Bölüm 142
Bölüm 142 – Perde Arkasında Yaşananlar
Çeviri: Raban
Gunlaug’a bağlı iki grup daha vardı.
Bunlardan ilki, işe yarar destek Yeteneklerine sahip Uyuyanlar ve onların yardımcılarıydı. Bu insanlara Zanaatkârlar diye hitap ediyorlardı, Şato’daki hayatın sürdürülebilir olmasını sağlayan son derece önemli rolleri vardı. Hayatta kalmak için gerekli olan ya da Unutulmuş Kıyı’daki yaşamı biraz olsun katlanılabilir hale getiren birçok eşyanın yapımından ve bakımından onlar sorumluydular; giysi, alet edevat, kap kacak gibi ve tabii daha bir çok araç gereç.
Her Zanaatkârın yanında, gerekli eşyaların üretilmesine yardım eden ve Zanaatkârlara göre daha az yetenekli küçük bir ekip bulunuyordu. Yardımcılar da hesaba katılırsa sayıları neredeyse yüzü buluyordu. Başlarında Kido adında genç bir kadın vardı. Kido hem yetenekli hem de kendinden emin bir idareciydi ve bazı bitkilerin özelliklerini değiştirebilmesini sağlayan eşsiz bir Yeteneğe sahipti.
Sunny’nin yahnisindeki sebzeler onun bahçesinden gelmişti. Yiyeceğin hem kıt hem de baya tekdüze olduğu düşünülürse böyle bir Yetenek Unutulmuş Kıyı’da paha biçilmez bir değere sahipti. Bu yüzden Kido’nun diğerlerinden çok daha genç olmasına rağmen Gunlaug’ın komutanlarından biri hâline gelmesi hiç de şaşırtıcı değildi.
Zanaatkârların Parlak Şato’daki konumu epeydir gerginlik yaratan bir meseleydi. Çoğu savaşçı olmadığı için Muhafızlar, onların Kâbus Yaratıklarıyla ölümüne savaşarak hayatlarını tehlikeye atan insanlardan daha aşağı bir konumda bulunması gerektiğine inanıyordu.
Zanaatkârlar ise tam tersini düşünüyordu. Destek Yönelimlerinin nadirliği ve Şato’daki yaşam şartlarının korunmasında oynadıkları hayati rol düşünüldüğünde, önlerine gelen hemen herkesi saflarına kabul eden Hisar Muhafızlarından daha fazla itibar görmeleri gerektiğini savunuyorlardı. Bu küçük çatışmayı uzun zamandır içten içe sürdürüyorlardı ama yakın zamanda çözülecek gibi de durmuyordu.
İşin tuhaf ve komik tarafıysa, hayatlarını herkesten daha çok tehlikeye atan Avcıların bu tartışmayı hiç mi hiç umursamamasıydı. Ancak liderleri Gemma, Zanaatkârları ve onların idarecileri Kido’yu sessizce destekliyordu. Bu da Muhafızların meseleyi zor kullanarak kendi lehlerine çevirmesini engelliyordu haliyle.
Gunlaug’a bağlı olan son grup ise Nedimelerdi.
Sunny’nin Şato’nun dört bir yanında sessizce çeşitli işler yaparken gördüğü genç kadınlar bunlardı. Gece çökmeden önce pencerelerin iyice kapatıldığından emin oluyor, yemek saatlerinde yiyecekleri hazırlayıp dağıtıyor ve bunun gibi, buna benzer pek çok işle ilgileniyorlardı.
Şato’nun bakımından ve Maiyet’in üst düzey üyelerine hizmet etmekten onlar sorumluydu. Onların da sayısı en azından yüz civarında vardı.
Sunny’nin dünyadaki yaşam hakkında bildikleri düşünülürse, bu zavallı kızların kadim hisarın duvarları arasında en çok eziyete maruz kalan insanlar olması gerekirdi. Oysa şaşırtıcı bir biçimde kendilerine büyük saygı gösteriliyor, hatta biraz da korkuyla yaklaşılıyordu. Tabii bunun başlıca sebebi, Nedimelerin lideri olan Seishan’dı. Gizemli ve çarpıcı güzellikte bir kadındı.
Seishan yalnızca Nedimelerini korumakla kalmıyor, onlara gizlice kendilerini savunmayı da öğretiyordu. Ne ölçüde eğitim aldıkları bilinmiyordu ama Sunny, Muhafızların Nedimelerin yanında hareketlerine son derece dikkat ettiğini açıkça görmüştü…
Yani genelde öyle yapıyorlardı.
Bunu yapmalarına başka bir sebep olarak, Şato’daki her şey gibi bu genç kadınların da Gunlaug’a ait sayılması gösterilevbilirdi. Bilinirdi ki Gunlaug, izni olmadan eşyalarına el sürülmesinden hazzetmezdi. Kafası atan bir Muhafız Seishan’ı takmayacak kadar cesur olsa bile, Parlak Lord’un hışmına uğrama düşüncesi onu kendine getirirdi.
…Ancak Sunny’yi korkutmak için Seishan’ın kendisi bile fazlasıyla yeterliydi.
İlk seferinde Nedimelerin neler yaptığını öğrenmek için gölgesini onları gizlice izlemeye gönderdiğinde, az kalsın yakalanıyordu.
Birinin onun gölgesinin varlığını hissettiği ilk an o zamandı. Zarafetin vücut bulmuş hali Seishan, sakin bir şekilde astlarından birine talimat veriyorken Sunny’nin gölgesi de kadının arkasında kalan loş köşeye sinmişti. Bir an sonra ansızın arkasını döndü ve doğrudan köşeye sinmiş gölgeye baktı.
O an ne yapacağını bilemeyen Sunny hemen gözlerini kapattı ve aceleyle algısını kendi bedenine geri çekti. Kimsenin gölgeyi doğrudan görebileceğini sanmıyordu. Sonuçta sessiz yoldaşının doğuştan gelen gizlilik özelliği söz konusu olduğunda eline su dökebilecek çok az yetenek vardı.
Yine de birbirinden farklı sayısız Yönelim vardı. Örneğin birçok Uyanmış, birinin kendisini izlediğini hissedebilirdi. Sunny bunun da ona benzer bir şey olması için dua ederek bir süre bekledi, sonra yavaşça bir gözünü açtı.
Neyse ki bu kez yırtmıştı. Seishan’ın yeniden kendi işine baktığından emin olur olmaz gölgesiyle hemen oradan tüydü. O günden sonra hem gizemli güzelden hem de genel olarak Nedimelerden mümkün olduğunca uzak durdu.
Şato’da kalan son yüz civarındaki kişi ise haraç ödeyen ama doğrudan Gunlaug’a hizmet etmeyen kesimden oluşuyordu. Bu grubu tanımlamak için belirli bir isim yoktu. Bu yüzden Sunny onlara kendince “kiracılar” diyordu.
Kiracılar da ikiye ayrılıyordu.
Az olan kesim, Gunlaug’ın adamlarına çoğunlukla zanaat ve eğlence gibi konularda çeşitli hizmetler sunarak kendi geçimlerini sağlayabilenlerden oluşuyordu. Örneğin müzik çalan bir ekip, eğlence salonuna benzer bir yer işleten bir adam, küçük bir tiyatro topluluğu yöneten bir başkası, hatta kumarhane işleten genç bir kız bile vardı.
Kiracıların çoğunluğunu ise Harper gibiler oluşturuyordu. Şato’ya şans eseri girmiş, burada kalabilmek için de hayata zor bela tutunan kimselerdi bunlar. Haraç için gereken Ruh Parçacıklarını kazanabilmek uğruna hizmetçilik yapıyor, her türlü ayak işine üstleniyorlardı.
Bu zavallılar, Şatodaki toplumsal hiyerarşinin en dibinde yer alıyorlardı.
…Hiyerarşinin zirvesindeyse altın yılan vardı.
Şato’nun efendisi, Parlak Lord Gunlaug’ın ta kendisi.
Effie’nin anlattığına göre neredeyse ölümsüz olan o adam.
Sunny, kadim hisardaki beşinci gününde nihayet zalim kralı kendi gözleriyle görebilmişti.
Ve gördükleri hiç hoşuna gitmedi.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.