Yukarı Çık




6.1   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   8 

           






“Pekala, o zaman bugünkü derse başlayalım bakalım.“

Kare şeklindeki odanın kürsüsünde dikilen, gözlüklü ve kuzgun saçlı kadın böyle söylemişti. Genç görünmesine ve pürüzsüz bir cilde sahip olmasına rağmen, yaydığı tuhaf olgunluk havası yaşını tahmin etmeyi imkânsız kılıyordu. Gözleri tıpkı merakla dolup taşan bir kedi gibi hafifçe kısılmıştı ama bakışlarında, aklından geçenleri ele vermeyen o gizemli perde daima asılıydı.

“Faust...“ diye seslendi kürsünün önündeki sırada oturan genç adam.

Mor saçları ve aynı renk gözleriyle dikkat çeken bu gencin adı Caim’di. Usta Dövüşçü’nün oğluydu ve belli bir zehir lanetini içeren trajedinin merkezinde yer almıştı. Ancak, lanetin kaynağıyla —Zehir Kraliçesi adındaki İblis Lordu sınıfı bir canavarla— bütünleşerek onu dize getirmiş ve muazzam bir güç elde etmişti.

Faust denen kadına gelince; o, sıra dışı bir doktor ve araştırmacıydı. Tıbbi ve büyülü ilimlerde öncü bir deha olsa da, araştırmaları uğruna sergilediği pervasızlık ve dünyaya açtığı belalar yüzünden adı “çılgın bilim insanı“na çıkmıştı.

“Sen neden... Daha doğrusu, yine mi bu?“ Caim kaşlarını çatarak, sınıfı andıran mekana şöyle bir göz gezdirdi. Buraya ilk gelişi değildi; daha önce de bu kadın karşısına çıkmış ve ona tuhaf bir ders vermişti.

Basitçe söylemek gerekirse burası, Faust’un büyüsüyle Caim’in rüyalarında yarattığı hayali bir boyuttu.

“Sen benim kafamın içinde falan mı yaşıyorsun? Daha geçen gün buradaydın, şimdi yine karşımdasın...“ dedi Caim bıkkınlıkla.

“Lütfen, öyle bezgin bakma. Rüyalarına nezareten giriyorum, biliyorsun? Ne de olsa dünya hakkında epey cahilsin, sana yol yordam öğretecek birine ihtiyacın var. Bunu, hastasıyla ilgilenen bir doktor gibi düşün. Öyle görünmesem de, şefkatli bir hekim olarak namım vardır,“ diye yanıtladı Faust.

“Öyle mi? Eh, sağ ol o zaman. Ama... o kılık ne öyle?“ Caim kadına buz gibi bir bakış fırlattı.

Arkasında bir karatahta, elinde öğretmen değneğiyle dikilen Faust, gülünç bir kılık içindeydi. Kıyafeti, göğsünü ve apış arasını ucu ucuna örten iki parça siyah kumaştan ibaretti; sanki iç çamaşırlarıyla derse gelmiş gibiydi.

“Ah, bu mu? Buna mayo denir. Denizde veya nehirde yüzerken giyilir.“

“Yani... o bir iç çamaşırı değil mi?“

“Hayır. Kumaşı daha kalındır, içini göstermez ve suyu itmesi için büyüyle kaplanmıştır. Mayolar genelde kıtanın güneyinde kullanılır ama imparatorluk içinde de popülerleşmeye başladı. Hava sıcak olduğunda böyle bir şey giyip suda serinlersin. Bu arada, erkek versiyonunda göğüs kısmı yoktur, yanlış olanı alma sakın,“ diye açıkladı Faust.

“Epey geniş mezhepli bir kültürleri varmış. Kulağa eğlenceli geliyor.“

“Seyahat etmenin asıl zevki budur; yeni kültürler keşfetmek. İmparatorluğun daha da doğusunda, yeraltından kaynayan sıcak sulara giren ülkeler var; kuzeyde ise kardan yapılmış evlerde yaşayıp siyah bir çorba içen insanlar... Her yerin kendine has bir dokusu vardır. Dünyayı gezdikçe bunu kendi gözlerinle göreceksin.“

“Bunu iple çekiyorum ama rüyama sadece bunu söylemek için girmedin, değil mi? Çünkü bu bayağı sinir bozucu olurdu,“ diye söylendi Caim.

“Elbette hayır. Biraz ani olabilir ama bugün sana Garnet İmparatorluğu hakkında bir ders vereceğim.“ Faust ellerini başının arkasına bağlayıp dolgun göğüslerini öne çıkaran kışkırtıcı bir poz verdi. “Öncelikle, adından da anlaşılacağı üzere Garnet İmparatorluğu bir imparatorluktur; yani imparatorun tüm gücü elinde tuttuğu bir ulus. Geçmişte, bu topraklardaki birkaç küçük ülke, savaş ve birlik arasında hassas bir denge kurmuştu. Ancak güneyden gelen barbarlar onları istila etmekle tehdit edince her şey değişti. Küçük ülkelerin güçlerini birleştirmekten başka çaresi kalmadı ve bu uluslar birliğinin lideri imparator oldu.“

Faust bir an duraksadı, duruşunu değiştirip dirseklerini Caim’in sırasına dayadı ve genç adama göğüs dekoltesini cömertçe sergileyerek devam etti:

“Küçük ülkeler, merkezdeki imparatorla birleşip barbar istilasını püskürttüler. Hatta daha da ileri gidip karşı saldırıya geçtiler ve barbarların topraklarını fethettiler. Bu süreçte komşu devletleri de ilhak ederek kıtanın en büyük ulusu haline geldiler. Bu arada, imparatorluğa ilk imparatorun eşi Garnet’ın adı verildi. Kadın, barbarlara karşı savaşta hayatını kaybetmişti, imparator da ülkeye onun adını vererek onu onurlandırdı.“

Caim sessizce dinliyordu.

“Böylece Garnet İmparatorluğu en büyük ulus olarak hegemonyasını kurdu ve çevre ülkeler üzerinde otorite sahibi oldu. Şu anki imparator ılımlı biri, bu yüzden yıllardır savaş çıkmadı ama imparatorluktaki pek çok nüfuzlu kişi hala tüm kıtayı fethetmeyi savunuyor ve düşlüyor,“ diye sözlerini bağladı Faust.

“Vay canına, bu gerçekten işe yarar ve ilginç bir dersti,“ dedi Caim. Sonra içini çekerek baştan beri aklını kurcalayan şeye parmak bastı. “Bu arada, neden deminden beri şekilden şekle giriyorsun? Bilerek göğsünü ve kalçanı sergiliyorsun, değil mi?“

“Hı? Bunu mu kastediyorsun?“ Faust başını merakla yana eğdi. Şu anda kürsünün üzerine oturmuş, bacaklarını iki yana açarak en mahrem yerlerini gözler önüne seriyordu. “Eh, şu sıralar etrafında epey kadın var, ben de sana biraz göz banyosu yaptırayım dedim.“

“...Bunun seninle hiç alakası yok. Dürüst olmak gerekirse, sadece sinirimi bozuyor,“ diye tersledi Caim. Kadının, Zehir Kraliçesi’nin lanetini yenmesinde ona yardım eden velinimeti olduğu doğruydu ama laneti ona ilk bulaştıran da yine ta kendisiydi. Onu artık suçlamıyordu ama bu laubali takılmaları canını sıkıyordu.

“Seksi pozlarımı beğenmedin mi? Ne yazık. Vücuduma epey güvenirdim oysa.“

“Güzel olduğunu düşünüyorum. Sadece şu an kadınlara aç olduğum söylenemez.“

“Çünkü üç tane sevimli sevgilin var, değil mi? Ha ha, epey etkileyicisin, biliyorsun? Yola çıkalı daha bir ay bile olmadı.“

Faust, Caim’in kaç sevgilisi olduğunu bile biliyordu. Rüyanın, daha önceden beynine yerleştirdiği bir büyüyle yaratıldığını söylemişti ama mevcut durumu hakkında bu kadar çok şey bilmesi, Caim’i şüphelendiriyordu; kadın onu gerçekten gözetliyor olabilir miydi?

“Endişelenme, epey meşgulüm ve gözlemlemem gereken bir sürü başka insan var, yani sana çok fazla zaman ayıramam,“ diye güvence verdi Faust.

“Gerçekten mi? Eğer yalan söylüyorsan, bir dahaki karşılaşmamızda sana zehrimin tadına baktırırım.“

“Doğru söylüyorum, yemin ederim. Neyse, konuya dönelim; imparatorluk askeri güç ve savaşla doğdu, bu yüzden iyi ya da kötü, bir liyakat düzeni oluştu. Yeterince iyiysen bir avam bile soylu olabilir ve güçlü oldukları sürece..


Analiz: Metnin orijinalinde geçen “eye candy“ (göz şekeri/göz banyosu) ifadesi, Faust’un öğretmen rolü ile “baştan çıkarıcı kadın“ (Femme Fatale) rolü arasındaki gri bölgedir. Caim’in “Thirsty“ (susuz/aç) kelimesine verdiği “Kadınlara aç değilim“ cevabı, aslında tipik bir Light Novel kahramanı savunmasıdır. Caim, Faust’un cazibesini reddetmiyor (“Güzel olduğunu düşünüyorum“), sadece manipülasyona karşı gardını “ilgisiz erkek“ maskesiyle koruyor. Çeviride “göz banyosu“ ve “kadınlara açlık“ terimleri, bu pasif-agresif flörtü korumak için seçildi.








“Suçluların servete konup ipleri eline aldığı bir dünya... Aslına bakarsan senin gibiler için biçilmiş kaftan. Yine de... ayağını denk al.“

Faust, işaret parmağını usulca dudaklarına götürdü. Yüzüne, tehlikeli bir oyunun habercisi olan o kurnaz tebessüm yerleşmişti.

“Eğer sendeki o gücün kokusunu alırlarsa, dört bir koldan üzerine üşüşeceklerdir. Kimi seni bir maşa gibi kullanmak isteyecek, kimi ortadan kaldırmak... Hatta kimileri, soyunu ele geçirmek için tohumunun peşine bile düşebilir.“



.
Buradaki “take your seed“ (tohumunu almak) ifadesi, sadece biyolojik bir eylemden ziyade, karakterin genetiğinde taşıdığı gücün “meta“laştırılmasını ima ediyor. Faust’un “roguish smile“ (çapkın/kurnaz gülüş) ile bunu söylemesi, tehlikenin sadece fiziksel şiddet değil, aynı zamanda baştan çıkarma ve manipülasyon yoluyla da geleceğini vurgulayan bir Femme Fatale uyarısıdır.





“Demek tohumum ha...“

“Hali hazırda peşinde pervane olan o iki İmparatorluk dilberi yetmedi mi sana? Neyse, artık silkinip gerçekliğe dönme vaktin geldi. O şirin sevdiceklerinden biri yolunu gözlüyor ne de olsa.“

Faust’un sözleri havada asılı kalırken, bedeni suya düşen bir aksis gibi dalgalandı ve saniyeler içinde hiçliğe karıştı.

Caim’in bilinci bulanıklaşmaya başlamıştı. Tam uyanmak üzere olduğunu idrak ettiği o kırılma anında, dünyası kör edici bir ışık seliyle yıkandı.




Faust’un kullandığı “imperial girls“ (İmparatorluk kızları) ifadesi ve hemen ardından gelen “cute lovers“ (şirin sevgililer) tamlaması, tipik bir “Harem Protagonisti“ ile dalga geçme anıdır. Ciddi bir konudan (genetik miras/tohum) bir anda Caim’in aşk hayatına geçiş yapması, Faust’un kaotik doğasını ve Caim’in içinde bulunduğu durumun ciddiyetini küçümseyerek kontrolü elinde tuttuğunu gösterir. Çeviride “peşinde pervane olan“ deyimi kullanılarak, kızların Caim’e olan ilgisinin yoğunluğu ve Caim’in pasifliği vurgulandı

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

6.1   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   8