Yukarı Çık




244   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   246 

           
245.Bölüm: 46.Kısım – Yeni Hikaye (2)
______________________________________________

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı, enkarnasyon Yoo Joonghyuk üzerine bir milyon jeton yatırdı.]

Sistem mesajı salonda yankılandı ve takımyıldızlarının dikkati bana yöneldi. Açıkça dezavantajlı olan bir dövüşe jetonumu yatırmıştım. Bu hareketim bazı takımyıldızlarının ilgisini çekti.

   [Takımyıldızı Perşembenin Gök Gürültüsü sana karşı olumlu bir tavır gösteriyor.]

   [Takımyıldızı Sabah Yıldızı Tanrıçası sana karşı olumlu bir tavır gösteriyor.]

Ancak yalnızca birkaç takımyıldızı böyle tepki verdi. Çoğu takımyıldızı kumarın hararetine kapılmıştı.

   [Hahaha! Delisin sen! Madem öyle, ben de 500.000 jeton yatırıyorum!]

En başından beri Buz Çiçeği Tanrıçası tarafına bahis yapan Küstah Bataklık Yırtıcısı ilk konuşan oldu. Ardından izleyen takımyıldızları teker teker katılmaya başladı.

   [Takımyıldızı Sakin Ada Gurmesi, enkarnasyon Zhuge Lingling üzerine 20.000 jeton yatırdı.]

   [Takımyıldızı Beyaz Kalenin Efendisi, enkarnasyon Zhuge Lingling üzerine 30.000 jeton yatırdı.]

...

Mesajlar ardı ardına geliyordu. Çoğu mesaj, Buz Çiçeği Tanrıçası Zhuge Lingling için jeton yatırıldığını gösteriyordu.

Yoo Joonghyuk’un tarafında olan tek kişi bendim.

   [Takımyıldızı En Karanlık Baharın Kraliçesi, enkarnasyon Yoo Joonghyuk üzerine 300.000 jeton yatırdı.]

...Ha?

Refleksle gizemli bir gülümsemeyle bakan Persephone’ye göz attım. Biraz endişeli bir tonla sordum.

   [...Emin misiniz?]

   [Hmm? Ne demek istiyorsun?]

Cevap veremeyen kişi bendim. Belki de Persephone için 300.000 jeton yatırmak önemsiz bir şeydi. Bu arada yanımda işgüzar bir adam vardı.

   [Hmm, yaşlı cadı. Böyle para harcadığında Hades sana söylenmiyor mu?]

   [Ben nine falan değilim. O yüzden Seri Üretim İmalatçısı, sözlerine dikkat etsen iyi olur.]

   [Senin yaşındaki bir kadın ölçülü yemeli...]

   [Tartarus’a atılmak istemiyorsan kelimelerine dikkat et... dur, sen de mi bahis yaptın?]

Persephone’nin sorusu üzerine Seri Üretim İmalatçısı güldü.

   [Takımyıldızı Seri Üretim İmalatçısı, enkarnasyon Yoo Joonghyuk üzerine 150.000 jeton yatırdı.]

Seri Üretim İmalatçısı bana bakarak konuştu.

   [Bu ayki Dokkaebi Çantası’nda işler pek iyi gitmediği için çok fazla bahis yatıramadım.]

Aslında tam olarak satın aldığım Eoren’in Kılıcı’nın fiyatını yatırmıştı. Muhtemelen komisyon ücreti dışında bir kazancı olmayacaktı.

Her hâlükârda onlara minnettardım. Onlar sayesinde daha heyecanlanan takımyıldızları da jeton yatırmaya başladı.

   [Takımyıldızı Neşe ve Kutlamanın Tanrıçası, enkarnasyon Zhuge Lingling üzerine 50.000 jeton yatırdı.]

Bahislere yatırılan jetonlar çığ gibi büyüdü ve kısa süre içinde altı milyon jetona aştı. Artık Gurme Derneği’nin takımyıldızları bakışlarını tek bir noktaya çevirmek zorundaydı.

   [Geber! Çabuk Gebert onu!]

   [Jetonlarımı kaybedersem seni öldürürüm!]

Arenadaki insan seyircilerden hiçbir farkları yoktu... Bu ‘hikâyeleri’ yaşamama rağmen garip bir şekilde heyecanlandığımı hissettim. Seri Üretim İmalatçısı düşüncelerimi okumuş gibi gülerek konuştu.

   [O kadar hikâye yaşadılar ki... bu tür hikâyelere her zaman aç olmaları şaşırtıcı değil .]

   [...Evet, sanırım haklısınız.]

   [İster takımyıldızı olsun ister insan, hikâyenin karşısında herkes sadece bir çocuktur. Bu arada, kazanma şansımız var mı?]

   [Endişeli misiniz?]

   [Hayır, öyle değil ama...]

   [Kazanma şansı yoksa, yaratmam gerekecek.]

Daha doğrusu, bunu yüksek çarpanlı bir zafere dönüştürmem gerekiyordu. Yoo Joonghyuk ölürse, bu tur mahvolurdu. Durum böyleyse, işi düzgün yapmak daha iyiydi.

   [Özel yetenek Her Şeyi Bilen Okuyucunun Bakış Açısı etkinleştirildi!]

Kaybedemezdik.

   [Mevcut hedefle bağlantı kuramazsın.]

Siktir, Yoo Joonghyuk... Hâlâ aynı mesajı alıyordum. Ama tek yöntem bu değildi.

   “Biyoo.”

   [Baat.]

Beklerken Biyoo elini hareket ettirdi ve önümde kişisel bir panel açıldı. Ekran kısa süre sonra genişledi.

Küstah Bataklık Yırtıcısı garip bir çığlık attı ve korkunç zehirli bir sis saldı.

   – Uwaaaack!

Dumana dokunan herkes oksitlenerek çığlık attı. Küstah Bataklık Yırtıcısı’nın durumuna bakılırsa statüsünün yaklaşık üçte birini kullanıyordu. Üçte biri bile mekânı mahvetmeye yeterdi. Etraftaki takımyıldızları da onun olasılık kullanmasını destekliyordu.

Mekânın zemini canavarın ayaklarıyla parçalanmıştı. Korkunç bir yıkım gücüydü. Yine de Barış Diyarı ya da Kara Kale ile kıyaslandığında o kadar güçlü değildi. O zamanlarda dış tanrılar inmişti.

Yine de bu durumun Barış Diyarı ya da Kara Kale’den daha iyi olduğunun da bir garantisi yoktu.

Barış Diyarı’nda Paradoksun Beyaz Yıldırımı Kyrgios vardı. Kara Kale’de ise Goryeo’nun İlk Kılıcı.

...Peki şimdi kim vardı?

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı, enkarnasyon Yoo Joonghyuk’a bakıyor.]

Mesajımı gören Yoo Joonghyuk kaşlarını çattı.

   “...Kim Dokja. İşin bitti mi?”

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı, hâlâ devam ettiğini söylüyor.]

   “Hâlâ mı?”

O anda Yoo Joonghyuk’un gözlerinde bir şüphe gölgesi belirdi. Küstah Bataklık Yırtıcısı’na bakarak sordu:

   “Yoksa... bu herif senin yüzünden mi ortaya çıktı?”

Şu piç çok hızlı fark etmişti.

   “...Kim Dokja?” Büyük bir öfkeyle doluydu.

Özür anlamında elimi uzattım.

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı, enkarnasyon Yoo Joonghyuk’a 100 jeton sponsor oldu.]

   “Buna ihtiyacım yok!”

Tam o sırada Küstah Bataklık Yırtıcısı hareket etti. Kendi gezegenindeki tüm bataklıkları yöneten antik bir kertenkeleydi. Başının tezahürü, kertenkeleye dönüşmüş olan Buz Çiçeği Tanrıçası’nın sırtından aniden yükseldi.

Enkarnasyonun bedeninden mahrum bırakılmasıyla korkunç bir çığlık duyuldu. Kertenkele bağırarak ileri atıldı ve devasa kuyruğunu Yoo Joonghyuk’a doğru savurdu.

Kertenkele kuyruğu Yoo Joonghyuk’un Güçlü Öz Savunma yeteneğini parçaladı ve onu sert bir şekilde vurdu.

   “Kuk...”

Görünüşe göre Yoo Joonghyuk henüz aşkınlığın ikinci aşamasına ulaşmamıştı. Zaten iki hafta gibi kısa bir sürede ikinci aşamaya ulaşması imkânsız olurdu.

Yine de birinci aşamada Buz Çiçeği Tanrıçası’nı bu hâle getirebilmesi şeytani bir kabiliyet sayılırdı.
Ama zamanımız kalmamıştı.

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı bir istekte bulunuyor.]

Yoo Joonghyuk daha önce birkaç kez Her Şeyi Bilen Okuyucunun Bakış Açısı’nı deneyimlemişti, ne istediğimi anlaması gerekiyordu. Ama verdiği tepki beklenmedikti.

   “İstemiyorum.”

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı, böyle devam ederse herkesin öleceğini söylüyor.]

   “Ölmeyeceğim.”

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı, inat etmenin zamanı olmadığını söylüyor.]

Doğrusunu söylemek gerekirse Yoo Joonghyuk’un bedeninde Elektrifikasyon kullansam bile o canavarı devirebileceğimden emin değildim. Geçen seferki gibi Dördüncü Duvar kullanmanın bir yolu olabilirdi ama bu sadece zihinsel yetenek kullanan takımyıldızları için mümkündü.

Yoo Joonghyuk saldırmak için hızlı adımlar kullanırken Küstah Bataklık Yırtıcısı yeniden zehrini hazırladı. Ağzının etrafındaki kıvılcım sayısına bakılırsa bu gerçekten yıkıcı bir saldırı olacaktı.

Yoo Joonghyuk’u acele ettirmeye çalıştım ama o kararlıydı.

   “Git ve yapman gerekeni yap, Kim Dokja.”

Beklenmedik bu hareket karşısında panikledim. Hayır, bugün bu piç neden bu kadar inatçıydı? Hızla etrafa baktım. Durum böyleyse dövüş sanatları turnuvası mahvolsa bile başka birinin yardımını almam gerekiyordu.

Burada bize yardım edebilecek kadar güçlü yalnızca bir kişi vardı. Göğü Yaran Kılıç Azizi, Namgung Minyoung. Kyrgios ya da Cheok Jungyeong tarafından bile bastırılamayacak bir güçtü. O yüzden bu canavarla tek başına başa çıkabilirdi. Kısa süre sonra seyirciler arasında Göğü Yaran Kılıç Azizi’ni mantı yerken buldum.

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı yardım istiyor.]

Mesajıma rağmen Göğü Yaran Kılıç Azizi mantıları çiğnemeye devam etti. Arada yanında uzanan Göğü Yaran Kılıç Ustası’na da mantı yediriyordu. Onların altındaki koltuklarda Jang Hayoung ve Han Myungoh yan yana oturmuş mantı yiyordu.

...Bu insanlar ne yapıyordu? Sonra bir kez daha mesaj gönderdim.

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı...]

Tam o sırada Yoo Joonghyuk konuştu.

   “...Shin Yoosung. Dinliyor musun?”

Bu sözlerle birlikte Biyoo ortaya çıktı.

   […Baat?]

   “Kim Dokja’nın ekranını kapat.”

Biyoo zorlanıyormuş gibi Yoo Joonghyuk’a baktı. Shin Yoosung’un anılarının ne kadarının kaldığını bilmiyordum ama düşününce bu iki kişinin çok karmaşık bir ilişkisi vardı.

Yine de bu onun yeniden doğmadan önceki hikâyesiydi. Artık durum farklıydı. Biyoo benim dokkaebim olduğuna göre Yoo Joonghyuk’u dinlemesi için bir sebep yoktu. Ama omzumda oturan Biyoo aniden üzgün bir ifadeyle bana baktı.

   [Baat, baaat…]

   “...Biyoo?”

   [Baaat… Ku… kuoooh…]

Saçma bir oyunculuk yaptı ve Biyoo uyuyormuş numarası yaparak yere yığıldı. Aynı anda kişisel panelim kapandı ve Yoo Joonghyuk’un görüntüsü kayboldu.

   [Bağlantın kesildi.]

   “Hayır, bu da ne...!”

Ne olduğunu anlayamadım. Biyoo neden birden böyle davranmıştı? Revize edilmiş Hayatta Kalma Yolları’nda böyle bir durumdan hiç bahsedilmiyordu.

   – Waaahhhhhhhh!

Aniden bir çığlık duyuldu ve dikkatimi sahneye kurulmuş olan panele çevirdim.

   [Bu...?]

Şaşkına dönen takımyıldızları panele doğru hareket etmeye başladı. Persephone ve Seri Üretim İmalatçısı da panele yaklaşıyordu. Ekran, önünde toplanmış yüzü aşkın takımyıldızı yüzünden tamamen kapanmıştı.



   [Hayır, bir dakika! Bakmama izin verin!]

Aralarındaki boşluklardan girmeye çalıştım ancak takımyıldızların kalabalığı çok yoğundu. Ekrandan gelen tek şey gök gürültüsü sesiydi. Yine de sadece sesten bile ne olduğunu anlamak mümkündü.

Göğü Yaran Gök Gürültüsü Kılıcı.

Çaldığım sahte versiyonun aksine, gerçek gök gürültüsü kılıcıydı. Görünüşe göre yıkıcı bir darbe olmuştu; Küstah Bataklık Yırtıcısı korkunç bir çığlık atmıştı.

Bakmadan bile cevap belliydi. Neyse ki Göğü Yaran Kılıç Azizi vardı.

Rahat bir nefes aldım. Göğü Yaran Kılıç Azizi müdahale ettiği için Yoo Joonghyuk zarar görmemişti. Bu sayede dövüş sanatları turnuvası iptal edilecekti ama Yoo Joonghyuk’un ölmesinden iyiydi.

Tam o sırada biri bağırdı.

   – Oh! Göğü Yaran Kılıç’ın öğrencisi!

   – Göğü Yaran Kılıç Güzeli!

…Göğü Yaran Kılıç Güzeli mi?

   [Enkarnasyonun dövüş sanatlarını küçümsememeliyiz.]

   [B-Bu nasıl… bu sadece aşkınlığın gücü değil miydi...?]

   [Hahaha, ilginç bir yetenek. Bu Asgardlı bir takımyıldızının işi olabilir mi?]

   [Benim zevkime göre değil.]

Salonun içindeki gerçek sesler bilinmeyen bir sebeple giderek hararetleniyordu.

   [Takımyıldızı Altın Başlığın Esiri şaşkınlık içinde.]

   [Cinsiyet değiştirmeyi seven takımyıldızı haz içinde kıvranıyor.]

   [Takımyıldızı Şeytanvari Ateş Yargıcı kin dolu gözyaşları döküyor.]

Kanal ve ziyafet salonu. Her yerden gelen dolaylı mesajlar yüzünden başım dönüyordu.

   [Jetonlarım! Hayır! Jetonlarım…!]

   [Uwaaaaaah!]

Hayır, burada neler oluyordu? Nefesimi tutup statümü kullanarak takımyıldızlarının arasından ilerledim. Zar zor panelin önüne ulaştığım anda ekrandan bir yıldırım saldırısı daha geldi. Güçlü yıldırım yüzünden ekran tamamen beyaza döndü.

Işık yavaş yavaş soldu ve kaybolduğunda siyah küller kar gibi etrafa saçıldı. Gözlerimin önünde bir adam hareketsiz duruyordu. Kibirli bir ifadeyle kılıcını kaldırmış olan Yoo Joonghyuk’tu.

Ayaklarının altında yıldırım tarafından kömürleşmiş dev bir kertenkele yatıyordu. Yoo Joonghyuk kertenkele cesedinin üzerinden indi ve arenanın bir köşesine yürüdü. Oraya saplanmış siyah bir şeyi çekip çıkardı.

   – Bu yarışmada ikinci diye bir şey yok.

Bu Kara Göksel Şeytan Kılıcı’ydı.

   – O yüzden bu benimdir.

Ardından sunucunun sesi yankılandı.

   – Dövüş Sanatları Turnuvası’nın kazananı belli oldu!

Bunun nasıl mümkün olduğunu anlayamıyordum. Gözlerimi ovuşturup tekrar baktım. Durum hâlâ aynıydı. Müdahale eden kişi Göğü Yaran Kılıç Azizi değil... Yoo Joonghyuk muydu?

   – Kazanan, Göğü Yaran Kılıç Güzeli Yoo Joonghyuk!

Hayır, bu Göğü Yaran Kılıç Güzeli de ne demekti...? Sorularım uzun sürmedi. Çünkü kulaklarımı dolduran sistem mesajları her şeyi bastırdı.

   [Yan Senaryo — Gurme Derneği Bahsi tamamlandı.]

   [Bahsi kazandın.]

   [Yeni bir hikâye elde edildi!]

   [Hikâye Mucize Kumarbaz elde edildi.]

Ardından jetonların düşme sesi duyuldu.

   [Yan senaryo ödülü elde edildi.]

Refleksle jeton sayımı kontrol ettim. Sayılar sanki yükü taşımakta zorlanıyormuş gibi yavaşça yükseliyordu.

   [Sahip Olunan Jetonlar: 1,986,725 J]

   ...

   [Sahip Olunan Jetonlar: 2,790,876 J]

   ...

   [Sahip Olunan Jetonlar: 3,890,875 J]

Takımyıldızlarının yatırdığı jetonlar, bakiyemde kar gibi birikmeye devam ediyordu.

+

Çeviri: Sansanson

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

244   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   246