Bölüm 171
Bölüm 171 – Bağ
Çeviri: Raban
Sunny birkaç kez gözlerini kırpıştırdı. Nephis’in söylediklerini anlamaya çalışıyordu.
Ölüm kalım meselesi mi... Nephis böyle söylüyorsa durum gerçekten vahim demekti. Sonuçta o laf olsun diye konuşan biri değildi.
Ama ona güvenemezdi de. Aralarının eskisi gibi olmasını her ne kadar istese de bunun artık mümkün olmadığını biliyordu. Bundan böyle bu ilişkinin oluru yoktu.
Sunny artık Değişen Yıldız’ın gerçek yüzünü biliyordu. Sınır tanımayan kararlılığını kendi gözleriyle görmüştü. Ruhunda yanan beyaz alevler içinde ne varsa küle çeviriyordu. Sadakat, merhamet, sevgi… insani değerleri yüreğinde yanan o cehennem aleviyle birlikte yok oluyordu.
Nephis’in gözü amacından başka hiçbir şey görmüyordu. Aralarındaki bağ ne kadar güçlü olursa olsun, Sunny, onun bu bağ uğruna amacını ikinci plana atıp atmayacağından emin olamıyordu. Nephis gerekirse hedefine ulaşmak için her şeyi, herkesi feda edebilirdi. Sunny’yi bile…
Yani en azından Sunny’nin aklından böyle geçiyordu.
Üstelik Neph ne kadar gizlemeye çalışsa da Sunny’e karşı tavrının değiştiğini sezdiriyordu. Sunny neyin değiştiğini tam olarak söyleyemiyordu ama bakışlarında belli belirsiz bir fark vardı.
Yıkılan güveni yeniden inşa etmek, yeniden kazanmak hiç kimse için kolay değildi. Bazen de imkânsızdı.
... ve tüm bu olanlara rağmen, kendisinden yardım isteyen bu tatlı kızı… şey… haşin kızı geri çevirebilir miydi?
Sunny derin bir iç çekip gözlerini kapattı.
...Hayır. Hayır, bunu yapabileceğini sanmıyordu.
Araları ne kadar gerilmiş olsa da Nephis onun için hala bu dünyada değer verdiği iki insandan biriydi. Neph’e duyduğu bağlılık... neredeyse ikinci bir kusura dönüşmüş gibiydi.
Ne kadar istese de bunu atamıyordu.
Zamanla ruhuna kök salmıştı. Ayrı kalırlarsa solup yok olacağını ummuştu ama tam tersine, daha da güçlenmişti. Artık ondan kaçamıyordu.
Sunny, insanlarla uğraşmanın getirdiği bütün o karmaşanın içine yeniden çekildiğini hissediyordu. Lanet olsun! Buraya dönmek istememesinin sebebi zaten tam da buydu. Her şeyi geride bırakabilmek için bunca sıkıntıya katlanmışken, neden tek başına sürdürdüğü huzurlu, keyifli, oh be dünya varmış dediği hayattan vazgeçsindi ki?
‘Hay ben böyle işin!’
Ama bir türlü hayır diyemiyordu.
...Düşünüce, kabul etse bile, yine onun peşine takılıp her dediğini yapacağı anlamına gelmezdi ki bu.
‘Hımm…’
Eğer birlikte çalışacaksalar bu kez şartları Sunny belirleyecekti.
‘Salak! Aklın nerelere gitti yine! Buraya Azize için Hatıra almaya geldin. Odaklan!’
Değişen Yıldız beklentiyle ona bakıyordu. Sunny rahat ve kendinden emin görünmeye çalışarak konuştu:
“Konuşabiliriz tabii, ama şuan olmaz. İşlerim bitince... yanına uğrarım.”
Konuşmak istediği mesele ne kadar önemli dese de o kadar da acil olamazdı. Sonuçta Nephis, Sunny’nin bugün buraya döneceğini bilmiyordu. Mantıken, kaybedecek vakti yoksa burada onunla oyalanmazdı.
Değişen Yıldız birkaç saniye sustu. Yüzü ifadesizdi. Sonunda donuk bir sesle karşılık verdi:
“Olur. Beni nerede bulacağını biliyorsun.”
Sunny gülümsedi.
“Ha, bu arada... Senin için sakıncası yoksa Gece’yi de yanımda getireceğim.”
İkisi de kuşkuyla ona baktı.
“Beni de mi?”
Sunny yakışıklı adama döndü. Sorusuna şaşırmış gibi yaparak karşılık verdi:
“Diğer arkadaşlarımla da tanışmak istemiyor muydun? Eminim o garip sorularının hepsini cevaplarlar!”
Kai tereddütteydi.
“...Yani olur herhalde?”
“Güzel!”
Sunny ona başını salladıktan sonra Nephis’e baktı. Nephis belli ki hayranı olduğu şarkıcıya gerçekten güvenip güvenemeyeceğini ölçüp tartıyordu.
“Anlaştık o zaman. Şimdi müsadenle...”
Aslında Sunny de yakışıklı okçuya pek güvenmiyordu. Ama onun yalanları anlayabilmesi, Değişen Yıldız’la konuşurken son derece işine yarayacaktı.
Ne de olsa Nephis, Sunny’nin üçkâğıtçılık okulunun tek mezunuydu.
Kai’yi itekleyerek oradan uzaklaştırdı. Nephis’ten yeterince uzaklaştıklarında sordu:
“Peki, ne öğrenebildin? Şu Hatıralardan bahset bakalım.”
***
Çok geçmeden Parlak Şato’ya giriyorlardı. Bu görkemli ama iç daraltan yere dönmek Sunny’ye tuhaf geliyordu. Ama bu kez şatoya saygı değer birinin misafiri olarak gelmişti. Soğuktan, karanlıktan ve dehşetten biraz olsun kurtulabilmek için bir Ruh Parçacığı ödeyen o zavallı çocuk değildi artık. Muhafızlar ona küçümseyerek baksalar da karışmadılar.
Sallanan kafataslarının altından geçerek göz alıcı süslemeleri olan o tanıdık salona girdiler. Harper’ın arkasında oturduğu gösterişli masa bile hala yerindeydi. Ama şimdi Harper’ın yerinde, en az onun kadar sıska ve mutsuz görünen genç bir kız oturuyordu. Önündeki parşömene bir şeyler karalıyordu.
Bir insan ölmüş, dünya için bunun hiçbir önemi yoktu. Gidenin yeri hemen dolduruluyor, hayat kaldığı yerden devam ediyordu.
Ölen de unutulup gidiyordu zaten.
Sunny yüzünü buruşturdu.
“Eee, satın alabileceğim Hatıralar buldun mu? Fiyatları neymiş?”
Kai gülümsedi. Sunny’ye peşinden gelmesini işaret ederek konuştu:
“Daha iyisini yaptım. Hatıra Dükkanı’na iki davetiye ayarladım.”
Sunny kaşlarını çattı.
“Ne? Hiç duymadım.”
Çekici genç adam başını salladı.
“Duymaman normal. Çeşitli Hatıraları inceleyip uygun fiyata satın alabileceğin bir yer. Ah, yani... uygun derken burada kimlerin borusu öter biliyorsun. O yüzden buranın müşterisi genelde Ordu mensupları oluyor.”
Mantıklıydı. Gunlaug, kendisine bağlı olmayan insanlar arasında Hatıraların serbestçe el değiştirmesine asla izin vermezdi. Ama muhafızlarla avcıların, Yönelimlerine uymayan Hatıraları Ruh Parçacıklarıyla ya da kendilerine uygun başka Hatıralarla takas edebilecekleri bir yere ihtiyacı vardı.
“Peki, sen bu davetiyeleri nasıl aldın?”
Kai omuz silkti.
“Bilirsin, Ruh Parçacığın varsa çözülmeyecek iş yok. Asıl mesele de bu aslında, bizim gibi kendi halinde takılanların çok azında var.”
Şatonun yasak bölümlerinden birine girmeleri Sunny’yi şaşırtmıştı. Birkaç koridoru aşıp birkaç kat merdiven indikten sonra önlerine sağlam bir ahşap kapı çıktı.
Üzerine bir kılıç ve kalkan simgesi çizilmişti.
Kai, Sunny’ye göz kırptıktan sonra kapıyı açıp içeri girdi.
Sunny de peşinden girdi.
Odanın içini görür görmez gözleri heyecanla parladı.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.