Bölüm 5471
Her Mahkum’un er ya da geç sorduğu bir soru vardır ve bu asla “Nasıl Kaçabilirim” değildir. Şudur: “Burada olduğumu bilen var mı?”
Varoluş o kadar Engindir ki, bir Varoluş bir yerden çalınıp, başka bir yere gömülebilir ve bu Hırsızlık hiçbir yerde yankı bulmaz. Ayaklardaki Zincirler sadece İkinci bağdır. İlki sessizliktir ve sessizlik daha eski bir Teknoloji’dir. Ancak Bilgi, suyun düşmek istediği gibi hareket etmek ister. Bin Ağzı Mühürlese’niz bile mesaj bir El bulur. Eller’i mühürleseniz bile bir dost bulur.
Sonunda soru kendi kendine cevaplanır. Biri biliyor. Biri geliyor. Tek değişken, siz kaçırıldığınız günden bu yana onların ne Hâl’e geldiğidir.
---
Varoluş’ta o kadar çok şey vardı ki, ortadaki tüm Olasılıklar’ı takip etmek zordu.
Noah, önünde duran hastalıklı Varoluş’a, Geride Kalanlar’a kadar uzanan bir şey tarafından Lânetlenmiş Varoluş’a baktı, sonra bakışları etraflarında süzülen Resimler’e kaydı. Soru, her zamanki gibi, yalın bir şekilde kendiliğinden şekillendi. Ulf’un sahip olduğu Yetenek, onu öldürmek için bir Lanet’le birlikte gelmek zorunda kalacak kadar gerçekten o kadar Korkutucu Muydu? Çünkü dışarıdan bakıldığında, durum böyle görünüyordu. Bir Armağan ve onu Öldüren Suikastçı, sanki derin Soy’un içindeki bir şey bu özel pencerenin asla uzun süre açık kalmaması gerektiğine karar vermişçesine, birlikte verilmişti.
O, Varoluş’a daha yakından bakmak istiyordu. Ulf’un yaptığının Tekrarlanıp, Tekrarlanamayacağ’ını, İncelenip, İncelenemeyeceğ’ini, Öğrenilip Öğrenilemeyeceğ’ini bilmek istiyordu. “Koruyan Ayna” daha tuhaf şeyleri kaydetmişti.
Gözler’i tekrar Tuvaller’e döndü. Her biri kendine özgü Anlamlar barındırabilirdi ve bazıları oldukça açıktı, ancak bunlardan biri Özellikle çoktan zihninde yer etmişti. Noah’ın yapmak üzere olduğu pek çok şey arasında Geçmiş’e dönmek de varken, Geleceğ’e dair bu Ân’lık görüntüler benzersizdi.
Bu Varoluş’un çizdiği Resimler, onun Olası Gelecekler’iydi. Ve Ryaenara’nın planı gerçekleşirse, onun Olası Gelecekler’i Geçmiş’te yaşanacaktı. Asırlar önce gerçekleşmiş, Resmedilmiş bir Yarın. Pigment’le Betimlenmiş Kapalı Döngüler.
Bu hastalıklı Yaşam Formu ona o kadar ilginç gelmişti ki, neredeyse O Ân’da ona el sürmek istedi ama Ryaenara’nın koruyucu figürü tam yoluna dikilmişti ve Noah daha hiçbir şey söylemeden, Kız Kardeş’i Kardeş’ine sert bir tavırla döndü.
“Şimdilik Resim yapmayı bırak. Seni daha da hasta ediyor.” Ses tonu itiraz kabul etmiyordu. “Son Bir Gün içinde çizdiğin diğer Resimler’i bana ver. Şuradaki dostumuza odaklanmak için bir süre ortadan kaybolacağım. O bir anahtar olabilir. Lanet’ine karşı bir Anahtar ve Çözüm olana.”
...!
Ulf’un gözleri bu sözler üzerine parladı.
Noah’a baktı ve bir Ân için Ölmek üzere olan Ressam düşüncelere dalmış gibi göründü, sadece kendisinin görebileceği bir şeyi tartıyordu. Sonra gözlerinde kararlılık parladı ve bir Ân sonra gözleri donuklaşarak, griye döndü, Göz Bebekler’i tamamen kayboldu; Konuştuğunda, zayıf göğsünden çıkan ses derin ve Kâdim’di ve O’na ait değildi.
“Rengi olmayan Havuz çağırdığında, El kendi Sıvı’sını sunmalıdır,
Çünkü hem Gerçeğ’in hem de İlkel’in Sıvı’ı, eve dönüş feribotunun bedelini ödeyecek.
Zaman ve Mekân’a yenik düşen Boyutlar, yalvaranları beklemez,
Sadece en eski inancı Sıvısı’yla kanıtlayana açılırlar.
Taç iki kez sunulacak ve iki kez Takılacak,
Ama yalnızca bütün olarak bırakılan, Küller’in taşındığı yere geçebilir.
Bin canı kurtaran maske, Yüz üzerinde ölmelidir,
Çünkü Gölgeler yerini korurken Öz, Gerçek Anlamda Çiçek Açamaz.
Gurur’lu Olanlar’ın diz çökmesine dikkat et, zira diz çökmek kayıp değildir,
Tamamlanmamış Siluet, Tüm Gelecekler’in kesiştiği yerde bekler.
Yiyen, İzleyen ve Kalan her şey tek bir İsim altında toplanacak,
Ve Reddedemeyeceğ’in şeye dönüşmelisin ya da O Hâl’ine gelmelisin.
Kapı ardına kadar açılmadan önce, Ölümsüz Olan’ın Üç Kez Ölme’si gerekir,
Hissedilen, Yaratılan, Ödünç Alınan Benlik; Her Biri çözülmelidir.
Doğruyu seç, Ey Yanan Varoluş, zira Seçimler Yol’u oyar,
Ve Beyaz’a Yazılanlar, Bugün’den İtibaren Yazılmıştır.“
...!
Noah, o hastalıklı Varoluş’tan fışkıran sesi dinlerken, her Satır’ın içini delip, geçtiğini hissederek, Varoluş’u vızıldıyordu. Ve Son Kelime biter bitmez, Ulf’un gözleri o gri ışıkla son bir kez parladı; Çürümüş Beden’inden sızan ve Mevsimler’e dağılan, Kâdimlik’ten gelen Korkunç bir Âura yayıldı ve o yere yığıldı.
“Ulf!“
Ryaenara Ân’ında Kardeş’inin yanına koştu, onu çimlerden kaldırdı ve Noah’a başka hiçbir şey söylemedi. Sadece elini keskin bir hareketle salladı; Sanki tüm bu değişikliklerin sebebi olan bir Katalizörmüş gibi onu uzaklaştırdı; Bu Katalizör’ün, daha fazla Hasar’a yol açmadan hemen ortadan kalkması gerekiyordu.
Mevsimler yok oldu!
|Gerçek Varoluş Boyut’undan uzaklaştırıldınız. Bu kovulma, Tasarımcı’sı tarafından Boyutsal Kurallar aracılığıyla gerçekleştirildi ve Siz’in Hiçbir Müdahaleniz Dikkat’e Alınmadı, Alınamazdı da. Efendim, bunu kişisel olarak almamanız tavsiye edilir.|
Noah, kendini Birinci Boyut’un Tapınağ’ında buldu; Ryaenara’nın dış bölgesindeki yüzen Tapınaklar ve hâlâ Yıldız gibi parıldayan Göller etrafını sarmıştı, arkasındaki Geçit ise çoktan mühürlenmişti.
Antik Tâşlar’ın arasında tek başına duruyordu ve gözleri Akıl Almaz Derece’de parlaktı!
Lanet’li Olan Ulf’un sözleri, kancalarıyla birlikte satır satır Zihni’nde yankılandı ve Noah, bunların ne anlama gelebileceğini metodik bir şekilde düşünmeye başladı.
Ruination ve BU Infiniverse’nin yanına bir Beden daha yerleşti ve Üç’ü, sözler üzerinde çalışmaya başladılar. Her Satır kaydedildi, çapraz referanslandı ve incelenip, tekrar gözden geçirildi. Beyaz Havuz. Gerçek ve İlkel’in Sıvı’sı. Üç ölüm. Yüzde Ölme’si gereken Maske. Ve Kehanet’in yanında Resimler de vardı; Hepsi “Koruyan Ayna”dan yeniden oluşturulmuş ve vuruş vuruş Ânaliz Edilmişti; Çünkü bunlar ister Gerçek Gelecekler, ister Öl’ü Olasılıklar, ister halihazırda işleyen Gerçek Olaylar olsun, Noah ölmekte olan bir Adam’ın Fırçası’nı körü körüne kabul etmek yerine, her şeyi kendi başına doğrulamayı amaçlıyordu.
Tüm bunları düşünürken, içindeki başka bir İp daha gerildi.
“Hmm?”
Taylor sorununu sessizce çözmeye çalışan başka bir Zihni, nihayet bir Atılım yaptı.
Kısa bir süre önce, kendisine hiç yakışmayan ciddi bir ifadeyle yanına gelmiş ve ona şimdiye kadar söylediği en tuhaf cümleyi kurmuştu.
“Sana gerçekten, gerçekten bir şey söylemek istiyorum, ama lanet olsun ki söyleyemiyorum.”
...!
Bunu anlaması uzun sürmemişti. Taylor kimse için kendini Sansürlemez’di, bu da Sansür’ün ondan kaynaklanmadığı anlamına geliyordu. Varoluş’un Kendisi’nin Seviyesi’nde bir Ağzı Mühürleyebilecek Tek Güç, Aşırı Derece’de Güç’lü bir Varoluş tarafından dayatılan bir Direktift’ti ve şu anda Varoluş boyunca Direktifler dayatan Varoluşlar’ın listesinde tam olarak Tek bir İsim vardı.
Her nasılsa, “BU Mühürlü Olan” Taylor’la bir şekilde ilişki kurmuştu. Noah bunun ne kadar ileri gittiğini bilmediği için, onu başka bir Beden’iyle birlikte doğrudan “Tanımlanamayan Boşluklar’a“ götürmüş, bu ilişkinin Dokunabileceğ’i her şeyden uzaklaştırmıştı.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.