Bölüm...
Martial, Slice of life, Sports

Bölüm 1

İçteki Kıvılcım
Yazar: AnonWriter Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 4 dk Kelime: 957

Bölüm 1: İçteki Kıvılcım

Barkod okuyucunun mekanik ve ritmik “bip“ sesi, Selahattin Barbaros Demirel’in
zihninde adeta bir melodiye dönüşmüştü. 21 yaşındaki genç, önündeki bandın
üzerinden geçen ürünleri kasaya okuturken derin bir nefes aldı. Lise
mezuniyetinin ardından kendini bu mahalle marketinde çalışırken bulmuştu.
Günleri sabah sekiz, akşam sekiz döngüsünde akıp gidiyor, Barbaros ise içten içe
gençliğinin ve enerjisinin bu dar koridorlarda eriyip gittiğini hissediyordu.

Oysa o, çocukluğundan beri dövüşmeye, gücünü test etmeye tutkun bir yapıya
sahipti. Vardiyası bittiğinde eve gider gitmez yaptığı ilk iş, odasında veya
evin küçük arka bahçesinde derme çatma aletlerle ağırlık kaldırmak, hayali
rakiplerle gölge boksu yapmaktı. Doğal bir atletizme ve disipline sahipti ancak
bunu sergileyecek, hayatını değiştirecek bir fırsattan yoksundu.

Akşam saatlerinde işten çıkıp eve yürüdü. Bahçe kapısından girer girmez,
gold-retriever kırması köpeği Köpük kuyruğunu heyecanla sallayarak üzerine
atladı. Barbaros gülümseyerek köpeğinin başını okşadı. İçeri girdiğinde ise evin
gri renkli, uykulu kedisi Oruç, holdeki ayakkabılığın üzerinden ona tembel bir
bakış fırlatıp mırıldandı.

Mutfaktan annesi Meltem’in hazırladığı akşam yemeğinin kokusu geliyordu. Salonda
babası Kaan, televizyondaki haberlere göz gezdirirken, küçük kız kardeşi Alev
ise koltuğa uzanmış, elindeki telefonla ilgileniyordu. Her şey fazlasıyla
sıradan ve huzurluydu. Ancak Barbaros için bu huzur, sessiz bir durağanlığın
habercisiydi.

Yemekten sonra Barbaros’un odasında, kız arkadaşı Asuman ile birlikte
oturuyorlardı. Asuman, Barbaros’un bu sıradan hayatındaki en büyük
destekçilerinden biriydi. Bilgisayar başında yan yana oturmuş, internette
öylesine vakit geçiriyorlardı. Barbaros’un gözü YouTube’un ana sayfasındaki bir
video başlığına takıldı: “Türkiye Sokak Dövüşleri: Demir Yumruklar Karşı
Karşıya.“

Merakına yenik düşerek videoya tıkladı. Video, Türkiye’deki yarı illegal,
organize bir sokak dövüşü platformu tarafından çekilmişti. Ring benzeri, etrafı
seyircilerle çevrili eski bir hangarda dövüşüyorlardı. Bir tarafta devasa kas
kütlesine sahip, agresif bir vücut geliştirici; diğer tarafta ise boksör olduğu
anlaşılan, oldukça fit ama rakibine göre sıska görünen bir genç vardı.

Dövüş başladığında Barbaros ekranın içine çekildiğini hissetti. Kaslı adam vahşi
savuruşlarla saldırıyor, boksör ise soğukkanlılıkla adımlayarak darbelerden
sıyrılıyordu. Mücadele sertleşti, boksör birkaç ağır darbe alsa da pes etmedi.
En sonunda, rakibinin gardının düştüğü o saliselik anda boksör, temiz bir sol
kroşeyle devasa adamı yere serdi ve maçı zar zor da olsa kazandı.

Video bittiğinde Barbaros’un göğsünde tarif edemediği bir sıcaklık belirdi.
Kalbi normalden çok daha hızlı çarpıyordu. İçindeki o bastırılmış, yön bulamamış
enerji adeta uyanmıştı.

Tarayıcının sekmesini değiştirip hızlıca organizasyonun resmi internet sayfasına
girdi. Kayıt formunu açtı.

Bakışlarını yanındaki Asuman’a çevirdi. Gözlerindeki kararlılıkla, “Sanırım buna
katılacağım,“ dedi.

Asuman şaşkınlıkla gözlerini araladı. Erkek arkadaşının yüzüne, ardından
ekrandaki kanlı dövüş görsellerine baktı. “Delirdin mi sen Barbaros? Yakışıklı
yüzünü mahvedeceksin. Oradakiler kuralsızca dövüşen adamlar, senin işin
markette, burada değil.“

Barbaros hafifçe gülümsedi ama kararlılığından ödün vermedi. “Burada kalırsam,
hayatımın sonuna kadar o kasada barkod okutacağım Asuman. Denemek zorundayım.“

Klavyeye uzandı ve formu doldurmaya başladı: İsim: Selahattin Barbaros Demirel
Yaş: 21 Boy/Kilo: 1.85 m / 82 kg Branş: Serbest / Kendi Kendine Eğitim

“Gönder“ tuşuna bastığında, hayatının akışını değiştirecek ilk adımı atmış oldu.

Bir Ay Sonra

Zaman hızla geçmiş, Barbaros hayatının en yoğun bir ayını geride bırakmıştı.
Sabahları gün doğmadan uyanıp Köpük ile birlikte parkta koşmuş, akşamları ise
Oruç’un yatağın köşesinden onu izleyen uykulu gözleri altında şınav ve barfiks
çekerek sınırlarını zorlamıştı. Kondisyonunu ve yumruk hızını artırmak için
elinden gelen her şeyi yapmıştı.

Ve nihayet o gün gelmişti.

İstanbul’un dış ilçelerinden birindeki eski bir depo binasının önündeydi.
İçeriden gelen uğultu, bağrışmalar ve sert bas barındıran müzik sesleri dışarıya
kadar taşıyordu. Barbaros içeri girdiğinde, izleyicilerin oluşturduğu kalabalığı
ve ortadaki brandayla çevrilmiş derme çatma ringi gördü. Havada yoğun bir ter,
rutubet ve adrenalin kokusu vardı.

Görevlilerden biri Barbaros’un adını seslendi. “Selahattin Barbaros Demirel!
Ringe!“

Barbaros üzerindeki tişörtü çıkarıp kenara bıraktı. Bandajlı ellerini sıktı,
dişliğini ağzına yerleştirdi. Ringe doğru adımlarken kalbinin ritmi düzene
girdi, zihni berraklaştı.

Ringe çıktığında karşısındaki rakibini gördü. İnce, uzun bacaklı ve sürekli
hareket halinde olan, esnekliğiyle dikkat çeken bir rakipti bu. Hakem,
dövüşçüleri ortada toplarken rakibinin bir tekvandocu olduğunu fısıldadı.

İlk profesyonel olmayan ama resmi ilk sokak dövüşü başlamak üzereydi. Barbaros
gardını aldı ve hakemin “Dövüşün!“ işaretini bekledi.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi