Yukarı Çık




16   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   18 

Çok geçmeden çay partisi günü gelmişti. Bir hayır kurumu etkinliği olduğu için Markuez Holland bunu abartmak yerine basit tutmuştu.
Ancak, çay partisine katılan baylar ve bayanlar hiçbir şekilde alelade konuklar değildi. Pek tabi, Marissa, güneyde sosyetenin önde gelen isimlerindendi, etkinlik küçük bir çay partisi olmasına rağmen, davet edilen hiç kimse reddetmezdi.
Çay partisi için saat yaklaşırken, muhteşem arabalar Holland mülküne akmaya başladı. Sıradan organizasyonlarda bunu göremezdiniz, herkes görkemli bir şekilde giyinmişti. Sosyete küçük bir gruptu ama yine de bir savaş alanıydı.
Geniş bir bahçenin gölgeliğinin altında masalar ve sandalyeler şık bir şekilde dizilmişti, içinde  yüzyıllardır Hollandların övündüğü bir ağaç vardı. Konuklar tek tek, Marissa’nın onları karşılamasıyla görevlilerin rehberliği altında  toplanmaya başladılar.
?-“Bu ağaç hakkında söylentiler duydum. Eski, değil mi? Bu inanaılmaz, Leydim.
MARİSSA-“Koltuklarım kabardı. Üşüttüğünüzden dolayı  bugün katılamayacağınızı düşünmüştüm, ama geldiğiniz için teşekkür ederim.”
?-“bir şey değil. Karım beni onunla gelmem için davet etti ben de geri çeviremedim.”
Gerçek gücün yattığı sosyetenin direği olmak, sadece güzel görünerek veya yüksek bir konuma sahip olarak kazanılabilecek bir pozisyon değildi. tabii ki, her iki koşulda bir dereceye kadar gerekliydi, ancak herkesin sahip olabileceği bir unvan değildi. mirassa şimdi kırkının üzerindeydi ve nispeten çekici olsa da, çarpıcı bir güzelliği yoktu. Marissa’nın güney toplumuna hakim olmasının asıl nedeni onun saygınlığıydı. Mükemmel liderliği ve doğru ile yanlışı ayırt etme becerisi onu bugünkü haline getirdi, ve birçok leydi onu takip etmeye başladı. Güneyli sosyete etrafındaki konuşmalar saat gibi onun çevresinde dönüyordu.
Parti zamanı yaklaşırken, erken gelen insanların çoğu gevezelik ediyordu. O zamana kadar, Helen bahçeye bakıyormuş gibi yaptı ve neredeyse herkes toplanana kadar bekledi.göz ucuyla bakış attıktan sonra sahneye çıkma zamanının geldiğine karar verdi.

Markis Selbynin  tek kızı Helen, bal gibi akan koyu sarı saçları ve pürüzsüz, kusursuz cildi ile bölgedeki en güzel üç kadından biriydi. Ayrıca kalp şeklindeki mükemmel dudaklarıyla eşleşen kahverengi, kedi benzeri gözleri vardı. Bu onun imza markasıydı. Kırmızı ruj sürdüğünde, güzel bir kalp şekli oluşturmak için bir mendili öperdi.ÇN:ne değişik hobiler var Allahım
Elbisesi bu parti için öncelikli bir işti, bahçenin rengiyle eşleşen bir koyu yeşildi. Eşsiz renk ve tasarımıyla o kadar dahiceydi ki herkesin gözlerini ele geçirecekti.
Helen diğerlerinden daha geç geldiğine emin oldu ve doğal olarak ilgi odağıydı.” Assolistler hep en son çıkar”  sözündeki gibi, ona odaklanan gözler beklediği şeydi.
Beklendiği gibi, toplanan gençlerin bazıları fısıldamaya ve Helen’i işaret etmeye başladı. Ne söylediklerini duyamıyordu ama huşularını hayal edebiliyordu.
Bu elbiseyi nereden aldın? Bu mücevherleri ilk kez mi görüyorum? Hepsinin onun için övgü sözleri olduğundan emindi. Helen yüzlerindeki tanıdık gıptayı kolaylıkla okuyabiliyordu. Kalabalığın arasından geçerken Helen, Marissa’ya yaklaştı.

H-“Davetiniz için teşekkür ederim, bahçe zarif figürünüz kadar güzel.”
Haddinden fazla övgü yağdırdı. Her eylem dikkatle hesaplanmıştı. Helen’in planladığı gibi,Marissa onunla nazik bir sesle konuştu.
Mar-“Sözleriniz için teşekkür ederim. Her zaman güzelsin, ama bugün parlıyorsun.”
H-“Oh, ne diyeceğimi bilemiyorum.” ÇN: cadı seni
Helen utanarak kızardı. Diğer bayanların gözünde dıştan çok alçakgönüllü görünüyordu. markis Selby’nin kızı olarak iyi bir soyağacına sahipti ve güzel bir görünümü vardı. Kibar kişiliği ile birlikte Helen ideal bir aristokrattı. Helen, herkesin dikkatini çekerken hikayedeki ana karakter gibi gülümsedi.
TPP,TPP-
Sağlam adımlar onların yolunda onlara doğru ilerliyordu. Amacına ulaştığını hisseden Helen, memnundu ve diğer şeylere kayıtsızdı.
Ancak kısa süre sonra ona bakan gözlerin başka yana kaydığını fark etti. Helen kafasını kalabalığın baktığı yöne çevirdi.
H-“...Ah.”
Ağzı farkına bile varmadan açılmıştı. Bahçede yürüyen iki güzel genç kadın vardı, saf altın sarısı saçları hafif esintiyle dans ediyordu. Biri uzun boylu yetişkin bir kadındı ve diğeri hala kızdı. Her ikisi de güzellikleriyle dikkat çekiyordu, ancak çoğu yetişkin olana düşmüştü. Uzun sarı saçlar, taze düşen kar gibi beyaz cilt ve  mücevher gibi kırmızı gözler. İnce, uzun boynunda süs eşyası yoktu ve beyazlı yeşilli elbise Helen’e göre pejmürdeydi. Kısacası, hepsinin modası geçmişti. Sorun...

Herkes şaşırmıştı. Tıpkı Marissa’nın Helene yaptığı iltifat gibi, Elena da parlıyordu. Helen aniden kimin ortaya çıktığını çok iyi biliyordu. Böyle bir anda her zaman dikkatleri kendine çeken bir kadın.
Bu, Blaise hanesinin en büyük kızı Elena idi.

Helen’in gözleri, ablasıyla el ele tutuşan Mirabelle’ye döndü. Helen yüzünü iyi hatırlamasa da, çok fazla çaba sarf etmeden onu tanıyabilmişti. Mirabelle, Elena’nın kırmızı gözlerindeki aynı yoğun bakışlara sahip değildi, ancak herkes sarı saçları ve yüz özellikleriyle kız kardeşi olduğunu söyleyebilirdi.
İki kız kardeş tarafından geçici olarak  dikkati dağıldıktan sonra, helen aceleyle kendine geldi ve etrafına baktı. Herkes onlara şaşkın bir ifade ile bakıyordu.
Helen yumruklarını sıktı. Manikürlü tırnakları avucunu deldi, ama acıyı hissetmedi. Elena’nın parıldamasıyla Helen’in gözleri şiddetli bir şekilde parlamaya başladı.
H-“.... Yine soyuldum.” ÇN:ışığım çalndı demek istiyor

Her zaman böyle olmuştu. Elena ortaya çıktığında Helen güneşin önündeki ateş böceği gibi sönük kalmıştı.  İkisinin de sarı saçları olduğundan daha çok kıyaslanıyorlardı. Helena’nın saçları daha çok kestane rengine yakınken,  Elena’nın saçları güneş ışığında yıkanmış gibiydi, altın kadar parlaktı.
Bir fincan sıcak çayı Elena’nın yüzüne atma dürtüsü hissetti. Bir yolunu bulup onu yok ederdi. Ondan tamamen kurtulmak için her şeyi yapardı.


**
selam return of the female knight severler sizden özür diliyorum yazdığım şeyi okuma alışkanlığım yok. sınav kağıtlarımı bile tekrar okumam yani hatalarımı affedin lütfen. bölüm resmi var atacağım inş siz de atabilirsiniz.  sevgiyle kalın ve Carlisle'yi bekleyin 


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


16   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   18 




DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler butonu kullanılarak spoiler yazılabilir fakat buton kullanılmadan spoiler verenler uyarılmadan süresiz engellenecektir ve geri alınmayacaktır.,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.