— Edebiyat Kulübü’nden belli bir üyenin bakış açısından —
Okul toplantısında müdür, şu anki kargaşayı açıkladı.
Benim bildiğim futbol kulübü üyeleri zaten disiplin cezası kararlaştırılana kadar uzaklaştırılmıştı ve okula gelemiyorlardı.
Aynı durum, bu olayın baş sorumlusu olan Kondo-senpai ve Amada Miyuki için de geçerliydi.
Kondo-senpai’nin bu kadar kolay harcanacağını hiç düşünmemiştim. Sonuçta ailesi nüfuzlu belediye meclisi üyeleriydi ve kendisi de futbol kulübünün asıydı. Ünlü olması gerekiyordu. Hatta okul için iyi bir reklam olması bile bekleniyordu.
Bu kadar etkili biri olmasına rağmen, okul acımasızca balyozu indirdi. Normalde okul itibarını ve kendini korumayı önemser. Her şey neden bu kadar hızlı ele alındı?
Kondo-senpai okulun kast sisteminin tam tepesindeydi ve kimsenin karşı koyamayacağı bir auraya sahipti. Bu yönüne hayranlık duyardım. Kız arkadaşı olmasa bile, sadece eğlencesine bile olsa sorun olmaz diye düşünmüştüm. Çünkü Kondo-senpai’ye yakın olursam, herkes bana da ilgi gösterirdi. Kendi statüm de yükselirdi.
Ama okulun kast sisteminin aslında sadece çocuk oyunu olduğunu fark etmek zorunda kaldım. O oyunun zirvesinde olması gereken futbol kulübü üyeleri bile, yetişkinlerin gücü karşısında statülerinden kolayca sıyrıldı.
Sonra, sahnedeki müdür konuşmasına devam etti.
Bu zorbalık olayına karışan öğrenciler, cezai ve hukuki yaptırımların yanı sıra okuldan da ceza alacaktı. Aono Eiji’nin ailesi öfkeliydi ve onu karalamaya çalışan öğrencilere karşı acımasızca mücadele etmeye kararlıydı.
Korkuyorum. Çok korkuyorum, dehşete kapıldım. Futbol kulübünün son günlerinde ihanetlerin yaygınlaştığını duydum. Kendilerini kurtarmak için arkadaşlarını sattıkları söyleniyordu. Aynı şeyin Edebiyat Kulübü’nde de olmasından korkuyorum. Belki de birimiz bizi çoktan ele verdi.
Eğer öyleyse…
Kondo-senpai ile Amada Miyuki’yi birbirine bağlayan kişinin ben olduğum, futbol kulübünü karalamaya katıldığım ve Aono Eiji’nin el yazmalarını ve kişisel eşyalarını ortadan kaldırdığım gerçeği…
Eğer okul her şeyi biliyor ve sadece olayların akmasına izin veriyorsa, kaderim zaten belirlenmiş demektir.
Bir yıl sınıfta bırakılabilirim ya da okuldan atılabilirim. Eğer öyle olursa, ailem benim hakkımda ne düşünür? Ya tazminat davası açılırsa? Kondo-senpai gibi benim de tutuklanmam mümkün mü?
Eğer bunlar olursa… hayatım biter mi?
Aono Eiji’ye zorbalık etmeyi neden aklımdan geçirdim ki? Bunun bu noktaya geleceğini bilseydim, kesinlikle işe karışmazdım. Korkuyorum, çok korkuyorum, dehşete kapıldım. Zorbalık bir suç mu?
Bana neden kimse böyle önemli bir şeyi söylemedi?
Neden bunu kendim araştırmaya çalışmadım?
Yıkımın ayak seslerini yavaş yavaş yaklaşıyormuş gibi duyduğumu hissediyorum. “Sorun olmaz. Hepimiz sessiz kalmayı kabul edersek, kesinlikle yakalanmayız.” Kulüp Başkanı Tachibana’nın, sanki yer yarılmış da içine girmiş gibi ortadan kaybolmadan önce söylediği sözler buydu.
Bu çok sorumsuzca. Hayatlarımız mahvolmak üzereyken neden böyle?
Şimdiden içim ihanet duygusuyla dolu.
Ayaklarım tutmuyor, sanki birazdan yıkılacak gibiyim.
Hayır, zayıf olamam. Kendimi korumam gerek.
Bu kararlılıkla, okul toplantısını bir şekilde atlatmayı başardım.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.