Bölüm...
Action, Adventure, Dark Fantasy, Demons, Drama, Epic, Fantasy, Harem, Magic, Martial, Mecha, Military, Mystery, Novel, Sci_fi, Supernatural, Superpower, Tragedy, Villainess, War

Bölüm 4

Yaklaşan Fırtına
Yazar: ZenZowske Grup: : Novelci Okuma süresi: 3 dk Kelime: 820

Sabahın ilk ışıkları Karaçam Kalesi’nin yıkık surlarına vururken, avluda alışılmadık bir hareketlilik vardı. Kaelen geceden beri uyumamıştı. Yeni bir bedene sahip olmasına rağmen, Hegemonya Arayüzü zihinsel yorgunluğunu tamamen siliyordu.

Balkona çıktığında, aşağıda dizilmiş olan yirmi muhafızı gördü. Dün açlıktan titreyen, kılıçlarını bile zar zor tutan bu adamlar, bugün bambaşka görünüyordu. Gözlerindeki korku silinmiş, yerini fanatik bir kararlılık almıştı. Kaelen’in gece satın aldığı “Sarsılmaz Lejyon Aurası“ zihinlerine kazınmış ve fiziksel dayanıklılıklarını muazzam bir oranda artırmıştı. Askerler, sanki görünmez bir bağla Kaelen’in iradesine zincirlenmiş gibi dik ve gururlu duruyorlardı.

Avlunun köşesinde, gölgelerin içine karışmış bir figür duruyordu: Elara. Üzerinde dünkü suikastçı zırhı yoktu; bunun yerine kalenin cephaneliğinden bulduğu, hatlarını belli eden daha sade ama hareket kabiliyeti yüksek koyu renkli bir deri zırh giymişti. Kaelen’i gördüğünde sağ elini kalbine götürerek sessizce ve derin bir saygıyla başını eğdi. O soğuk, ulaşılamaz gücün karşısında duyduğu huşu, geceden sabaha daha da artmıştı.

Kaelen merdivenlerden inip askerlerin önüne geldi. “Bugünden itibaren,“ dedi sakin, ölçülü bir sesle. “Sizler benim irademin kılıçlarısınız. Acı yok. Korku yok. Sadece zafer var.“

Askerler tek bir ağızdan, yeri titreten bir kükremeyle karşılık verdiler. Avludaki köylüler, bir avuç askerin nasıl devasa bir ordu gibi ses çıkardığına şaşkınlıkla bakıyordu.

Kaelen, Elara’ya dönerek başıyla işaret etti. Eski suikastçı, yeni istihbarat şefi sessizce yanına süzüldü. Ametist gözlerini Kaelen’in yüzünden ayırmadan, fısıltıyla raporunu sundu: “Lordum, dün gece size saldırmadan önce bölgenin sınırlarında amcanızın kuvvetlerini gördüm. Sizi izole ettikten sonra, kaledeki son demir ve kömür rezervlerini de yağmalamak için yola çıkmış elli kişilik bir ağır zırhlı öncü birliği geliyor. Başlarında, amcanızın en güvendiği şövalyelerden biri olan Sör Vaneck var. İki gün içinde burada olurlar.“

Kaelen haberi aldığında yüzünde en ufak bir endişe belirmedi. Amcasının hamleleri o kadar tahmin edilebilirdi ki, bu onun için bir tehdit değil, sadece yeni “Mutlak Otorite Puanları“ ve ganimet demekti. Zihnindeki arayüzü tekrar açtı.

[Mutlak Otorite Puanı: 200]

Kaelen, “Karaçam’ın savunması ve ekonomisi için sağlam bir temele ihtiyacımız var,“ diye düşündü. Askerlerin silahları paslı ve kalkanları çürüktü. Sistem mağazasının “Altyapı ve Üretim“ sekmesine girdi.

Açıklama: Bu ocakta dövülen her çelik, evrenin en sert metallerinden biri olan ’Gölge Çeliği’ne dönüşür. Silahlar asla körelmez, zırhlar sıradan kılıçlarla delinemez. Üretim hızı %500 artar.

Kaelen puanları harcadı. Kalede, yıllardır kullanılmayan ve çökmek üzere olan eski demirci atölyesi bir anda koyu, mor bir alevle parladı. Yıkık duvarlar kendi kendine onarıldı, içeriden devasa bir örs ve siyah ateşlerle harlanan bir ocağın inanılmaz sıcaklığı dışarı vurdu.

Avludaki herkes bir kez daha şok içindeydi. Kaelen, askerlerin başındaki onbaşıya döndü. “Kaledeki tüm hurda demirleri, kırık kılıçları ve eski zırhları ocağa taşıyın. Akşama kadar hepiniz yeni zırhlar ve kılıçlar kuşanmış olacaksınız.“

Elara, Kaelen’in yanından bir an bile ayrılmıyordu. Onun bu akıl almaz gücü karşısında yutkundu. “Lordum,“ dedi hayranlığını gizleyemeyen bir sesle. “Elli ağır zırhlı şövalye... Biz yirmi kişiyiz. Zırhlarımız olsa bile, sayıca üstünler.“

Kaelen yavaşça ona doğru döndü. Gözlerindeki kozmik boşluk, Elara’nın ruhunun derinliklerine işliyordu. “Onlar birer asker, Elara,“ dedi Kaelen, sesi buz gibi bir fırtınayı andırıyordu. “Biz ise bir fırtınayız. Gelen elli kişi için endişelenme. Sadece, onların kanıyla sulayacağımız yeni sınır hattımızı nereye çizeceğimize karar ver.“

Bu cevap, Elara’nın kalbinin hızla çarpmasına neden oldu. Bu adam, sadece bir bölgeyi savunmakla ilgilenmiyordu; o, doğrudan o birliği yok edip karşı saldırıya geçmeyi ve yeni topraklar fethetmeyi planlıyordu.

Savaş yaklaşıyordu ve Kaelen için bu, satranç tahtasındaki piyonları yemekten farksızdı.

Bu seriyi sitemizden 50 bölüm ileriden okuyabilirsin! Çeviri grubuna girerek sitemize ulaşabilirsin!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi