Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5386

O!
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 6 dk Kelime: 1.401

Mühürlü Olan, Cesetler’den oluşan Taht’tan kalkmadı. Sadece, Kıpkırmızı Kıvrımlar’a hapsolmuş kalan sekiz Gerçek Yaşam Formu’na dikkatini yöneltti; Dokuzuncusu’nun Kalıntılar’ı hâlâ aşağıdaki yığına yerleşiyordu. Ve onlara bir soru sordu.


“O nerede?”


O.


Bu kelime, Noah’ın kavrayabileceği hiçbir Ön Bilgi olmadan, “O”nun ne olduğuna dair hiçbir açıklama olmadan geldi; Yine de o dağdaki bağlanmış her Gerçek Yaşam Formu onu mükemmel bir şekilde anladı. Noah, ödünç aldığı Bakış Açıs’ı sayesinde onların anladığını hissedebiliyordu. Her ne ise, bu onların hayatlarından daha önemliydi ve hepsi bu sorunun geleceğini biliyorlardı; Hepsi de cevaplarını çoktan vermişlerdi.


Cevap sessizlikti.


“Mühürlü Olan“a hiçbir şey vermediler. Bağlı, Mâhkum, direnişin ortasında kendi arkadaşlarından birinin paramparça edilmesini izlerken, Kadın’ın taşıdığı aynı inançla sessizliklerini korudular; “Mühürlü Olan“ da sessizliklerini aynı neşeli sabırla kabul etti ve bunun için onları öldürdü!


Birbiri ardına. Onları işkenceye maruz bırakmadı ya da onlarla pazarlık etmedi. Sordu ve hiçbir şey almadı; Sorduğu Varoluş’u ezip, geçirdi, sonra bir sonrakine döndü ve tekrar sordu; Sanki tüm zamanın sahibiymişçesine, acele etmeden ve titizlikle Sekiz Kişilik sırayı tek tek işledi.


Her ezilme sıradan bir hareket gibiydi. Her biri Tam’dı; Kıpkırmızı Kıvrımlar Et’i aşarak, BU Kaynağ’a ve Kimliğ’e ulaşıyor ve Varoluş’un tamamını bir Ân’da sona erdiriyordu. Ceset Yığın’ı Birer, Birer, Birer artıyordu.


Ta ki sadece sonuncusu kalana kadar.


O, Bilgi’li bir havası olan bir Adam’dı; Sınırsız Sonsuzluk içinden akıyordu ve BU Mühürlü Olan’a, korkmayı çoktan bitirmiş bir Varoluş’un sakinliğiyle bakıyordu. Diğerlerinin sessiz kaldığı yerde o cevap verd.


“Bunu gerçekten asla elde edemeyeceksin,” dedi. “Bunu henüz anladın mı? Onu bu şekilde, bu kadar çaresizce araman, Gerçek Yaşam Formlar’ını biriktirip, tek tek ezerek bizden sökmeye çalışman, işte tam da bu yüzden onu asla elde edemeyeceksin. O, Aranabilecek bir şey değildir. Açlığ’a, Zorlamaya ya da oluşturduğun Yığın’ın büyüklüğüne boyun eğmez.”


Bilim Adam’ı sakinliği bozulmadı.


“O, Büyüklüğ’e çekilir. En Sâf Olan’a, Mükemmelliğ’e, o Kadar Tam ve Gerçek Anlam’da kendisi olan bir Varoluş’a doğru gelir ki, ona çekilmekten başka seçeneği kalmaz. Onu kovalayamazsın. Kimse’ye ait olanı ondan alamazsın. Sadece onun geldiği türden bir Varoluş olabilirsin; Ama sen, tüm ihtişamına rağmen, o Varoluş değilsin ve hiç olmadın; Bir Hâzine’yi bulmak için kendinden üstün olanların dağlarını ezip, geçen bir Varoluş, zaten Sâf olmadığını kanıtlamıştır. O, sadece Açtır.“


Taht’taki Varoluş’un bakışlarını karşıladı.


“Bu yüzden onu asla bulamayacaksın. Ne bu Çağ’da, ne de başka hiçbir Çağ’da. Başka biri bulacak ve o zaman... Ben, Sonsuz Karanlığ’ın neresinde olursam olayım, sana sevinçle güleceğim.“


...!


Mühürlü Olan’ın neşeli sabrı çatladı.


Tarihte ilk kez, Noah’ın içine dolan ödünç alınmış Duygular şekil değiştirdi; Kusursuz’ca kontrol edilen Kibir, yerini gerçek bir öfke parlamasına bıraktı. Bu, Bilge’yi ezip geçti. Diğerlerinden daha hızlı, daha az törenle, Kıpkırmızı Kıvrımlar onun Varoluş’unu bir çırpıda kapattı ve onu sakinliğinin ortasında Sonlandır’dı; Tıpkı bir adamın kendisini sokan bir şeyi savuşturması gibi.


Ve sonra Dağ, daha önce Sekiz Ceset ve bir sıra isyankar canlı barındırırken, artık Dokuz Ceset barındırıyordu; Taht’taki Varoluş ise öfkesi, sessizliği ve asla bulamayacağı “O” ile tek başına oturuyordu.


Noah, tüm bunları soğukkanlılıkla izledi; Kendi Kimliğ’i, ödünç aldığı Duygular’ın içinden tamamen süzülerek ortaya çıkıyordu. O Şey. Birleşme. En Saf Olan’a Çekilen Şey.


Ve sonra Bakış Açıs’ı değişti, ve Mühürlü Olan konuştu; Artık ölü Gerçek Yaşam Formlar’ına hitap etmiyordu. O’na hitap ediyordu.


“Bu arada, senin bu Parça’n,” dedi, öfkesi yeniden sıcaklığa dönüşürken, “Küçük tuzağımı kurmak için cesurca gönderdiğin o küçük parça. Bu Kayıt’tan çıkmayacak. Hâlâ onu arıyorsan, tuzak işte buydu. Kayıtlar’ım, Güc’üm kadar görkemlidir, Ey Beden; Ve bir Anı’ma giren bir şey, yeterince gördükten sonra öylece geri çıkamaz. Burada kalacaksın. Bir Parça’n burada tutulacak, geri kalanını ele geçirmek ise giderek, kolaylaşacak. Kaydı’m Muazzam. Yapabileceğim en muazzam Hâl’iyle; Yani, kendini yeterince Zeki sanan, filizlenen küçük bir Gerçek Yaşam Formu’nun bir Parçası’nı barındırmak için fazlasıyla yeterli.”


ÇAT!


Kayıt kırıldı.


“Mühürlü Olan” cümlesini bitiremeden, ikisinin etrafında her şey parçalandı; Cesetler’den oluşan Dağ, öfkeli Sonsuz Varoluş ve Taht hepsi Aynı Ân’da parçalandı ve paramparça olan Anı’nın boşluklarından Noah’ın bedeni ortaya çıktı!


HUUUM!


Bu, bir Parça değildi. Saklanmış bir Parça da değildi. Varoluş’un tamamı, görkemli ve heybetli bir şekilde, parçalanan Plaka’dan çıkıp, Mühürlü Olan’ın Tezahür’ünün önüne dikildi; Varoluşsal bir Güzelliğ’e sahip olan Varoluş ise, sadece bir Ânlığ’ına, gerçek bir şaşkınlığın izlerini gösterdi.


Noah hazırlıklı gelmişti. Kendini Plağ’ın içine gönderdiği Ân’da neler olabileceğini anlamıştı! Ve o Ân’dan itibaren kendi Niyet’ini giderek, daha iyi anlamıştı; Her nefesle birlikte, “Quintessential Osmontian”ın Egoik Niyet’i içinde daha derine yerleşiyordu ve bu anlayış, tuzak kurulmadan önce tuzağa karşı cevaptı.


Noah, kendi kırık Plağ’ının dönen parçalarının Ötesinde’ki tezahüre baktı.


“Bu Plağ’ı, onu kendi Egemenlik Alan’ın Hâl’ine getirerek benden bir parça tutmak için yaptın. Senin Hafıza’n, senin Yapı’n, senin Kurallar’ın. Ama Varoluş’um artık Kimliğ’imle yıkanmış durumda. Her şeyiyle, tamamen, Temel’ine kadar. Ve bu Kayıt, tıpkı senin olduğun gibi, bana gösterdiğin her şey gibi, Ben’im Varoluş’umun içinde. O’nu bana kalbimde Mühürlenmiş El’in aracılığıyla teslim ettin; Bu da onun burada, içimde, benim Topraklar’ımda gerçekleştiği anlamına geliyor.”


Gözleri sabitti.


“Ve kendimi hiç olmadığı kadar derinlemesine anlıyorum. Bu da, Varoluş’um içindeki her şey üzerindeki kontrolümün... Mutlak olduğu anlamına geliyor. Senin Kaydın da dahil. Bu da dahil.“


BOOM!


Sözler ağzından çıkar çıkmaz, parçalanan Hafıza’dan Sonsuz Mavi Zincirler yükseldi; Osmontian Mutlak Sonsuzluk, artık Egoik Niyet’inin bayrağı altında damgalanmış Kaynağ’ıyla iç içe geçmişti ve bu Zincirler, Mühürlü Olan’ın tezahürünü sardı.


İkisini çevreleyen her yerde, paramparça olmuş Kaydı’n parçaları dönüp, duruyordu; Dağ, Varoluş ve Taht, Noah’ın kendi Varoluş’unun karanlığında dönen enkaz haline gelmişti. Noah, koltuğundan kalkmadan dokuz Gerçek Yaşam Formunu ezip, geçen Varoluş’un bağlanmış tezahürüne baktı.


“Sanırım,” dedi sessizce, “Sen’in zamanın sona erdi.”


WAA!





Not: Ben, ne diyeceğimi bilemiyorum. Ayrıca O var. Sanırım Sonsuzluk ve BU İlkel Kaynak’tan bile Öte. Yani bu ayarda bir şey sanırım. Ya da Hâzine de olabilir. Ama yeni bir şey ortaya çıktı. O. Vakochev ise tüm bunların Çok ama Çok Öte’sinde.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi