Yukarı Çık




5   Önceki Bölüm 
Bölüm 6: Fukuhara-san'ın Özel Günü

Kulüp çıkışında evlerimiz yakın olduğu için yine Fukuhara-san ile gidiyordum. Geçen sefer Kawano ile konuştuğum için eve birlikte yürüyememiştik. Belki bir günlüğüne Fukuhara-san ile yürüyemedim ama o konuşma kafamdaki çoğu soru işaretini giderdi. Ama Kawano’nun dans kulübündeki adamının kim olduğu ve Kawano’ya kadınlardan hoşlanmadığım konusunda kimin yalan söylediği hâlâ gizemini koruyor. Bir de Fukuhara-san ile telefonda konuşurken bizi dinleyen kişi de var… İşler çok karmaşık! Ve boynuma kadar boka batmış durumdayım. En azından başım dik... Tüm bu gizemleri çözmem ve gelecekte beni bekleyenlerden kurtulmam lazım. Fukuhara-san ile mutlu bir ilişkim olması için bunu yapmam lazım. Bi’ dakka! İlişki mi? Fukuhara-san’ın benden hoşlandığı konusunda emin bile değilim. Belki sadece Kawano’dan uzaklaşmak için benimle takılıyordur. Hayır, böyle düşünmemeliyim! Fukuhara-san ve ben birbirimizden hoşlanıyoruz.

“Tahara yüzün kızarmış. Ateşin mi var?”

“Hah, kızarmış mı! Sa-sabah kendimi pek iyi hissetmiyordum. Büyük ihtimalle üşütmüşümdür.”

Yalan söylemeyi hiç beceremiyorum.

“Kendini iyi hissetmediğin zaman okula gelmemelisin.”

“Ben de uyumak isterdim! Kulüp var diye geldim.”

“Haa öyle mi. Kulübü o kadar önemsediğine göre evde çok sıkı çalışıyorsundur değil mi? Belki de koreografiyi ezberlerken kendini çok zorladığın için hasta olmuşsundur.”

“Fukuhara-san, öyle bir şey imkansız çünkü...”

“Çünkü ne?”

Batırdım…

“Çünkü...”

“Koreografiyi veya senaryoyu açıp bakmadın değil mi?”

“Şey hiç bakmadım desem yalan olur. Biraz göz ucuyla baktım sayılır. Hem sizi prova esnasında izledim.”

“Yani daha açıp bakmadın.”

“E-evet...”

Fukuhara-san adımlarını hızlandırmaya başladı. Gittikçe benden uzaklaşıyordu. Onu yakalamak için ben de hızlandım. Yüzüme bakmadan devam etti.

“Fukuhara-san, ben-”

“Ayrıca bana öyle seslenmeyi bırak.”

“Hah?”

“Benim sana saygı eki olmadan seslenmeme rağmen sen bana hâlâ “-san” ile hitap ediyorsun. Bu biraz şey geliyor...Tuhaf.”

“Niye Tuhaf olsun ki?”

“Sadece seslenme işte!”

Fukuhara-san haklı. Tanışmamız üstünden dört gün geçmesine rağmen o çok hızlı ilerledi ama ben ona “-san” olarak seslenmeye devam ediyorum. Belki de sorun benimdir… Belki de aramıza mesafe koyan benimdir. Belki de hazır olmayan benimdir. Şüphe duydum. Daha önceden yaptığım gibi Fukuhara-san’dan şüphe duydum. Ama artık yeter! İlişkimizde tüm yükü Fukuhara-san’ın çekmesine izin vermeyeceğim. Kawano ondan bahsederken ilk adını kullandı. Ben de aynısını yapacağım!

“Shi...Shi”

“Shi...?”

“Şiş kebap dükkanı mı varmış burda!”

“Aptal!”

İmkanı yok! Fukuhara-san’a ismiyle seslenemem! Tam sokağın köşesindeyken Fukuhara-san sağa döndü ve yürümeye devam etti.

“Fukuhara-san, burdan düz gitmeyecek miydik?”

“Ben arkadaşlarımla buluşacağım. Burda yolumuz ayrılıyor.”

“Ah… Öyle mi. İyi eğlenceler.”

Cevap vermeden yürümeye devam etti. Onu kızdırmış olmalıyım. Ama anlamıyorum saygı eki ile seslenmeme niye bu kadar sinirlendi? Hayır aslında ona değil kareografiye çalışmadığımı düşündüğü için sinirlendi. Aslında o konuyu da ortaya atan oydu. Benim cevap vermeme fırsat vermeden de konuyu değiştirdi. Şimdi de arkadaşlarıyla buluşacağını söyleyip gitti. Kadınları hiç anlayamayacağım… Ama onları başka kadınlar anlayabilir! Eğer bir sorunu varsa arkadaşlarına anlatabilir ve ben de orada olursam onlara kulak misafiri olabilirim. İlk onu takip etmem lazım ve bu çevreden dikkat çekebilir. Hatta daha önemlisi eğer Kawano’nun adamları burada bir yerlerde ise… Sorun olmaz. Çünkü artık ben de ekiptenim. Eğer Kawano’nun adamı beni görür ve neden takip ettiğimi sorarsa şüphelendiğimi ve bir erkekle mi buluşacak diye kontrol ettiğimi söylerim. Ve… Eğer Fukuhara-san bir erkekle buluşursa onun başını derde sokmuş olurum. Hatta belki şu anda Kawano ile buluşmaya gidiyor bile olabilir! Eğer Kawano beni orada görürse büyük ihtimalle işte o zaman ayvayı yedim demektir.

“HEEEY!! Kazanova özentisi!”

Arkamdan yaklaşmış olan adamın hemen ağzını kapattım ve sokağın diğer tarafına doğru ittim.

“Hey hey hey. Ne yaptığını sanıyorsun?!”

“Asıl sen ne yaptığını sanıyorsun. Fukuhara-san bizi görürse işimiz biter!”

“Kızı mı takip ediyorsun?”

“Hayır, sadece kiminle nerede buluşacağını ve ne konuşacağını öğrenmeye çalışıyorum.”

“Yani kızı tescilli bir sapık olarak takip ediyorsun.”

“Hayır öyle deği-”

“Eğlenceliye benziyor. Ben de varım!”

“Hah?”

“Kawano-senpai bir gözümün sende olmasını istedi.”

“Merak etme ben de artık ekiptenim.”

“Öyle misin?”

“Evet. Kawano…-Senpai söylemedi mi?”

“Şifre ne?”

Bir şifre mi bilmem lazımdı! Bana şifreyle alakalı kimse bir şey söylemedi. Belki de çeteye katılmak yerine dış bağlantı olmayı seçtiğim için şifreyi bana vermemişlerdir. O zaman birbirimizin aynı tarafta olduğunu nereden anlayacağız. Yani kesinlikle bana bir şifre verilmeliydi ve unutuldu. Veya da verildiğini ben anlamadım! Şimdi anlıyorum. Başından beri benimle dalga geçmiyordu. Beni tehdit etmiyordu. Bir başkası da ona yalan söylememişti. Başından beri şifre buydu. En başından beri buna vurgu yaptı çünkü katılmaktan başka seçeneğim olmadığını biliyordu! Kawano cidden korkutucu bir adam. hem elinde olan güç hem de zekası yüzünden. Şifre….

“Ben gayi-”

“Hahaha cidden o kadar düşündün mü? Paşam dalga geçiyorum. Şifre falan yok. Seninle takılmak eğlenceli olacak. Kendimi daha önce tanıtmamıştım dimi. Ben Ogino Jiro.”

“Jiro mu? benim adım da-”

“Evet evet biliyorum ne büyük tesadüf. Hadi işe koyulalım.”

“İş mi?”

“Evet tacizcilik işi.”

“Dedim ya bu tacizcilik değil.”

Cümlemi bitirdiğim anda kafamı Fukuhara-san’ın gittiği yola doğru uzattım ama...

“Ogino-san, galiba bir sorunumuz var.”

“Ne sorunu?”

“Şuraya bi’ bakmak isteyebilirsiniz.”

“Nereye?”

“Tam şuraya.”

“Bi’ şey yok ki orada.”

“Sorunumuz da tam o.”

“Bi’ şey mi olması lazımdı orda?”

“Evet. oralarda bir yerlerde Fukuhara-san’ın olması lazımdı.”

“E peki şimdi nerde?”

“Sorunumuz da bu diyiyorum ya Ogino-san. Kızı kaybettik.”

“Yapma be. Yazık oldu”

“Evet. Yazık oldu.”

“Tahara, gerizekalı mısın oğlum sen! Koş lan! Koş! Kızı kaybettik!”

Ogino-san birden koşmaya başladı. İlk başta dona kaldım ama ben de peşinden koştum.  yakınlardaki ve bir grup kızın buluşabileceği veya gidebileceği olası yerlere baktık ve sonunda onları bulduk. Fukuhara-san’la birlikte üç kız daha var. Hiçbirini tanımıyorum. Ogino-san ile Fukuhara-san’ın gerisindeki masaya geçtik ve dinlemeye koyulduk. Derslerden muhabbet ediyorlardı. Kafenin içi biraz gürültülüydü. Bu yüzden elimizden geldiğince dikkatli dinliyorduk ama var olan tüm dikkatimiz garsonun yanımıza gelmesiyle dağıldı.

“Merhaba efendim. Ne alırsınız?”

“Bize iki bardak hiçbir şey.”

Ogino-san masanın üstünde cebinden çıkardığı birkaç yeni attı.

“Ama efendim bunu yapmamızın imkanı yok. Size bir şey vermeden ücret alamayız.”

“O zaman iki bardak limonata.”

“Hemen getiriyorum.”

Garson gidince yine Fukuhara-san’ın oturduğu masaya dikkatimizi verdik ve neredeyse bir saat boyunca onları dinledik.

“Tahara, ben tuvalete gidiyorum. Biraz tek başına idare et.”

“Tamamdır Ogino-san.”

Ogino-san tuvalete gittikten biraz sonra Fukuhara-san da ayağa kalktı.

“Lavaboya gitmem lazım hemen dönerim.”

İşte bu çok kötü çünkü masasına geri dönerken beni görmemesinin imkanı yok! Ogino-san’ı bulup yer değiştirmemiz lazım. Fukuhara-san beni fark etmeden yanımdan geçip giderken olabilecek en kötü senaryo gerçekleşti.

“Ogino-kun..? Burada ne yapıyorsun”

“Fu-fu-fukuhara-san! Siz de mi burdaydınız!”

“Burada ne yapıyorsun?”

“Hiçbir şey. Sadece oturup bir şeyler içmeye gelmiştik.”

“Sen ve kim?”

Yakalandık! Hemen yanımdaki menüyü alıp suratımı kapattım.

“Sevgilim ve ben.”

Ogino-san ne yapıyorsun?! Her şeyi daha kötü duruma sokacaksın!

“Tabi suratıma su çarpıp beni terk etmeden önce burdaydı.”

“Öyle mi. Yazık olmuş. Müsadenle...”

“T-tabi ki...”

Fukuhara-san tuvalete doğru gitti ve Ogino-san bana doğru eğilip kolumdan tuttu.

“Ben yakalandım bu işte artık tek başınasın asker.”

“Ne işi?”

Bu ses benim ağzımdan çıkmamıştı. yavaşça kafamı eğip Ogino-san’ın arkasına doğru baktım. Fukuhara-san bir yere gitmemişti! Ogino-san’ın arkasında öylece duruyordu. Bana doğru geldi ve kulağımdan çekip beni dışarıya doğru sürükledi.

“Ogino-kun’un bunu yapmasına şaşırmadım ama sen!”

“Ö-Özür dilerim! Bugün garip davranıyordun. Ben de bir sorun olup olmadığını merak ettim.”

“Bahanen bu mu yani?”

“E-evet.”

“Peki Ogino-kun niye beni takip etmeye geldi?”

“Bilmiyorum ayrıca dediğim gibi kontrol amaçlı!”

“Tahara o kadar salaksınki sana kızamıyorum bile.”

“Salak olduğum için özür dilerim”

Evet bir evcil hayvan gibi boynumu eğmek ve söz dinlemek benim de gururmu zedeleyen bir hareket ama ne yapmam lazım. Fukuhara-san tamamen haklı. Onu bir sapık gibi takip ederken beni yakaladı. Suyuna gitmem lazım.

“Bilirsin… Bazı dönemler… Kızlar...”

“Bazı dönemler?”

“Daha hassas...”

Fukuhara-san şu anda bana yoksa şeyi mi açıklamaya çalışıyor…!

“...Olurlar ve...”

Burası niye bu kadar sıcak oldu

“A-a-anladım! Daha fazla açıklamana gerek yok özür dilerim!”

“Ve...”

“FUKUHARA-SAN AÇIKLAMANA GEREK YOK! ADETİN NE OLDUĞUNU BİLİYORUM!”

Ve birden yanağımda inanılmaz bir acı hissettim. Fukuhara-san kafeye girdi. Ardından Ogino-san yanıma geldi.

“Küçük Kazanova, sana bir tavsiyem var. Bir kızla konuşurken asla “adet” kelimesini kullanma özellikle bağırarak. ”


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


5   Önceki Bölüm 


468x60


DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler butonu kullanılarak spoiler yazılabilir fakat buton kullanılmadan spoiler verenler uyarılmadan süresiz engellenecektir ve geri alınmayacaktır.,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.