Bölüm 58
Üç Dağ Ormanı Runik Kıtasının en büyük Ormanıdır. Üç Dağ Ormanı olarak isimlendirilmesinin sebebi Okyanusta başladığı noktada ki büyük bir dağ, sonra merkezde ki başka bir dağ ve Runik Kıtasının diğer ucunda ormanın bitiminde yer alan başka bir Dağdır. Bu üç Dağ aynı zamanda Üç Dağ Ormanının keşfedilmemiş topraklarıdır.
Üç Dağ Ormanı dış, iç ve merkez olmak üzere insanlar tarafından üç parsele bölünmüştür fakat bu üç bölge kısa bir alan değildir.
Runik kıtasında Runik Canavarlarının yaşadığı doğal ortamdır. Baştan sona Üç İmparatorluk dahil bütün güçlerin sınırları bir şekilde Üç Dağ Ormanına dokunur.
Bu Bakir topraklar herhangi bir güce ait olmayan Runik Ustaları veya kısa sürede zenginleşmek isteyen maceracılar için cennettir.
Ilık Yeşim Taşı Runik Kıtasında, Runik Enerjisi sağlayan kıt kaynaklardan birisidir ve sadece Üç Dağ Ormanında buluna bilir. Bu sebeple herhangi bir kaynak ortaya çıktığı anda Runik Kıtasında ki pek çok serseri Runik Ustası veya güce ait olanlar bu bölgeye çekilir.
Herkesin farklı bir arayışı vardır. Kimisi bir parça Ilık Yeşim Taşı elde edip satıp kısa yoldan zengin olmayı umarken bazıları örgütlenerek bazı köşeleri kapmak ister. Büyük güçlerden gelenlerin amacı ise Ilık Yeşim Taşı Su yatağıdır. Bu kaynak çok nadirdir her Işık Yeşim Taşı kaynağının merkezinde yer alır ve ufak bir şişesi vücudu tavlamak için en faydalı bileşendir.
Vücut Runik Ustaları için önemlidir zira Runik taşlarını emerken kişinin fiziği dayanacağı runik taşı yılında önemli bir rol oynar.
Kai Runik Tapınağının Aziz Oğlu olarak geçmişte Ilık Yeşim Taşı Su Yatağından alınan bazı şişeleri kullanmış fiziğini güçlendirmişti. Bu onun konumunda birisi için harcanan ekim kaynaklarından sadece birisiydi. Kai dışında Klaus Han, Padme, Luna, Nana da bu kaynağı tüketmişlerdi.
Fakat Kai’nin arayışı tecrübeydi. Kai son on yılda büyük miktarda savaş tecrübesi biriktirdi fakat biriktirdiği tecrübe ölüm kalım savaşları olarak kabul edilemezdi.
Aziz Oğul olarak görevleri tehlikeden uzak çoğu zaman politikti üstelik görevlerde yılda bir defa bir kaç haftalık en uzunu bir aylık süreye sahipti.
Kai öldürmeyi daha önce deneyimlese de çetin bir savaşın içinde asla yer almadı.
Ilık Yeşim Taşı kaynağı ise kaotik ölümle dolu bir yerdi. Bu bölgede pek çok kuvvet yoğunlaşırdı Üç İmparatorluk Dört Tarikat ve Beş Klan bile buna istisna değildi. Runik Tapınağı bile insanlarını bu bölgeye gönderiyordu elbette kimse aile ismini kullanmadı. Her şey kaotik her türlü suç serbestti.
Kai’nin amacı da böyle bir hayatı deneyimlemekti.
Görünüşünü değiştirmeden Runik Şehrinden gizlice ayrıldığında Orro zaten onu gizlice takip ediyordu fakat Kai’nin bilmediği ayrıca Diananın da hemen ensesinde gölgelerin içinde onunla hareket ettiğiydi.
Runik Kıtasında herhangi bir dahi Kai kadar sıkı korunamaz. Runik Tapınağı dışında kimse Runik İmparatorlarını böyle seferber edemez fakat Kai’i takip eden kişiler temelde onun insanlarıdır.
Runik Kıtasında özel bir varoluş olduğu söylene bilir. Ölümü bir bakıma yasak bölgelere girmediği sürece imkansızdır.
Elbette hala bazı kişiler Kai’nin durumu hakkında bilgisizdir. Kai’nin Runik Şehrinden ayrılmasıyla birlikte son on yıldır Kai’i gizlice izleyip onu yalnız yakalamak için fırsat bekleyen iki kişi harekete geçti.
Kai süt beyazı renkli bin yaşında bir tek boynuzlu atla Runik Tapınağından dört nala çıktı. Nispeten yüksek profilli bir ayrılıştı bu fakat Kai çokta umursamadı. Üç Dağ Ormanına yolculuk uzun solukluydu bu sebeple karada ki en hızlı evcilleştirilmiş Runik Canavarına binmek zorundaydı.
Bu Runik Canavarı 12. Yaş gününde Luna tarafından ona hediye edilmişti.
Kai ayrılmadan önce hepsine veda etmek istemedi çünkü onların isteksiz yüzünü görmek istemiyordu eğer onları öyle görürse ayrılamazdı.
Gizlice ayrıldığı için biraz suçlu hissetse de başka bir seçeneğinin olmadığını biliyordu.
Kai Runik Tapınağını muazzam bir hızla terk etti.
Tek boynuzlu atın günde beş yüz mil seyahat etmesi sorun değildi.
Kai öğlene kadar at üstünde iki yüz milden fazla yol gittikten sonra Üç Dağ Ormanının sınırına geldi.
Temelde bu dış bölgesinin de dışıydı tehlikeden uzak vahşi topraklardı. Bu sınıra yakın noktada herhangi bir Runik Canavarı görünmezdi fakat bir kaç mil içeri girildiğinde on yaş sınırına yakın Runik Canavarları görüle bilirdi.
Kai bir ağacın yanında durduktan sonra tek boynuzlu atından indi. Atın yularını ağacın gövdesine bağladıktan sonra Runik Tapınağından at için aldığı özel yemi önüne koydu. Beyaz yelesini nazikçe okşadı, At memnun bir şekilde kişnedikten sonra önünde ki özel yemi yemeye başladı.
Kai yavaşça uzaklaştı etraftan kuru odun parçaları toplayıp bir köşeye yığdı. Bazı taşları bulup bir kenara koydu ve yerde ufak bir çukur kazdı ardından taşları etrafına dizip kuru otları altına ardından kuru odunları üstüne koydu.
Ateşi hızlıca yaktıktan sonra depolama yüzüğünden yedi çeşit baharat çıkardı. Birinci kadın ödülünü aldığında ona sanatın her türlüsünü öğreten bir küre verilmişti ve şüphesiz yemek bir sanat yorumuydu.
Kai vahşi doğa eğitimleri sırasında Çiçek Hükümdarından barbekü yapmanın eşsiz yollarını öğrendi bu yöntemler sanat küresinde bile kayıtlı değildi.
Kai baharatları çıkartıp eti terbiye ettikten kenara koydu. Depolama yüzüğünden çıkarttığı tencereye beş yüz yaşında bir runik canavarının yağından attı ve tencereyi ateşin üstüne koydu. Yağ eridikten sonra terbiye ettiği etleri attı bir kaç ot ve sebze ekledi ve karıştırdı.
Tencerenin kapağını kapattıktan sonra arkasına tek boynuzlu atın yanına ağaca yaslandı. Gözlerini hafif kapattı. Yemeğin pişmesi bir saatten uzun süre devam edecekti yol uzundu ve dinlenmeden gitmeliydi bu sebeple her molada bir süre kestirmeyi düşünüyordu böylece hızlıca hedefine ulaşa bilirdi.
Ilık Yeşim Kaynağı kıtanın tamamından ziyaretçileri kendisine çekiyordu. Erken gitmek iyi bir konum elde etmek için önemliydi.
Kai gözlerini kapattı bir saat sessizce kestirdi fakat çevresine olan dikkatini hiç eksiltmedi.
Bir saat sonra tek boynuzlu atın onu hafif dürtmesiyle gözlerini açtı. Biraz gerildi ayağa kalkıp tek boynuzlu atın yelesini nazikçe okşadı ve tencereye yürüdü. Kapağını açınca etin ve sebzelerin kokulu buharı burnuna geldi.
Kai bazı şifalı bitlileri çıkarttı, bazılarını kesti bazılarını ezdi bazılarını ise işlem görmeden doğrudan tencerenin içine attı.
Tahta bir kaşıkla bir süre karıştırdıktan sonra tekrar su ekledi ve tencerenin kapağını kapattı.
Kenarda yirmi dakika bekledikten sonra tencereyi tekrar açtı ve yemeği büyük bir kaseye aldı.
Kai’nin iştahı korkunç derecede büyüktü. Temelde altı kişinin yediği yemeği tek başına kolaylıkla yiye bilirdi ve zorlarsa rahatlıkla on kişiyi tamamen doyuracak yemeği yiye bilirdi.
Kai tencereyi dev bir tabağa boşalttıktan sonra ateşe bir kaç kuru odun daha attı ve bir tatlı patatesi ateşin altına koydu.
Büyük tabağı zarif hareketlerle yedi bu doğal ortamda yeme biçimi biraz özenli görünse de izleyen kimse yoktu. Kai alışkanlığını değiştirme zahmetine girmedi elbette Çiçek Hükümdarı ona her ortamda nasıl davranılacağını öğretmişti.
Eğer Odena Zarafet Okulu asillerin yaşam biçimini öğretiyorsa Çiçek Hükümdarı varoşların ve sıradan kişilerin yaşam biçimini ona öğretmişti.
Ağız kavgası, küfür, elle yemek vb pek çok öğretiyi almıştı bunların hepsi uyum sağlama ve hayatta kalma becerileriydi ama Kai’nin sadece becerileriydi kişiliği asla olmadı.
Yalnız kaldığında her zaman zarif ve asil bir beyefendi oldu bu da Çiçek Hükümdarını delirten başka bir husustu.
Yemek pişmesinin yarısı süresinde Kai tarafından tamamen sömürüldü ardından Kai közde ki patatesi çıkarttı fakat onu yemedi bunun yerine sarıp depolama yüzüğüne koydu.
Biraz gerildi ardından ateşi söndürdü ve kumla kapattı.
Tek boynuzlu atın yularını çözdükten sonra yolculuğuna devam etti.
Yaklaşık iki yüz elli mil sonra Kai başka bir mola verdi. Acıktığı için değil Luna’nın hediyesi olan tek boynuzlu atı çok yormak istemediği içindi.
Tek boynuzlu atlar nadir yaratıklardır evcilleştirile bilir ama herkesi kabul etmeleri imkansızdır.
Bir kişinin tek boynuzlu ata sahip olması onun asaletinin en resmi kanıdır çünkü Tek Boynuzlu Atlar sadece asil kişileri efendisi olarak kabul eder.
Kai üç dağ ormanının dış bölgesinin sınırında at sürmeye devam etti.
İlk gün bitip şafak sökerken Kai başka bir mola vermek için durdu. Son yirmi saatte zaten 800 milden fazla yol yapmıştı fakat bu sadece yolculuğun onda biriydi o kadar. Bu yolculuğun en az on gün sürmesi gerekiyordu.
Kai uzakta ki Quin İmparatorluğu sınırına baktı. Kim bu sınırı geçtikten sonra kaderin ağlarına düşeceğini tahmin edebilirdi ?
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.