Yukarı Çık




65   Önceki Bölüm 

           
66.Bölüm - Turnuva (9/???)

—————————————————————

Kael’in eli Nimara’nın sırtında gezindi.

“Senin için… her şeyi kazanırım.”

Ve o an, ikisi de biliyordu

Gece bitmemişti.

Sadece bir ara vermişlerdi.

—————————————————————

...

4.GÜN (1 - 8 MAÇLAR)

• 1.Maç: Seraphine Oxyleon (Antik Kademe – Zirve.) Vs Liora (Antik Kademe)

• 2.Maç: Myra Frost (Antik Kademe) Vs Nyx Whisper (Gizemli Kademe) 

• 3.Maç: Aenwyn Moonlight (Elmas Kademe) Vs Vaelin Shadow (Antik Kademe) 

• 4.Maç: Soren Moonchild (Gizemli Kademe) Vs Elaria Moonstar (Efsanevi Kademe)

• 5.Maç: Ormyr Khaelen (Antik Kademe – Zirve) Vs Valerius (Gizemli Kademe)

• 6.Maç: Ignis Pyre (Gizemli Kademe) Vs Jaxen (Gizemli Kademe) 

• 7.Maç: Victor Ironbound (Gizemli Kademe) Vs Orion (Antik Kademe - Zirve) 

• 8.Maç: Baelin (Antik Kademe) Vs Kael Oksileon (Gümüş Kademe) 

...

Kael ve Nimara birlikte geçirdikleri gecenin ardından yataktan kalktılar, beraber banyo yaptılar ve temizlendiler.

“Kael… gerçekten çok iyiydin. Eğer gerçeği bilmeseydim seni zaten defalarca seks yapmış biri sanırdım.”

Kael, Nimara’nın sözlerinden sonra bir an duraksadı, düşündü ve sonra cevap verdi

“Hmm… belki de ilk seferimdeğildir?”

Nimara, Kael’in ne demek istediğini anlayamayınca şaşkınlıkla sordu

“Ne demek istiyorsun?”

Aralarına tuhaf bir sessizlik çöktü. Birkaç düzine saniye sonra Kael devam etti

“Eğer üç gün önce yapsaydık… ilk seferim olacaktı.” Kısa bir duraksamadan sonra ekledi
“Önceki… ya da daha doğrusu eski yaşamlarımdan birinin anılarını uyandırdım. Tetikleyici neydi ya da neden oldu bilmiyorum… ama oldu.”

Nimara, Kael’in söylediklerini kelime kelime anladı. Ne kastettiğini çok net kavramıştı.

“Bana anlatmak ister misin… ne hatırladığını ve…” 
Nimara hafifçe duraksadı, sonra devam etti

“...hatırladıkların hakkında ne hissettiğini?”
Kael, Nimara’ya sessiz ve düşünceli bir şekilde baktı.

Kael hafifçe gülümseyerek “…Şimdi değil, Nimara. Şimdi değil. Ama daha sonra anlatacağıma emin olabilirsin.” dedi.

Ne yapacağını bilemeyen Nimara sadece gülümseyerek Kael’in yanağını okşadı.

Ardından dudaklarını Kael’in dudaklarıyla mühürledi.

Kael buna sadece izin verdi.

Sonra koyu saçları ve yontulmuş hatlara sahip yüzüyle hafifçe gülümsedi. Galaksinin renkleriyle bütünleşmiş gözleri heyecanla parladı ve öpücüğü daha da derinleştirdi.

Dilleri birlikte dans ediyor, birleşiyordu.

Banyo seansları böylece birkaç saat daha uzadı.

...

Bir buçuk saat sonra, saat sabah 08:30’u gösterdiğinde nihayet Kael ve Nimara temizlenmiş halde banyodan çıktılar.

Kurulanıp giyindikten sonra sabah kahvaltısı için yemek odasına gittiler.

Elaria ve Celeste onları her zamanki gibi normal bir şekilde karşılasa da Syr’in yüzünde bilmiş bir gülümseme vardı.
Bir süre sonra Syr, Nimara’nın yanına yaklaşıp kulağına eğildi ve fısıldadı

“Kael’le geçirdiğin vakit nasıldı?”

Nimara önce tepki vermese de ne kastedildiğini anladı ve domates gibi kızardı.

İlk başta zorlasa da sonunda Syr’le özel olarak konuşmayı kabul etti ve Kael’le yaşadıklarını teker teker anlattı.

Syr ile Nimara sohbet ederken Kael ve diğerleri bir arada vakit geçirip sohbet ettiler.

Saat sabah 10:00’a yaklaşırken hep birlikte turnuva alanına gitmek üzere yola çıktılar.
Yarım saat kadar seyircilerin yerlerine yerleşmesini bekledikten sonra spiker, günün maçlarını tanıtmaya başladı.

İlk maçta her zamanki gibi Seraphine Oxyleon vardı, üçüncü maçta Syr, dördüncü maçta Elaria ve sekizinci maçta ise Kael yer alıyordu.

...

1. Maç: Seraphine Oxyleon vs. Liora

Seraphine arenaya adım attığında, kılıcı hâlâ sessizdi. Liora, Antik Kademe ışığıyla arenayı parlak bir alana çevirmeye çalıştı; [Işığın Gazabı] becerisiyle kör edici bir parlaklık yaydı. Ancak Seraphine tek bir hareketle “Eşik Görüşü”nü aktive etti.

Liora’nın tüm potansiyel hamlelerini önceden gördü. Kılıcı bir kez savruldu– görünmez bir pençe gibi. Liora’nın ışık kalkanları cam gibi dağıldı. Maç yaklaşık 5 dakika içinde bitti, Liora arenanın dışına savruldu.

• Kazanan: Seraphine Oxyleon

2. Maç: Myra Frost vs. Nyx Whisper

Myra, buz konseptiyle arenayı bir kristal cehenneme çevirdi. Nyx gölgelerin içinde kaybolmaya çalıştı, “Ruh Kesen” hançerleriyle Myra’nın savunmasını delmeye uğraştı. 

Ancak Myra’nın [Mutlak Buz Alanı] gölgeleri bile dondurdu. Nyx’in hançerleri buz kılıflarına hapsoldu. Myra tek bir buz mızrağıyla rakibini yere serdi. Nyx pes etti.

• Kazanan: Myra Frost

3. Maç: Aenwyn Moonlight (Syr) vs. Vaelin Shadow

Vaelin Shadow, Antik Kademe gölge suikastçısı olarak arenaya girdi. Gölgelerin içinde kayboldu, “Ruh Kesen”(evet aynı) hançerleriyle Syr’i köşeye sıkıştırmaya çalıştı. Ancak Syr gözlerini kapadı ve fısıldadı

“Öz Ateşi: Ruhsal Güç.”

Bir ruh yandı. Ateş Elementi etkisi +100.000%.

Syr’in etrafında soluk gümüş alev yükseldi. Vaelin’in gölgeleri alev tarafından yutuldu.
 Syr, “Kaçma Oranı” ile %20 ihtimalle tüm saldırılardan kaçındı. Vaelin’in hançerleri boşluğa çarptı.

Syr bir adım attı.

İmparator Aşama: Ölüm Elementi – Tekillik.”

100 m²’lik ölüm dairesi oluştu. Vaelin’in görüşü karardı. Element algısı yok oldu.

Syr, “Sonsuz Boşluk Kılıcı: Birinci Adım – Boyutsal Kesiş” ile uzayı yardı. 

Vaelin’in gölgeleri dağıldı.

Syr, Astral Işık’ı Vaelin’in boğazına dayadı.

“Teslim ol.”

Vaelin titreyerek başını eğdi.

• Kazanan: Aenwyn Moonlight (Syr)

4. Maç: Soren Moonchild vs. Elaria Moonstar

Soren Moonchild, ay ışığını mızraklara dönüştürerek saldırdı. Elaria ise Lunaveris’i çekti.

Ay Alevi Biçimi.”

Kılıç saf ay ateşiyle kaplandı.

Soren’un ay mızrakları Elaria’ya çarptı ama [Durdurulamaz Kılıç] konseptiyle 80% yavaşlatma ve bastırma etkisini reddetti.

Elaria bir adım attı.

Sonsuz Boşluk Kılıcı: Birinci Adım – Boyutsal Kesiş.”

Uzay yarığı Soren’un mızraklarını yuttu. Soren’un ay ışığı kalkanları çatladı.

Elaria’nın kılıcı Soren’un boğazına dayandı.
Soren pes etti.

• Kazanan: Elaria Moonstar

5. Maç: Ormyr Khaelen vs. Valerius

Ormyr, Antik Zirve gücüyle Valerius’un gölge tekniklerini yıldırım alanı içinde boğdu. Valerius’un tüm kaçış yolları kapanınca Ormyr tek bir “Mutlak Çöküş” darbesiyle maçı bitirdi. Valerius baygın halde arenadan çıkarıldı.

• Kazanan: Ormyr Khaelen

6. Maç: Ignis Pyre vs. Jaxen

Ignis’in cehennem ateşi Jaxen’in şok dalgalarını yaktı. Jaxen patlamalarla direnmeye çalışsa da Ignis’in ateş konsepti her şeyi küle çevirdi. Maç, Jaxen’in teslim olmasıyla sona erdi.

• Kazanan: Ignis Pyre

7. Maç: Victor Ironbound vs. Orion

Victor, metal elementiyle arenayı demir bir kaleye çevirdi. 

Karşısında ise maskeli, sessiz bir figür duruyordu: Orion.
Orion’un varlığı bile tuhaftı.

Konuşmuyordu. Aura’sı yoktu. Sadece… oradaydı.

Dövüş başladığında Victor’un demir duvarları anında çatladı. 

Orion’un eli havada bir daire çizdi ve ortaya “??? - Yıldızların Yutumu” çıktı. 

Bu, Konsept Aşama’nın üstünde gerçek bir Kanun varyantıydı.

Yıldızların ışığını ve enerjisini yutan, her şeyi mutlak boşluğa çeken kadim bir güç.

Victor’un metalleri, zırhı, hatta kendi bedeni bile toza dönüştü. 

Orion tek bir harekette Victor’u arenanın dışına fırlattı.

Kimse ne olduğunu tam anlayamadı.

Orion, tek kelime etmeden arenadan çıktı.

• Kazanan: Orion

8. Maç: Baelin vs. Kael Oksileon

Baelin, Antik Kademe ejderha nefesiyle arenaya girdiğinde herkes onun kazanacağını düşünüyordu. ( ( ̄ー ̄ ) )

Ya da.. o öyle zannediyordu ( \(^o^)/ )

Kadim ejderha kanı taşıyan Baelin, alev ve zehir karışımı nefesiyle her şeyi yakıp yok edebiliyordu.

Kael sakin adımlarla sahneye çıktı. Aura’sı hâlâ bastırılmıştı.

“Başlayın!”

Baelin hemen “Kadim Ejderha Nefesi”ni serbest bıraktı. 

Arenayı kaplayan mor-ateş karışımı zehirli alevler Kael’e doğru aktı.
Kael tek elini kaldırdı.

Zamanın Mutlak Buyruğu: Yavaşlatma.”
Baelin’in nefesi havada dondu.

Kael bir adım attı ve [Uzay Elementi: %100] ile Baelin’in tam önünde belirdi. Parmaklarının arasında mor kıvılcım dönüyordu.

“Bu kadar mı?” diye sordu Kael sakin bir sesle.

Baelin gözleri faltaşı gibi açılmış halde geriye çekilmeye çalıştı ama zaman hâlâ Kael’in kontrolündeydi.

Kael elini Baelin’in göğsüne koydu.

Kaosun Mutlak Buyruğu: Bozunum.”

Baelin’in ejderha kanı anında çatladı.

Vücudu içten içe parçalanmaya başladı.

Zehirli alevler kendi kendine söndü.

Baelin dizlerinin üzerine çöktü.

Kael eğildi ve fısıldadı

“Teslim ol.”

Baelin titreyerek başını eğdi.

• Kazanan: Kael Oksileon

Spikerin sesi arenayı doldurdu

“KAZANAN… KAEL OKSİLEON!”

Tribünler yine şok içindeydi. Bir Gümüş Kademe, yeniden, Antik Kademe bir Yetiştiriciyi, hemde ejderha soyundan olan birini, tek dokunuşla yere sermişti.

Kael arenadan locaya doğru süzülürken gözleri Nimara’ya kaydı. Nimara gülümsüyordu.

Gün bitmemişti

Sadece ara vermişlerdi.

Ve birkaç saat içinde… yarı final başlayacaktı.

...

4.GÜN (9 - 12 MAÇLAR)

• 9.Maç: Seraphine Oxyleon (Antik Kademe – Zirve.) Vs Myra Frost (Antik Kademe)

• 10.Maç: Aenwyn Moonlight (Elmas Kademe) Vs Elaria Moonstar (Efsanevi Kademe)

• 11.Maç: Ormyr Khaelen (Antik Kademe – Zirve) Vs Ignis Pyre (Gizemli Kademe)

• 12.Maç: Orion (Antik Kademe - Zirve) Vs Kael Oksileon (Gümüş Kademe)

...

Arenadaki zemin henüz önceki maçların izlerini taşıyordu.

Parçalanmış taşlar, erimiş alanlar, donmuş yüzeyler…

Her biri az önce sergilenen gücün bir yankısıydı.

Ama şimdi—

Hava değişmişti.

Bu artık eleme değil…

Yarı final yoluydu.

Spikerin sesi tekrar yükseldi

“BUGÜNÜN 9. MAÇI… BAŞLIYOR!”

9.Maç, Seraphine Oxyleon ve Myra Frost arasındaydı.

Arenaya ilk adım atan Myra oldu.

Ayak bastığı anda zemin donmaya başladı.
Nefesi bile havada kristalleşiyordu.

Gözleri soğuktu.

Duygusuz.

Karşısında ise—

Seraphine.

Kılıcı hâlâ kınındaydı.

Antik Zirve gücü, arenanın üstünde görünmez bir baskı kurmuştu.

Myra ilk hamleyi yaptı.

Mutlak Buz Alanı.”

Tüm arena bir anda buzla kaplandı.

Sıcaklık sıfırın çok altına düştü.

Aynı önceki maçlardaki gibi, seyircilerin nefesi kesildi.

Myra elini kaldırdı.

Binlerce buz mızrağı oluştu.

“Çök.”

Mızraklar aynı anda Seraphine’e yöneldi.

...

Seraphine gözlerini kapadı.

Eşik Görüşü.”

Zaman… onun için yavaşladı.

Her mızrak.

Her açı.

Her olasılık.

Hepsi tek tek önüne serildi.

Gözlerini açtı.

Ve—

Kılıcını çekti.

Tek bir kesiş.

Hiçbir şey olmamış gibi görünüyordu.

Ama bir sonraki saniye—

Tüm buz mızrakları ortadan ikiye ayrıldı.

Sanki görünmez bir çizgiyle kesilmişlerdi.

Myra’nın gözleri daraldı.

Anında ikinci aşamaya geçti.

Donmuş Dünya: Kalp Dondurma.”

Alan değişti.

Artık sadece fiziksel değil…

Ruhsal bir donma vardı.

Seraphine’in hareketleri yavaşlamalıydı.

Ama—

Olmadı.

Seraphine bir adım attı.

Buz çatladı.

İkinci adım.

Alan kırıldı.

Üçüncü adım—

Seraphine, Myra’nın önündeydi.

Myra refleksle savunma oluşturdu.

Ama çok geçti.

Kılıç—

Bir kez indi.

Myra’nın buz zırhı parçalandı.

Ve dizlerinin üzerine çöktü.

Sessizlik.

...

“Teslim.”

Myra başını eğdi.

• Kazanan: Seraphine Oxyleon

10.Maç, kız kardeş gibi olan Aenwyn Moonlight nam-ı diğer Syr ve Elaria Moonstar arasındaydı.

Bu maç başladığında—

Atmosfer tamamen değişti.

İki taraf da… aynı kökten geliyordu.

Ama yolları farklıydı.

Elaria kılıcına sadık olarak ilerlerken, Syr ise her konuda ilerliyordu.

Elaria kılıcını çekti.

Lunaveris, ay ışığıyla parladı.

Syr ise gözlerini kapadı.

Derin bir nefes aldı.

“Başlayın!”

İlk hareket Elaria’dan geldi.

Ay Alevi Biçimi.”

Kılıç alev aldı.

Ama bu ateş… yakmıyordu.

Yok ediyordu.

Syr gözlerini açtı.

Öz Ateşi: Ruhsal Güç.”

Bir ruh yandı.

Alev yükseldi.

Ama bu sefer—

Daha yoğundu.

Daha karanlıktı.

İkisi aynı anda hareket etti.
Kılıçlar çarpıştı.

—BOOOOM!!

Şok dalgası tüm arenayı sarstı.

Elaria geri kaymadı.

Syr de.

Göz göze geldiler.

Elaria fısıldadı

“Syr, Elinden gelenin en iyisini yap!”
Syr gülümsedi.

“Her zaman.”

Elaria hızlandı.

Kılıç ışığa dönüştü.

Ardı ardına yüzlerce kesiş—

O anda, arenadaki on binlerce izleyici ve Evrende’ki Sayısız izleyici sadece bir ışık tufanı görüyordu. Elaria’nın kılıcı, fiziksel sınırlarını aşarak saf foton dalgalarına dönüşmüş, saniyede yüzlerce kesişle gerçekliği deliyordu.

Ancak...

Madalyonun diğer yüzünde, istatistiklerin soğuk ve acımasız mantığı işliyordu. Dövüş sanatlarında kadim bir kural vardır, Eğer bir saldırı, hedefin savunma eşiğini ve doğal direncini belirli bir oranda aşamıyorsa; o saldırı, bir darbe değil, sadece “temas“ hükmündedir.

Syr için bu saldırı yağmuru, fırtınalı bir denizin devasa bir kayaya çarpmasından farksızdı. Kaya aşınmazdı, sadece ıslanırdı.

Syr’in bedeninde sessizce çalışan pasif yetenek, [Öz Ateşi İçsel Yenilenmesi], onu biyolojik bir ölümsüzlük simgesine dönüştürmüştü.

• Birinci Katman: +3.000% Dayanıklılık ve Canlılık artışı. Bu, Syr’in hücresel dokusunun, sıradan bir Elmas Kademe savaşçıdan onlarca kat daha yoğun olduğu anlamına geliyordu.

• İkinci Katman: +5.000% Yenilenme hızı.

Fakat asıl dehşet verici olan, “Çarpan Faktörü“ydü. Konsept sahibi olduğu için, herhangi bir kaynaktan gelen iyileştirme etkisi, Öz Ateşi’nin potasında 51 kat güçlenerek işleniyordu. 

Bu, Syr’in aldığı en ufak bir iyileşme sinyalinin, bir anda bedensel bir restorasyon patlamasına dönüşmesi demekti.

Elaria saldırılarını sıklaştırdığı o kritik saniyede, Syr dudaklarını kıpırdattı

Öz Ateşi İyileştirmesi - Ruh.”

Syr, en az verimli olan Mana yerine, en saf ve en yıkıcı enerji olan Ruh kaynağını feda etmeyi seçmişti.

• Mana kullanımı: 1 dakikada 5% yenilenme sağlarken

• Ruh kullanımı: Sadece 10 saniye içinde 25% mutlak yenileme sağlıyordu.

Bu, aritmetik bir iyileşme değildi. Bu, varoluşsal bir “Geri Sarma“ işlemiydi. Elaria’nın kılıcı ışık hızında kesmeye devam etse bile, Syr’in ruhundan gelen enerji, hasarı henüz oluşmadan yok ediyordu.

Elaria’nın saldırılarının çoğu… hiç
gerçekleşmemiş gibi boşa düştü.

Elaria kaşlarını çattı.

“Demek böyle oynayacaksın.”

Kılıcını kaldırdı.

Sonsuz Boşluk Kılı–

Ama Syr daha hızlıydı.

İmparator Aşama: Ölüm Elementi – Tekillik.”

Syr’in aktive ettiği [İmparator Aşama: Tekillik], basit bir karanlık büyü değildir. Bu, 100 metrelik bir dairesel alan içinde “Bilgi ve Kavramın Mutlak Reddi“dir.

• Duyusal İzolasyon: Alan devreye girdiği anda, hedefin beyni dış dünyadan gelen tüm verileri reddeder. Işık, ses, koku ve hatta mananın titreşimi... Hepsi bir anda silinir.

• Direnç Çöküşü: Alan, hedefin ruhsal bağışıklığını 30-50% oranında aşındırarak onu “Ölüm Laneti“ne karşı savunmasız bırakır.

• Psikolojik Mutlakiyet: Bir dövüşçü için en büyük korku, rakibi tarafından görülmek değil; kendi varlığının bile farkında olamayacağı bir boşluğa hapsedilmektir.

Syr için bu alan, mutlak bir av sahasıdır. Elaria içinse, duyularının iflas ettiği bir idam mangası... Normal şartlar altında, bu dövüş burada bitmiş olmalıydı.

...

Syr bir adım attı.

Kılıcını kaldırdı.

“Bitirelim.”

Ama—

Tam o anda—

-!!?

Ay ışığı tekrar doğdu.

Elaria’nın sesi yankılandı

Sonsuz Boşluk Kılıcı. + Durdurulamaz Kılıç
Elaria’nın, Kael’dem öğrendiği Kılıç Tekniği [Sonsuz Boşluk Kılıcı], maddi dünyanın kurallarına tabi olmayan bir nesnedir.

Diğerleri Süper Destansı veya Efsanevi Kademeye sahipken.

Elaria diğerlerinden çok önce bir şekilde bu tekniği, Süper Efsanevi Kademe’ye yükseltti.

[İsim:Elaria Moonstar 
Yaş:12 → 13
Tür:Kraliyet Elfi
Durum:Sağlıklı

Yetiştirme:Efsanevi[3T/1Quad] → Efsanevi[5T/1Quad]

Beden Arıtma:Efsanevi[78T/1Quad] → Efsanevi[82T/1Quad]

———○ İstatistikler ○———

Can:1B/1B(100%)
               
Mana:990B/990B(100%)

Güç:999.999[MAX+]

Canlılık:999.999[MAX+]

Çeviklik:999.999[MAX+]

Zeka:999.999[MAX+]


———○ Beceriler ○———
+

『Sonsuz Boşluk Kılıcı』(Efsanevi) → (Süper Efsanevi)
... ]

...

Süper Efsanevi (Sonsuz+) kademesindeki bu silah, gücünü varlıktan değil, “Varlık Öncesi Boşluk“tan alır.

Syr’in “Tekillik“ alanı her şeyi karanlığa gömerken, Elaria’nın kılıcı bu karanlığın bile ötesindeki bir enerjiyi, Boşluk’un saf niyetini çağırdı.

VE

[Durdurulamaz Kılıç] Konsepti devreye girdiğinde, mantık silsilesi şu şekilde işledi

• Syr’in alanı duyuları ve elementleri siler.

• Ancak “Boşluk“, zaten silinecek bir şey barındırmaz; o zaten “yokluk“tur.

• Dolayısıyla, Ölüm Tekilliği’nin “silme“ etkisi, Boşluk Kılıcı üzerinde bir hedef bulamaz.

Elaria, hiçbir şey görmediği o zifiri karanlıkta, sadece kılıcının “kesme“ niyetine güvenerek uzay-zaman dokusunu yırttı. 

...

Alan yırtıldı.

Tekillik parçalandı.

Syr’in gözleri ilk kez genişledi.

Elaria kılıcını kaldırdı.

Ama bu sefer…

Farklıydı.

Kılıç hareket etmeden önce—

sonuç belirlenmişti.

Syr’in gözleri hafifçe daraldı.

İçgüdüleri bağırıyordu.

Bir şey yanlıştı.

Çok yanlış.



Bu bir saldırı değildi.

Bu—

bir karardı.

Syr’in “geri sarma” yeteneği, hasarı oluştuğu anda yok edebilirdi.

Ama burada…

Ortada geri sarılacak bir “süreç” yoktu.

Çünkü süreç hiç yaşanmamıştı.

Sonuç—

doğrudan varlığa yazılmıştı.

...

Elaria önündeydi.

Kılıç boynundaydı.

Ama—

Durdu.

İkisi de nefes nefeseydi.

Sessizlik.

...

Syr hafifçe gülümsedi.

“Gelişmişsin.”

Elaria da gülümsedi.

“Sen de.”

Bir saniye daha.

Sonra Syr kılıcını indirdi.

“Pes ediyorum.”

Tribünler patladı.

• Kazanan: Elaria Moonstar

11.Maç: Ormyr Khaelen vs Ignis Pyre

Bu maç—

Güç farkı üzerineydi.

Ignis sahaya çıktığında arena alev aldı.
Ama Ormyr…

Yerinden bile kıpırdamadı.

“Başlayın.”

Ignis doğrudan saldırdı.

Cehennem alevleri her şeyi yuttu.

Ama Ormyr elini kaldırdı.

“Yıldırım Alanı.”

Gökyüzü parçalandı.

Yıldırımlar indi.

Alevler bastırıldı.

Ignis dişlerini sıktı.

“Daha bitmedi!”

Tüm gücünü topladı.

Ama—

Ormyr yürümeye başladı.

Her adımda…

Ignis’in alevleri sönüyordu.

Mutlak Çöküş.”

Tek bir darbe.

—BOOM!!

Ignis yere çakıldı.

Bilinci kapandı.

• Kazanan: Ormyr Khaelen

Arenada artık yalnızca iki isim kalmıştı.
Herkesin beklediği...

Herkesin içten içe korktuğu o an gelip çatmıştı.

Spiker mikrofonu tutarken yutkundu, boğazındaki düğüm, profesyonelliğini gölgeliyordu. 

Sesi, Velathar’ın devasa hoparlörlerinden titreyerek yayıldı

“12. MAÇ…”

Kısa, sağır edici bir duraksama. Sanki zaman, bu ismi telaffuz etmekten çekiniyordu.

“ORION…”

Sessizlik, bir çığ gibi büyüdü.

“…ve KAEL OKSILEON!”

Kalabalık bir anda patladı, binlerce ses aynı anda gökyüzüne yükseldi. Ama bu seferki gürültüde saf bir heyecandan fazlası vardı.

Havada ağır, yapışkan bir gerilim asılıydı. Çünkü en alt kademedeki seyirciden en üstteki kadim varlıklara kadar herkes biliyordu...

Biliyordu ki, bu sıradan bir müsabaka değil, iki farklı evrensel kanunun çarpışmasıydı.

Kael, locadaki koltuğundan yavaşça, sanki bir tahtan kalkıyormuşçasına doğruldu.

Aurası hâlâ mühürlüydü, dışarıya sızan tek bir damla mana kırıntısı yoktu.

Ama bu sefer— her şey farklıydı.

Gözleri... Her zamanki galaktik derinliğinden daha karanlık, daha odaklanmış bir haldeydi. Locadan aşağı, arenanın tozlu zeminine doğru inerken arkasında bıraktığı sessizlik ağırdı.

Nimara, Syr, Celeste ve Elaria... Hepsinin bakışları Kael’in sırtına kilitlenmişti.

Syr ve Elaria, Kael’e olan sarsılmaz inançlarıyla onu sessizce selamlarken, Nimara ve Celeste’nin gözlerinde nadir görülen bir gölge vardı: Endişe. Çünkü hissetmişlerdi...

Bu Orion denilen adam, sadece güçlü değildi; o, “anlamsız“dı. Varlığı, sistemin içindeki bir hata, gerçekliğin dokusunda açılmış sessiz bir delik gibiydi.

Kael, merdivenlerin sonunda kısa bir an durdu. Başını ağır ağır geriye, ailesine doğru çevirdi. Göz göze geldiler.
Tek bir kelime dahi edilmedi.

Havada asılı kalan o saniyeler, binlerce cümleye bedeldi. Kael’in bakışlarındaki o hafif, güven veren parıltı, “İzleyin,“ diyordu. “Sizin için kazandığım bu dünyayı nasıl koruduğumu izleyin.“

Orion, zaten arenanın ortasındaydı.
Hareketsiz.

Sessiz.

Ve korkutucu derecede... boş. Gri pelerini rüzgârda bile kıpırdamıyordu. 

Oraya bir insan olarak değil, bir kavram olarak dikilmiş gibiydi. Kael arenaya ilk adımını attığı an—

ZEMİN TİTREDİ.

Ancak bu ne bir depremdi ne de kaba bir güç patlaması. Bu, iki devasa varoluşun aynı anda varlıklarını salmasıyla beraber, aynı alanda bulunmayı reddetmesinden kaynaklanan, galaksinin kendi içindeki feryadıydı. 

İki varlığın çarpışmadan önceki o dilsiz baskısı, atmosferdeki oksijeni bile yakıyordu.

Hakem, başlama işaretini vermek için ağzını açtı. Dudakları kıpırdadı ama tek bir ses çıkmadı. Boğazı, o yoğun manevi basınç altında kilitlenmişti.

Sonunda, titreyen elini havaya kaldırıp hızla aşağı indirdi.

Maç başlamıştı.

Ya da daha doğrusu, Velathar, tarihinin en büyük yıkımına davetiye çıkarmıştı.

...

Devam Edecek...

•Tekpi Bırakmayı

•Yorum Atmayı, unutmayın!

Elaria ve Syr’in dönüştüğü sahnedeki değişimin sebebi, Tiktok’da gördüğüm “HxH Narratör - Minecraft“ videolarından ilham aldım.
Eğer severseniz yazın ve arada bir devam ederim.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

65   Önceki Bölüm