu bilge gösterse de yüzünde bariz bir telaş vardı.
Kapı açıldıktan sonra Pepa önce indi. “Kutsal Kızı gördüm.“ dedi hemen Paladinler. Akademi müdürü hemen eğildi. “Kutsal Kızı selamlıyorum.“ dedi. Pepa sakin bir yüzle baktı hafif başını salladı ve “Majesteleri lütfen.“ dedi elini uzattı ve Kai Raven prosedürlere uymak zorunda olduğunu bilerek Pepa’nın elini tuttu.
Pepa’nın yardımıyla Kai Raven arabadan indi.
“Çok yakışıklı.“ İlk konuşan on yaşlarında bir kızdı ve açıkça bağırmıştı. Bir anda kızlar arasında bir tartışma patladı. Kai Raven’in yakışıklı yüzünü gören kızların tepkisi tamamen çılgınlıktı. Pepa gizlice gülümsedi. Beklediği tepki buydu.
“Gözleri çok güzel.“
“Ne kadar yakışıklı.“
Ardı ardına benzer sesler duyuldu. Bazı erkekler utandı ve başını eğdi eğer arada ki fark az ise kıskançlık normaldir ama arada ki fark uçurum gibiyse o zaman kıskançlığın yerini tamamen hayranlık ve saygı alır.
Kai Raven arabadan inerken bütün gözler üstündeydi. Alnına dökülen düz kahverengi saçları, büyük ve parlak kahverengi gözleri yakışıklı yüzü ve açık teniyle zaten büyüleyici görünüyordu. Beyaz renkli kumaşın parıltısı onu daha da ön plana çıkarttı. İhtişamlı ve asil, zarif ve kibar görünüyordu fakat bunun dışında güçlü bir mizacı olduğu da açıktı.
Görenler için hissedilecek pek çok duygu vardı. Saf hayranlık dört bir yandan Kai Raven’a aktı.
“Majestelerini selamlarım.“ Akademi Müdürü ve Paladinler aynı anda eğilerek selam verdi.
Yabancılar bilmese de onlar Kai Raven’in kimliği konusunda çok netti. Gelecekte ki Aziz Oğul ikiz ruha sahip dört yaşında doğuştan enerji ile doluydu. Kan Runiği uyandırmış ve dört yaşında 18. Seviye olmuştu.
Her özelliği tek tek bir dahi niteliğiydi.
Runik Tapınağının en kıymet verdiği genç nesildi. Runik Salonu Ustasının torunu bile ona kıyasla daha gerideydi. Şüphesiz bir gün Runik Kıtasını titretecekti.
“Saygın Müdür lütfen başınızı kaldırın. Bundan sonra himayenizde olacağım lütfen benimle ilgilenin.“ Kai Raven sakin bir tonda saygıyla söyledi. Sesi su gibi akıcıydı kibar ama vurguları güçlüydü. Hafif bir otoriteye karışmış olan nezaket asaletin imajını resmetti.
Akademi Müdürü sadece taktirle doldu. Kibirden uzak mütevazı ve saygılı ama çekingen yada korkak değil özünde otoriter ve güçlüydü. Sıcak bir yüz, asil ve zarif bir soylunun sahip olması gereken bütün özellikleri bir bedende toplamıştı. Bir yetiştirme dâhisi olduğu ve çok yakışıklı olduğu da düşünülürse kusursuz bir gençti.
Akademi Müdürü Kai Raven’in Aziz Oğul olmasının kesinlikle haklı olduğunu düşündü. Eğer o olmayacaksa bu dünyada kim Aziz Oğul olmaya layıktı ?
“Majesteleri nazik. Size yardımcı olabilmek Runik Tapınağı Akademisinin onurudur.“ Akademi Müdürü aptal değildi. Kai Raven nazik ve saygılı olsa da pervasızca kibirlenmek ve sözleriyle ego kasmak sadece onu gözden düşürürdü.
Kai Raven gülümsedi sonra hafif döndü ve elini uzattı. Padme’nin küçük eli Kai Raven’in elini tuttu. Araçtan yavaşça inerken nedenini bilmiyordu ama yüzü kızardı. Çok mutlu hissetti ama bir yandan da bu mutluluk daha önce hissettiklerinden tamamen farklıydı.
Kai Raven’in elini bu kadar insanın önünde tutmak onu utandırmıştı fakat utancı rahatsızlık değil mutluluk yaratmıştı.
Kai Raven çevrede ki sesleri duydu. Padme ortaya çıkınca kışkırtıcı çığlıklar bir anda yok oldu. Runik Kıtasında ki çocukların erken olgunlaştığı açıktı ama Kai Raven hala bu duygu ve düşüncelerden habersizdi. Yakışıklı yada sevimli olduğunu söyleyerek çığlık atan kızlar ve kadınların varlığına alışsa da düşük profilli olmayı severdi.
Padme Kai Raven’in yanında kırmızı bir yüzle başı eğik durdu. Kai Raven Akademi Müdürünün eşliğinde arkalarında Pepa ile birlikte yürüdü.
Kalabalığı geçip gösterişli yeşil kapıdan Akademiye girdi. Akademinin içi parlaktı kubbesinde ki camlardan güneş ışığı içeriye doldu, beyaz zemini aydınlattı.
Kesinlikle zarif ve lüks bir dekorasyondu.
Bir süre yürüdükten sonra Akademi Müdürü şahsen akademiyi tanıttı. Yatakhanelerden ve dershanelerden bahsetti.
Bir süre anlattıktan sonra “Kız kardeşim bir gölet olduğundan bahsetmiştin. “ dedi Kai Raven.
“Sana göstereceğim.“ dedi hemen Padme heyecanla ardından küçük eliyle Kai Raven’in elini tuttu ve onu çekti. Pepa ve Akademi Müdürü arkalarından sadece baktı. İkisi sessizce takip etti.
Padme Kai Raven’i sürükledi. Onlar koşarken diğer öğrenciler onlara baktı. İlk tepkileri şoktu, Padme’nin Akademide bir ünü vardı ve şimdi yakışıklı bir çocuğu elinden çekerek götürüyordu.
Ama kimse onları engellemeye cesaret edemedi. Kai Raven’e bakan bazı kızlar kızardı utanarak başını eğdi. Bazıları ise doğrudan Kai Raven’in yakışıklı yüzüne baktı.
Akademinin arka kapısından çıktıktan sonra geniş bir yeşil alan göze çarptı, burası bir dinlenme alanıydı. Kai Raven uzakta ki göleti ilk anda gördü. Hafif bir rüzgar gölün tatlı kokusunu taşıdı çimen kokusu ve çiçek kokusu rüzgarla taşındı.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.