Yukarı Çık




27   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   29 

           
Bölüm 28: Vakochev’in Taş İlkeler’i!  II


Taş Toprakları’nda aile bağlarını kan belirler.


Çoğu Varoluş buna inanır; Onları birbirine bağlayan bağların ana rahminde örüldüğüne, uçsuz bucaksız kayalar üzerinde yürüyen ilk insanlardan bu yana kopmayan bir zincirle anneden çocuğa geçtiğine inanılır.


Ancak Savaşçılar farklı bir gerçeği bilirler.


Onlar, doğumla değil savaşla dövülen başka bir bağın Varoluş’unu bilirler. Kanın paylaşılmasıyla değil, dökülmesiyle kurulan bir bağı. İki Savaşçı ellerinde silahlar ve net bir niyetle karşı karşıya geldiğinde, aralarındaki boşlukta kutsal bir şey gerçekleşir!


Bir idman, aslında bir itiraftır. Fiziksel bir form almış güvendir. Silahını bir başkasına doğrulttuğunda ve o da seninkine karşılık verdiğinde, kelimeler olmadan şunu söylersin: Sana zayıflıklarımı göstereceğim. Savunmamdaki boşlukları açık edeceğim. Herkesten sakladığım korkularımı görmene izin vereceğim.


Ve onlar da sana aynı şeyi söylerler.


İşte bu yüzden, birlikte idman yapmış Savaşçılar birbirleri için hiç tereddüt etmeden ölüme giderler. Birbirlerini en savunmasız anlarında görmüşlerdir. Şüphe anlarına, korku pırıltılarına, tekniğin yetmeyip, içgüdülerin devreye girdiği o çaresiz çırpınışlara tanıklık etmişlerdir.


Onlara, sırlardan çok daha değerli bir şey emanet edilmiştir.


Şamanlar der ki; Atalar Taş Toprakları’na aşağı baktıklarında, aileyi belirlemek için Soy Hatlar’ını saymazlar. Ellerinde ölüm varken, karşı karşıya durup, birbirlerini daha güçlü kılmayı seçenleri gözlerler.


Çünkü nihayetinde içine doğduğun aile sadece bir şanstır, ama birlikte kanadığın aile bir tercihtir!


Ve tercih, Taş Toprakları’nda gerçekten bize ait olan tek şeydir.


Vakochev İlkeleri’nin Birinci İlke’si...


Damian, Primus Dil’i ve her şeyi tek bir süreçte nasıl birleştirdiğini düşündükten sonra buna ne isim vermesi gerektiğini buldu...


“Şöyle bilinsin... Vakochev İlkeleri’nin Birinci İlke’si: İlkel Yakınsama.“


GÜM!


İlkel Yakınsama!


Damian vücudundaki değişimleri, o kadar uzun süredir boş kalmış sistemlerinde vızıldayan o yeni gücü hissetti. Teori harikaydı. Anlamak değerliydi. Ama bunu doğrulamak istiyordu.


Bunu hissetmek istiyordu.


Bu yüzden Adam Amca’ya baktı ve ifadesi daha ciddi bir hâl alırken, nefesini dışarı verdi.


“İhtiyar, bir idmana ne dersin?“


Adam Amca’nın kaşları kalktı.


“Bir şeyi görmek istiyorum.“


...!


Yıllar boyu aldığı yaralar onu Etin Uyanışı’nın zirvesine geriletmeden önce Kemik Tavlama seviyesinde olan eski bir Savaşçı ile yapılacak bir İdman’dı bu. 


Bu, ağır bir talepti.


Gücü azalmış olsa bile Adam Amca, zanaatını on yıllar boyunca bilemiş bir katildi. Damian’ın sadece hikayelerini duyduğu savaşlarda çarpışmış bir askerdi. Mızrağı, çoğu Etin Uyanış’ı Savaşçısı’nın tüm ömrü boyunca göreceğinden daha fazla can almış bir muhafızdı. 


Ancak Adam Amca tereddüt etmedi.


Bilinci başka yerlerde olsa bile bedeni savaşı hatırlayan birinin o pürüzsüz hareketiyle ayağa kalktı. Yaralarını kapatan Kan Yosun’u Macun’u işini iyi yapmıştı; Kasap ile olan dövüşünden kalan yaralar artık yarıdan fazlası iyileşmişti. Derin kesiklerin üzerinde kabuklar oluşmuş ve şişkinlik önemli ölçüde inmişti. 


Gücünün yüzeye çıkmasına izin verirken, derisinin üzerinde Mana Lifler’i çatırdayarak, parladı. On yıllardır süren zorluklara rağmen hayatta kalan gelişiminin görünür kanıtı olan o tanıdık Mavi Enerji yılanları, kollarının ve göğsünün etrafında kıvrıldı.


Eli bir ağaca dayalı duran mızrağını buldu ve onu kendi vücudunun bir uzantısıymışçasına rahat bir aşinalıkla kavradı. Taş uç, süzülen ışıkta parladı; Bugün maruz kaldığı onca darbeye rağmen hâlâ keskindi.


Damian’a tamamen ciddi bir ifadeyle baktı.


Taş Toprakları’nda, özellikle Damian ve Adam Amca’nın geldiği yerde, idmanlar kutsaldı.


Bunlar, sadece pratik değildi. Birer sınavdı. Kendini bir başkasına karşı tartma, zayıf ve güçlü yanlarını bulma, kontrollü bir çatışma yoluyla büyüme fırsatıydı. Vakochev İmparatorluğu’nun saraylarında, Lugaller arasındaki bir idmana resmi bir düello kadar ağırlık verilirdi.


Bir Lugal’in birini idmana davet etmesi onun için bir onurdu.


Adam Amca’nın derinden hissettiği belli olan bir onur.


“Genç Lugal ile idman yapma onuruna en son sahip olduğumda, onuncu yazındaydın.“


Sesi, farklı bir zamandan gelen anıların hücum etmesiyle duygulanarak, kalınlaştı. İmparatorluğun hâlâ ayakta olduğu bir zaman. Damian’ın hayatta kalmaya çalışan bir kaçak değil, geleceği olan bir prens olduğu bir zaman.


“O zaman küçüktün. Ateşliydin ama küçüktün. Baban seni eğitim alanından izlerdi.“


Adam Amca mızrağını daha sıkı kavradı.


“Bunun için her şeyimi vereceğim, Genç Lugal. Darbelerimi sakınmayacağım için endişelenmene gerek yok.“


...!


Damian ayağa kalkarken, çarpık bir gülümsemeyle gülümsedi; Vücudu kendisini bile şaşırtan bir akıcılıkla yanıt veriyordu. Sistemlerinde dolaşan Mana, her şeyin daha tepkisel, daha canlı hissettirmesini sağlıyordu.


Darbelerini sakınmayacağını gösteren ciddi bir ifadeye sahip bu Savaşçı’ya baktı.


Sekiz yıl süren kaçış ve saklanma boyunca onu koruyan bu yaşlı askere. Onu hayatta tutan İlkeleri öğretene. En karanlık gecelerde ona göz kulak olana.


Şimdi Savaşçı ve Lugal olarak karşı karşıya geleceklerdi.


Öğretmen ve öğrenci olarak.


Damian eğildi ve köyden getirdiği taş baltayı eline aldı; Sütlü Yabanöküzü Lütfu kabını kenara iterken, baltanın ağırlığını test etti.


Balta, çocukken eğitim gördüğü o zarif silahlardan biri değildi; İmparatorluğ’un zanaatkarlarının ürettiği o ince dengeli savaş aletlerine benzemiyordu. Kaba bir şeydi; Taşın ahşaba sinirle bağlandığı bir gereçti. 


Ama iş görecekti.


Sekiz yıllık uykudan sonra bile bedeninin hatırladığı bir duruşa geçti. Ayakları yerini buldu. Ağırlığı dengeli bir şekilde dağıldı. Kolları baltayı hazırda tuttu.


DÜM!


Kalbi o yeni ağırlıkla vurdu ve buna karşılık içinden bir güç dalgasının yükseldiğini hissetti.


“Gel bakalım, ihtiyar.“


Sesi, damarlarında gezinen heyecana rağmen sakindi!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

27   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   29