Yukarı Çık




223   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   225 

           


224.Bölüm: 42.Kısım – Asmodeus (4)
_____________________________________________

   “Bu adamın aklından ne geçiyor böyle...?”

Aileen kateteri çekip çıkarırken, yerde uzanan Kim Dokja’yı izleyerek mırıldandı. Bandajların arasından hikâye parçaları sızıyordu.

   – Şimdilik tek yol bu.

   – Aslında bunu kullanmak istememiştim.

Aileen aceleyle cesaretini topladı, parçaları süpürür gibi toplayıp diğer kolun nabzını kontrol etti. Kim Dokja’nın yüzü solgundu ve hiçbir sıcaklık hissedilmiyordu.

   “Daha fazla hikâye paketi getirin! Çabuk!”

Aileen’in bağırışı üzerine izleyenler tedavi odasından koşarak çıktılar. Aileen, ölmek üzere olan Kim Dokja’nın yüzüne bakarken onun son sözlerini hatırladı.

   – Beni bir saat kadar ölü bırakın.

   – Ah, tabii gerçekten ölmek değil. Sadece ölmenin eşiğinde olmak gibi.

   –Şu anda ölürsem cidden Kim Namwoon’u görmeye gideceğim.

   – Size güveneceğim. Anladınız mı?

Bip― bip―

Hasta stabilite monitöründeki hikâye stabilite seviyesi hızla düşüyordu. Aileen, anlam veremediği bir ifadeyle uyuyan Kim Dokja’ya baktı ve damarlarına yeni bir hikâye enjekte etti.

_____________________________________________

Neyse ki ‘Her Şeyi Bilen Okuyucunun Bakış Açısı’ 3. Aşama düzgün şekilde bağlanmıştı. Aileen işini doğru yapmıştı. Bu arada...

Karşımda Asmodeus’un enerjisi alev alev yanıyordu. Az önceki iddialı sözlerimin aksine oldukça gergindim. Rakibim Asmodeus’tu. Başta fazla havalı sözler kullandığım için biraz pişmanlık duysam da artık pişman olmanın zamanı geçmişti. Sonunda Asmodeus ağzını açtı.

   [Kurtuluşun Şeytan Kralı?]

Yoo Joonghyuk’un başını kullanarak başımı salladım. Benliğin bir köşesinde Yoo Joonghyuk’un ruhunun çırpındığını hissedebiliyordum ama onu zorla uykuya bastırdım. Yoo Joonghyuk’un şimdi ortaya çıkmasına izin veremezdim.

   [Ben Kurtuluşun Şeytan Kralıyım.]

Gerçek sesimi kullanmak aşırı miktarda olasılık tüketiyordu yine de sakin görünmeye çalıştım. Onun baskısına boyun eğmemek için bilerek gerçek sesimi kullanmıştım. Bonusu da, gerçek sesimi korumanın beni güçlü göstermesiydi. Asmodeus şaşkın bir ifadeyle bana baktı ve tekrar sordu.

   [O gerçekten senin enkarnasyonun mu?]

   [Doğru.]

Baygın haldeki Yoo Joonghyuk bunu bilse kesinlikle öfkelenirdi ama yine de söyledim. Şu anki durumda daha iyi bir cevap yoktu. En azından ben öyle düşünüyordum.

   [Böyle bir enkarnasyonun olduğunu duymamıştım.]

   [Bilgi ağın düşündüğümden daha yavaşmış. Bu kişi benim enkarnasyonum.]

Asmodeus kesinlikle benimle ‘konuşmak’ için gelmişti. Sözlerinin güvenilir olup olmadığı bilinmezdi ama Yoo Joonghyuk’un hayatta kalmasının tek yolu buydu. Gerçekten konuşmaya geldiyse, enkarnasyonuma dokunmak gibi gereksiz bir şey yapmazdı.

   [Hımm...]

Asmodeus sözlerimi kabul etmiyor gibiydi; enerjisi giderek güçleniyordu. Umutsuzca bildiğim Asmodeus bilgilerini hatırlamaya çalıştım.

   「 Şımarık bir kaçık. 」

   「 Gurme Derneği’nin bir üyesi. 」

   「 Olimpos’un Yeraltı Dünyası’yla biraz tanışıklığı var. 」

   「 Çarpık bir libido sahibi. 」

İşe yarayabilecek birkaç bilgi vardı ama şu anda kullanabileceğim hiçbir şey yoktu. Her hâlükârda bu karşılaşmayı mümkün olduğunca sorunsuz çözmek en iyisiydi. Duyularımı olabildiğince yükseltip etrafta işime yarayabilecek bir şey aradım. Gözüme çarpan tek şey omuzuma iliştirilmiş küçük bir peluştu.

...Bu da ne? O herif Yoo Joonghyuk gerçekten böyle şeyler mi topluyordu? Tam o sırada peluş bana baktı.

   [Takımyıldızı Şeytanvari Ateş Yargıcı o kadar duygulandı ki burun kanaması geçiriyor.]

...Dur. Yoksa bu peluş...

   [Takımyıldızı Şeytanvari Ateş Yargıcı yanağını sana sürtüyor.]

Peluş yumuşakça Yoo Joonghyuk’un yanağına dokundu ve ben de Yoo Joonghyuk’un bedeni aracılığıyla hissettim. Paniğe kapıldım. Uriel neden buradaydı?

Asmodeus konuştu.

   [‘Statüme’ karşı geri çekilmiyorsan söylentiler doğru demektir. Onuncu senaryoda masal sınıfına ulaşmışsın... Bunun doğru olduğuna inanamıyorum.]

   [Bilmem. Belki de söylentilerden fazlasıyımdır.]

Uriel peluşunu çekip hızla kollarımın içine sakladım. Ortam zaten tuhaftı; Uriel bir şey yaparsa işler daha da zorlaşacaktı. Asmodeus dudaklarını yaladı.

   [Huhu, dilinle ilgili hikâyeler doğruymuş. Tam zevkime göresin. Bu arada... nasıl hayattasın? Takımyıldızlarından öldüğünü duymuştum.]

   [Şanslıyımdır.]

   [...Demek sen de sır saklamayı seviyorsun.]

   [Sırları benden zorla koparmaya çalışan insanlardan nefret ederim.]

   [Bu kişi yeni enkarnasyonun mu? Zevkinin çocuklar olduğunu duymuştum.]

   [Ne saçmalıyorsun?]

   [O zaman bunu hazırlamak için harcadığım emek boşa gitmiş demek.]

Asmodeus, kendi çocuk enkarnasyon bedenine bakarken bana doğru çekici bir şekilde gülümsedi. Oldukça güzel bir çocuğun görünümüne sahipti. Han Myungoh doğruyu söylediyse, bu çocuk onun kızı olmalıydı. Neyse ki Han Myungoh’a hiç benzemiyordu.

   [Bir yanlış anlaşılma var gibi görünüyor... hakkımda birçok yanlış söylenti yayılmış.]

Shin Yoosung’u enkarnasyonum yaptığım yönündeki söylentileri kastediyordum. Ne demek istediğimi anlamış olacak ki Asmodeus, Yoo Joonghyuk’un yüzüne gülümsedi.

   [Gerçekten de, böyle güzel bir bedense zevkimi biraz esnetebilirim.]

Bu noktada normal bir konuşmanın imkânsız olduğu açıktı. Kaba bir ses tonuyla konuştum.

   “Gerçek sesinle konuşmayı bırak. Etrafta enkarnasyon kalmayacak.”

   [Neden?]

   “Burası artık benim endüstri kompleksim. Vatandaşlarımı öldürmeni bırakmanı istiyorum.”

Resmî olarak Gilobat, ‘Kim Dokja’ yüzünden ölmüş ve böylece burası benim endüstri kompleksim hâline gelmişti.

   [Endüstri kompleksinin yeni sahibisin.]

Aslında bu mesajlar gerçekten de geliyordu. Tabii gerçekte istediğim tek şey gerçek sesimi kullanmayı bırakmak için iyi bir bahaneydi.

Asmodeus küçük bir gülümsemeyle konuştu.

   “Hrmm, evet. Özür dilerim.”

Yarım gönüllü görünse de, Asmodeus bir amacı olduğunda nazik davranabiliyordu. En azından amacına ulaşana kadar.

   “Peki neden benimle konuşmaya geldin?”

   “Zaten biliyor gibisin. Değil mi?”

   “...Nereden bileyim? Kâhin değilim sonuçta.”

   “Asgard’ın kâhinine benzer bir gücün olduğunu biliyorum.”

Muhtemelen Anna Croft’tan bahsediyordu. Hikâyemin ne kadarının yayılıp çarpıtıldığını bilmiyordum. Ama söylentiler ne olursa olsun, artık bu tarafta temeli atmanın zamanı gelmişti.

   “Belki de ‘Şeytan Kral Seçimi’ yüzündendir.”

Cevabım üzerine Asmodeus sırıttı. Tahmin etmek zor değildi. Çünkü endüstri kompleksi düştükten kısa süre sonra şu mesaj duyulmuştu:

   [Şu anda 73. Şeytan Diyarı’nın bir Şeytan Kral Adayı’sın.]

   [Yeni bir senaryo şu anda beklemede.]

   “Yeni bir tahtı mı hedefliyorsun?”

   “Ha? Zaten 32. Şeytan Diyarı’na sahibim. Daha düşük rütbeli bir diyar kazanmanın anlamı yok.”

   “O zaman ne istiyorsun?”

   “Yeni bir şeytan kral olmana yardım etmek istiyorum.”

Beklediğim gibi söylemişti. Han Myungoh bana daha önce benzer bir şey demişti.

   – Şeytan kral… bana ‘73. Şeytan Kral’ı kendi ellerimle yaratmamı söyledi.

Bir süre düşündüm, sonra başımı salladım.

   “Üzgünüm ama yardıma ihtiyacım yok. Şu anda yarışmaya katılmak gibi bir isteğim yok.”

   “Veto hakkın olduğunu sanmıyorum? Dük olur olmaz seçime katılmak zorundasın.”

   “Kendi gücümle hayatta kalırım.”

   “Şimdiye kadar şanslıydın. Peki bu gelecekte de devam edecek mi?”

   “…”

   “Dük Melledon ve Bercan’ın da seninle aynı şekilde düşündüğünü mü sanıyorsun?”

Onlara şimdiden bazı nebulaların bağlandığı biliniyordu. Üstelik bunlar bana düşman olan nebulalardı. Asmodeus güldü.

   “Yardımıma ihtiyacın var. Reddedersen ölürsün.”

Beni kimin öldüreceği belli değildi ancak o ölümümden eminmiş gibi konuşuyordu. Siktiğimin piçi... Bunca yolu sadece ayağıma çelme takmak için mi gelmişti?

   [Az sayıda takımyıldızı seçimini izliyor.]

   [Takımyıldızı Altın Başlığın Esiri seçimini izliyor.]

   [Cinsiyet değiştirmeyi seven takımyıldızı seçimini izliyor.]

Bu noktaya gelmeden önce Biyoo’ya kanalı genişletmesini söylemiştim. Bu yüzden takımyıldızları seçimimi izliyordu. Çoğu takımyıldızı şeytan krallara karşı isteksizdi. Burada vereceğim karar, gelecekteki hikâyemin yönünü belirleyecekti.

Sakin bir nefes alıp sordum.

   “Amacın dev hikâye mi?”

Sözlerim üzerine Asmodeus’un gözleri hafifçe titredi.

   “...Böyle bir şeyi şimdiden bilmene şaşırdım.”

   “Senin gibilerin bir anda akbaba gibi dolaşmasına neden olacak tek şey bu.”

Acı bir gülümseme takındım.

Bir dev hikâye. Şimdiye kadar biriktirdiğim hikâyeler normal hikâyeler kategorisine giriyorsa, Yıldız Akışı’nda bunların ötesinde yeni bir alan vardı: dev hikâyeler. Mesela, Olimpos’un ‘Gigantomachia’sı ve Asgard’ın ‘Ragnarok’u gibi hikâyeler.

Küçük bir pay bile olsa bir dev hikâyeye ortak olmak, takımyıldızlarının muazzam güç ve olasılık kazanmasını sağlayabilirdi. Büyük bir pay elde ederlerse, devasa bir güce dönüşürlerdi. İşte bu yüzden kıyamet senaryosu her gerçekleştiğinde takımyıldızları gözleri alev alev yanarak oraya akın ederdi.

Şeytan Diyarı’nın ‘Şeytan Kral Seçimi’ de böyle bir dev hikâyeydi. Elbette Olimpos’un Gigantomachia’sı kadar büyük değildi, fakat sıradan hikâyelerle kıyaslandığında oldukça büyüktü.

Asmodeus başını salladı.

   “Haklısın. Bir dev hikâyenin payına ihtiyacım var.”

Asmodeus zaten bir şeytan kraldı ve daha yüksek seviyeli bir senaryoya aitti, bu yüzden seçime katılamazdı. Ama hikâyedeki bir pay karşılığında bana yardım edebilirdi.

Normalde bu teklifi reddederdim. Çünkü Şeytan Kral Seçimi yoluyla biriktirilebilecek dev hikâye, gelecekte nebulalara karşı vereceğim savaşın temel dayanağı olacaktı.

Bu hikâyeden bir payı yanlış kişiye verirsem, sonunda hiçbir şey elde edememe ihtimalim vardı.

Fakat 12. Regresyonun Yoo Joonghyuk’u bir keresinde şöyle mırıldanmıştı:

   「 ‘O zamanlar, Şeytan Kral Asmodeus’u destekliyormuş gibi yapmamalıydık.’」

O anda 12. Regresyonun Yoo Joonghyuk’unun yakasına yapışıp tam olarak ne demek istediğini sormak istesem de şu anki kişi sadece üçüncü regresyondaydı.

Sonunda karar vermek zorundaydım. Bir şeytan kralın elini tutmalı mıydım, yoksa tutmamalı mıydım?

Yavaşça ağzımı açtım.

+

Çeviri: Sansanson

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

223   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   225