Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5601

Unutmamalısınız! II
Yazar: Kozmik_00 Grup: Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 6 dk Kelime: 1.381

Hafızası’ndan soğuk bir şey geçerken  gözleri fal taşı gibi açıldı Çünkü bir Deja Vu yaşıyormuş gibi hissetti! Beyaz bir Havuz!


Acaba bu... Ulf’un resmettiği gerçek Havuz muydu, yoksa daha önce gördüğü Havuz değil miydi?!


Merak etti ve Havuz, dolarak ona cevap verdi!


Dönen Tekillikler’in halkası içinde, Sıvı Beyaz yükseldi ve dönmeye başladı; Noah’ın duyuları bu Madde’nin Öz’ünü algıladı ve keskinleşti çünkü bu Mâdde, BU Sonsuzluk ve BU İlkel Kaynak ile iç içe geçmiş, muazzam yoğunlukta Gümüş Dokuma ile dönüyordu ve üçünün de içinden, zayıf ama kesin bir şekilde... Kendi Köken Özü’nün bir parıltısı geçiyordu!


Noah’ın bakışları ona sabitlenmişti.


Havuz boş kalacak mıydı? Bir yere mi çıkacaktı? Peki nereye...


HUUM!


O düşünürken, tüm Varoluş’u titredi ve önündeki Havuz KAOS’A Dönüştü!


Beyaz yüzey, çırpınan, çalkantılı bir şiddete dönüştü; On adım çapındaki bir dairenin içinde şiddetli bir fırtına kopuyordu, Dokuma ışığı ve Sonsuzluk dalgaları dönen hayaletler halkasına çarpıyordu ve sonra, Kaos’un içinden, gözlerinin önünde yavaşça uzayan bir anda...


Havuzdan bir El fırladı.


Beyaz, Nârin bir El; Parmaklar’ı açılmış, çırpınan Beyazlığ’ın içinden yukarı doğru uzanıyordu ve yukarı çıkmıyordu! Fırtınayla birlikte çırpınıyor, Boyut’u tırmalıyordu ve altındaki Beden yukarı çıkmıyordu, çıkamıyordu, çıkmayacaktı... Tâbii Noah elini uzatıp, ona yardım etmedikçe!


Bu da neydi böyle?


Noah, Havuz’un kenarında hüzünlü ve şaşkın bir şekilde durmuş, o Nârin elin boşluğa uzanışını izliyordu ve bunu, adını koyamadığı bir Duyu aracılığıyla net bir şekilde hissedebiliyordu: El panik içindeydi. Korkmuştu. Altında kim varsa, o Beyaz fırtınada boğuluyordu ve yardım istemek için yukarıya gönderebildikleri tek şey o El’di!


Altın Yaka’nın Yeteneğ’ini düşündü. Varoluş’unun Esenliğ’i için En Aâf olan şeyin ortaya çıkışı. El çoktan batmaya başlamışken, bunu bir nefeslik sürede düşündü.


Ve o kısa tereddütün ardından... Noah diz çöktü... Ve El’ini uzattı.


El’i çırpınan Beyazlığ’ın içine daldı ve boğulup, derinliklerin altında kaybolmadan önceki Son Saniye’de o narin parmakları kavradı, sonra da çekti!


HUUUM!


Ve... O kadar AĞIR’DI ki!


Gözlemlenebilir Bir Varoluş’un Âğırlığ’ından bile daha Âğır’dı! Birkaç Tânesi’nin toplamından bile daha ağırdı! Altın Yaka’yı takmadan önce, Obsidyen Âlem’inde omuzlarında taşıdığı Taş’tan bile daha ağırdı; Kolu çığlık attı, ayakları çimlere saplandı ve Rüm Âlem bu çaba karşısında inledi!


Noah fırtınaya karşı görkemli bir şekilde kükredi!


Köken Özü’nün On Tekilliğ’i de göğsünde alev alev parladı; Mavi bir parlaklık her şeyi kapladı; Tepeler, Havuz, Boyut, bütün Akşam kızgın ışığa boğuldu ve tüm Varoluş’uyla, o El’i Beyaz Havuz’dan yukarı doğru SIKIÇA ÇEKTİ tâ ki...


BOOM!


Beyaz havuz çatladı! Yüzeyinde ve çevresindeki Varoluş’ta çatlaklar yayıldı; Çimler yarıldı, Boyut’un kendisi ince, parlak çatlaklarla örüldü ve Noah, ganimetiyle birlikte geriye sendeledi; Hâlâ sahip olduğu hiçbir ölçüyle kıyaslanamayacak kadar ağır bir şeyi çekmiş gibi hissediyordu. Onu çimlerin üzerine koyup bakarken...


...!


Tüm Varoluş durmuş gibi göründü, gözlerini kocaman açmasına neden oldu.


Noah deneyimli biriydi. Pek çok şey görmüştü. Kraliçeler’in, Kâdim Varoluşlar’ın ve En Eski Otoriteler’in açıkça ortaya çıkan gazabının karşısında durmuştu. Ama şimdi gördüğü şey ona tamamen Ânlaşılamaz geliyordu, çünkü önünde, Kendi Âlem’inin çimlerinin üzerinde... Bir Kadın duruyordu.


Tamam, bir Kadın; Yani o kadar da Anlaşılamaz değildi ama...


Eğer Varoluş’un derinliklerinde, Ergenlik döneminden beri sessizce sakladığı ve bir kez bile dile getirmediği bir Kadın Fantezi’si varsa, hem kendisinin hem de herkesin, inanın o zaman önünde gördüğü şey O’nun hatta herkesin Kâdın Fantazi’sini bile Fersah Fersah Aşıyor’du.


Ve titriyordu. Yaralıydı. Ve nefes kesiciydi.


Kızıl Saçlar’ı vardı; Dağınık, Sırılsıklam ve yüzüne ve omuzlarına yapışmıştı. Burnunda ve yanaklarında çiller ışık gibi dağılmıştı; Küçük, İnsan’i ve vücudundan yayılan o muazzamlıkla tamamen tezat oluşturuyordu.


Yüz Hatlar’ı, Varoluş’un Kendi’si bile onun etrafında parıldarken, sanki Kendi’si Yaratmışçası’na Son Derece Güzel’di: Yumuşak bir çene, küçük bir burun, acıdan ince bir şekilde büzülmüş soluk Kırmızı Dudaklar... Üzerinde ise sade ve dalgalı, Beyaz ve Mavi bir cüppe vardı.


Ve cüppe Kan’la dolmuştu.


Evet Kan.


Kızıl-Altın Reng’i Kan.


Kan, göğsünü ve yanını kaplayan Beyaz kumaşı iyice ıslatmıştı; O, çimlerin üzerinde hırıldarken, elini göğsüne sıkıca bastırmıştı ve yüzü korku ve endişeyle doluydu; Kuru toprak üzerindeyken bile hâlâ boğulmakta olan birinin yüzüydü!


Sonra başını kaldırdı ve ona baktı.


Ve Noah, korkunun yüzünden kayboluşunu izledi! Muazzam acıya rağmen, gözleri muazzam bir rahatlamayla doldu; O kadar tam bir rahatlamaydı ki, onu parçalamak üzere gibiydi ve sözcükleri ağzından Kan fışkırırken bile konuşmaya başladı!


“Hayattasın... Hâlâ hayattasın! Biz...!”


BOOM!


Ne?


Çimlerden kendini iterek, ona doğru yürümeye başlamıştı ve Noah bir adım geri attı!


Çünkü bu yaralı canlı, bu Kanayan, titreyen Kadın... Attığı her adımda, Noah’ın Âlem’inin zemini ÇÖKÜYOR ve sarsılıyordu! Çim, Çıplak Ayaklar’ının altında yarılıyordu, tepeler inliyordu ve Noah, Köken Âlem’inin onun Varoluş’u karşısında zar zor ayakta kaldığını hissedebiliyordu. Sanki bir çiftlik evi, asla taşıyamayacağı bir Yük’ü taşımaya çalışıyormuş gibiysi!


Kadın, onun bir adım geri attığını gördü.


Ve yüzündeki rahatlama kayboldu. Yüz’ü yeniden dehşet ve korkuyla kaplandı; Sesi dalgın ve titrek bir şekilde çıktı, yarısı ona, yarısı da hiç kimseye yönelik değildi.


“Sen… Ben’i hatırlamıyor musun? Hatırlamıyorsun…!” Gözleri fal taşı gibi açıldı ve uzaklara daldı.


“O çoktan başlamış olmalı. Dikkatle dinle! BU Mühürlü Olan O’nu ele geçirdi! Gelecekte... O’nu ele geçirdi! Kimse düşünmemişti... Kimse beklemiyordu... Âh!”


Sözleri birbirine karışırken, dudaklarından Kan akmaya başladı.


“Bizi hedef almaya başladı. SEN’İ hedef almaya. Boyutlar ve Zaman boyunca ona karşı duran herkesi hedef alacak,  senin geçmiş Kökenler’in bile güvende değil! Etrafındakiler Güvende değil! BU Infiniverse güvende değil! Annem güvende değil! Ben...“


Eli titreyerek ona doğru uzandı. “Hatırlamalısın! Her zaman hatırlayacağına söz vermiştin! Sen-...!“


Kızıl-Altın rengi Kân dalgalarını tükürdü ve El’i göğsüne uçarak, sıkıca kavradı...


Ve Noah’ın önünde yere yığıldı, gerçekten bayıldı, onun Âlem’inin titreyen çimlerinin üzerine uzandı!


...!


Kadın’ın sözleri zihninde yankılandı; Her biri korkunç anlamlarla doluydu: Gelecek, Geçmiş, Hedef Alınma, O, Kökenler, Anne, hiç vermemiş ya da verdiğini hatırlayamadığı bir Söz!


Ama en kötüsü, duyuları Kadın’a uzanıp, neredeyse hiçbir şey alamazken, Kanlar içinde önünde yatan Kadın’ın kimliğini çok az anlayabilmesiydi!


|??????|:: Bir Köken Yaşam Formu... ???????


...!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi