Bölüm 5266
Yüzünde sabit kalamayan tek yer gözleriydi.
Gözleri her şeyi tarıyordu: Onun Primus Apeiron Hâl’ini, etrafındaki Yıkım’ı, yanıp kül olmuş Ragnar kalıntılarını, sonra tekrar onun Hâl’ine dönüyordu; Bu hızlı, hesaplayıcı bakışlar, Dış Görünüş’ünün gösterdiği izlenimden Çok Daha Yüksek bir İşlem Hızı’na sahipti.
“Barış için geldim! Barış için, duydun mu?!“ İki elini de kaldırmıştı. “Adrastia’nın Sebat’ıyla hayatta kalmam için bir anlaşma yapmış olsam da, yine de seninle savaşmak istemiyorum!“
Gözlerini kapattı.
Yavaşça açtı, yarı kapalı göz kapaklarının arasından ona baktı, sanki gözlerini kapattığı sırada onun hareket etmediğini teyit etmesi gerekiyormuş gibi ve hareket etmediğini teyit ettiğinde, yüzünde bir şey değişti. Gerginlik hâlâ oradaydı ama altında parlak bir memnuniyet belirdi.
Yumruklarını beline koydu.
Dikleşti, nefes aldı ve sakinlik göstermeye çalışan ama buna yakın bir ifadeyle ona baktı.
“Ahem.“ Boğazını temizledi. “Sayın Osmontian. Yoksa Primus Apeiron mu? Artık hangi Unvan’ı kullanıyorsanız.“ Sesi sabitlendi. “Ben, BU Işığ’ın Taylor’ı, Barış içinde geldim. Aslında sizinle bir Anlaşma yapmak için geldim.“
...!
Noah ona baktı.
Bu sözleri, herhangi bir Önsöz yapmadan ilk cümlesinde söylemişti.
Gözleri hâlâ hareket ediyordu.
Algısını ona odakladı. Sonsuz Dil, Varoluş’unu oluşturan her neyse ona doğru uzandı ve çekebileceği bir şey aradı.
Hiçbir şey.
Yastık Sohbet’ini ona doğru itti. Varoluş’un bizzat kendisinin ona itiraf etmesini sağlayan Yetenek, onu etkinleştirdiğinden beri karşılaştığı her Varoluş’un İsimler’ini, Konumlar’ını, Neden Entegrasyonlar’ını ve gizli detaylarını ileten Pâsif Âkış, Işığ’ın Taylor’ının sıradan görünüşünün altında taşıdığı her neyse ona uzandı.
Hiçbir şey geri gelmedi. Hiçbir şey. Onunla ilgili Bilgiler’in olması gereken yer boştu!
|Varoluş Tanımlama’sı: BU Işığ’ın Taylor’ı.|
|Ek bilgi: Mevcut değil. Yastık Sohbet’i, Verilen Tanımlama’nın Ötesi’nde Veri Döndüremiyor. Sonsuz Dil, ek bir Alt Tabaka Bulamıyor.|
...!
Noah, bu Kadın’a baktı ve kuyruğu arkasında yavaş ve kasıtlı bir şekilde hareket etti; Ucundaki mızrak ucu benzeri Tekillik, havada tembel bir yay çizdi; Bu yay, ne için tasarlandığını gizlemiyordu.
Derin sesi, Primus Apeiron Formu’ndan çıktı.
“Hangi anlaşmadan bahsediyorsun?“ Kristal Mavi’si gözleri, gözünü kırpmadan Kadın’a kilitlendi. “Senden başka kimler var? Sebat’tan bahsetmiştin. BU İlkel Dil’e erişimi olan biri mi?“
Kuyruğu yayını tamamladı ve bir yenisine başladı. “Çabuk konuş. Konuyu netleştir.“
BU Işığ’ın Taylor’ı kuyruğa baktı.
Yüzüne bakmadan önce tam Bir Saniye boyunca kuyruğa baktı sonra tekrar kuyruğa baktı ve boğazını temizledi.
“Şey, efendim. Daha az korkutucu ve daha dostça bir formunuz var mı? Gözleriniz ve kuyruğunuzla beni öldürmeye çalışan bir Canavar gibi görünürken, sizinle konuşmaya çalışmak gerçekten çok ürkütücü.“
Noah gülümsedi.
Gülümseme acımasız ve telaşsızdı, dişleri fazla görünüyordu; Arkasındaki kuyruk hareketini yavaşlatmadı ve Primus Apeiron Formu’nda dolaşan Sebat Âlevler’i, gülümseme oluşurken, bir Ân daha parlak yandı.
“Bu, benim en dostane halim.“
Taylor fiziksel olarak kıvrandı.
Nefes aldı. Kendini toparladı. Yüzünün yaklaşık on beş santim solundaki bir noktaya baktı; Görünüşe göre yüzüne bakmaktan daha kolaydı.
“Şey.“ Diye iç geçirdi. “Uzun bir hikaye ama kısaca anlatacağım. Temel olarak, gelecekte yapacağın her ne ise o kadar Delice ki, şu anda, görünüşe göre senin daha yeni başladığın bu Zaman’a geri dönen, seni mahvetmek için gelen gelecekten gelen bir Suikast Ekib’i var.“
BOOM!
Bunu gayet rahat bir şekilde söyledi!
Noah’ın gözleri parladı. Bir Suikast Ekib’i!
Gelecekten. Onu, tam da neye dönüşeceğinin ilk Aşamalar’ında olduğu bu Ân’a, özellikle de bu Ân’a, Zaman’ın gerisine gönderilmişlerdi; Neye dönüşeceği tam anlamıyla ortaya çıkmadan onu ortadan kaldırmak için.
Kazandıklarını sindirmek için zamana ihtiyacı vardı. Saatler’e ihtiyacı vardı. Sebat’ı biriktirmek ve bileşik yükselişin, kesintisiz bir şekilde birikmesi için zaman verildiğinde, yapacağı şeyi yapmasına izin vermek istiyordu. BU Infiniverse’nin dönüşümünü tamamlamasını ve Sonsuz Ölçekler’in eklediği yeni bileşenlerin etrafında sağlamlaşmasını istiyordu!
Ve işte bir şey vardı. Çünkü her zaman bir şey olurdu.
Gelecekten. Lanet olası gelecekten gelen bir şey!
Taylor hâlâ konuşuyordu.
“Açıkçası, bunun adil olduğunu düşünmüyorum.“ Kollarını kavuşturmuştu ve resmi bir şikayette bulunan birinin Enerjisi’yle Varoluş’un genel yönüne doğru konuşuyordu.
“Onlar, gelecekte seni öldüremeyen, yenilgiyi kabullenemeyen tipler, o yüzden geri gelip, şimdi seni Öldürmeye mi çalışıyorlar? Lanet olası serseriler, dostum. Eğer sen ve ben kavga ediyor olsaydık ya da ölümcül düşman olsaydık, seni doğrudan öldürmek için plan yapardım.“ Ona parmağını doğrulttu. “Ah, ama yine de, ben senin düşmanın değilim. Ya da aslında, olmak istemiyorum. Keşke bu pislikler, Varoluş’un bizzat kendisinin senin hakkında ne dediğini bilselerdi...“
“Bana odaklan,“ dedi Noah. “Devam et. Saçmalamadan, Öz’lü bir şekilde.“
Cümlesinin ortasında durdu.
Gözlerini kırptı. Boğazını temizledi. Söyleyeceği şey için başka kimsenin dinleyip, dinlemediğini kontrol etmesi gerekiyormuş gibi etrafına baktı, ki bu, yanıp kül olmuş Ragnar kalıntılarıyla çevrili, BU Tezgâh’ın parçalanmış Barınağı’nın enkazında ve başka hiçbir şeyin olmadığı bir yerde oldukları düşünülürse, saçma bir durumdu.
Ona doğru süzüldü.
Geldiğinde, gösterdiği tüm korku görünüşe göre yok olmuştu, yerine, korkunç bir şeyin yakınında olacaksa, o yakınlığa tam anlamıyla kendini adasa iyi olur diye karar vermiş birinin komplocu Enerji’si geçmişti. Sola baktı. Sağa baktı. Primus Apeiron yüzüne yaklaşık bir metre uzaklıkta olana kadar eğildi.
Fısıldadı.
“Gelecekten gelen bu pislikler. Gelip, beni ve farklı Gözlemlenebilir Varoluşlar’dan birkaç başka Ânomali’yi kaçırdılar.“
Fısıltısı... Çoğunun normal konuşma sesinden daha yüksekti.
“Kendi işlerini yaparken, sana geçici olarak karşı koyabilecek benzersiz Yetenekler’e sahip Varoluşlar’ı. Beni yüzüncü yıl aile toplantımın ortasında kaçırdılar Lan.“ Hafifçe geri çekildi. “Orada tüm Gözlemlenebilir Varoluş’um vardı. Bu arada, oranın Hükümdar’ı benim, biliyor musun?“
Durakladı.
“Bu çok havalı değil mi? Ben, bir BU Sınırlı Yaşam Formu olarak, geldiğim yerdeki tüm alt Gözlemlenebilir Varoluş’u yönetiyorum.“ Elini göğsüne koydu. “Aslında bu bir gurur meselesi. Huhu!“
“Odaklan.“
“Ahem. Doğru. Kutlamamı mahvettiler, beni kaçırdılar, halkımı tehdit ettiler ve beni Braneworld Gözlemlenebilir Varoluş’una getirdiler. Şu anda oradan geliyorlar. Şu Ân’da bir BU Yaldızlı Lejyon oluşturuluyor.“ Gözleri etraflarındaki enkazın üzerinde hızla dolaştı.
“Orada başka Ânomaliler de var. Sonsuzluğ’u kontrol etmede gerçekten iyi görünen bir Âdam. Kontrolü bazı BU Yaldızlılar’ı bile Aşıyor. Ama onun hakkında bulabildiklerimi, Varoluş’un sana dair bana söyledikleriyle karşılaştırdım bile.“ Başını salladı. “Onu büyük bir sürpriz bekliyor.“
Parmaklarıyla saydı.
“Sana karşı koymak için gönderilmiş başkaları da var. Sana gerçek anlamda sorun çıkarabilecek olan, bahsettiğim kişi. Achilles Adrastia.“ Sesi daha ölçülü bir tona düştü.
“O, kelimenin tam anlamıyla bir Canavar. O’nun bilgisi benzersiz. Görünüşe göre aklına gelen ve gelmeyen Her Şey’i Özümseyebiliyor. Ama aynı zamanda bu suikastın bir parçası olmak istemeyecek kadar akıllı, bu yüzden o ve ben bir anlaşma yaptık. Varoluş’un bana onun BU İlkel Dil ile bir bağlantısı olduğunu söylediği için, o beni senin gibi birinden koruyor ve ben de buraya ilk gelen Varoluş olacak kadar kendime güveniyordum.“
Avucundaki küçük ve parlak bir şeye dokundu. “Bana bu küçük Tekilliği verdi, yani aslında dinliyor bile olabilir.“
Tekilliğ’i Varoluş’a kaldırdı.
“Hey, Adrastia, beni duyabiliyor musun? Şu ana kadar işler o kadar da boktan gitmiyor!“ Bekledi. Hiçbir şey olmadı. “Hey, beni duyabiliyor musun?“ Tekilliğ’e baktı. “Belki utangaçtır.“
...!
Not: Hahaha. Başta şunu diyim. Hayır asla İkinci Noah olmayacak. Bu, onun Paradoksal Doğa’sı diyim. Noah hem Geçmiş’te hem Şimdiki Zaman’da hem de gelecekte aynı anda bulunuyor. Noah’ın ölmesine gelecek olursak... Noah, Tekil. Ölürse eğer Geçmiş ve Gelecekten’de kaybolur. Tekil çünkü. Aynı zamanda Achilles’e de şöyle kısaca bakmış olduk. Gerçekten bize sıkıntı Çıkarabilevek bir isim. Adam zaten başta sağlam başladı Noah’tan sağlam başladı ve şimdi 2 Ölçek ve 5-6 Yaşam Formu Âlem’ini atlıyor. Vakochev ise eh... Hepsinden daha da saçma başladı. En kötü 4-5 Ölçeğ’i bu da 15-20 Yaşam Formu Âlem’i demek kolaylıkla atlardı. En kötü bu da. Ben, Minimal konuşuyorum. Zaten adam şu anda 1. mi 2. Mi Âlem’de ve şimdiden 9. Çemberler’i bir hiçmiş gibi Alt ediyor. Okumuşsunuzdur o 2 bölümü dediğim 2 bölümü. İleri de daha da abartacak ve o henüz 1. Seviye’de mi ne. Saçmalık işte. Ne beklersiniz.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.