Bölüm...
Adventure,Fantasy,Horror,Isekai

Bölüm 452

85.Kısım – Son Duvar (4)
Yazar: Sansanson Grup: : Novel Gecesi Okuma süresi: 13 dk Kelime: 3.139



Çeviri: Sansanson
85.Kısım – Son Duvar (4)
 
Gözlerindeki o ışık, o öldürme arzusu.
 
Tanıdığım Başmeleğinkiyle birebir aynıydı ama bir o kadar da farklıydı.
 
Bu, Uriel’in gerçek yüzüydü; soğukkanlı ve zalim bir yargıç. Doğruluk uğruna [İntikam Alevleri] tarafından yakalanan tüm düşmanları yakıp yıkan varlıktı o.
 
Bu Uriel kendi ‘Sonucuna’ ulaşmıştı ve...
 
[<Yıldız Akışı>, yeni Dış Tanrı’nın girişini gözlemliyor.]
 
[<Yıldız Akışı>, hedefin Olasılığına izin verip vermeyeceğini çözümlüyor!]
 
Ve Gizemli Entrikacı’yı öldürmek için buraya kadar gelmişti.
 
[OhOhOhOhOhOh]
 
[KralikiKralikiKralikiKraliki]
 
Gizemli Entrikacı ile benzer seviyede bir Statüye sahip başka bir Dış Tanrının girişi, küçük Dış Tanrılar arasında karmaşanın yayılmasına neden oldu.
 
[Takımyıldızı Goryeo’nun İlk Kılıcı, yeni Dış Tanrı’nın gelişiyle büyük bir şaşkınlığa uğradı!]
 
[Takımyıldızı Adaletin Kel Generali, kafasını parlatmayı unutmuş bir şekilde bu savaş alanını izliyor.]
 
[Takımyıldızı Kovada Açan Zambak, gözlerini ardına kadar açıyor!]
 
Görünüşe göre Takımyıldızları da en az benim kadar şok olmuşlardı.
 
...Ama buradan yayın yapmak imkânsız olmalıydı?
 
Belki de yayını engelleyen bariyer, orman alevler içinde kaldıktan sonra ortadan kalkmıştı.
 
[<Büro>, N’Gai Ormanı’na dikkat kesiliyor.]
 
[İntikam Alevleri] Uriel’in ellerinde hareket etti. Ormanın tamamını eriten kılıç savruldu ama Entrikacı başını hafifçe kenara çekerek sıyrıldı. Silah onu kıl payı kaçırdı ve bunun yerine salonun yarısını uçurup ateşe verdi.
 
[GahAhAhAhAhAh]
 
Acımasız yıkım karşısında şoka giren Dış Tanrılar avazları çıktığı kadar çığlık attı.
 
[İntikam Alevleri] tekrar hareket etti, bu kez tüm salonu uçurmaya yetecek bir Statüyle. Mantı bedenimdeki her bir tüy dikilip şahlandı. Orijinal romanın 265. turundaki Surya bile Dünya’yı yok ederken bu kadar güçlü değildi.
 
Kwa-aaaaah!!
 
Bu kez [İntikam Alevleri]’nin ucundan devasa bir meteor iniyordu. Bu ormanı yok etmeye ve hatta yol üzerindeki tüm bu boyutu silip süpürmeye yetecek kadar güç barındırıyordu.
 
Ruh formumun içindeki her bir güç kırıntısını çekip çıkardım. Ne yazık ki, bir Enkarnasyon Bedenim olmadan böyle bir saldırıyı düzgünce engellememin imkânı yoktu. Böyle bir şeyi en başından durdurmak için...
 
[Dev Hikâye Yalnız Kıyametin Yolcusu, hikâye anlatımına başladı!]
 
Sonunda ‘Gizemli Entrikacı’ öne çıkmak zorunda kaldı. [Göğü Yaran Kılıç]’ı şiddetle savururken zifiri karanlık parçacıklar fırladı. Bu bir Dev Hikâyenin gücüydü. Karanlık Statü devasa bir duvar gibi yayıldı ve meteorun darbesine karşı savundu.
 
Kwaaaa-boooom!!
 
Ormanın tabanının yakınında şiddetli rüzgârlar estikçe yerinden sökülen ağaçlar havaya fırlatıldı. Alevlerden oluşan hortumlar civardaki her şeyi tamamen yok ediyordu.
 
Bu kalibrede bir çatışmaya tanıklık etmek gerçekten de son derece nadir bir fırsattı. ‘Gigantomachia’daki Hades ve Poseidon arasındaki savaş bile bu kadar hengâmeli değildi.
 
[Büyük Nebulalar, bu iki varlık arasındaki savaşı yakından takip ediyor.]
 
Tıs-çaçaçat...!
 
İki Statünün çarpıştığı yerin merkezinde kıvılcımlar daha da şiddetlendi ve ağırlaştı. Entrikacı’nın [Göğü Yaran Kılıç]’ı titriyordu; geriye doğru itiliyordu. Hepsi benimle ve Yoo Joonghyuk ile savaştıktan sonra Statüsünün düşmesinden kaynaklanıyordu.
 
İşte ‘Sonuç’a tanıklık eden Uriel’in gücü buydu.
 
Bu gidişle hem ‘Gizemli Entrikacı’ hem de ben N’Gai Ormanı ile birlikte <Yıldız Akışı>’ndan yok olacaktık.
 
[Şu anda ruhun geçici olarak Gizemli Entrikacı’ya aittir.]
 
[Ruhunun geri dönebilmesi için kalan süre: 20 saat, 31 dakika, 20 saniye]
 
Ruhumun geri dönebilmesi için hâlâ yirmi saatten fazla bir süre vardı. İşleri ağırdan almak durumuma hiçbir şekilde yardımcı olmazdı. Çünkü ‘Gizemli Entrikacı’ çok uzun süre dayanabilecek gibi görünmüyordu.
 
[Özel yetenek Dördüncü Duvar etkinleşiyor!]
 
Böyle anlarda sakin kalmam gerekiyordu. Önce bu durumu daha iyi anlamaya karar verdim.
 
“Hey! Uriel neden sana saldırıyor??”
 
Her şeyden önce, o ‘Uriel’ hangi dünya çizgisinden gelmişti? Ve neden ‘Gizemli Entrikacı’ya saldırıyordu?
 
[999. turun Yoo Joonghyuk’u, Yaşayan Alev’e çaresiz bir ifadeyle bakıyor.]
 
Bir an için kafamın içinin boşaldığını hissettim.
 
…Yoksa?
 
En sevdiğim regresyon turu. Sicilinde tek bir leke olan neredeyse mükemmel bir turdu – Sonucun eşiğine kadar ulaşan regresyon turu.
 
Uriel tekrar konuşmaya başladı. Sana soruyorum, ey Dış Tanrı. Umarım 999. turda yaşananları unutmamışsındır.
 
…Hatırlıyorum.
 
Güzel.
 
Uriel’in öfkeli kılıç darbesi, şimdiye kadar derlediği Hikâyeyi barındırıyordu.
 
[Dev Hikâye Sonsuz Alev, hikâye anlatımına başladı!]
 
Dev Hikâyesi şiddetle yanıyordu. Daha önce hiç görmediğim bir hikâye kendini gözler önüne seriyordu.
 
“Usta, neredeyse vardık. Sadece birazcık daha gitmemiz gerek.”
 
Bu Lee Jihye’nin sesiydi.
 
Sözcükler hikâyelerini anlatmaya başladı.
 
“Joonghyuk-ssi, sadece biraz daha dayan. Neredeyse geldik!”
 
Sol kolunu, sağ bacağını ve her iki gözünü de kaybetmiş olan 999. turdaki Yoo Joonghyuk oradaydı. Bu Yoo Joonghyuk yalnızca yoldaşları uğruna yaşamıştı.
 
Dünyası karanlığa boyanmıştı ama bir ses bir ışık huzmesi gibi içeri girdi.
 
[Yüce Kral, kendine gel.]
 
Doğru ya. Uriel de 999. turda onlara eşlik ediyordu.
 
O, Yoo Joonghyuk’un yoldaşıydı. Savaşmak için her şeyini riske atan bir adam uğruna, Başmelek isteyerek onun müttefiki olmuştu.
 
[Bu dünyanın Sonucu tam önümüzde.]
 
999. turun bir nevi mucize olduğunu hatırladım.
 
Ne kadar şanslı olsalar da, sadece 999 turda sona bu kadar yaklaşması inanılmazdı.
 
Ama gerçek şu ki, hepsi tamamen ‘şans’ sayesinde değildi.
 
999. turdaki Yoo Joonghyuk bir ‘Dış Tanrı’ ile anlaşma yapmıştı.
 
[Mutlak Taht]’ı elde etmememin ve mümkünse ‘Dış Dünya Sözleşmesi’ yapmamaya çalışmamın sebebi, ‘999. turun’ nasıl sona erdiğini bilmemdi.
 
Adı da kendisi gibi gizemli olan bilinmeyen bir Gizemli Hükümdar. O hükümdarla yapılan ‘Dış Dünya Sözleşmesi’ sonunda Yoo Joonghyuk’un canını almıştı.
 
Orijinal roman o ‘Dış Tanrı’nın kim olduğunu belirtmemişti. Ama 999. turdaki Yoo Joonghyuk’a inanılmaz bir güç ve şanslı fırsatlar sunmak için kendi Olasılığını harcayan bir yaratıktı.
 
Enseme bir ürperti yayıldı.
 
– ‘Kurtuluşun Şeytan Kralı’. Ben de senin yaptığın hatayı yaptım.
 
– Çok aptalca bir şekilde, geçmişte çoktan yaşanmış olan şeyi değiştirmeye çalıştım.
 
O ‘Dış Tanrı’, ‘Gizemli Entrikacı’dan başkası değildi.
 
– Şimdi anlıyor musun? Dünya çizgisini çarpıtmanın sonucu budur.
 
Orijinal hikâyeye ait geçmiş dünya çizgisine girmiş ve Olasılığı çarpıtmaya çalışmıştı. Ve bunun sonucu da 999. regresyon turunun Sonucuna tanıklık eden Uriel’in burada belirmesi olmuştu.
 
Bu yerde dünya çizgimin intikamını alacağım.
 
O zamanlar yoldaşlarının ‘Dış Tanrı’ya karşı duyduğu kini almak için buradaydı.
 
Değerli olan her şeyimi çaldığın gibi, ben de sana aynısını yapacağım.
 
Sınırsız ve haklı gazabı gerçek sesini doldurdu. Tüm gücümün beni terk ettiğini hissettim.
 
Uriel’in ne hissettiğini anlayabiliyordum. Ben de 999. turdaki Yoo Joonghyuk’un öldüğü anı net bir şekilde hatırlıyordum.
 
– Yazar-nim. Gerçekten her şey bitti mi? Ama Joonghyuk-ie bu hâliyle çok acınası.
 
999. turdaki Yoo Joonghyuk, yoldaşlarına Sonuca giden yolda rehberlik etmek için canını feda etmişti. Ama bunun bedeli, dünyanın sonucunu kendisinin asla görememesi olmuştu.
 
Tümü o lanet ‘Dış Dünya Sözleşmesi’ yüzündendi. Sel gibi akan Olasılık, son gelmeden önce onun hayatını biçmişti.
 
– Bir şekilde diriltilemez mi? Yeraltı Dünyası ya da reenkarnasyon yoluyla falan. Yani, bir sürü farklı yol var, değil mi? Ayrıca, o ‘Dış Tanrı’ da neyin nesiydi ki zaten...?
 
Yazara içerlemiştim, o ‘Dış Tanrı’ya içerlemiştim. Ve Sonuca sadece azıcık kalmışken ölmekte olan Yoo Joonghyuk’a bakarken çaresizliğe düşmüştüm.
 
Zihinsel şok o kadar güçlüydü ki, ertesi günün bölümünü okuyup okumamakta bile tereddüt etmiştim.
 
Şimdi merak ediyordum.
 
‘Gizemli Entrikacı’ 999. turda neden böyle bir şey yapmıştı?
 
Değiştirmek istedim.
 
...Ne?
 
Düzgün bir Sonuç görmek istedim. Farklı bir dünya çizgisinde gerçekleşmiş olsa bile.
 
Entrikacı bana bir keresinde şöyle demişti – Olasılığa karşı dikkatli olmam gerektiğini, doğru Sonucu yaratmam gerektiğini. Ama böyle şeyler söyleyen biri bile aslında geçmişini değiştirmeyi dilemişti.
 
Tıpkı benim bu regresyon turunu değiştirmeyi dilediğim gibi, o da bir zamanlar aynı şekilde hissetmişti.
 
Sonucun sebebi yutup yutmamasına bakılmaksızın...
 
<Yıldız Akışı>’nın Olasılığı çökse bile...
 
...En azından bir kez düzgün bir Sonuca ulaşmak istemişti. Yoldaşlarıyla birlikte Sonuca ulaştığını görmek istemişti.
 
Ancak işler o şekilde yürümemişti.
 
Benim de seninle aynı hatayı yapmamı acınası buluyor olmalısın.
 
Entrikacı’nın Statüsü çökmekteydi. Bedeni daha da küçülüyordu. İçinde uyuyan tüm Yoo Joonghyuk’lar şimdi çığlık atıyordu. Ve sanki o çığlıklar adına konuşurcasına...
 
Bu trajediyi yaratmaktan sorumlu olanı bulmak istedim, dedi Entrikacı. Bu evreni yaratanı. Beni regresyon geçirmeye ve Senaryoları tekrar tekrar yaşamaya zorlayan varlığı. Amacım ‘Duvar’ın ötesindekini öldürmek.
 
Gerçek amacı buydu.
 
Regresyonları durdurmak, Dış Tanrıları kurtarmak, Son Duvar’ı açmak...
 
Bunların hepsi onun ana amacının etrafında odaklanmıştı.
 
Elini salladı ve ruhum [Murim mantısı]’ndan ayrıldı. Gerildim. Ne düşündüğünü anlayamıyordum.
 
Hızla onunla konuştum.
 
– Şu anki sen o Uriel’i durduramazsın. Ancak yoldaşlarım ve ben yardım edersek...
 
Entrikacı bakışlarını bana kaydırdı. Şu anda ne söylediğinin farkında mısın?
 
– Farkındayım.
 
Anında uyduruyordum ama gerçekten de böyle hissediyordum. Gerçek nihai amacını duyduğuma göre, cevabımı verme vaktim gelmişti.
 
– En başından beri, başkasının hayatını gözetleyen ve açgözlülükle yutan bir dünya yanlış.
 
<Yıldız Akışı> yanlıştı. Yoo Joonghyuk’un regresyonları yanlıştı ve senaryoların yarattığı hikâyeler adaletsizdi.
 
– Bu yüzden hareketsiz oturmayacağım. Sonuca tanıklık edeceğim. Etmemem gerektiğini söylüyorsun ama ne olursa olsun göreceğim. Geçmeyi başaramadığın o Duvar’ı yoldaşlarımla birlikte kesinlikle aşacağım ve arkasındaki varlığa gelince...
 
Entrikacı şimdi sözlerimi bitirmemi bekliyordu.
 
– Onu öldüreceğim. Senin ‘En Eski Rüya’nı sona erdireceğim.
 
Uriel’in Statüsü daha da güçleniyordu.
 
Geniş salon çökmeye başladı. Parçalanan bir dünya gibi, N’Gai Ormanı da yok oluyordu.
 
Dış Tanrılar, belki de sonun yakın olduğunu hissederek ‘Gizemli Entrikacı’ya daha da yaklaştılar. Bu sırada o ağzını açtı. Benim hikâyem sayesinde hayatta kaldığını söylemiştin.
 
“…”
 
O hâlde borcunu ödeme vakti.
 
Ondan bir açıklama isteyemeden önce, Yoo Joonghyuk’un Hikâyeleri ondan dışarı aktı.
 
[Dev Hikâye Yalnız Kıyametin Yolcusu uluyor!]
 
[Dev Hikâye Sonsuz Cehennem Manzarası, hikâye anlatımına başladı!]
 
Entrikacı’nın anıları şimdi içime işliyordu – bilmediğim anılar.
 
1863. turdan geçtikten sonra elde ettiği bilgi şimdi içime akıyordu.
 
– Sen...!
 
Arkamda bir ‘Dış Tanrı’nın gücüyle yaratılmış bir portal oluştu. Beni yavaş yavaş içine çekmeye başladı.
 
– H-hey, bir dakika bekle! Ne yapmaya çalışıyorsun…!
 
Bu dünyanın Sonucunu senin ellerine bırakmaya çalışmıyorum.
 
O anda artık ‘Gizemli Entrikacı’ gibi görünmüyordu.
 
Regresyon geçireceğim.
 
Şu anda o ‘Yoo Joonghyuk’tu.
 
1864. turu ve ardından 1865. turu yaşayacağım. O turdan sağ çıkacak, Sonuca tanıklık edecek ve bir kez daha Dış Tanrı olacağım ve…
 
Sonunda salon çöktü. Parlak ışığın altında her şey eriyordu. Uriel’in kılıcı, toplamda 1863 regresyon turunu bulan kalın tarihi yarıp geçti ve ‘Gizemli Entrikacı’ya doğru uçtu.
 
Bu dünya çizgisinin Sonucunu görmek için geri döneceğim.
 
Bedeni savunmasızca delip geçildi. Çaresizce izledim. Gizemli Entrikacı’nın Hikâyeleri, [İntikam Alevleri] tarafından kesilip etrafa saçıldı.
 
[Takımyıldızı Gizemli Entrikacı, Stigma Regresyon Sv.??? etkinleştirdi!]
 
‘Dış Tanrı’ olmuş olsa bile hâlâ bir regresördü.
 
Uzun zamandır yapmadığı tek şey, regresyon geçirmek, yeniden başlayacaktı. 1864. turun metrosunda bir kez daha uyanacak ve bir başka korkunç dünya çizgisi daha yaratmaya devam edecekti.
 
Kim Dokja kendi kendine düşündü. ‘Buna izin veremem.’
 
Ancak ruh formumda biriken Hikâyeleri serbest bırakamadan önce, Uriel ilk hamleyi yaptı.
 
Bir sonraki tura kaçamayacaksın.
 
Beyaz elleri Entrikacı’nın boynunu yakaladı. Elinden dökülen siyah ışık, Hikâyenin parçalanmasını durdurdu. Işık yavaş yavaş yayıldı ve tüm bedenini kapladı. Çok geçmeden ışık küçük bir küre şeklini aldı.
 
Bunun ne olduğunu tanıdım.
 
Bu, 1863. turda ‘Kıyamet Ejderhası’nı mühürlemek için kullanılan [Mühürleme Küresi]’ydi.
 
Neden daha önce düşünmemiştim? Uriel de artık bir Dış Tanrı’ydı. Bu yüzden Entrikacı’nın ya da Yoo Joonghyuk’un yeteneğinin farkında olmalıydı. Regresyon geçirmeye devam edeceğini ve asla gerçekten ölmeyeceğini biliyor olmalıydı.
 
Eli giderek daha da sıkılaştı. Zifiri siyah Mühürleme Küresi çok geçmeden soluk bir ışık yaydı.
 
Seni sonsuza dek mühürleyeceğim.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi