Bölüm 34
Kai ufak bir gölette temizlendikten sonra yeni bir takım kıyafet giydi. Alice onu uzak bir köşede sessizce bekledi. Kai geldiğinde ona baktı gözleri taktirle dolup taştı.
“Önce Kehribar Pagoda’nın ödüllerini almalısın.“ dedi Alice gülümseyerek hafif bir tonda.
Kai başını salladı ve uzun bir sedir ağacının altında oturup gözlerini kapattı. Bilinci hızla çekildi ve kendisini siyah beyaz bir odanın ortasında buldu.
Karşısında her zaman oradaymış gibi görünen yüzü kapalı gözleri parlayan gizemli adam vardı.
“Evlat iyi iş çıkardın.“ dedi gizemli adam. Kai gülümseyerek. “Kıdemli göksel felaket gerçekten korkunç“ dedi.
Gizemli adam alaycı bir şekilde gülümsedi ve “Yeteneğin olağan üstü, göksel felaket elbette zorlu olacak. Hiç bir şey vermeden faydaları nasıl alabilirsin ? Faydalar ancak ödediğin bedel kadar büyük olur.“ dedi gizemli adam. Sesi hala keyifli olsa da sözleri ağırlık taşıyordu.
Kai sadece başını salladı ve bu fikri tereddüt etmeden onayladı.
“O zaman uzatmayalım. İlk katın ödüllerini alma zamanı geldi.“ dedi sonra elini kaldırdı ve avucunun üstünde beş şişe havada belirdi. Her şişe farklı bir renge sahip yeşimden yapılmıştı.
“Bunlar ilk katın ödülleri. Onlar artık senin.“ dedi Gizemli adam. Kai ona gelen beş yeşim şişeye baktı. Onları almadan önce bir an duraksadı, sonra hepsi depolama cihazının içine girdi.
Heyecan verici veya fantastik bir an değildi basit bir alışveriş gibi görünüyordu.
“Şimdi ikinci mükâfatın.“ dedikten sonra gizemli adam elini tekrar salladı. Yanında bir anda iki metre boylarında güçlü bir fiziğe sahip bir adam belirdi. Runik Yaratığı derisinden bir pantolon, barbarların giyindiğine benzer deri bir yelek giyiyordu. Bronz tenin ve güçlü kasları görüle bilirdi.
Kare çenesi, büyük gözleri topuz bir burnu vardı. Karakteristik yüzü dikkat çekiciydi. Yakışıklı değildi ama kendisine özgü bir cazibesi vardı. Bununla birlikte açık gözleri ruhsuzdu.
“Onun ismi Orro... Bir dönem Altın Karga’nın en iyi astlarından birisi olan Alice’nin büyük babası Simya Üstadı tarafından arıtıldı. Simya mesleğinin zirvesinde sayıla bilir, kökeni eski barbar kabilelerine dayanıyor. Cesedi savaş alanında ele geçirildi ve kuklalaştırıldı.
95. Seviye Runik Kralı gücüne sahip ama atılım yapmaya devam edecek lakin bir kukla olarak sadece 99. Seviyeye kadar ilerleye bilir çünkü Runik halkası elde etmesi imkansız.
O senin hizmetçin bütün emirlerini yerine getirecek ayrıca kendi analitik düşünme kabiliyeti var. Kısaca ne yapması gerektiğini söyle, kendi başına üstesinden gelecektir.“ dedi Gizemli Adam.
Kai uzun boylu Orra’ya biraz şaşkın baktı. Bu hayatında gördüğü en uzun kişilerden birisiydi ayrıca çok kaslıydı. Görünüşü vahşi ve sertti bir hizmetçiden çok savaş alanında Generale benziyordu. Kai onu ister istemez gözlemledi ve etkilendi.
“Ayrıca sana savaş tecrübesi kazandıra bilir.“ dedi sonra elini kaldırdı ve Orra’nın omzuna koydu. Avucundan şeffaf altın sarısı bir ışık çıkıp Orranın omzundan bedenine girdi. Bedeni hafif bir altın parıltısı yaydıktan sonra Orra’nın gözlerine ruh geldi.
İlk bakışı doğrudan Kai’nin kendisineydi. Kai bir an ürperdi, karşısında ki adamın korkunç gücünü sadece gözlerinden görebiliyordu.
Muazzam bir savaş gücü olduğuna hiç şüphe yoktu.
“Orra efendisini gördü.“ dedi Orra dizlerinin üstüne hızla çöküp secde etti ve Kai’i saygıyla selamladı. Kai biraz ürpermeden edemedi, bir Runik Kralının böyle secde edip ona ibadet etmesi hayranlık değil korku vericiydi.
Bu güçte kişilerin milyarlarca insan arasında zirve uzmanlar olduğu ve gittikleri her yerde en yüksek saygıyı gördüklerini söylemek gerek.
Bir kişiye secde etmek bir yana Runik Tapınağında ki Runik Grandükleri bile kimseye diz çökmezdi. Runik Krallarının diz çöktüğünü düşünmek bile saçmaydı.
“Lütfen ayağa kalkın Bay Orra.“ dedi Kai.
Orra yavaşça kalktı ama bakışlarında ki ibadet gizlenmedi.
“Bana Majesteleri veya Eksalansları diyebilirsiniz. Bunun haricinde gelecekte önümde secde etmenize veya diz çökmenize gerek yok. Sadece geleneksel selamları verin yeterli.“ dedi Kai.
Gizemli Adam Kai’nin uyum ve işleri çözme hızını taktir etti. Elini kaldırdı ve hafif bir tonda alkışladı.
“Muhteşem karakter, gizli sınavı başarıyla geçtin.“ dedi.
Kai afalladı, şaşırdı bir gizli sınav olduğunu hiç düşünmedi.
Kai’nin afallamış görüntüsü Gizemli Adamı eğlendirdi ama yarı ciddi konuşmaktan kendisini alamadı.
“Bir lider astlarına saygınlık verir fakat bir lider ayrıca astlarının ona saygı duymasını sağlamalıdır. Kör merhamet veya kör zalimlik bir liderin vasfı değildir. Lider dengeli olmalıdır. Orro bir kukla olsa bile analitik düşünce kabiliyetine sahip olan bir kişidir. Sana ihanet etmeyecek olsa bile ruhunda onun diz çökmesinden memnun olduğun için senden nefret edecektir.
Bu sebeple gelecekte kendisini yok etme fırsatı bulursa değerlendirebilir ama az önce ki davranışın bu gizli tehlikeyi çözmekle kalmadı bir lider olarak vasfını da gösterdi.“
Gizemli adamın sözleri Kai’i utandırdı. Orro’ya tekrar bir bakış attı ve hafifçe başını salladı. Gizemli Adam keyifli bir kahkaha atıp elini salladı ve hemen solunda havada süzülen bir takım elbise cübbeyle birlikte ortaya çıktı.
Beyaz renkli kıyafetler ve cübbe ilk bakışta zaten özel görünüyordu. Parlak rengi, hassas bir dokusu vardı. Sadece olmasına rağmen muhteşem bir işçiliğe sahipti.
“Bu kıyafet takımı senin ödülün. Bir miktar savunma gücüne sahiptir ama asıl işlevi rahatlık. İstediğin tarzda kıyafete bir düşünceyle dönüşe bilir, kirlenirse tek bir düşünceyle temizleye bilirsin. Yazın serin, kışın sıcak tutar ayrıca kırışmaz. Hasar görse bile kendisini onarır.
Yüz bin yaşında ki süt ipek böceğinin doğum kozasından yapılmıştır. Eski dönemlerde bile eşsiz bir hazinedir.“ dedi gizemli adam. Kai beyaz kıyafetlere baktı, hayran olmadan duramadı. Çok iyi görünmesinin yanı sıra zaman kazandıran özelliklere de sahipti.
Kai gizemli adamın ona sayısız gizli sınav vereceğini zaten fark etmişti ama ödüllerde gerçekten iyiydi.
Kai zevkle kıyafeti aldı ve giyindi. Gizemli adamın karşısında soyunmaktan çekinmedi, gizemli adamda onu rahatsız etmedi. Orro Kai çıplak kalınca bacaklarının arasına bakıp bir taktir gösterdi.
Bir barbar olarak köklerine bağlıydı anıları hala yerindeydi bu sebeple erkekleri değerlendirirken kriterleri ön görülebilirdi.
Kai hızla yeni takım kıyafetini giydi. Süt beyazı gömlek ve pantolon yine beyaz olan ayakkabı ve kemerle birlikte sade beyaz bir cübbe. Son derece sade olan bu kıyafetler Kai’nin tenine değen kumaşın yumuşak ve rahat olduğunu düşündü.
İster istemez elbisesini okşadı.
“Tamam hadi dene zamanımız var. Daha ikinci hediyeni alacaksın.“ dedi. Kai afalladı, ilk önce gizemli adama ikinci hediyesini sormak istedi ama sonra vazgeçti. Nasılsa göreceğini düşündü.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.