Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5699

Mühendis! II
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 5 dk Kelime: 1.301

Thalia hiç tereddüt etmeden... O’nu bırakmadı.


Kaynak eski Hâl’ine dönmüştü, buhar yeniden yükseliyordu ve şelale, sanki burada hiçbir şey olmamış gibi Else Dağ’ından aşağı akıyordu. Yine de kolları, sanki onu bırakırsa kaybolacakmış gibi, göğsüne sıkıca sarılmıştı.


Elbette bunun bir nedeni vardı. O uzun konuşma boyunca donakalmış, Zaman’ın Ötesi’nden ulaşmak için çaba harcadığı adamın başında duran bir Mimar’ı izlemiş, ona doğru parmağını bile kıpırdatamayacak kadar hareketsiz kalmıştı. Tehlikeden daha kötü şeyler vardır. O tehlikenin ortasında bulunup, hiçbir şey yapamamak da bunlardan biridir.


“O... Bir ‘BU Muazzam Varoluş’tu,” dedi adamın sırtına yaslanarak. “Onlar nasıl da...”


Soru yarım kaldı. Aslında, bitmesine gerek de yoktu!


Sonra diğerine sordu.


“Peki ya sen. Benim Köken’im, gerçekten her zaman korkuyor musun? Gerçekten sürekli korku içinde mi yaşıyorsun?”


Noah kollarında döndü.


Onu omuzlarından tutup, kendine çekti ve burunları birbirine değdi.


“Evet,” dedi. “Sürekli.”


Gözleri onun gözleri arasında dolaştı.


“Bizim gibi İnsanlar için korku hiçbir zaman düşman olmadı. Korku, türümüzün sahip olduğu en eski öğretmendir. İlk İnsan’ımız Adem’den bize kadar hepimiz korku duyarız. Her duvarı inşa eden, her ateşi yakan ve bir İnsan’ın uyumadan önce karanlığı kontrol etmesini sağlayan da Korkudur; Ve Bunların her biri, öylece uzanıp, ne gelirse kabul etmeyi reddetmenin küçük bir ifadesiydi.”


Noah, Kâdın’ın bakışlarını yakaladı.


“Korku, İnsan’ın yerinde saymamasını sağlayan bir itici güçtür. Sevginin yumuşattığı şeyleri keskinleştirir. Olmak istediğim şeyden ziyade, gerçekte ne olduğum konusunda dürüst kalmamı sağlar. Daha önce korku ve şüphelerimden tamamen kurtulduğumu sanmıştım, ama… O her zaman oradaydı.”


Omuzlarını silkti; hafif bir silkmeydi.


“Korkmak ve yine de harekete geçmek, gerçek bir İnsan’ın her zaman iyi olduğu şeydir.”


Thalia ona uzun bir süre baktı.


Sonra gözyaşları akmaya başladı; Ne sildi, ne de özür diledi, hatta farkında bile değilmiş gibi görünüyordu. Sadece iki eliyle adamın yüzünü kavradı ve onu öpmeye başladı; Her yerine küçük öpücükler kondurdu: Yanağına, kaşına, burun köprüsüne ve ağzının köşesine, tekrar tekrar, sanki üzerinde ağır bir yük taşıyan her yerini kaplayabilecekmiş gibi.


“Korkunun bir kısmını ben taşıyayım,” dedi aralarında. “Yükünün bir kısmını.”


Bir öpücük daha, şakağına.


“O olası gelecekte, çok büyük bir yük taşıdığını biliyorum. Bunun seni nasıl değiştirdiğini gördüm. Bırak da bunun bir kısmını bile olsa senin için ben taşıyayım.”


Noah, O Ân’ın tadını çıkardı.


Genel olarak konuşursak, o Ânlar’ın tadını çıkaran bir adam değildi. Yine de işte buradaydı, kavurucu Altın rengi suyun içinde, Anlaşılamaz bir Kadın’ın elleriyle yüzünü kavradığı Hâl’de, ona bakmaktan başka hiçbir şey yapmıyordu.


Sonra başını salladı.


“Hayatta bir erkeğin görevleri vardır,” dedi. “İstediğin her yükü taşıyabileceğini biliyorum. Ama benim görevim her şeyi üstlenmek; Böylece sen ve diğer pek çok Varoluş, sırtınızı eğmenize gerek kalmadan mutlu bir şekilde yaşayabilirsiniz.”


Başparmağını Kâdın’ın gözünün altından geçirdi ve gözyaşını sildi.


“Taşıdığım yükler konusunda endişelenme. Ben halledebilirim. Muhteşem bir Köken’im var ve bunu yapmama izin verecek Sonsuz bir Düşünce Güc’üm var. Benim için bu normal.”


...!


Thalia ona baktı.


Ve o havuzdan çıktığından beri, o donmuş Ân’dan beri, anlatmak istemediği gelecekten beri içinde tuttuğu her ne varsa, artık tutmayı bıraktı.


Giysileri düşüp gitti, Pınar’ın sisi yükselip, onu sardı ve Thalia onu Âltın rengi suya itti.


Sonra ışık geldi.


Altın rengi bir parlaklık tüm Kaynağ’ı kapladı, havzayı doldurdu ve Else Dağ’ının bu bölgesinin duvarlarından yukarı doğru yükseldi; Ta ki buharın kendisi Âltın rengine bürünene kadar. Işığ’ın içinden hiçbir şey görülemiyordu!


Ve hiçbir şey görülmedi!




>>Aurelius Vasiliou.>>


O Pınar’dan uzakta, mevcut düzenin oluşmasından önce bile var olan Altın bir kulenin tepesinde, iki Köken Yaşam Formu halklarının hareketlerini izliyordu.


Vasileia Elsecity, diğer isimlerinin yanı sıra, soluk taş Katmanlar’ı ve sarkan ışıklar halinde ayaklarının altında uzanıyordu. Bu saatte, Soy’yun düzinelercesi şehirde dolaşıyor, BU En Büyük Olanlar’ın bile kaçınamadığı küçük işlerini hallediyordu.


Aurelius Vasiliou, ellerini arkasına koymuş Hâl’de tüm bunlara yukarıdan bakıyordu.


Yanında, Rosalia Vasiliou aşağıdaki Köken Yaşam Formlar’ını izliyordu.


“Bu gerçekten doğru bir seçim mi?” diye sordu. “Bir BU Muazzam Olan’a karşı savaşa girmemiz?”


O kulede sorulan çoğu soruya kıyasla, bu basit bir soruydu. Tartışmıyordu. O da kocasıyla aynı sonuca varmıştı, muhtemelen ondan önce, zira genellikle öyle olurdu. Kocasından bunu yüksek sesle söylemesini istiyordu ki, açık Boyut’ta kulağa nasıl geldiğini duyabilsin.


Aurelius acele etmedi.


“Belki de bu sayede Köken’imiz sonunda daha parlak bir şekilde ışıldayacak,” dedi. “Hayatım boyunca hiçbir şey hakkında bu kadar çok düşünmemiştim ve hep aynı sonuca varıyorum. Yıllar’ca kafamda aynı görüntüyle uyanıyordum. Bu, güvenli yoldu. O, Soyumuz’un devam ettiği, adımızın listelerde kaldığı ve kimsenin Else Dağ’ımıza gelmediği yoldu. O Yol’u yürürdüm. Yürüyordum da. Ve her Yıl bu Yol beni daha da küçültüyordu.”


“Sonra, kimse tarafından kendisine verilmeyen hiçbir şeyden kendi Köken’ini Yaratan, Atlas’a dokunan her şeyde bir durumu olan bir Varoluş ortaya çıkıyor. Ve ben bu bahsi tercih edeceğimi fark ediyorum. Olasılığ’ın yüksek olduğu için değil. Çünkü bir bahsin en azından ikinci bir sonucu vardır.“


Rosalia bir süre sessiz kaldı.


“Peki ya o?” dedi. “Bu İnsan Hayalperest. Bu Osmont. Onunla konuştun.”


“Görünüşe göre kız’ımıza iyi davranabilir.“ Aurelius, neredeyse bir kahkaha sayılabilecek bir ses çıkardı; Bu o kadar nadir bir durumdu ki karısı başını çevirdi.


“Şu anda Kız’ımız ondan oldukça daha güçlü. Yani en azından onu hizada tutacaktır.“[Not: 1 Planck Saniye. Ondan güçlü müydü? Pardon cümlelerimi yanlış kullanmışım.😅]


Aşağıda, Köken Yaşam Formlar’ının karmaşık dokumaları ortaya çıkıyordu.


İki Köken Yaşam Formu, şehirlerinin üzerinde durmuş, Kızlar’ı hakkında, yaklaşan savaş hakkında ve yaptıkları seçimin, kendilerinden sonra gelecek olanlar tarafından hoşgörüyle karşılanıp, karşılanmayacağı hakkında konuşuyorlardı.


Ve ikisi de, çok da uzun zaman önce olmayan bir baharda, bir ‘BU Muazzam Olan’ın gücünün alevlendiğinden habersizdi.


Eh, peki ya o zorlu sınav atlatıldıktan sonra orada şimdi neler oluyordu!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi