Bölüm 57
Zaman köprüsünün altından sessizce akan nehir sayısız anıyla birlikte yeni doğumları ve ölümleri taşıdı.
Kimi için uzun kimi için kısa olan on yılda Runik Kıtasın geçmişte olduğundan farklı değildi.
Runik Şehrinin dışında ki bir vadide iki yakışıklı adam karşılıklı durdu. Uzun beyaz bir cübbe giymiş olan gencin elinde altın renkli bir mızrak vardı. Boyu bir seksen civarında uzun boylu gencin eşsiz bir mizacı vardı. Vücudundan yayılan asil auraya eşlik eden güçlü bir hava göğsü yükselip indikçe etrafa yayılıyordu.
Etrafında ki hava taze kokulu ve güzeldi. Vücudundan yayılan eşsiz bir tat vardı.
Kahverengi saçlarının bir kısmı yüzüne dökülmüş güzel anlını örterken büyük kahverengi gözleri kısık ve sert bir şekilde karşısında duran kırmızı saçlı adama baktı. Beyaz teni kadınları çıldırtacak kadar temizdi. Güzel bir burnu biraz dolgun kırmızı dudakları vardı. Ara sıra açılan ağzından inci gibi parlayan dişleri görüle bilirdi. Yüzü adeta bir heykel tıraş tarafından özenle oyulmuş gibi güzeldi.
Eşsiz bir mizacı ve aurası vardı. Sadece orada durarak bile herkesi kendisine ayran bırakacakmış gibi görünüyordu.
Yüzü geçmişin çocuksuluğunu kenara atmış bir erkeğe dönüşmüştü. Bu yıl on dört yaşında olan Kai çoktan yaşıtlarının önüne geçmişti.
Runik Tapınağının Aziz Oğlu olarak statüsü bir kaç yıl önce tam anlamıyla kurulmuştu. Runik Kıtasında ki bir numaralı dahi olarak kabul gördü ismi bir gök gürültüsü gibi kulaklarda çınladı. Bu Jenerasyonun Runik Tapınağına ait olacağına neredeyse herkes kesin gözüyle bakıyordu.
Elbette bunun tek sebebi Kai değildi.
Karşısında ki uzun kırmızı saçlı genç adamın ince kaşları eşsiz bir yüzü vardı. Bakışları otoriter ve vahşiydi vücudundan sızan aura baskındı aynı bir Ejderha gibi küstahlık ve özgürlükle doluydu.
Elinde ki kırmızı kılıcın rengi Azure tonlarına sahipken Kai ile aynı boyda rakip olarak durabilecek bir kaç kişiden birisiydi.
Runik Salonunun Runik Oğlu, Runik Kıtasında ki iki numaralı bazılarına göre bir numaralı dahi olarak görüldü.
Herkesin tartışmasına sebep olan bu iki dahinin ismi sonsuz bir ağırlık taşıdı.
İkisi birbirine bir süre baktı ve aynı anda bedenleri kayboldu havada iki silah çarpıştı ve ses bütün alana yayıldı. Uzakta bir gurup insan onları sessizce izledi.
Ekaterina mor bir cübbe elinde asası başında tacı eşsiz güzelliği ile orada durdu. Geçen on yıl ondan hiç bir şey götürmedi fakat şimdi bir Runik İmparatoru değil bir Runik Hükümdarı olarak gücü taşındı.
Yanında Çiçekli bir cübbe giyen Çiçek Hükümdarı sakince Kai ve Klaus arasında ki savaşa baktı.
Onların yanında platin sarısı saçları ve altın renkli gözleri olan olgun bir kadın durdu. On yıl sonra Alice artık olgun bir güzellikti ve güzelliği hiç bir şekilde Ekaterina dan aşağı değildi. İkisi yan yana dururken onlara bakmak isteyip ama cesaret edebilen kimse yoktu.
Alice 10 yıl sonra artık Runik Tapınağının yaşlısı değil Yüce Yaşlılarından birisiydi. An itibarıyla 97. Seviye Runik İmparatoruydu bu sebeple yaşlılık konumundan yükselmişti ama bu konum şimdilerde sembolikti.
Kai’nin Aziz Oğulluk sınavı için yarattığı örgütü yönetmek için Orro, Alice ve Alice tarafından haplarla Runik Kral haline getirilen üç kişi ayrıca on yıl içinde Kehribar Pagodanın sınavlarından edilen üç kukla da onlarla birlikteydi.
Runik Kıtasında artık Kuzgun Köşkü olarak anılan yep yeni bir güç merkezi vardı. Bu güç merkezi kıtanın güç sistemine hızla entegre oldu ve hızla konumunu korudu.
Kuzgun Köşkünün üç ana işi bulunuyordu. Hap satmak, Runik Cihazı satmak ve Suikast!
Alice on yıl içinde haplarla yetimlerden ufak bir suikast ordusu yaratmıştı bu ordu Kai’nin üçüncü sınavın ödülü olarak elde ettiği kukla tarafından eğitilmiş haplarla desteklenmişti.
Sayı yaklaşık üç yüz kadardı ama hepsi uzman suikastçılardı ve bunların arasında hala bir Runik Kralı mevcuttu.
Fakat bu tesadüfi bir başarı değildi. Kai bu görevi başarmak ve gerekli işlerle uğraşmak için Çiçek Akademisine katılımını dört yıl ertelemişti.
Nihayet bugün Kuzgun Köşkü tamamen dengelenmiş ve konumu sarsılmaz hale gelmişti. Ayrılmadan önce Klaus Han ile son bir düello yapmak için buluştu bundan sonra on dört yıldır yaşadığı Runik Tapınağından ayrılacak kendi yolculuğuna çıkacaktı.
Son on yıl içinde Klaus Han ile aralarında ki ilişki kardeşler kadar yakındı. Birlikte yiyip içtiler birlikte savaştılar hatta doğada birlikte zaman geçirdiler. İkisinin gücü birbirine yakındı ama on yıl içinde Kai her zaman Klaus Han ile arasında bir kaç seviye fark tuttu.
Gökyüzünde bazen yerde savaşan iki kişinin savaşı bir kaç dakika devam etti. Geçmişte olduğundan farklı değildi güçleri arttı fakat savaş süreleri hep aynıydı çünkü birbirlerine çok aşinaydılar.
Klaus Han bir kaç adım geri çekilip durdu ve “Kaybettim.“ dedi. İç çekti sesi erkeksi ve olgundu.
Kai gülümsedi, gülümsemesi öyle büyüleyiciydi ki Klaus Han bile bir kaç saniye baktıktan sonra memnuniyetsiz bir şekilde “Sana defalarca maske takmanı söylemiştim. O suratın güneş gibi parlıyor!“ dedi azarlarcasına.
Kai omuzlarını silkti ve “Öğretmen yüzümü saklamama izin vermiyor.“ dedi Kai.
“O adam bir sapık.“ dedi Klaus Han.
Kai gülümsedi eski saf ve masum çocuk değildi elbette Ustasının kim olduğunu biliyordu ama nihayetinde bu onun Ustasıydı.
On yılda ona çok şey öğretti pek çoğu ahlaksızlıkla dolu olsa da hayatta kalma becerileri ve gizlenme becerileri olarakta iş görürlerdi.
Kai mızrağını geri gönderirken Klaus Han da kılıcını geri gönderdi.
İkisi birbirine yaklaştı ve bileklerini tuttu.
“Ustana uyma... O herif sapık.“ dedi.
“Ölüm kanyonunda dikkatli ol... Savaşımız bitmedi hala ben öndeyim.“ dedi.
“Kes! Sadece 1 defa kazandın.“ dedi Klaus Han memnuniyetsiz bir şekilde.
“14.523“ defa kazandım.
“Benden sadece bir fazla!“ dedi Klaus Han memnuniyetsizce. İkisi bir süre sessiz kaldı güldü ve başka bir şey söylemeden ayrıldı.
Kai ile Klaus Han farklı yönlere gitti.
Kai bir süre sonra Ekaterina, Çiçek Hükümdarı ve Alice’nin yanına geldi.
İlk olarak Ekaterinaya baktı gözlerinde tarifsiz bir sevgi vardı. Kalp atışları hızlandı yanakları hafif kızardı uzanıp onu gerçekten öpmek istedi ama cesaret edemedi.
Ekaterina Kai’nin bakışlarını görünce karmaşık hissetti. Kai bir erkeğe dönüşmeye başladığı andan beri onu artık bir çocuk olarak göremedi. Runik Kıtasında bir erkeğin evlenme yaşı 12 civarıdır aristokratlarda bu 16 yaşlardır. Kai artık bir çocuk değil resmen fizyolojik olarak yetişkindir ve İki yıl sonra aristokratik manada da yetişkin olacak.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.