Fiziksel özelliklerimden, yaşımı tahmin etmeleri zaten mümkün değildi.
Ama şimdi…
Karşılarında duran şeyin ne olduğu konusunda ilk kez ciddi şekilde tereddüt ediyorlardı.
—————————————————————
...
İki hafta göz açıp kapayıncaya kadar geçmişti. Takvimler artık 18 Aralık’ı gösteriyordu; yani Dahiler Turnuvası’nın başlamasına yalnızca iki hafta kalmıştı.
Velathar’a ayak bastığımız ilk günkü yabancılık hissi çoktan kaybolmuştu. Bu gezegen—yüksek mana yoğunluğu, karmaşık sosyal dengeleri ve güçlü yetiştiricileriyle—beklediğimden çok daha hızlı bir şekilde “normal” hâle gelmişti.
En azından… bizim için.
Benim dışımda Nimara, Elaria, Celeste ve Syr de turnuvaya katılmak istediklerini açıkça dile getirdikleri anda, hepimiz bilinçli bir şekilde yoğun bir güçlenme sürecine girdik.
Bu iki hafta, sıradan bir hazırlık süreci değildi. Bu, kelimenin tam anlamıyla bir sıçrama dönemiydi.
Özellikle Syr…
Syr, benim Bağlantılı Boyutum içindeki, 10.000× Mana Alanında neredeyse aralıksız yetiştirme yaptı. Dış dünyada geçen iki hafta, içeride çok daha uzun ve ağır bir sürece dönüşmüştü.
Ve sonuç…
2 haftada Altın Kademeden, Elmas Kademe’nin zirvesine.
Bu başarıyı gören biri olsaydı, ya yalan söylediğimizi düşünürdü ya da Syr’in arkasında akıl almaz bir destek olduğunu fark ederdi.
Gerçi… ikincisi doğruydu.
Ama Syr’in başarısı yalnızca dış koşullara bağlı değildi. Kanı, özü ve Moonlight soyundan gelen potansiyeli, bu ortamda sonunda tam anlamıyla açığa çıkmıştı.
Syr, Elmas Kademeye yükselmiş olmasına rağmen istatistiklerini daha fazla arttıramıyordu. Sebep oldukça basitti: Elmas Kademe’nin doğal istatistik sınırı 75.000’di ve Velathar’da, onun bu sınırı zorlayabileceği herhangi bir vahşi canavar veya zorlu hedef yoktu.
Bu yüzden mana ve güç potansiyeli bir noktada tıkanmıştı; gelişim ancak sabit bir seviyeye kadar devam edebiliyordu.
Elaria ve Celeste ise, Efsanevi Kademenin başlangıcına yükselmişlerdi; güçleri ciddi şekilde artmıştı ama Nimara’nın yanında hâlen daha geri planda kalıyorlardı.
Nimara ise, adeta bir güç patlaması yaşamıştı. Kendi sınıfındaki tüm sınırları zorluyor, Obsidyen Kademenin Zirvesine ulaşmıştı. Ve gözle görülür bir hızla ilerlemeye devam ediyordu; tahminimce, yaklaşık bir gün içinde Efsanevi Kademeye yükselmesi mümkün olacaktı.
Kızların güçleri, bu iki haftalık süreçte beklentilerin çok ötesinde artmıştı.
Syr, bilerek Yetiştirme Kademesini Elmas Kademe’de sabit tutmasına rağmen, mana miktarını Elaria ve Celeste’ye kıyasla çok daha ileri bir seviyeye taşımıştı. Bu, tamamen bilinçli bir tercihti; temeli olabildiğince sağlamlaştırmak istiyordu.
Ama…
Nimara bambaşkaydı.
Bu kısa zaman diliminde, en çok antrenman yapan açık ara Nimara oldu.
Uzayda yolculuk ettiğimiz zamanlarda bile, herkes dinlenirken ya da gevşerken, Nimara benim Bağlantılı Boyutumda manasını durmaksızın sıkıştırıyor, özümsüyor ve arttırıyordu. Onun için “ara vermek” diye bir şey yoktu.
Ve sonuçlar… sayılara döküldüğünde oldukça netti.
Elaria ve Celeste’nin mana miktarı 1 trilyon civarında seyrediyordu.
Syr, Elmas Kademe’de kalmasına rağmen, bunu 3,5 trilyon seviyesine çıkarmıştı.
Ama Nimara—
31 trilyon mana.
Evet. Yanlış duymadınız.
Bu, Elaria ve Celeste’nin mana miktarının tam otuz katı, Syr’inkinin ise yaklaşık on katıydı.
Bu fark, yalnızca sayısal değildi. Saf baskı, mana yoğunluğu ve süreklilik açısından da aradaki uçurum açıktı.
Bu yüzden…
Elaria ve Celeste Efsanevi Kademe’de olsalar bile, Nimara onları 1’e 2 bir dövüşte bile rahatlıkla karşılayabiliyordu.
Hatta dürüst olmak gerekirse— bu bir “karşılamak” meselesi bile değildi. Bu, üstünlüktü.
Ve bu tabloya bakınca şunu anlamak zor değildi: Dahiler Turnuvası başladığında, sahnedeki en tehlikeli isimlerden biri yalnızca ben olmayacaktım.
...
Son zamanlarda Manama ve Manasal becerilerime çok daha fazla önem verdiğim için, kılıç niyetimi ve “İmparatorun Kılıç Ustalığını“ fazla geliştirmedim.
Ama yinede arada bir yaptığım eğitimler ve şimdi önem vererek yaptığım kılıç eğitimleri sayesinde ikisinin de ilerlemesi oldukça iyi oldu.
Bağlı Beceri:İmparatorun Kılıç Niyeti(Orta Düzey):18% → (Yüksek Düzey):1%]
Ve Kılıç Niyetimi aşılamam sayesinde iki kılıcımın kazandığı etki oldukça güçlüydü.
[Ding...
Kılıç Niyeti Etkisi – Özel
『Yok Edilemez』 [Efsanevi]
İmparatorun Kılıç Niyeti’nin doğrudan aşılanması sonucunda, bu kılıç 『Yok Edilemez』 [Efsanevi] özel etkisini kazanmıştır.
Bu etki aktif olduğu sürece: •Efsanevi Kademe altındaki hiçbir saldırı, kaynağı, ölçeği veya kapsadığı yıkım seviyesi ne olursa olsun, kılıç üzerinde en ufak bir hasar izi dahi bırakamaz.
•Efsanevi Kademe üzerindeki saldırılar, kılıca hasar verebilir; ancak oluşan hasar, saldırının gerçek potansiyeline kıyasla ciddi ölçüde bastırılır ve azaltılır.
•Hasarın azaltımı, saldırının gücüne değil, saldırının ait olduğu Kademe’ye göre belirlenir.
Not (Gerçeklik Kuralı): Bu etki, güç ölçeği veya yıkım kapasitesine değil, Kademe temelli gerçeklik hiyerarşisine dayanır. Bir saldırı, ister tek bir dünyayı, ister sayısız evreni yok edebilecek düzeyde olsun; eğer Efsanevi Kademe’nin altındaysa, bu kılıcı yok etmesi mutlak olarak imkânsızdır.]
Bu sadece düşmanların hasarlarını değil, benim de kılıca bıraktığım hasarı engelliyor. Yani, bir “Gümüş“ Kademe olmama yüzünden, kılıcımı ne kadar zorlasam veya ne kadar Mana ve Niyet aşılasam, kılıç asla körelmez veya hasar görmez.
Önceden fark ettiğim gibi, Efsanevi Kademe olan kılıcım Astral Işık, anlık olarak en fazla 50 Trilyon Manaya kadar sağlam bir şekilde kullanılabiliyordu.
Süper Efsanevi olan kılıcım Eclipsera ise en fazla 250 Trilyon Manaya kadar dayanabiliyordu.
Ve bu, Manamın kalitesi artmadan önceydi.
Şimdi Eclipsera, 10 Trilyon Manadan sonra “çökme” düzeyine giriyor diyebilirim. Ama bu Özel Etki eklendikten sonra, ne kadar umursamazca kılıcımı kullansam da, hiçbir yan hasar oluşmadı.
Gerçi bu yüzden 28 Kasım’da, 1 Milyar enerji karşılığında SüperEfsanevi kademeden sonra gelen Ultra Efsanevi bir kılıç yarattım:
Mutlak Ayırım Kılıcı – Omnifragor
[Ding...
Ekipman: Omnifragor Kademe: Ultra Efsanevi
Açıklama: Sayısız gerçekliğin temas noktalarında dövülmüş bu kılıç, ne yok etmek ister ne de korumak. Omnifragor yalnızca parçalar. Parçaladığı şey ister madde olsun, ister enerji, ister kader- sonuç değişmez.
>Özel Etki 1: Keskinlik – Saf Ayırım
•+1000% Hasar
•Saldırılar, hedefin savunmalarının %10’unu yok sayar. Yalnızca Konsept Kademe, savunmalara kadar etkilidir, Omnifragor, Kanun veya Yasa seviyesindeki Savunmaları aşamaz
>Özel Etki 2: Dayanıklılık – Sabit Çekirdek
•+800% Can
•+800% Dayanıklılık
•Fiziksel ve enerjik korozyona karşı bağışıklık sağlar.
Omnifragor hasarı reddetmez, ona katlanır.
>Özel Etki 3: Elemental Yatkınlık – Dengeli Akış
•+300% Elemental Büyü Verimliliği
•Kullanılan bir element: Diğer tüm elementlerin gücünü %5 arttırır. Bu etki üst üste binebilir ve kontrol kaybına yol açmaz.
>Özel Etki 4: Ufuk Kırılması
•Her 100. saldırıda, hedefin bulunduğu noktada uzaysal ufuk çatlar.
•Etki alanındaki düşmanlar: Maksimum canlarının %1’ini gerçek hasar olarak alır. Hasar Reddedilemez, yalnızca Konsept’in üstü hasarı görmezden gelebilir.
•1 saniye boyunca yön ve konum algısını kaybeder.
>Özel Etki 5: Mana Direnci – Derin Rezonans Çekirdeği
•Omnifragor’un mana taşıma ve iletme kapasitesi +%400 arttırılır.
•Kılıcın saniyede dayanabildiği mana miktarı (Kılıcın Sahibinin, Mana Miktarına göre hesaplanmıştır): 50 trilyon → 250 trilyon mana / saniye Aşırı mana akışı
>Özel Etki 6: Mutlak Mana Darbesi
•Kullanıcı, Omnifragor’a yoğun mana yükleyerek tek bir yıkıcı saldırı gerçekleştirebilir.
•Harcanan mana arttıkça: Hasar doğrusal değil, katlanarak yükselir.
•Bu saldırı: Zırh ve bariyerleri doğrudan aşındırır, Mana temelli savunmaları öncelikli olarak parçalar.
•Sınırlama: Kullanımdan sonra: Kılıç 3 saniye boyunca mana kabul etmez. Kullanıcının mana dolaşımı kısa süreliğine dengesizleşir.
Bu bir “spam” yeteneği değil. Karar anı saldırısıdır.
––<< >>––
Kılıç Niyeti Etkisi – Özel
『Yok Edilemez』 [Efsanevi]
İmparatorun Kılıç Niyeti’nin doğrudan aşılanması sonucunda, bu kılıç 『Yok Edilemez』 [Efsanevi] özel etkisini kazanmıştır.
Bu etki aktif olduğu sürece: •Efsanevi Kademe altındaki hiçbir saldırı, kaynağı, ölçeği veya kapsadığı yıkım seviyesi ne olursa olsun, kılıç üzerinde en ufak bir hasar izi dahi bırakamaz.
•Efsanevi Kademe üzerindeki saldırılar, kılıca hasar verebilir; ancak oluşan hasar, saldırının gerçek potansiyeline kıyasla ciddi ölçüde bastırılır ve azaltılır.
•Hasarın azaltımı, saldırının gücüne değil, saldırının ait olduğu Kademe’ye göre belirlenir.
Not (Gerçeklik Kuralı): Bu etki, güç ölçeği veya yıkım kapasitesine değil, Kademe temelli gerçeklik hiyerarşisine dayanır. Bir saldırı, ister tek bir dünyayı, ister sayısız evreni yok edebilecek düzeyde olsun; eğer Efsanevi Kademe’nin altındaysa, bu kılıcı yok etmesi mutlak olarak imkânsızdır.]
Bu kılıcı, daha fazla Manaya dayanabilmesi için özel olarak yarattım ve sonuç oldukça etkileyiciydi.
Bu kılıcı turnuvada kullanmayı planlıyorum. Diğer kılıçlarım olan Eclipsera’yı 800 Milyon Enerji karşılığında Ultra Efsanevi’ye yükseltip, Boşluk Elementine uygun olarak düzenleyeceğim ve Celeste’ye vereceğim. Astral Işık’ı ise 870 Milyon Enerji ile Ultra Efsanevi’ye yükseltip, Syr’e vereceğim.
Nimara ve Elaria için ise, 20 gün sonra yani Ocsilaus’a göre 7 Ocak, Dahiler Turnuvası’nın başlayacağı gün, iki adet Süper Efsanevi kılıç yaratacağım.
Onlara da Ultra Efsanevi kılıç vermek isterdim, ama zaman yok. Tek bir Ultra Efsanevi Kademe yaratmak 20 gün sürüyor.
Eğer sadece bir kişi için UltraKademe bir kılıç yaratırsam, diğer kişi ailesi tarafından verilmiş en fazla Destansı Kademe ekipmanı kullanmak zorunda kalacak ve ben bunu istemiyorum. Ultra ve Süper Efsanevi arasında güç farkı olsa da, Destansı Kademe kullanmalarından çok daha iyi bir durum.
...
Ben ve kızlar toplanmış, sessizce birbirimize bakıyorduk. Havanın içinde hafif bir gerginlik vardı, ama bir o kadar da kararlılık.
Kael, ellerini cebine sokarak hafifçe gülümsedi: >“Herkes oldukça hazır görünüyor. Düşmanlarımızın güçlerini tam olarak bilmiyorum, ama yüksek sıralarda olacağımıza dair inancım tam.”
Syr, başını yavaşça salladı, gözlerinde kararlı bir parıltı vardı: >“Hazırım… aslında hepimiz hazırız. Ama mana kontrolümü daha da geliştirmem gerekiyor. Senin bize verdiğin beceriler olmasa, gücümüzün sınırlarını bile fark edemezdik. Şu anda elimizdeki her şeyi doğru ve tam anlamıyla kullanabilmek için hâlâ çalışıyorum.”
Kael, Syr’in sözlerini dinlerken hafifçe başını salladı, ardından yüzünde bir tebessüm belirdi: >“Merak etme Syr. Burada ben varım. Ben olmasam bile, Nimara büyü konusunda benim kadar yetenekli. Sadece güç değil, kontrol de çok önemli.”
Bir süre sessizlik oldu, ama bu sessizlik gerginlikten değil, düşünceden kaynaklanıyordu. Kael sonra yavaşça devam etti: >“…Bir aile olarak birbirimize yardım etmeliyiz. Sadece birbirimize güvenmekle kalmayıp, güçlerimizi birleştirmeliyiz. Birlikte, neredeyse imkansız gibi görünen şeyleri başarabiliriz.”
Bu sözler üzerine, hepimiz hafifçe gülümsedik. Sanki o an, kelimelerden daha fazlası konuşuyordu; geçmişin anıları, birlikte yaşadığımız zorluklar ve kazandığımız küçük zaferler, hepsi gözümüzün önünden geçiyordu.
“Aile” kelimesi sadece dört harfli bir sözcük değildi; o kelime, paylaştığımız anların, birbirimize olan güvenin ve bağın kendisiydi.
Ama bu dört harfli kelime bir yandan da sorumluluk demekti. Önümüzde bekleyen turnuva, yeteneklerimizin ve kararlılığımızın gerçek bir testi olacaktı. Kim bilir, bu engelin üstesinden birlikte gelebilecek miydik?
Kael, gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. Ardından tekrar açtı ve bize bakarak söyledi: >“Bütün engelleri aşamasak bile… en azından birlikteyken hiçbir şeyden korkmamamız gerek.”
Bu sözler herkesin aklında yankılandı. Her birimizin kalbinde küçük bir güven ışığı yanmıştı; tıpkı yıldızların karanlıkta parladığı gibi. Hepimiz biliyorduk ki, kaderin ne getireceğini kimse bilemezdi. Ama birlikte olursak, neredeyse her şey mümkün olabilirdi.
...
Şimdi önlerinde bir engel vardı, bir turnuva, acaba hep birlikte bu engelin üstesinden gelebilecekler miydi?
Sonuçta, kaderin neler getireceğini.. kimse bilemez.
...
•Tekpi Bırakmayı
•Yorum Atmayı, unutmayın!
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.