Bölüm...
Action,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Martial,Novel,Space,Türkçe Novel,Vampires

Bölüm 86

Toplantı Ⅰ
Yazar: Kyddrys Grup: : Kyddrys Okuma süresi: 18 dk Kelime: 4.376


86.Bölüm - Toplantı Ⅰ


────────────────────

Sabah güneşi, sarayın geniş pencerelerinden içeri süzülürken, Kael sistem sesiyle birlikte uyandı.

[ +2 Nonilyon Enerji
Mevcut Enerji: 2No / 32,6Dc ]

Gözlerini açtığında, yatağın diğer yarısında Syr, Nimara, Celeste ve Elaria’nın dağınık saçlar ve çarşaflar arasında hala derin uykuda olduğunu gördü. Odada, gecenin yoğunluğundan kalan hafif bir misk kokusu vardı.

Kael, sessizce yataktan kalktı. Işınlanma yeteneğiyle, kızları rahatsız etmeden odanın diğer ucuna geçti. Çıplak ayakları mermer zeminde hafifçe yankılanırken, önüne gelen sistem paneline baktı.

Sonra kararını verdi.

[ -1 Nonilyon Enerji
Mevcut Enerji: 1No / 32,6Dc ]

[ Yetenek: 『Yaratıcı』
Kademe: Sonsuz
Tür: Aktif

Açıklama:
Her türlü enerji kaynağı ile 『Yaratım』 yapabilirsiniz. ]

...

Sonraki saniye Kael, bulunduğu gezegenin üzerinde rastgele bir yere ışınlandı.

Sonra başını kaldırdı ve söyledi “Yaratım...“

Elini havaya kaldırdı. Avucunun içinde, küçük, titrek bir ışık belirdi. İçinde bir şey vardı.

...

İlk olarak, tek bir hücre belirdi.

Zigot.

Hücre, saniyeler içinde bölünmeye başladı. İki, dört, sekiz... Her bölünmede daha karmaşık, daha organize bir yapıya dönüşüyordu. Embriyo, küçük bir kalp atmaya başladı. Kan damarları oluştu, kemikler şekillendi, organlar yerini aldı.

Kael, bu süreci izledi. Elleri havada, sakin ve kararlıydı. Yaratım, onun iradesiyle akıyordu.

Embriyo büyüdü, bir bebeğe dönüştü. Bebek, çocuk, genç, yetişkin... Yıllar, saniyeler içinde geçti. Yüz yaşına geldiğinde, büyüme durdu.

Artık tam bir insandı.

...

Canlı, gözlerini açtı. İlk nefesini aldı. Gözleri, Kael’e çevrildi. Saf, masum, sorgulayan bir bakıştı.

“B-baba...?“

Kael, bir an duraksadı. Sonra dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi.

“Beni baba olarak çağırabilirsin,“ dedi Kael. “.. Makoto.“

“Makoto...“ diye tekrarladı genç kadın “Bu benim adım mı?“

Kael başını salladı. “Evet. Senin adın Makoto.“

...

Makoto, yeni aldığı nefesle birlikte etrafına bakındı. Gözleri, bulundukları gezegenin sonsuz yeşil vadilerinde, uzaklarda parıldayan mana nehirlerinde dolaştı. Sonra tekrar Kael’e döndü.

“Baba... Ben kimim?“

Kael, bir an düşündü. “Sen, benim yarattığım ilk bilinçli varlıksın. Ama sadece bir varlık değil... Bir tanrıça olman için yarattım seni.“

Makoto’nun gözleri hafifçe büyüdü. “Tanrıça mı?“

Kael başını salladı. “Genesis Layer’da, on farklı evrende trilyonlarca canlı yaşıyor. Her biri kendi yolunda ilerliyor, savaşıyor, seviyor, kaybediyor ve büyüyor. Ama bu yolculukta bazen rehberliğe ihtiyaçları oluyor.“

Elini uzattı ve uzaklardaki bir gezegeni işaret etti. “Orada, bir krallıkta açlık var. Başka bir gezegende, iki medeniyet birbirini yok etmek üzere. Başka birinde ise insanlar, boş inançlara sarılmışlar ve bu inançları bahane ederek savaşıyorlar ve öldürüyorlar..“

Makoto, Kael’in sözlerini dikkatle dinledi. “Peki neden sen müdahale etmiyorsun? Sen onların yaratıcısısın.“

Kael hafifçe gülümsedi. “Çünkü ben müdahale edersem, onların özgür iradelerini ellerinden almış olurum. Bir canlının kendi hatalarından ders çıkarması, kendi zaferlerini kazanması ve kendi kayıplarıyla olgunlaşması gerekir. Bu, varoluşun en temel yasasıdır.“

Makoto, anlamaya çalışarak başını eğdi. “Ama sen beni yarattın ve bana bu görevi vermek istiyorsun. Bu da bir müdahale değil mi?“

“Hayır,“ dedi Kael, sesi yumuşak ama kararlıydı. “Sen bir müdahale değilsin. Sen bir rehbersin. Onlara ne yapacaklarını söylemeyeceksin. Onlara sadece bir yol gösterecek, seçimlerini kendilerinin yapmasına izin vereceksin. Tıpkı bir.. peygamber gibi... Ama onlardan biri gibi değil, onların üzerinde bir varlık gibi.“

Makoto, sessizce düşündü. Rüzgar saçlarını okşadı. İçinde, yeni doğmasına rağmen, garip bir bilgelik vardı.

“Bunun için yarattığım sen,“ dedi Kael, “nazik, sabırlı ve anlayışlı olsun istedim. Çünkü zorba bir tanrıça değil, insanların gönlüne dokunabilen bir rehber lazım bana. 
Seni Raiden Makoto adında bir Tanrıçadan esinlenerek yarattım. 
Onun gibi sakin, bilge ve merhametli olmanı diledim.“

Makoto, adını duyduğunda içinde hafif bir sıcaklık hissetti. “Raiden Makoto mu?“

“Evet. Başka bir gerçeklikte yaşamış, halkı tarafından sevilen bir tanrıça. Sen de onun gibi olabilirsin, istersen.“

Makoto, bir süre sessiz kaldı. Sonra başını kaldırdı ve Kael’in gözlerine baktı.

“Peki ya ben istemezsem?“

Kael, bu soruyu bekliyormuş gibi hafifçe gülümsedi. “O zaman yapmak zorunda değilsin. Seni bu göreve zorlamak için yaratmadım. Özgür iraden var, Makoto. Eğer istemiyorsan, bu gezegende sadece bir insan olarak yaşayabilirsin. Kendi hayatını kurabilir, kendi seçimlerini yapabilirsin. Ben sana sadece bir seçenek sundum.“

Makoto, Kael’in sözlerini içine sindirdi. Sonra, yavaşça, başını salladı.

“Ben... yapmak istiyorum. Bu evrenlerdeki canlılara yardım etmek, onlara rehberlik etmek... Bunu istiyorum.“

Kael, gururlu bir baba gibi başını salladı. “Biliyordum. O yüzden seni öyle yarattım.“

Bir adım attı ve Makoto’nun omzuna hafifçe dokundu. “O zaman git, Makoto. Genesis Layer’ın on evrenini dolaş. İnsanları dinle, onların dertlerini anla. Onlara bir tanrıça olarak değil, bir abla gibi yaklaş. Zamanla, seni tanıyacaklar ve sana güvenecekler.“

Makoto, gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Açtığında, bakışlarında yeni bir kararlılık vardı.

“Peki, baba. Söz veriyorum, sana layık bir tanrıça olacağım.“

Kael, onun bu sözleriyle birlikte içinde garip bir sıcaklık hissetti. Yarattığı ilk canlı, ona baba diyordu. Ve bu, onu daha önce hiçbir şeyin hissettirmediği kadar... insan yapıyordu.

“Git,“ dedi Kael. “Ve unutma, her zaman buradayım. İhtiyacın olduğunda, beni çağır.“

Makoto, başını eğdi ve arkasını döndü. Hafif bir esintiyle birlikte, bulunduğu yerden uzaklaşmaya başladı.

Kael, onun gidişini izledi. Gözlerinde, yeni bir şeyin başlangıcının ışıltısı vardı.

[ İsim: Makoto
Yaş: 0
Irk: Tanrı
Durum: Mükemmel

Yetiştirme: Sonsuz
Bedene Arındırma: Sonsuz ]

“Benim küçük Makoto’m.. acaba ne kadar ileri gidebileceksin.“

Kael, Makoto’ya veda ettikten sonra kızların yanına geri döndü ve yatağa geri yattı.

...

Kael, yatağa geri uzandığında, Syr uyku sersemi halinde ona sokuldu.

“Nereye gittin?“ diye mırıldandı.

“Biraz gezindim,“ dedi Kael, saçlarını okşayarak. “Uyu.“

Syr, homurdanarak tekrar uykuya daldı.

Birkaç saat sonra, güneş iyice yükseldiğinde, herkes uyanmaya başladı. 

Sarayın büyük yemek salonunda, dokuz kız kahvaltı için toplanmıştı.

Celeste, bir dilim ekmeği ısırırken, “Bugün ne yapacağız?“ diye sordu.

Kael, kahvesinden bir yudum aldı. “Bugün, kendi Nihility’mize geri dönüyoruz ve Arkhe, Lumina, Vespera ve Seraphina’yı ailelerimiz ile tanıştıralım.“

Syr özlemle söyledi “Açıkcası ailemi oldukça özledim, ben katılıyorum.“

Lumina, saklanmaya çalışan bir heyecanla, “Yani senin de bir ailen mi var?“

Kael, hafifçe gülümsedi. “Tabikide bir ailem var.“

Seraphina, merakla, “Onlar nasıl kişiler?“

Kael, “Onları görünce anlarsınız.“

...

Kael’in açtığı boyutsal kapıdan geçtiklerinde, kendilerini Gezegen Velathar’da buldular..

Etrafta çiçekler açmış, uzaklardan kuş sesleri geliyordu.

Karşılarında, geniş bir verandada oturan üç figür vardı.

Carlos Oksileon - Kael’in babası. Sert ama sıcak bakışlı, siyah saçlı bir adam. Elinde bir kitap vardı.

Maria Oksileon - Kael’in annesi. Zarif, güzel ve mavi gözlerinde Kael’inkine benzer bir parıltı olan kadın.

Ve yanlarında, Syr’in annesi Selvaria duruyordu.

Maria, Kael’i görür görmez ayağa kalktı. Yüzünde büyük bir gülümseme vardı.

“Kael! Uzun zamandır gelmedin!
Bir an anneni unuttun zannettim.“

Kael, annesine doğru yürüdü ve kucaklaştı. “Özür dilerim anne, işler.. yoğundu.“

Carlos, kitabını kapattı ve gülümsedi. “Oğlum, her zaman hoş geldin. Ama arkandaki kalabalığa yeni kişiler eklenmiş gibi.“

Kael, geri çekilip arkasındaki dokuz kadın’dan beşine baktı. “Onlar... yeni arkadaşlarım, tanıştırmak isterim.“

Maria, şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. “Beş yeni “kadın“ arkadaş demek ha~ (*^_^*).“

Kael: “(* ̄ー ̄)“

...

Cassandra, “Cassandra.“

Arkhe, “Arkhe.“

Lumina, “Lumina.“

Seraphina, “Seraphina.“

Vespera, “Vespera.“

Maria, birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra, “Kael... gerçekten hiç durmuyorsun, değil mi?“ diyerek güldü.

Carlos, kıkırdadı. “Ne bekliyordun? Bizim oğlumuz bu.“

Seraphina ise, iki arkadaşına katılarak “Sana yakışan insanları seçmişsin. Hepsinde güzel bir enerji var,“ dedi.

Kael, hafifçe gülümsedi. “Teşekkür ederim, anne Seraphina.“

...

Bahçedeki geniş masaya oturduklarında, Maria ve Seraphina, uzun zamandır görmdeikleri çocukları için mutfağa girip kahvaltı hazırlamak istedi. Carlos ise Kael ile sohbet ediyordu.

“Peki, buraya sadece tanışmak için mi geldin?“ diye sordu Carlos.

Kael başını salladı. “Aslında... bir teklifim var. Sizi, Syr’in ailesiyle birlikte Genesis Layer’a taşınmaya davet etmek istiyorum.“

Carlos, kaşını kaldırdı. 
“Aurelion ve Selvaria mı?“

Kael, “Evet,“ diye cevapladı.

“Onlar, özellikle Aurelion.. fazla meşgul kişiler, Selvaria bile bizimle ayda en fazla beş, altı kere vakit getirebiliyor, yinede sormak istersen sorsbilirsin.“

“Peki baba..“ diye yanıtladı Kael.

Syr başını salladı. “Evet. Babam ve annem, birçok galaksideki konularla ilgilenmek zorundalar. Zamanları çok kısıtlı.“

Carlos, düşünceli bir şekilde, “Yani onları davet edeceksin?“

“Eğer kabul ederlerse,“ dedi Kael.

...

Tanışma seansı ve yemekten sonra Kael, Syr ve Selvaria ile birlikte Aurelion’un yanına doğru yola çıktılar.

Kael, 『Nihility Gözleri』ni kullanarak Aurelion yerini buldu ama yanında ne ile meşgul olduğunada gördü.

“..bu biraz sorunlu.“

Syr şaşkınlıkla sordu, “Kael, sorun olanda ne?“

Kael cevap verdi, “yakında görüceksin.“

...

Kael, Syr ve Selvaria ile birlikte ışınlandıklarında kendilerini devasa bir savaş alanının ortasında buldular.

Gökyüzü, kızıl ve mor tonlarında yanıp sönüyordu. Uzayda devasa çatlkalar, parçalanmış gezegen kalıntıları ve etrafta dans eden yıldırımlar vardı. Uzakta, iki devasa figür birbirleriyle çarpışıyordu.

Biri Aurelion’du. Devasa, görkemli ve tanrısal bir ışıltıyla kaplıydı. Karşısındaki ise... karanlık, kaotik ve şekilsiz bir varlıktı.

Syr, nefesini tuttu. “Baba!“

Selvaria’nın yüzü endişeyle gerildi. “Bu ne... Bu varlık ne?“

Kael, gözlerini kısarak baktı. 『Nihility Gözleri』 ile analiz etti.

[ Isim: Kozmik Yiyici
Yaş: 5,2 Milyon 
Tür: Parazit Solucan
Durum: Mükemmel 

Yetiştirme: Göksel [5.Yükseliş]
Beden Arıtma: Göksel [5.Yükseliş]

───○ Ruh vb. ○───

Ruhsal Yoğunluk: 11 Trilyon

───○ Fizikler ○───

• Yiyici [İlahi]

───○ Mutlak M. Bedeni Saflığı ○───

Mutlak Mana Bedeni Saflığı: 100%

───○ İstatikler ○───

 Can: 7,87Sx/7,89Sx (99%)
 Mana: 18,6Qn/19Qn (99%)

 Güç: 322T
 Canlılık: 789T
 Çeviklik: 13T
 Zeka: 19T

Açıklama:
Boyutlararası boşluklarda yaşayan, saf kaos ve yıkım enerjisiyle beslenen bir parazit. Karşılaştığı her şeyi absorbe ederek büyür. Zayıf noktası, kaos enerjisini emdiği için saf yaratım enerjisine karşı savunmasızdır. Ancak seviyesi, Tanrı Kademelerin bile başa çıkamayacağı kadar yüksek. ]

Kael, başını salladı. “Anladım. Bu yaratık, Aurelion’un enerjisini tüketiyor ve Aurelion kadar güçsüz birinin onunla uğraşması ile eğleniyor..“

Syr, panikle Kael’in koluna tutundu. “Onu nasıl durdurabiliriz? Babamı kaybedemem!“

Kael, sakin bir şekilde, “Syr, unuttun mu?
Ben şuanda Göksel Kademelerden bile daha güçlüyüm,“ dedikten sonra Aurelion ve Yiyici’ye doğru ilerlemeye başladı.

Syr ve Selvaria, merak ve şaşkınlıkla Kael’in ne yapacağını izledi.

“Birkaç beceri kullanmam yeterli olacaktır.. sonuçta artık hepsi Sonsuz Kademede.“

Kael, Aurelion’a yanına ışınlandı.

Aurelion, onu fark ettiğinde, gözleri şaşkınlıkla büyüdü. “Kael?! Geri mi döndün!
Tam zamanında geldin, senin gibi bir anomali şimdiye çok güçlenmiştir bana yardım et bu canavar çok güçlü.“

Kael, Aurelion’un yanına geldi ve omzuna hafifçe dokundu. “Kayınpeder.. bu canavar Göksel Kademe’de, sen bunu bana bırak ve Syr ile Anne Selvaria’nın yanına dön.. kızın senin için çok endişeli.“

Aurelion’un gözleri, Kael’in sakinliğine hayretle baktı. “Ama... bu yaratık...“

“Artık bir sorun değil, sonuçta.. ben buradayım, Anomali,“ dedi Kael.

Aurelion kafası ile onaylayıp geri çekildikten sonra, Kael Yiyici’ye döndü. Yaratık, Kael’i fark ettiğinde, kaotik bedeni titredi. Sesi, binlerce sesin birleşimi gibiydi

“Küçük... bir tanrı... daha... Beslenme... zamanı...“

Kael, hafifçe gülümsedi. 

“Senin gibi parazitlerle daha önce karşılaştım. 
Hatta senden çok daha güçlü olanlarla.“

Kaos Yutucu, hırıltılı bir ses çıkardı

“Yalan... söylüyorsun... Hiçbir... varlık... benden... daha güçlü... olamaz...“

Kael, başını iki yana salladı. 

“Sana katılmıyorum.“

Ve sonra, bir beceri kullandı

“『Vücut Güçlendirme』,“ 1Sp Mana Mana/S = +30M% Fiziksel Güç.

Üstüne her zaman aktif edebileceği beceri olan 『Yumruk İmparatoru』 becerisini Göksel Kademe’den, Sonsuz Kademe’ye yükseltti.

[ Ding... ]
[ Beceri: 『Yumruk Hükümdarı』 → 『Sonsuzluğun Yumruğu』
Kademe: Göksel → Antik Göksel [5×] → Aşkın Göksel [5×] → Nihai Göksel [5×] → Sonsuz [10×]
Tür: Pasif / Aktif

Açıklama:
Yumruk Niyeti anlayışın büyük ölçüde artar. 
Yumruk kullandığında +50Qa% → 50Qa × 1.250 = +62,5Qn% hasar artışı kazanırsın.

Bu hasar bonusu isteğe bağlı olarak kapatılabilir.

Yükseltme: [15/15]

Etki: 32.768× ]

Kael, yaratığının önüne ışınlanıp bir sonraki an gerilerek, tüm gücüyle bir yumruk attı.

Kontrolsüz atılan bu yumruğun ardından neredeyse Çoklu Evrenin yarısı yumruğun ardında ki titreşimi ve gücü hissetti.

Nihility’nin uzak köşelerindeki dört Sonsuz Kademe bile bu yurmuğun artçı şokunu algılayabildi.

Bedeninin yarısı toz olmuş Göksel Kademe yatatık, “Bu... bu mümkün değil! Ben... saf kaosum! Hiçbir şey... beni... absorbe... edemez!“ Dedi.

Kael, sesini yükseltmeden, 

“Sen saf kaos olabilirsin,“ dedi. “Ama ben, kaosun da yaratıcısıyım.“

Daha sonrasında tam güçte ama daha kontrollü ikinci bir yumruk ile yaratığın işini bitirdi.

Aurelion, şaşkınlıkla, “Bu... nasıl mümkün olabilir? Bu yaratıkla günlerdir uğraşıyorum!“

Kael, ona döndü ve gülümsedi. “Senin sorunun, onunla Tanrı Kademe gücünle, mana kullanarak savaşmaya çalışmandı. Oysa ki bu yaratıklar, enerji türünü emerek büyürler, eğerki bu tür yaratıklardan en az üç kat güçlü değilsen, onları mana kullanarak yenemezsin.
Ve asıl önemlisi bu canavar sadece Göksel Kademe olarak bile senden katbekat daha güçlüydü.“

Aurelion, anlamaya çalışarak, “Öyleyse... onu nasıl yendin?“

“Ben çok daha güçlendim, Kayınpeder.
Şuanda bir adet Sonsuz Kademe becerim varken diğer becerilerim Göksel Kademede.“

Aurelion, “(; ̄Д ̄)?? Sonsuz ve Göksel Kademe beceriler mi?
Her neyse, senden normal olmanı beklemek anormaldi zaten..“

Syr, yanlarına uçarak geldi ve Aurelion’a sarıldı. 
“Baba! Çok korktum!“

Aurelion, kızını kucakladı ve başını okşadı. “Üzgünüm, kızım. Seni endişelendirdim.“

Selvaria da yanlarına gelerek, 

“Aurelion, neden bize haber vermedin? Birlikte savaşabilirdik,“ dedi.

Aurelion, başını iki yana salladı. “Özür dilerim, tek başıma halledebilirim zannetmiştim..“

Kael “(* ̄ー ̄), kayınpeder.. sen ben yokken, nasıl ölmeden İlahi Kademe olmayı becerdin inan bilmiyorum.

“Hehe..“

Syr “Hehe de ne demek!?“ Diye kızgın bir şekilde sordu.

...

[ Ding... ]
[ Elde Edilenler:
• 1,1Qa × 10 = 11Qa İstatik Puanı
• 『Kozmik Yiyici’nin Sonsuz Çekirdeği』 - [Sonsuz] ×1
• 『Mutlak Kaos Özü』 - [Sonsuz] ×3
• 『Boyutlararası Parazit İradesi』 - [Sonsuz] ×1
• 『Sonsuz Boşluk Kalbi』 - [Sonsuz] ×1
• 『Kozmik Yutuluş Kristali』 - [Sonsuz] ×12
• 『Mutlak Yaratım Karşıtı Öz』 - [Sonsuz] ×5
• 『Sonsuz Uzay Solucanı Derisi』 - [Sonsuz] ×8
• 『Evren Yutan Diş』 - [Sonsuz] ×24
• 『Boyut Kırıcı Omurga』 - [Sonsuz] ×1
• 『Kozmik Çekim Bezi』 - [Sonsuz] ×2
• 『Kaos Yoğunlaştırıcı Organ』 - [Sonsuz] ×1
• 『Sonsuz Parazit Kanı [Litre]』 - [Sonsuz] ×50.000
• 『Mutlak Kaos Mana Damarı』 - [Sonsuz] ×2
• 『Yıldız Yutan Göz Küresi』 - [Sonsuz] ×1
• 『Kozmik Yiyici’nin Hakimiyet İradesi』 - [Sonsuz] ×1 ]

Kael envanterini açarak elde edilenleri kontol etti ve sonrasında karmaşıklığı düzenlemeye başladı.

[ • Ganimet [3.889.950/375T]

───◇ Tanrısal Özler & İradeler ◇───

• 『İrade』 - [Sonsuz] ×2
• 『İrade』 - [Antik Tanrı] ×1
• 『Öz』 - [Sonsuz] ×8
• 『Öz』 - [Nihai] ×5

───◇ Çekirdekler ◇───

• 『Çekirdek』 - [Sonsuz] ×1
• 『Çekirdek』 - [Yarı Tanrı] ×167
• 『Çekirdek 』 - [İlahi] ×43

───◇ Kalpler ◇───

• 『Kalp』 - [Sonsuz] ×1
• 『Kalp』 - [Yarı Tanrı] ×2
• 『Kalp』 - [İlahi] ×1
• 『Kalp』 - [Nihai] ×3

───◇ Kristaller & Özler ◇───

• 『Kristal』 - [Sonsuz] ×12
• 『Kristal』 - [Yarı Tanrı] ×9
• 『Kristal』 - [İlahi] ×18
• 『Kristal』 - [Nihai] ×17
• 『Mutasyona Uğramış Yıldız Özü』 - [İlahi] ×9

───◇ Pullar & Deriler ◇───

• 『Deri [Ton]』 - [Sonsuz] ×8
• 『Deri [Ton]』 - [Yarı Tanrı] ×1
• 『Şeytani Deri [Ton]』 - [Ultra Efsanevi] ×450.000
• 『Pullar』 - [Yarı Tanrı] ×273
• 『Pullar』 - [İlahi] ×97
• 『Yozlaşmış Pullar』 - [Süper Efsanevi] ×980.000
• 『Yozlaşmış Pullar』 - [Yarı Tanrı] ×12


───◇ Kemikler, Boynuzlar & Dişler ◇───

• 『Organlar』 - [Sonsuz] ×1
• 『Yozlaşmış Mana Damarı』 - [Sonsuz] ×2
• 『Dişler [×32]』 - [Yarı Tanrı] ×184
• 『Yozlaşmış Dişler [×32]』 - [Sonsuz] ×24
• 『Yozlaşmış Dişler [×32]』 - [Destansı] ×1.240.500
• 『Omurga』 - [Sonsuz] ×1
• 『Omurga』 - [Yarı Tanrı] ×1
• [Yozlaşmış Omurga] - [Süper Destansı] ×450.200
• 『Kemikler』 - [Yarı Tanrı] ×73
• 『Kemikler』 - [İlahi] ×43
• 『Boynuz [×2]』 - [Yarı Tanrı] ×4
• 『Boynuz [×2]』 - [İlahi] ×6
• 『Yozlaşmış Boynuz [×2]』 - [İlahi] ×112

───◇ Pençeler ◇───

• 『Pençe』 - [Yarı Tanrı] ×6
• 『Pençe』 - [İlahi] ×19
• 『Pençe』 - [Nihai] ×1
• 『Yozlaşmış Pençe』 - [Efsanevi] ×620.000

───◇ Ruh & Göz ◇───

• 『Göz Küresi』 - [Sonsuz] ×1
• 『Ruh Parçaları』 - [Yarı Tanrı] ×24
• 『Göz Küresi』 - [Yarı Tanrı] ×1
• 『Yozlaşmış Ruh』 - [İlahi] ×18

───◇ Enerji & Mana Kaynakları ◇───

• 『Mana Damarı』 - [Aşkın] ×4
• 『Mana Damarı』 - [İlahi] ×5
• 『Yozlaşmış Yıldız Tozu』 - [Yarı Tanrı] ×489
• 『Yıldız Tozu Parçaları』 - [İlahi] ×51

───◇ Ekipman & Özel Eşyalar ◇───

• 『Boşlukta Yürüyen Taç』 - [Yarı Tanrı] ×1
• 『Şeytani Kılıç』 - [Gizemli] ×4
• 『Ruh Emen Taş』 - [Süper Gizemli] ×2
• 『Sonsuz Açlık Parçası』 - [Tanrı] ×1


───◇ Et & Biyolojik Kaynaklar ◇───

• 『Et [Ton]』 - [Yarı Tanrı] ×28
• 『Et [Ton]』 - [İlahi] ×28
• 『Et [Ton]』 - [Süper Destansı] ×12.400
• 『Kan [Litre]』 - [Sonsuz] ×50.000
• 『Kan [Litre]』 - [İlahi] ×2
• 『Kan [Litre]』 - [Yarı Tanrı] ×85.000
• 『Yozlaşmış Kan [Litre]』 - [Yarı Tanrı] ×1

───《 Kullanılmış 》───
• 『Yokluk Yutan İlahi Ejder Çekirdeği』
• 『Boşluk Yılanının İlahi Çekirdeği』
• 『İlahi Zaman Kristali Parçaları』 ×8
• 『İlahi Uzay Kristali』 ×8
• 『İlahi Ejder Ruh Parçaları』 ×17
• 『Mutlak Boşluk Göz Küresi』 ×1
• 『Kadim Mana Damarı』 ×3
• 『Bozulmuş Tanrısal Kan』 ×2
• 『Mutasyona Uğramış Yıldız Özü』 ×5 ]

“Evet, bu şekilde daha iyi.. sonuçta hepsi neredeyse aynı işe yarıyor, aynı isim altında kalmaları daha iyi.“

[ Ding... ]
[ Beceri: 『Açgözlülük』
Kademe: Göksel
Tür: Pasif / Aktif

Açıklama: 
Yedi Ölümcül Günah’tan biri olan bu beceri, mağlup edilen düşmanların güçlerini ve özlerini çalmanıza olanak tanır.


Etkiler:

• Beceri Çalma: Öldürülen düşmanlardan günde 125 kez Beceri/Yetenek elde edilebilir (Maksimum Aşkın Tanrı kademe).
• İstatistik Hırsızlığı: Yok edilen her düşmanın tüm istatistiklerinin 25%’si kalıcı olarak kullanıcıya eklenir.
• Gelişim Sınırı: Çalınan istatistiklerle ulaşılabilecek toplam istatik, 
◦ ×30 [SINIR AŞIMI
◦ ×100 [TANIMSIZ SINIR]
◦ ×1.000 [AŞKIN SINIR]
◦ ×2.500 [MUTLAK AŞKINLIK]
[MAX] değerinin en fazla 2.500 katı olabilir.
• İstatik Depolama: 11Qa/Sonsuz


• Seviye Farkı Cezası: Kurban, beceri sahibinden her düşük “Uyanış“ kademe farkı için kazanılan ödüller 5 kat azalır.
• Seviye Farkı Avantajı: Kurban, beceri sahibinden her yüksek “Uyanış“ kademe farkı için kazanılan ödüller 10 kat artar. ]

“11Qa İstatik demek.. kullanalım bakalım.“

[ Ding... ]
[ -1.237,5 Trilyon İstatik ]
[ Kullanıcı: Kael Oksileon
Yaş: 5 (+20)
Tür: İnsan 
Durum: Mükemmel 

Yetiştirme: Gizemli [99Qa/100Qa] 【Sahte Tanrı】
Beden Arıtma: Gizemli [99Qa/100Qa] 【Sahte Tanrı】

───○ İstatikler ○───

 Can: 160T/160T → 15,6Qa/15,6Qa (100%)
 Mana: 1,08Sp/1,08Sp (100%)

 Güç: 3,2B [MAX+] → 312,5B [MUTLAK AŞKINLIK]
 Canlılık: 3,2B [MAX+] → 312,5B [MUTLAK AŞKINLIK]
 Çeviklik: 3,2B [MAX+] → 312,5B [MUTLAK AŞKINLIK]
 Zeka: 3,2B [MAX+] → 312,5B [MUTLAK AŞKINLIK] ]

“I have the POWER!“

Kael, istatistiklerinin katlanarak arttığını hissettiğinde, bedeninin her hücresinde yeni bir Galaksi doğuyor gibiydi. 

Kasları, kemikleri, kanı... Her şeyi, daha önce hiç tatmadığı bir güçle doluydu.

Ellerini açıp kapadı. Parmaklarının arasında, minik enerji kıvılcımları dans ediyordu. Artık sadece bir “Sahte Tanrı“ değil, istatiksel olarak gerçek bir Gökselle eşitti.

Syr, yanına gelip endişeyle, “Kael, iyi misin? Birden yüzün değişti,“ dedi.

Kael, başını kaldırdı ve gülümsedi. Gözlerinde, daha önce hiç görülmemiş bir derinlik vardı.

“Hiç bu kadar iyi olmamıştım,“ dedi, sesi sanki evrenin ta kendisiyle yankılanıyordu. “Sadece... gücüm, dahada ötesine geçti.“

Aurelion, kaşlarını çatarak Kael’i süzdü. “Bir anda değiştin. Ne yaptın?“

Kael, elini kaldırdı ve avucunda küçük bir enerji topu oluşturdu. Top, önce maviydi, sonra mora, sonra beyaza döndü ve ardından tüm renkleri aynı anda barındıran bir ışıltıya büründü.

“Pekte birşey yapmadım, sadece Göksel [2.Yükseliş]te ki birisi ile eşit derecede güçlü hâle geldim.. hemde temel gücüm ile.“

Selvaria, şaşkınlıkla, “Göksel mi?!“ diye çıkıştı.

Kael, başını salladı. “Evet.“

Aurelion, derin bir nefes aldı. “Sen gerçekten... anormal bir varlıksın, Kael.“

Syr, gururla, “O benim sevgilim!“ dedi ve Kael’in koluna sarıldı.

Kael, gülümseyerek Syr’in saçlarını okşadı.

“Pekala, kayınpeder. Artık bu iş bittiğine göre, seni, ailem ile birlikte, benim boyutum olan 『Genesis Layer』a taşınma teklif ediyorum.“

Aurelion, bir süre düşündü. Sonra, Kael’e baktı ve başını salladı.

“Kabul ediyorum. Oğlumu yerime geçmesi için bırakma zamanı yakındı zaten, emekli olmanın vakti gelmiş.
Zaten, bir torun sahibi olmak... büyük bir ayrıcalık.“

Kael, şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. “Torun?“

Aurelion, sırıttı. “Ne sandın? Kızım seninle, ben de dede olmayı bekliyorum.
Oğullarım ve Syr’in ablası bir türlü kendilerine uygun kişiler bulamadılar.“

Syr, yüzü kızararak, “Baba!“ diye çıkıştı.

Selvaria, kıkırdayarak, “Aurelion, Syr için biraz erken değil mi?“

Aurelion, omuz silkti. “Erken değil, bence tam zamanı. Kael, sen ne dersin?“

Kael, hafifçe gülümsedi. “Haha, bunu.. sonra konuşuruz.“

...

Gezegen Velathar’a döndüklerinde, Carlos ve Maria, Aurelion’un taşınma kararını büyük bir sevinçle karşıladılar. Hemen planlar yapılmaya başlandı.

Carlos, elinde bir harita ile, “Genesis Layer’da hangi bölgeye yerleşeceğiz?“ diye sordu.

Kael, “Benim yaşadığım gezegende on bin kilometre büyüklüğünde bir yaşam alanı inşaa ettim.
Orada onlarca kilometre büyüklüğünde Malikeneler içeren yerler var, oralardan birine yerleşebilirsiniz, yada isterseniz boş bir gezegende sıfırdan ev yapıp yaşayabilirsiniz.
Tamamiyle sizin isteğinize bağlı.“

Maria, gözleri parlıyarak, “Bu cennet gibi geliyor“

Kael, başını salladı. “Haha, anne bu daha da iyisi. Ayrıca, Syr ve diğer kızlarla birlikte ziyaret edebileceğimiz yakın bir konumda. Yani ailecek vakit geçirebileceğiz.“

Seraphina, yanına gelerek, “Peki ya diğer ailelerimiz? Mesela Cassandra’nın veya Arkhe’nin? Onlar da gelmek ister mi?“ diye sordu.

Kael, düşündü. “Arkhe’nin anne veya babası yok, onun tek ailesi benim ve diğer kızlar, Cassandra’nın ailesi ise.. onlar biraz sıkıntılı ve onlarla bağları kesmek daha mantıklı, ama bunu tabikide Cassandra’ya sormak gerekli.

...

Birkaç gün sonra, 『Genesis Layer』ın “Prime“ gezegeninde, büyük bir aile toplantısı düzenlendi. Kael’in ailesi, Syr’in ailesi, Lumina’nın ailesi, Vespera ve Seraphina’nın aileleri... Hepsi bir araya gelmişti.

Kael:
• Carlos Oksileon [Baba]
• Maria Oksileon [Anne]
• Lyra Oksileon (2 Yaş)

Syr:
• Aurelion Moonlight [Baba]
• Selvaria Moonlight [Anne]
• Aldric Moonlight (238 Yaş)
• Darian Moonlight (122 Yaş)
• Dahlia Moonlight (59 Yaş)

Lumina Everfrost:
• Alden Everfrost [Baba]
• Viona Everfrost [Anne]
• Kaelen Everfrost [Erkek Kardeş]
• Joran Everfrost [Erkek Kardeş]

Seraphina Pyreheart:
• Valdris Pyreheart [Baba]
• Isolde Pyreheart [Anne]
• Eira Pyreheart (56 yaş)
• Thorne Pyreheart (52 yaş)
• Caelus Pyreheart (40 yaş)
• Evelyn Pyreheart (16 yaş)


Vespera Noctis:
• Umbra Noctis [Baba]
• Lunara Noctis [Anne]

Kael öne çıkarak konuştu.

“Hepiniz 『Genesis Layer』a hoş geldinizi!“

...

Bölüm Sonu

 • Tepki Bırakmayı

 • Yorum Atmayı, unutmayın!

Yazar Notu: Bu bölümün normalden daha kısa olduğunun farkındayım ama aklına yazacak herhangi bir konu gelmedi.
Bu seri dışında sadece bir fikrim olduğu için Dragon Ball ve Mushoku Tensei hakkında birkaç yazı yazdım ve tek bir gün içinde resmen en az 5 bölüm yazabildim.
Ama işte sorun şu ki bu seride yapıkacak herhangi bir fikrim yok.
Ne yapsam gidip rastgele birkaç Nihility’de Sonsuz Kademenin üzerinde kişilerin kurduğu bir turnuvaya veya yarışmaya filan mı katsam Kael’leri?

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi