Seyyah güney'den yola çıktı, en kuzeye zalim soğuğun Ulu Hükümdarı'nın olduğu yere. Aklını kemiren korkulara kuzey'in zalim soğukları gibi bir gülümsemeyle cevap verdi. Bu içini rahatlattı. Güçlü hissettirdi. Gerçekten güçlü müydü bilmiyordu. Cebinde bir soyludan gasp ettiği on altın sikke vardı. Sıcak fazlasıyla rahatsız ediciydi, ama yakan güneş miydi, yoksa özlem mi? Bunun cevabını aramalıydı. Evet, bu aptalca bir arayış olacaktı, sefil kasabasında oturup, her gün o sefil balıklardan yiyerek yaşayabilirdi. Belki de öylesi daha iyiydi, ama çoktan yola revan olmuştu bile....Yazar notu: Serinin bir ana hikayesi olacak olsa da, bölümler episodik olacak. Ve düzen sözü kesinlikle veremem.