Bölüm...
Martial, Slice of life, Sports

Bölüm 2

İlk Temas
Yazar: AnonWriter Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 3 dk Kelime: 858

Bölüm 2: İlk Temas

Hakemin “Başla!“ işaretiyle birlikte depodaki uğultu bir anda kesildi, yerini
izleyicilerin heyecanlı mırıltılarına bıraktı.

Barbaros, gardını alıp merkezde kalmaya çalışırken rakibi çevik adımlarla
etrafında dönmeye başladı. Tekvandocu genç, dövüş sanatının doğası gereği
mesafeyi uzak tutmak istiyordu. Barbaros ise henüz gerçek bir ring tecrübesine
sahip olmadığından, rakibinin bu hareketliliğini nasıl kontrol edeceğini
kestiremiyordu.

İlk hamle hızlı geldi. Tekvandocu, sol ayağıyla yaptığı yanıltıcı bir hareketin
ardından sağ bacağını hızla savurdu. Kaval kemiğinin Barbaros’un sol ön koluna
çarpmasıyla çıkan tok ses depoda yankılandı. Darbe oldukça sertti; Barbaros sol
kolunda ani bir uyuşma hissetti. Adımını geri alarak mesafeyi açmaya çalıştı
ancak rakibi durmadı. Bu kez dönerek havadan gelen bir dış yan tekme (dollyo
chagi) Barbaros’un gardının üzerinden geçip yanağına hafifçe sıyırdı.

Yanağında hissettiği sıcaklık ve acı, Barbaros’a burasının evinin arka bahçesi
olmadığını sert bir şekilde hatırlattı. Asuman’ın endişeli yüzü bir anlığına
gözünün önüne gelse de hemen odağına geri döndü. Sadece savunmada kalırsa,
rakibinin uzun bacak menzili yüzünden maçı kaybedecekti.

“İçeri girmem lazım,“ diye düşündü Barbaros. “Mesafeyi kapatmalıyım.“

Tekvandocu, ilk iki darbenin verdiği özgüvenle daha agresif bir kombinasyon için
öne atıldı. Havaya sıçrayıp çift tekme atmaya yeltendiğinde, Barbaros bu kez
geri çekilmek yerine cesaretle ileriye doğru yarım adım attı. Bu hamle, rakibin
vuruş açısını bozdu. Tekme, Barbaros’un omzuna çarpıp etkisini yitirdi.

Mesafe kapandığı anda Barbaros kendi alanına girmişti. Havada dengesini tam
sağlayamayan rakibinin açık kalan gövdesine doğru sert bir sol kroşe çıkardı.
Yumruk, tekvandocunun kaburga boşluğuna tam isabet etti. Rakibin nefesinin
kesildiğini belirten o hırıltı, Barbaros’a doğru yolda olduğunu gösterdi.

Rakip acıyla geriye doğru sendeleyip gardını düzeltmeye çalışırken, Barbaros
baskıyı artırdı. Üzerine giderek sol direkle rakibin görüşünü kapattı ve
ardından tüm vücut ağırlığını vererek sağ aparkatını çıkardı. Yumruk, rakibin
çenesinin hemen altına oturdu.

Tekvandocu genç, aldığı bu darbeyle dengesini tamamen yitirerek ringin branda
kaplı zeminine yığıldı.

Hakem hemen araya girerek Barbaros’u geriye itti ve yerdeki dövüşçü için saymaya
başladı. “1... 2... 3...“

Yerdeki genç doğrulmaya çalıştı ancak aldığı aparkatın etkisiyle dengesini
kuramayıp tekrar dizlerinin üzerine çöktü. Hakem elini havaya kaldırarak maçı
bitiren işareti verdi.

“Kazanan, Barbaros!“

Depodaki kalabalık alkışlar ve bağrışmalarla inledi. Barbaros, derin nefesler
alarak ringin ortasında durdu. Sağ eli sızlıyor, sol kolu aldığ tekmelerden
ötürü sızlıyor ve sol yanağı yanıyordu. Ancak damarlarındaki adrenalin o kadar
yüksekti ki acıyı neredeyse hissetmiyordu. İçindeki o sönmek üzere olan ateş, bu
ilk galibiyetle yeniden hararlanmıştı.

Ringden indiğinde organizatörlerden biri yanına yaklaştı ve küçük bir zarf
uzattı. “İlk maç için fena değildi evlat. Devam etmek istersen haftaya yine
buradayız,“ dedi.

Barbaros zarfı cebine koydu, eşyalarını alıp salondan çıktı. Dışarıdaki serin
gece havası yüzüne çarpınca biraz olsun kendine geldi. Cebindeki telefon
titriyordu; Asuman’dan gelen birkaç cevapsız arama vardı.

Eve döndüğünde saat gece yarısını geçmişti. Anahtarla kapıyı sessizce açıp içeri
süzüldü. Ancak ne kadar sessiz olursa olsun, Köpük kapıda onu bekliyordu.
Kuyruğunu sallayarak Barbaros’un bacaklarını kokladı. Oruç ise koridorun
köşesindeki halının üzerinden başını kaldırıp hafifçe miyavladı.

Mutfak ışığı yandı. Annesi Meltem, üzerinde sabahlığıyla koridora çıktı.
Barbaros’un yüzündeki kızarıklığı ve hafif şişliği gördüğü an eli ağzına gitti.
“Barbaros... Yüzüne ne oldu senin?“ diye fısıldadı endişeyle.

Salondaki koltuktan kalkan babası Kaan da koridora geldi. Oğlunun yüzündeki
darbe izlerine ve bandajlı ellerine baktı. Sert bir mizacı olan Kaan, uzun uzun
oğlunu süzdükten sonra derin bir iç çekti. “Yolunu seçtin demek,“ dedi sadece.
Ne onaylayan ne de tamamen karşı çıkan bir tonu vardı.

Barbaros, annesinin yanına gidip omzunu hafifçe sıktı. “Ben iyiyim anne, sadece
ufak bir kaza. Önemli bir şey değil.“

Odasına geçip kapıyı kapattığında, aynadaki yansımasına baktı. Sol yanağı
morarmaya başlamıştı. Ağrısı yavaş yavaş kendini hissettiriyordu. Ancak
yatağının kenarına oturup cebindeki zarfı çıkardığında içindeki paraya değil, o
ringde hissettiği var olma duygusuna odaklandı.

Bu sadece bir başlangıçtı. Önünde yürümesi gereken uzun ve zorlu bir yol vardı
ve o, bu yolda ilk adımını atmıştı.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi