Bölüm 3
Bölüm 3
Zekenin sözlerini duyunca Jakenn’in gözleri kısıldı.
“-Bana hakaret mi ediyorsun?“
Zeke başını sallyarak cevap verdi.
“-Evet, doğru. Sana hakaret ediyorum.“
Jakenn öfkeden titredi ve yumruklarını sıktı.
Zeke:
“-Ee ne yapacaksın? Bir şey yapacaksan yap. Yoksa gidiyorum.“
Sinirini bastırmaya çalışan Jakenn eğitmen Pan’a baktı.
“-Bu uygun mu, eğitmen?“
Pan bir an tereddüt edip başını salladı.
“-Zeke için uygunsa benim için sorun yok.“
İzin verilince Jakenn ve Liam arenaya çıktı.
Zeke rahat bir ifadeyle Jakenn ve Liam’ın karşısında durdu.
Ve Jakenn’in yanında duran Liam’a baktı.
’Onu burada tekrar görmek garip.’
Liam Stone.
O, Gelecekte Orta Kıta’nın en ünlü insanlarından biri olacaktı.
’Paralı Askerler Kralı Liam.’
Drakerlarla kan bağı olan Conrad veya Vardec klanlarının aksine, Liam Drakerların yan soyunun oldukça uzak bir akrabasıydı.
Buna rağmen Beşik’te bulunmasının nedeni, Jakenn Vardec’in refakatçisi olarak seçilmiş olmasıydı.
Zeke’nin hatırladığına göre Liam burada aura kutsamasını alıp akademiye girecek ama üst eğitim kurumu olan Valhalla’ya giremeyecekti.
Düşük doğumu nedeniyle yarı yolda terk edilecekti.
Serbest bir şövalye olarak dolaşan Liam, batı bölgesindeki küçük bir ülke olan Baranon’un Şövalyelerine katılmayı başarmıştı.
Sıradan bir şövalye olarak huzurlu bir hayat sürebilirdi ama Baranon İmparatorluk tarafından yok edilince bağlı olduğu şövalyeler de ortadan kalktı.
Gidecek yeri kalmayınca paralı asker oldu ve kıtayı dolaştı.
Sonra tesadüfen bir aydınlanma yaşadı ve Kızıl Şövalye oldu.
İnsanlar güçlünün etrafında toplanır.
Ayrıca kaotik zamanlardı, bu yüzden paralı asker eksikliği yaşanmıyordu.
Böylece Kızıl Şövalye Liamı merkez alan Stone Paralı Asker Birliği kuruldu. Ve Liam birkaç yıl sonra kıtanın üç büyük paralı asker grubunu birleştirerek Orta Kıta’da Paralı Askerler Kralı unvanını kazandı.
Zeke, geleceğin Paralı Askerler Kralı olan bu sessiz çocuğu Jakenn’in yanında görünce garip bir hasetti.
’Geçmiş hayatımda düşmandık ama bu hayat farklı olabilir.’
Tam o sırada Pan düdüğü çaldı.
“-Maç başlıyor!“
Jakenn duruşunu aldı ve Zeke’ye yaklaştı.
Ama arkasındaki Liam hareket etmedi, sadece olduğu yerde durdu.
Zeke kaşlarını çattı ve Jakenn’e dedi ki:
“-İkinizin birlikte saldırmasını açıkça söyledim.“
Jakenn küçümseyerek güldü.
“-Az önce sadece senin çocukça oyununa eşlik ediyordum.“
Jakenn Zeke’ye doğru güçlü bir yüksek tekmeyle atıldı.
Güm!
On iki yaşındaki biri için inanılmaz derecede güçlü bir darbeydi.
Herkes Zeke’nin bu tek darbeyle yıkılacağını düşündü.
“Ağh...“
Ama beklentilerin aksine inleyen ve geri çekilen Jakenn’’di.
Tekmeyi atan Jakenn’in bileği şişmişti.
Zeke sol dirseğini indirirken dedi ki:
“-Neden kendini dirseğime atıyorsun?“
’Lanet olsun, böyle giderse onu yere alıp üst pozisyonla(mount denilen iki diz ile rakibin üstüne çıkıp onu sabitleyen bir dövüş pozisyonu)bitirmek zorunda kalacağım...’
Jakenn saldırmak üzereyken ilk hamleyi Zeke yaptı.
Kütt!
Zeke Jakenn’in sakat bacağına alçak bir tekme attı.
Çat!
“Ağh!“
Sakat bacağına darbe alınca Jakenn’in yüzü acıyla buruştu ve dengesi bozuldu.
Hemen ardından,
Vınn!
Zeke tüm vücudunu döndürerek ivmelendi ve yumruğunu Jakenn’in yan tarafına geçirdi.
Güm!
[Yetenek Kritik Darbe etkinleşti.]
Tam dönüş gücüyle yapılan Kritik Darbe, Jakenn’in tüm kaburgalarını parçaladı.
“-Öğğh...“
Jakenn nefesi kesilerek dizlerinin üzerine çöktü.
Derin bir nefes alan Zeke arkada duran Liam’a bağırdı:
“-Kazık gibi dikilmeye devam mı edeceksin?“
Liam nefes nefese kalan Jakenn’e bakış attı.
Yüzü bembeyaz olan Jakenn bağırdı:
“-Öhhö... Liam! O piç kurusunu gebert!“
Jakenn’in bağırmasıyla Liam öne çıktı.
Liamın öne çıkmasıyla Zeke ilk kez düzgün bir dövüş pozisyonu aldı.
’Ama... gerçekten on iki yaşında mı bu?’
Olağandışı uzun uzuvları ve sessiz ifadesiyle yaşıtlarından en az beş yaş büyük görünüyordu.
Zeke Liam’ın uzun kollarına karşı temkinliydi.
’Geçmiş hayatımda bile onunla dövüşürken o uzun kolların menzili başıma bela olmuştu.’
Eğer inisiyatifi Liam’a verirse dövüşün gidişatı tamamen değişebilirdi.
Zeke ileri atıldı ve bir direkt yumruk attı.
Şak!
Liam’ın etrafında dönerek gardına direkt yumruklar indirdi.
Şak! Şak! Şak! Şak!
Bız-Deri gibi şeyleri delmek için kullanılan sivri çelik uçlu delici alet- gibi sivri direkt yumrukları Liam’ın gardını delip geçiyordu.
Zeke’nin hızlı ayak hareketleriyle adım atıp sağlı sollu direkt yumruklar atması tipik Pankration tekniklerine benzemiyordu.
“-Bu da ne?“
Diğer öğrenciler bu yabancı teknik karşısında mırıldanmaya başladı.
Eğitmen Pan da Zeke’nin tekniğini görünce şaşırdı.
’Bu Kuzey Muhafızlarının kullandığı boks tekniği değil mi?’
Kılıç ustalığına odaklanılmış olan Orta Kıta’da, Kuzey Kıtası dövüş tekniklerini görmek nadirdi.
Güm! Güm! Güm! Güm!
İzleyenler fısıldaşırken Liam çömelmiş halde kalıp Zeke’nin direkt yumruklarını sessizce engellemeye devam etti.
Sonra Zeke’nin adımı hafifçe aksadı ve Zeke direkt yumruğu ıskaladı.
Liam’ın gözleri parladı.
Whoosh!
Bir anda uzun kolunu uzatıp Zeke’nin direkt yumruğunu kapar gibi sardı.
“-Yakaladım-Hah!“
Liam hızla kolunu Zeke’nin koluna doladı ve onu kaldırıp fırlatmaya çalıştı.
Bu, Zeke ile Liam arasındaki ciddi boyut farkı sayesinde mümkündü.
Liam’ın kavrayışına yakalanan ve fırlatılma tehlikesi yaşayan Zeke havada hızla bedenini çevirdi.
Sonra küçük vücudunu avantaja çevirerek iki bacağını Liam’ın koluna doladı ve eklemi büktü.
Çat!
Liam tepki veremeden omzu çıktı ve dirseği büküldü.
“-Aaaaagh!“
Eklemi kırılan Liam arenaya yığıldı.
Zeke Liam’ın kolunu kırmakla yetinmedi.
Bacaklarını Liam’ın kolundan çekip boynuna doladı.
“-Gasp!“
Zeke’nin bacakları Liam’ın şah damarını sıkıca sardı.
Liam en son ana kadar pes etmedi.
Draker Klanı’nda pes etmek, ölmekten ya da yaralanmaktan daha büyük bir utançtı.
Sonunda Liam bilincini kaybetti.
“-Fiyyuv...“
Zeke baygın Liam’ın boynunu bıraktı ve ayağa kalktı.
Tüm gözler Jakenn ve Liam’ı zahmetsizce yenen Zeke’ye çevrilmişti.
Zeke, yüz kadar öğrenci arasından birini işaret ederek bakışlarını ona çevirdi.
“-Owen Siemens.“
Kahverengi saçlı, olgun görünümlü bir çocuk Zeke’nin bakışlarını sakin bir ifadeyle karşıladı.
Zeke bakışını kaydırıp başka birini işaret etti.
“-Reina Turunn.“
Keskin bakışlı, kısa kesilmiş saçlara sahip bir kız Zeke’ye sert sert baktı.
Zeke bakışını çevirip yere düşmüş Jakenn’i işaret etti.
“-Jakenn Vardec, Leon Conrad... elendi, devam ediyoruz.“
Zeke öğrencilere seslendi.
“Ailelerinize söyleyin. Zeke Draker artık biraz farklı.“
Bu sözlerle Zeke arenadan indi.
Owen ve Reina Zeke’nin gidişini sessizce izledi, Zeke ise bunu görünce dilini şaklattı.
’Bunlar gerçekten on iki yaşındaki çocukların gözleri mi?’
Zeke arenadan inerek üzerindeki bakışları terketti.
Uzaklaşan Zeke’nin arkasından boş boş bakan Pan sonunda kendine gelip ilan etti:
“Kazanan! Zeke!“
Yere yığılan Jakenn ve Liam revire götürüldü ve yıl sonu değerlendirmesi devam etti.
“Offf...“
Odasına dönen Zeke üzerindekileri çıkarıp yatağa yığıldı.
Aşırı zorlanmadan dolayı tüm vücudu ağrıyordu.
“-O piç kuruları. Bunu anlamaya çalışırken kafayı yiyecekler.“
Geçmiş hayatında aurasını uyandıramamış, Klan tarafından terk edilmeden önce Beşik’te ve akademide çöpmüş muameli görmüştü.
Zeke o dönemin sefaletini daha dünmüş gibi hatırlayıp dişlerini sıktı.
’Kuzen bozuntuları şimdi rapor vermekle meşguldür.’
Zeke ile aynı yıl katılan dört kuzeni vardı.
Leon gibi bazıları doğrudan Zeke’ye baskı yaparken çoğu uzaktan izliyordu.
Ama bugün yaşadığı değişimi gördükten sonra uzaktan izleyen kuzenler bile sessiz kalamayacaktı.
Ailelerinin onlara talimatlar vereceği açıktı.
’Öylece oturup bekleyemem. İnisiyatif alıp dikkatlerini başka yöne çekeceğim.’
Kusursuz derecede temiz sudansa, hafif bulanık suda saklanmak daha kolaydır.
Bugün yıl sonu değerlendirmesinde gücünü bilerek ortaya koymasının sebebi buydu.
Dövüş yetenekleri kabiliyetlerinin sadece küçük bir parçasıydı, bu kadarını göstermekte sorun yoktu.
Zeke yataktan kalkıp ayağa dikildi.
“-Onlar entrikalarla uğraşırken benim tek yapmam gereken gücümü istikrarlı şekilde artırmak.“
Geçmiş hayatındaki gibi zorbalanmaya niyeti yoktu.
Bu hayatında Draker Klanı’nı tamamen yutacaktı.
Zeke sessizce mırıldandı.
“-Durum penceresi aç.“
[Düşük Seviye Yönetici Durum Penceresi]
İsim: Zeke Draker
Sınıf: Şifacı (Nadir)
Unvan: Kadim Ejderha Tarafından Kutsanmış
Sahip Olunan Yetenekler: Şifa / Sakin Zihin / Sağlık Yenilenmesi / Gelişmiş Duyular
Aktif Yetenekler: Hassas Saplama [E-seviye (Başlangıç)] / Parçalama [E-seviye (Uzman)] / Kritik Darbe [D-seviye (Başlangıç)]
Ejderhamsı Yetenekler: (Kullanılamıyor - Açmak için 10 Karma puanı gerekli)
Mevcut Karma Puanı: 0
’Parçalama yeteneği Başlangıç seviyesinden Uzman seviyesine yükselmiş.’
Tam prensipleri bilmiyordu ama yeteneklerin seviyesinin kullanıldıkça arttığı anlaşılıyordu.
Durum penceresine bakarken Zeke Karma bölümünde başını eğdi.
’-Hmm... Karma puanları ne?’
Erişilemeyen Ejderhamsı Yetenekleri açmak için Karma puanları gerekiyordu.
Ama Karma, daha önce hiç duymadığı bir terimdi.
Zeke ihtimale karşı Karma Puanlarına bastı.
—Karma Puanları—
Karma puanları canavar öldürerek elde edilebilir.
“-Canavar öldürerek puan mı kazanabilirsiniz?“
Zeke aileden atıldıktan sonra yaptığı ilk şey zindan hamallığı olmuştu.
Düşük seviyeli maceracıların peşine takılmış, tehlikeli canavarların bulunduğu zindanlar arasında fink atmıştı.
Zeke açıklamayı tekrar okudu.
’Manası olan canavarlar.’
Zindandaki canavarlar sürü halinde yaşardı, bu yüzden onları tek başına avlamak için en az aura kullanabilen Mor Şövalye seviyesinde olmak gerekiyordu.
Zeke durum penceresini kapattı ve düşüncelere daldı.
’Karma puanı kazanmak için en az Mor Şövalye seviyesinde olmam gerekiyor.’
Sadece Eter Salonu açık olan mevcut haliyle Zeke, Beyaz Şövalyenin üstü olan Sarı Şövalye olarak sınıflandırılabilirdi.
Aurasını uyandırıp alt dantianını açtıktan ve kılıcına aura yükledikten sonra Mor Şövalye olabilirdi.
Bu aşamadan sonra kullanılan unvan artık kılıç ustası değil, şövalye olurdu.
Aurayı ustalıkla kullanıp kılıçtan aura kılıcı oluşturduktan sonra Mavi Şövalye olunur ve gerçek bir şövalye olarak tanınıp unvan kazanılırdı.
Mavi Şövalyeler arasından sınırı aşıp bir üst seviyeye çıkanlar ise Kızıl Şövalyelerdi.
Büyük krallıkların ya da imparatorlukların komutanları genellikle Kızıl Şövalye olurdu.
Bu yüzden bir ülkenin askeri gücü genellikle sahip olduğu Kızıl ve Mavi Şövalye sayısıyla ölçülürdü.
Ama bu genel anlayışı aşanlar da vardı.
İnsan sınırlarını aşmış süper insanlar, kıtada bile son derece nadir olan kişiler.
Bunlar Kara Şövalyelerdi, tek başına bir ordu olarak bilinenler.
Tüm kıta genelinde bile Kara Şövalyelerin sayısı parmakla sayılacak kadar azdı.
Şaşırtıcı şekilde Draker Klanı’nın beş Kara Şövalyesi vardı.
Her biri tek başına küçük bir krallığı yok edebilecek beş Kara Şövalye ile kimse Draker Klanı’na karşı çıkmaya cesaret edemezdi.
İmparator bile.
Bölüm Sonu
Çeviri ve edit: MrBektas
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.