Yukarı Çık




52   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   54 

53. BÖLÜM -  DESTEK
 
Ertesi gün Malvin ailesinin arabası doğruca Erndorf’a gitti.
 
Ziyaret hakkında bilgilendirme işleri geçiştirildi. Natham çıldırmıştı, her zamankinin aksine.
Malvinleri küçük düşürmeyi onlara ödetecekti. Shayla Cavensih ve tabiki hizmetçiler de dahil  bütün aileyi diz çöktürecekti.
Aklındaki tek şey harika bir intikamdı.
 
Ama Baron Cavendish ile buluşmak şöyle dursun demir kapıdan bile geçememiş ve geri dönmek zorunda kalmıştı.
 
Konağın çevresine bir yasak levhası dikilmişti. Çevreyi soruşturan arabacı şaşırtıcı bir haber getirdi.
 
“Soruşturma altındalar mı? Kraliyet teftiş Bürosu tarafından mı?”
“Evet.  Sör Cavendish ve ailesi ayrıca bütün hizmetçiler ev hapsindeler.”
“Suçlama ne?”
“Kesin değil ama Quirren Dağı’ndan olduğunu söyleyerek ucuz yün satmışlar gibi görünüyor.”
 
Quirren Dağlarının yünü o kadar sıkı yönetilirdi ki dernek tarafından onaylanması gerekmekteydi ve yün sahtekarlığı bir suçtu. Ancak ne yaparsa yapsın kraliyet teftiş Bürosu tarafından soruşturulduklarına inanamıyordu.
 
Nathan uzun zaman önce geri döndükleri köşke soğuk gözlerle baktı.
Yaşağı umurasamıyordu, bir an önce girip Cavendish’e gitmek istiyordu.
Ancak, ailesinin onuru ve kişisel meselesi adına kralın emrine itaatsizlik etmemeliydi.  Bir dahaki sefere kadar cezalandırmayı erteleyemekten başka çaresi yoktu.
 
Düşünceli bakışları etrafta gezindi ve ardından konağın verandasındaki gül asmalarına sabitlendi.
 
Artık hepsi solmuş ve çirkindi ama Nathan birkaç ay önce güllerin açtığı ve çiçek kokularının etrafa yayıldığı o günü hatırladı.
Aslında onların altında durup parıldayan kadını hatırlamıştı.
 
Bir araya gelmemeleri için birçok sebep vardı.
Yine de Nathan arabacıya meydanda beklemesini emretti.
Utanarak ve bilmez gibi davranarak arabadaki atlardan birini çözdü. Nathan’ın gittiği yer tabiki de Emilia’nın yaşadığı Zelkova ormanıydı.
 
**
 
Nathan’ın beyaz atı küçük eve ulaştığında Emilia ve Beppy odun kırıyordu.
 
Toynak sesi ve kırılan odun sesi birbirine karıştığı anda ikisi de yaptıkları işi bırakıp başlarını çevirdiler.
 
Tozun arasında görünen yüzün Nathan Malvin olduğunu anlayan Emilia bir an dondu.
 
Balodaki kargaşanın üzerinden bir haftadan az zaman geçmişti. Söylentiye karışanların birlikte görünmemesi daha mantıklıydı. Her şeyden önce Emilia hala arabada olanlardan dolayı kendini toplayamamıştı. Azmış bir hayvan olduğunu söyleyen adam kaybolmak şöyle dursun hala aklını dolduruyordu. Ama ona nazik bir gülümseme ile yaklaşan kişiyi görmezden gelmek imkansızdı. Emilia katı yüzünü yumuşatıp dudaklarının kenarlarını kaldırdı.
 
“Merhaba Genç efendi.”
 
Emilia onu selamladığı anda Nathan tuhaf ve beklenmedik bir moda girdi.
 
Bu kadın da kim? Karşısındaki kadın çok yabancıydı. Onun güzel yüz çizgileri daha belirgindi ve sakin gözleri olgunlukla doluydu.
Cavendish evinde onun daha çok ‘kız’ gibi göründüğünü düşünürdü ama şimdi ona bakınca hiç de öyle görünmüyordu.
 
Onu Hadius’un yanında gördüğü için miydi? Bu sadece bir isim olsa bile onun başkasının kadını olduğunu fark etmek kalbini gümbürdetti.
 
“Merhaba Emilia.”
 
Her zamanki gibi onu selamladı ama bazı nedenlerden göz teması kurmak zordu. Hayatında ilk defa Nathan bir kadına doğrudan bakamıyordu ve başını çevirmekten başka çaresi yoktu.
 
Cavendish evinde sıkça gördüğü arabacı kasvetli bir gölge gibiydi.
 
“Efendinle konuşacaklarım var. Bu oğlanı bağla ve ona su ver.”
 
Beppy Nathan’ın arkasındaki beyaz ata baktı.
 
“Adı Chantal. Seçici ve hassastır, yani ona dikkatli davran.”
 
Beppy Chantal’a gitti seçici Chantal Beppy’nin boynuna dokunmasıyla kuzuya döndü.
 
Nathan arabacı ahıra gidip gözden kaybolurken onu izledi. Şimdi yeniden  önündeki kadına odaklanma zamanıydı.
Ama acayip titreyen bedeni zorlukla hareket etti.
 
“Neden... buraya geldiniz?”
 
Emilia kuyruğu dik bir kedi gibi dikkatli bir şekilde sordu.  Doğaldı. Baloda olanlardan dolayı şimdilik buluşmama konusunda üstü kapalı bir söz verilmişti.
 
Emilia’nın bilip bilmediğini bilmiyordu ama o gün Hadius meyer de onu uyarmıştı.
 
“Umarım nişanlım garip dedikodulara malzeme olmaz.’
 
Hadius Meyer resmi ve centilmen bir adamdı. Nişanlısına ilgisini ifade eden bir adamın önünde bile kıskançlık ve öfke gibi hiç bir duygusal reaksiyon göstememişti. Bunun sayesinde nathan bir kere daha ilişkilerinin sözde bir nişandan öteye geçmediğini doğrulamış oldu. Ne azı ne daha fazlası. ÇN: yanıldın çocuk.
Yine de bu rahatsız ediciydi.
Kara kuğu üzerinde hakkı olduğunu ileri sürmeye ve bunu onun önünde göstermeye nasıl cüret ederdi?
 
Nathan bunun mantıksız bir öfke olduğunu bilse de Hadius Meyer’i görmek istemiyordu. Özellikle de onunla yarı isteksiz  dans ettiğinde...
 
“Genç efendi?”
 
Nathan çabucak sertleşen dudaklarını yumuşattı.
 
“İlk olarak özür dilemek istiyorum.”
“...Özür mü?”
“Hakkımızdaki söylentilerle ilgili. Bir şey olursa bütün sorumlulluğu almaya karar verdim. Ama sözümü tutamadım. Hepsi benim hatam. Daha dikkatli olmalıydım.”
“Hayır. Lütfen öyle deme.”
 
Parlak kırmızı dudakları iki taraftan kalkıp bir gülümseme oluşturdu. Nathan başının yeniden döndüğünü hissetti. Yavaş yavş yüzünü doğru düzgün görmeye başladı.
Şimdiye kadar çalıştığı için iki yanağı da kızarmıştı ve alnı terliydi. Hafif dağınık görünümü, bacaklarındaki gücü bir nebze artırdı.
 
“Önemli değil. Sadece saçmalık. Beni etkilemez. Lütfen endişelenmeyin.”
 
Önemli değil, sadece saçmalık... doğru olsa da yine neden kızgındı?
 
Nathan fark etmeden acı bir gülümseme gösterdi çünkü tahmin edilemez duyguları komikti.
 
“Buraya gelmeden önce Cavendish köşküne uğradım.”
 
Emilia’nın yüzündeki gülümseme silindi.
 
 
“Yalnızca hizmetçileri değil bitin Cavendish ailesini sorumlu tutmaya çalıştım ama başarısız oldum.”
“Neden...?”
“Bir yasak işareti vardı ve bütün ev soruşturma altındaydı. Görünen o ki baron Cavendish bir tür yolsuzluğa bulaşmış.”
 
Nathan önündeki kadının halini fark etmeden devam etti.
 
“İşin içinde Kraliyet Teftiş Bürosu bile var. Kolay kurtulamayacak. Bunun sayesinde onları kendim cezalandırma şansını kaybettim.”
 
Emilia’nın aniden dili tutuldu ve Nathan içinde aynısı gerçerliydi. İkisi de kendi düüncelerinde kayboldular.
 
“Seni düşünürken eve gitmek üzereydim. Söylemem gereken bir şey var.”
“Ne..dir?”
 
Mavi gözlerinin tekrar alarma geçtiğini görünce Nathan’in ağzı kurudu.
 
“O gün sana söyledim... seni desteklemek istiyorum.”
 
Emilia’nın başı aniden yere düştü. Bir şey düşünüyor gibi görünüyordu ve sonra yine Nathan’a baktı. Yüzünde bir tebessüm vardı ama gözleri hiç de gülmüyordu.
 
“Bilirsiniz Genç efendi. Şu an için  birbirimize karşı dikkatli olmalıyız. Dürüst olmak gerekirse şu an sizinle bu şekilde buluşmak bile beni gerip rahatsız ediyor.”
“Endişelenme. Tekrar aynı hatayı yapmaya niyetim yok. Sadece dinle. Dinledikten sonra düşünmenin bir zararı yok.”
“Hayır, yapamam. Teklifin ne olursa olsun cevabım aynı olacak. Gerçekten minnettarım ama sadece nezaketini  kabul edeceğim.”
 
Nathan onu böyle reddetmesinin sebebinin nişanlısı olacağını hayal bile etmemişti. Kalbi kırılmıştı.
 
Gerçekten de ona hiç ilgi duymuyor muydu?  Desteklemek ve arkadaşlığın işe yaramayacağı kadar mı? Ondan nefret mi ediyor?
 
Çocuksu sorusunu saklamak için kibirli davranmak zorundaydı.
 
“Genç efendi tanıdığım en onurlu, kibar ve sıcak insan. Böyle birini reddetmenin ne kadar zor ve rahatsız edici olduğunu bilmeni isterim.”
 
Onur ve kibarlık. Bunlar genelde Nathan’ın insanlardan en çok duymak istediği sözlerdi. Ama aynı zamanda o kadından asla duymak istemediği şeylerdi.
“Beni desteklemek istediğin için minnettarım. Benim için zaten fazlasını yaptınız.”
 
Buraya ondan teşekkür duymaya gelmemişti.
Nathan Emilia Bern’in ona karşı dikkatli olmasını daha çok dilerdi. Onun varlığının farkında olmasını  ve ondan uzak durmasını istiyordu. ÇN: yani onu erkek olarak görmesini istiyordu
 
Neden fark etmesindi? Önünde onun kadın olarak gören bir adam vardı.
Orada duran, dalgalı bebek saçlarına, yovarlak alnınai narin hatlara sahip beyaz ve güzel yüzüne ve altındaki kadınsı kıvrımlara dikkat etmemeye çalışan bir ‘adam’ vardı.
 
Nathan çırpınan duygularını iddialı bir gülümsemeyle zar zor bastırdı.
 
“Sana söyledim. Ailem uzun süredir hayır kurumları ve sponsorluk konusunda tutkulu. Babam, dedem ve hatta onun dedesi bile. Alanı ne olursa olsun, ister sanat ister akademi, her yaştan kadına ve erkeğe destek sağlıyoruz.”
“Olmaz genç Efendi yine söyülüyorum ama senin desteğini alamam...”
“Evet biliyorum. Ne kadar korktuğunu. Pervasızca bunu söylemiyorum.”
 
Onun sözünü kesen Nathan güldü ve kollarını bağladı.
 
“Ben de şimdilik sizinle Malvin adı altında ilişki kurmamalıyım. Babam aramızdaki dedikoduyu öğrendi ve şu an ev hapsinden izinliyim.”
 
Pürüzsüz, beyaz yüzünde hafif bir bozulma oldu, Nathan bunu görünce bile sevindi. Kayıtsızlık olmadığı sürece her şey yolundaydı.
 
“Ailemle hiçbir ilgisi olmayan bir işadamı tarafından destekleneceksin. Kimse bilmeyecek. Gerekirse bir kadın seçebiliriz. Bunu bile mi reddedeceksin?”
 
Emilia sert bir nefes verdi. Titreyen gözbebeklerinden pek çok şey okuyabiliyordu.
 
Endişe, şaşkınlık ve biraz beklenti de vardı.
 
“Elbette seni zorlamıyorum. Bunu düşünmek için çok zamanın var. Sen ayrılıp özgür olana kadar, hayır hatta ondan sonra da teklif hala geçerli olacak. Ne zaman istersen.”
“Bilmiyorum... bunu neden benim için yapıyorsun...neden bu kadar ileri gidiyorsun...”
“Sadece ilk kadın muhasebeciyi destekleme şansına sahip olmak istiyorum.”
 
Sırıtan ağzı yavaşça kapandı ve güçlüi oldun kadın kızardı.
 
Nathan aniden dünyada yalnızca o ve Emilia’nın olduğu yanılsamasına kapıldı.
Kalbi uzun süredir kontrolsüzdü ve orada daha fazla kalırsa garip bir şey söyleyecek gibiydi.
 
“Düşün ve fikrini değiştirisen beni bul. Burada.”
 
Nathan ona bir kartvizit uzattı.
Üzerinde Grossen’in kenar mahallelerindeki bir bira fabrikasının adresi yazılıydı. Bu Nathan’ın Melvin ailesinin varisi olarak en son işiydi.
 
“Buradaki işimde bana yardım etmeni istiyorum ama kesin hayor dersin. Aristokrat bir adamla uygunsuz bir ilişkin varmış gibi görünür.”
 
Onu Haspelle gördüğünde Nathan da aynı şüpheyi duymuştu.
O anı hatırlayınca yüzüne kan hücum etti. Yanan yüzünün görünmesinden korkarak Beppy’e seslendi.
“Atı hazırla. Efendin ve ben konuşmayı bitirdik.”
 
Ormandan çıkana kadar arkasına bakmadı.
 

 


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


52   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   54 


468x60


DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler butonu kullanılarak spoiler yazılabilir fakat buton kullanılmadan spoiler verenler uyarılmadan süresiz engellenecektir ve geri alınmayacaktır.,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.